BİRUN

                                               BİRUN

Birun,Farsça bir kelime olup dışarı demektir. Enderun’unı zıddı olarak kullanılmıştır. Birun., babü's-saade'de başlar. Bu kapının hemen gerisine Fatih Sultan Mehmed tarafından arz odası yaptırılmıştı. Bayram tebriki, elçi kabulü gibi merasimlerde ve ayak divanı ya da galebe divanıgibi olağandışı toplantılarda babüs- saade önünde padişah için bir taht kurulurdu. Adı geçen bu kapıda,padişahın taşra hizmetlerine bakan teşkilat yer alırdı. Bunlar:

-Yaya hassa ordusu ve en kalabalık sınıf olan yeniçeriler,

-Altı bölükten müteşekkil atlı hassa ordusu kapıkulu süvarileri,

-Osmanlı ordusunun en önemli unsurlarından olan topçular,

-Padişahın hakimiyet sembolleri olan bayrak, tuğ ve askeri bandosu demek olan ve çadır ve otağ hizmetlerine bakan mir-i alem'in amirliğindeki mehterler,

-Padişah saray dışına çıktığı zaman göz alıcı kıyafetleriyle etrafında parlak bir maiyet teşkil eden müteferrikalar. Bunlar ekabir çocuklarından, beyzadelerden ve enderun'dan çıkmış iç oğlanları'ndan meydana gelirdi.

-Bi'run'daki ziyafet işlerine bakan çeşnigirbaşı idaresindeki çeşnigirler,

-Padişahın emrini gereken yerlere ulaştıran ve emrin uygulanmasına nezaret eden çavuşlar ve kapıcılar. Bunların amirlerine de çavuşbaşı, kapıcıbaşı ve kapıcılar kethüdası denirdi. Bunlar yabancı ülkelere elçi olarak da gönderilirlerdi.

Mirahur idaresindeki padişaha ait çok sayıda at da birun'un önemli bir bölümünü teşkil ediyordu. Seferde kullanılmak ve ya hediye vermek için beslenen bu hayvanlar en iyi cinsten ve çok iyi terbiye edilmişlerdi.

Çakırcıbaşı denilen bir komutanın emrindeki bölükler de padişahın av işlerinden sorumlu idi. Osmanlı padişahlarının çoğu avlanmayı severdi. Bunun için sarayda çeşitli av köpekleri ile doğan, şahin, balaban vs. türünden yırtıcı av kuşları beslenirdi. xv. yüzyılın ortalarında binden fazla av köpeği ve iki binden fazla av kuşu bulunduğu bildirilmektedir.

XV. Yüzyılda bu grupların amirleri rütbe ve derecelerine göre şu şekilde sıralanıyordu:

Yeniçeri ağası, mir-alem, kapıcıbaşı, mirahur, çakırcıbaşı, çeşnigirbaşı, süvari bölük ağaları, çavuşbaşı ve kapıcılar kethüdası. Bunlara rikab veya özengi ağası denirdi. Rikab ağaları enderün' daki odalardaki yüksek rütbeli ağalardan tayin olunur, terfi ettiklerinde sancakbeyi olarak eyaletlere gönderilirdi. Rikab ağalarını derece sırasına göre cebecibaşı ve topçubaşı takip ederdi.

Bahsedilen bu bölüklere giren erler de kul sistemi içerisinde daha üst kademeye geçememiş olanlar idiler. Yeniçeriler Anadolu'daki Türk çiftçi ailelerinin yanında yetişmiş, sonra Gelibolu ya da İstanbul'daki acemi ocağı'nda eğitim görmüş olanlardan, yahut padişaha ait bahçelere bakan bostancılar arasından gelirlerdi. Çavuşlar ve kapıcılar, genellikle bostancılar veya saray mutfağında ve fırınlarda çalışanlar arasından seçilirlerdi.

 

Kapıkulu süvari bölükleri neferleri ise umumiyetle devlete ait diğer saraylarda eğitim görmüş iç oğlanlarından idiler.

Yeniçeriler, süuariler, çauuşlar, kapıcılar, müteferrikalar saray dışında görev almak istediklerinde geliri yüksek zeamet ve timarlar alırlardı. Dirliklerinin geliri aldıkları ulufeye göre hesap edilirdi. Yevmiyelerinin her akçası için bin akçelik timar verilirdi. Mesela günde 10 akçe yevmiye alan 10 bin akçalık tımara müstahak olurdu.

XVI. yüzyıldan sonra özengi ağaları taşrada beylerbeylik ve vezirlik gibi daha yüksek makamlara atanır olmuşlardır. Birun'daki ağalar da padişahın şahsi hizmetini görenler arasından seçildiği nazar-ı itibara alınırsa, taşrada görevalan sancakbeyi ve beylerbeyilerin çoğunluğunun padişahın hizmetinde bulunmuş, onun
bizzat tanıdığı kişiler olduğu anlaşılır.

Birun' da bu sayılanların dışında daha birçok hizmet ve görev erbabı vardır. Mesela sarayın giyim kuşam işlerine bakan, hil'at ve kürk gibi özel elbiseleri hazırlayan yüzlerce terzi ve sanatkar zikre değer. Saraydaki tezgahlarda ve kumaş atölyelerinde devrin en güzel ve en kaliteli kumaşları, kadifeleri, kemha ve atlasları dokunmakta idi.

Ayrıca altın ve gümüş para basımı ile uğraşan darphane eminliği de sarayda idi. Saray, cami, köprü, yol vs. nin inşa ve tamirine bakan şehremini, mimarbaşı, hekimbaşının maiyetindeki hekimler, müneccimbaşı ve müneccimler, saray imam ve müezzinleri, aşçılar, oduncular, arabacılar vs. gibi daha bir sürü hizmetkar ve
sanatkarlar saray halkını oluşturuyordu.

Kısacası saray, yalnız idare ve ordu için değil, Osmanlı ekonomik, sosyal ve kültür hayatı gibi çok çeşitli faaliyet sahaları için de kaliteli bir üretim merkezi durumundaydı. Kendi mesleğinde zirveye çıkmış insanlar, burada toplanmıştı.

Kapı kullarının mevcudu 1432'de 5 bin, 1475'de 12.800 idi. 1566'da bu sayı 50 bine yakındı. 1609'da ise 90 bini aşmıştır. Bu artışın temel sebebi yeniçeri ve sipahilerin artmasından kaynaklanmaktadır.


Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
E-Mail:
Mesajınız:
Doğrulama: Güvenlik Kodu