10.SINIF TARİH KONULARI

TARİH
Toplumların geçmişteki faaliyetlerini toplumlar arasındaki münasebetleri yer ve zaman göstererek sebep sonuç ilişkisi içinde inceleyen bilime tarih denir.

Tarihin gözlemi deneyi ve tekrarı yapılamaz.

BİR OLAYIN TARİH OLABİLMESİNİN ŞARTLARI
1-Zamanı bilinmeli
2-Yeri bilinmeli
3-Sebebi bilinmeli
4-Sonucu bilinmeli
5-Olay zamanda yayılma yapmalı
6- Olay mekanda 'yerde yayılma yapmalı

OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU

Osmanlılar Oğuzların Bozok kolunun Günhan soyunun Kayı boyunun Karakeçili aşiretine mensupturlar.
Kayı Boyu 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya geldi.
Kayı güç ve kudret demektir.
Kayıların damgası iki ok arasında gerilmiş bir yaydır.
Osmanlılar 1299 yılında Osman Bey tarafından Söğüt'te kurulmuştur.

OSMAN BEY DÖNEMİ 1281-1326)

Amacı: Bursa'yı ele geçirmek.

KOYUNHİSAR SAVAŞI (Bafeon Savaşı)

Tarihi: 1302
Tarafları: Osmanlılar X Bizans
Sebep: Bizans'ın Osmanlı ilerleyişini durdurmak istemesi
Sonuç: İzmit yolu Türklere açıldı.
Önem: İlk Osmanlı-Bizans savaşıdır.


ORHAN BEY DÖNEMİ (1326-1362)

Amacı: Balkanlara yayılmak (Orhan Bey babasının Bizans'a karşı yürüttüğü yayılma siyasetini aynen devam ettirdi.)
*Orhan Bey döneminde Bursa fethedildi ve beyliğin merkezi oldu. İpek sanayinin merkezi olan Bursa'nın fethi ile hazineye önemli bir gelir kaydedildi.

MALTEPE ( PELEKANON) SAVAŞI

Tarihi: 1329
Taraflar: Osmanlı X Bizans
Sebep: 1-Bizans'ın Osmanlıların İznik kuşatmasını sonuçsuz bırakmak istemesi. 2- Bizans'ın Türk kuvvetlerinin İstanbul Boğazı'na yaklaşmalarını önlemek istemesi
Sonuç: İznik yolu Türklere açıldı.

OSMANLILARIN RUMELİ'DEKİ İSKAN SİYASETİ (İstimalet politikası)'NİN AMACI: İstimalet sisteminin amacı fethedilen yerlerde Türk nüfusunu arttırmak ve Türk kültürünü yaymaktı.

Osmanlılara kendi isteği ile katılan beylikler: Karesioğulları Germiyanoğulları
Osmanlılara ilk katılan beylik: Karesioğulları
Osmanlılara son katılan beylik:Ramazanoğulları
Osmanlıları en çok uğraştıran beylik: Karamanoğulları

KARESİ BEYLİĞİ'NİN OSMANLILARA KATILMASININ ÖNEMİ

1-Karesi beyliği Osmanlıların aldığı ilk beyliktir.
2-Karesi donanması ve donanma komutanları Osmanlıların emrine girdi.
3-Karesi donanması ile Osmanlılar Rumeli'ye geçtiler.

ÇİMPE KALESİ :

Çimpe kalesi Osmanlıların Rumeli'deki ilk askeri üssüdür. Çimpe Kalesi Bizans'ın Osmanlı yardımlarına karşı Osmanlılara verdiği bir hediyedir. Bizans imp. Çimpe'yi geri almak için para teklif ettiyse de Osmanlılar vermediler.

I.MURAT ( HÜDAVENDİGAR) DÖNEMİ ( 1362-1389)

Amacı: Balkanlara kesin olarak yerleşmek

SIRP SINDIĞI SAVAŞI

Tarih:1364
Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar ( Sırp Bulgar Eflak Bosna Macar beyleri)
Sebep: Filipe ve Edirne'nin Osmanlılara teslim olması.
Sonuç: 1-Balkanlardaki Türk ilerleyişi devam etti. 2-Balkanlardaki Macar etkisi kırıldı.
Önemi: 1-İlk Osmanlı-Haçlı savaşıdır. 2- Savaş sonunda Osmanlılar'ın başkenti Bursa'dan Edirne'ye taşındı.

PLOŞNİK BOZGUNU

1387 yılında Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Ploşnik'te Sırp ve Boşnak kuvvetleri tarafından imha edildi. Ploşnik Bozgunu I.Kosova Savaşı'nın sebebidir.

I.KOSOVA SAVAŞI

Tarihi: 1389
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar (Sırp Boşnak Macar Eflak Arnavut Leh Çek kuvvetleri)
Sebep: Haçlıların Ploşnik bozgununda Osmanlıları yenmesi onlara cesaret vermişti.
Sonuç: Balkanların Türk toprağı olduğu ispatlandı.
Önemi:1-I.Kosova Savaşı Balkanlarda tutunabilmek için yaptığımız savaşların en büyüklerindendir. 2-I.Murat savaş meydanını gezerken bir Sırplı tarafından şehit edildi. 3-I.Murad'ın oğlu Bayezid bu savaşta gösterdiği ustalık ve çabukluk sebebiyle Yıldırım unvanını aldı. 4- Savaş Balkan Yarımadası'nın geleceğini belirlemiştir.


I.BAYEZİD ( YILDIRIM ) DÖNEMİ (1389-1403)

Amacı: Anadolu'da Türk birliğini kurmak

*Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlılar ilk kez İstanbul'u kuşattılar. Yıldırım İstanbul'u 2 kez kuşatmış sonuç alamamıştır.
*Yıldırım Bayezid devleti içinde bulunduğu güç durumdan kurtarmak ve ekonomik gelişmeyi sağlamak için Venedik tüccarlarına imtiyazlar (kapitülasyonlar) verdi. Hayatı boyunca Venedik tüccarlarını himaye etmeyi kabul etti. Ayrıca Venedikliler Osmanlı topraklarında serbestçe ticaret yapacaklar ve vergi vereceklerdi.
*Yıldırım Bayezid savaş meydanında padişah olan ilk ve son Osmanlı padişahıdır.
*Yıldırım Bayezid düşmana esir düşen ilk ve son Osmanlı padişahıdır.

ANADOLU HİSARI (GÜZELCE HİSAR)

1397 tarihinde Yıldırım Bayezid tarafından İstanbul Boğazı'nı denetlemek ve İstanbul kuşatmalarında Bizans'a Karadeniz'den yardım gelmesini engellemek amacı ile yaptırılmıştır

NİĞBOLU SAVAŞI

Tarihi:1396
Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar (Macar kralı komutasındaki Haçlı ordusu)
Sebep: Osmanlıların İstanbul'u kuşatmaları.
Sonuç: Bulgaristan tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.
Önemi: Savaşta çok fazla ganimet elde edildi. Bu ganimetle Osmanlılar bir çok eser inşa ettirdiler. Bursa Ulu Cami bunlardan biridir.

Osmanlı-Karaman rekabetinin ana sebebi:

İki devletin de kendilerini Türkiye Selçuklularının mirasçısı saymaları bu rekabetin ana sebebidir.


ANADOLU'DA SİYASİ BİRLİĞİN KURULMASI İÇİN SAVAŞMADAN YAPILAN ÇALIŞMALAR

1-I.Murat Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızı ile oğlu Yıldırım Bayezid'i evlendirdi. Devlet Hatun çeyiz olarak Kütahya Tavşanlı Emet ve Simav'ı getirdi. 2-I.Murat kızını Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey ile evlendirdi. 3-I.Murat Hamitoğullarından Akşehir Beyşehir Seydişehir Yalvaç ve Isparta'yı 80 bin altın karşılığında satın aldı. 4- Sivas hakimi Kadı Burhanettin ölünce Sivas halkı şehri Osmanlılara teslim etti.

ANKARA SAVAŞI

Tarih: 28 Temmuz 1402
Taraflar: Yıldırım Bayezid X Timur
Sebep: 1-Yıldırım Bayezid ile Timur arasındaki üstünlük mücadelesi 2-Yıldırım Bayezid'in doğuya doğru genişlemesi Timur'un hoşuna gitmemişti.

Sonuç:1-Bizans'ın alınması 50 yıl gecikti. 2-Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyişi durdu. Arnavutluk boşaltıldı. 3-Yıldırım Bayezid tarafından kurulan Anadolu birliği bozuldu. Çünkü Timur Anadolu beyliklerine bağımsızlıklarını geri verdi. 4-Timur Osmanlı topraklarını Yıldırım'ın oğulları arasında paylaştırdı. Böylece Osmanlı Devleti parçalandı.5-Yıldırım Bayezid Timur'a esir düştü. Esarete dayanamayıp kısa sürede öldü.6- Osmanlı Devleti'nin gelişmesi 50 yıl gecikti. 7-Fetret devri başladı.


FETRET DEVRİ ( 1402-1413)

Yıldırım Bayezid'in Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilmesi ile başlayan ve Çelebi Mehmet'in hükümdar olmasına kadar geçen 11 yıllık saltanat karışıklığına Osmanlı tarihinde Fetret devri adı verilir.
Fetret devrine Timur'un Osmanlı ülkesini Yıldırım Bayezid'in oğulları arasında paylaştırması sebep olmuştur.

ÇELEBİ MEHMET DÖNEMİ (1413-1421)

Amacı:Anadolu birliğini yeniden sağlayarak devleti güçlendirmek.
*Çelebi Mehmet Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu sayılır.


II.MURAT DÖNEMİ (1421-1444/ 1446-1451)

Amacı: Balkanlarda Osmanlı aleyhine bozulan dengeyi yeniden sağlamak.
*II.Murat kuruluş döneminin son padişahıdır.
*II.Murat Türkçe'ye çok önem vermiştir. Devletin resmi kayıtları II.Murat'tan itibaren Türkçe tutulmuştur.


EDİRNE-SEGEDİN ANTLAŞMASI

Tarih:1444
Taraflar:Osmanlı- Macar+Sırp
En önemli maddesi: İki taraf birbirleriyle 10 yıl savaşmayacaklar.( II.Murad bu maddeyi antlaşmaya koyarak tahtı 12 yaşındaki oğlu II.Mehmed'e bırakmak istiyordu. 10 sene sonra II.Mehmed savaşacak yaşa gelecekti.)

VARNA SAVAŞI

Tarih:1444
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar (Macar Erdel Eflak Leh Venedik Sırp Alman)
Sebep: Osmanlı tahtına 12 yaşındaki II.Mehmed'in geçmesi.
Sonuç:1-Hıristiyanların Osmanlıları Avrupa'dan atma ümitleri sona erdi. 2- Bizans'ın kaderi belirlendi. 3-Balkanlarda 500 yıl sürecek Osmanlı hakimiyeti başladı Rumeli'de kesin olarak Türk egemenliği sağlandı.



II.KOSAVA SAVAŞI

Tarih:1448
Taraflar:Osmanlı X Haçlılar ( Macar Erdel Eflak Alman)
Sebep: Haçlılar Varna yenilgisinin izlerini silmek istediler. 2- Türk düşmanı Hunyadi Yanoş'un Macar kralı olup Haçlıların yardımı ile Osmanlılara saldırmak istemesi.
Sonuç1-Avrupalı ülkeler saldırıdan savunmaya geçtiler. Haçlılar bir daha Türklere saldırmaya cesaret edemediler. (1683 tarihine kadar) 2-Bu zafer Türklerin kesin olarak Balkanlara yerleşmesini sağlamıştır.3-Eflak yeniden Osmanlılara tabi oldu. 4-Bulgaristan ve Kuzey Yunanistan Osmanlı yönetimine girdi. Bu bölgelere Anadolu'dan getirilen göçmenler yerleştirildi ve özellikle Bulgaristan hızla Türkleşti

Tarih: 1514
Taraflar: Yavuz SS X Şah İsmail (Safeviler)
Sebep:Şah İsmail'in Şii mezhebini Osmanlı topraklarında yaymak istemesi
Sonuç:1-Doğu Anadolu Osmanlı idaresi altına girdi. 2-Dulkadiroğlu beyliğine son verildi ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girdi. 3-Tebriz-Halep Tebriz-Bursa ipek yolu Osmanlı kontrolüne geçti. 3- Şah İsmail hazinesini bırakarak kaçtığı için Osmanlılar büyük ganimet elde ettiler. 4-Şiiliğin Anadolu'da yayılması geçici olarak önlenmiştir.
Önemi:Savaş Osmanlı ateşli silahlarının üstünlüğünü göstermiştir.

MISIR SEFERİ

1-MERCİDABIK SAVAŞI
Tarih:1516
Taraflar:Osmanlılar X Memlukler
Sebep: 1-İslam dünyasının liderliği için Yavuz Sultan Selim halifeliği Memlukler'den almalıydı. 2-Mısır alınırsa Baharat yolu Osmanlıların eline geçecek ve Avrupa ülkeleri ekonomik yönden Osmanlılara bağlanacaktı.
Sonuç: 1-Suriye Filistin ve Lübnan Osmanlıların eline geçti. 2-Mısır yolu Osmanlılara açıldı. 3- Ramazanoğulları Osmanlılara katıldı. 4- Kansu Gavri öldürüldü.

2-RİDANİYE SAVAŞI:
Tarih:1517
Taraflar: Osmanlı X Memlukler
Sebep: Yavuz Sultan Selim'in Memluklere son darbeyi vurmak istemesi
Sonuç: Kahire fethedildi ve Memluk Devleti sona erdi.

MISIR SEFERİ'NİN SONUÇLARI:

1-Mısır Suriye FilistinLübnan ve Hicaz bölgesi Osmanlı topraklarına katıldı. 2- Kutsal emanetler Mekke ve Medine'nin anahtarları Osmanlılara teslim edildi. Halifelik Osmanlılara geçti. (Osmanlı padişahları 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'na kadar bu unvanı kullanmadılar.) 3- Baharat ticaret yolu Osmanlılara geçti. (Ancak coğrafi keşiflerin yapılmasından dolayı Osmanlılar Baharat yolundan istedikleri gibi faydalanamamışlardır.) 4-Mısır seferi sonunda Osmanlı hazinesi tamamiyle doldu. 5-Venedikliler Kıbrıs için Memluklere verecekleri vergiyi bundan sonra Osmanlılara ödemeye başladılar. 6- Mısır'ın fethi ile Kuzey Afrika seferleri için önemli bir üs elde edildi. 7-Yavuz savaştan sonra halife ve akrabalarını idari tedbir olarak alim ve şeyhleri medreselerde yararlanmak üzere İstanbul'a getirdi.
Önemi: 1-Halifelik Osmanlılara geçti. 2- Mısır seferi ile Osmanlı ateşli silahları ile hiçbir devletin boy ölçüşemeyeceği anlaşıldı.

*Yavuz Sultan Selim şir-i pençe (aslan pençesi) adı verilen bir çıban sebebiyle ölmüştür.


I.SÜLEYMAN DÖNEMİ ( KANUNİ)

Amacı: Avrupa krallarını dize getirmek
*Unvanı muhteşem büyüktür.
*Osmanlı tahtında en uzun kalan padişahtır.


BELGRAT'IN FETHİ
Tarih: 1521
II. Murat Belgrat'ı kuşattı ancak alamadı. Fatih Sırbistan seferinde Belgrat hariç bütün Sırbistan'ı fethetti (1459). Kanuni 1521'de Tuna'dan ve karadan kuşattığı Belgrat'ı fethetti.
Önemi: Belgrat Orta Avrupa'ya yapılacak seferler için önemli bir üs olmuştur.



MOHAÇ MEYDAN MUHAREBESİ

Tarih:1526
Taraflar: Osmanlılar X Macarlar
Sebep: Alman İmparatoru Şarlken'e esir düşen Fransız kralı Fransuva'yı kurtarmak. 2- Kanuni Fransuva'yı kurtararak Avrupa'daki Haçlı birliğine Fransa'nın katılmasını engellemek istemiştir.
Sonuç: Macaristan'ın tamamı ele geçirildi ve Avusturya ile Osmanlı Devleti arasında tampon bir Macar krallığı kuruldu.

I.VİYANA KUŞATMASI

Tarih:1529
Taraflar: OsmanlılarX Macarlar
Sebep: Avusturya arşidükü Ferdinad'ın Budapeşte'yi ele geçirmesi
Sonuç: Budapeşte geri alındı ama Ferdinand ordusu ile ortada yoktu. Bu sebeple Osmanlı ordusu Viyana'yı kuşattı. Ancak ordu kuşatma için hazırlıksız gelmişti ve kış mevsimi yaklaşmıştı. Bu sebeplerden dolayı I.Viyana kuşatması başarısız olmuştur.

İSTANBUL BARIŞI

Tarih:1533
Taraflar: Osmanlılar-Avusturya
Önemi: Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacaktır.

ZİGETVAR SEFERİ

Tarih:1566
Taraflar:Osmanlı X Avusturya
Sebep: Avusturya'nın antlaşma şartlarına uymaması
Sonuç: Zigetvar Kalesi fethedildi.
Önemi: Zigetvar seferi Kanuni'nin son seferidir.

FRANSA KAPİTÜLASYONLARI NİÇİN KABUL ETTİ

1-Avrupa'da kendisine karşı oluşturulan cephede sırtını Asya'da Osmanlılar gibi güçlü bir devlete dayamak istiyordu. 2-Fransa Şarlken'e karşı Kanuni'ye güvenmek istiyordu.

OSMANLILAR KAPİTÜLASYONLARI NİÇİN VERDİLER

1-Kanuni Şarlken'in Avrupa'da kendisine karşı kuracağı bir Haçlı ordusunda Fransa'nın bulunmasını engellemeye çalışıyordu. 2-Kanuni Fransızları Akdeniz limanlarına çekerek Akdeniz ticaretini canlandırmak istiyordu.

Kapitülasyonlar Kanuni ile Fransuva'nın yaşadığı sürece geçerliydi. Ancak II.Mahmut döneminde kapitülasyonlar sürekli hale getirildi. Osmanlı Devleti kapitülasyonlar yüzünden Avrupalı tüccarların açık pazarı haline geldi. Her alanda Osmanlıların geri kalmasını sağlayan kapitülasyonlar 1923 Lozan Antlaşması ile kaldırılmıştır.

İRAN SEFERLERİ

Tarih: 1533 1548 15531577
Taraflar: Osmanlı X Safeviler
Sebep: Safevilerin Kanuni'nin batı seferlerini fırsat bilip Anadolu'ya saldırmaları
Sonuç. İran seferleri Amasya Antlaşması ve Ferhat Paşa Antlaşması ile son bulmuştur.

AMASYA ANTLAŞMASI

Tarih:1555
Taraflar: Osmanlılar X Safeviler
Önemi: Osmanlılar ile Safeviler arasındaki ilk antlaşma

FERHAT PAŞA ANTLAŞMASI

Tarih:1590
Taraflar: Osmanlılar 'Safeviler
Önemi: Bu antlaşma ile Osmanlılar doğudaki en geniş sınırlarına ulaşmışlardır.

DENİZLERDE GELİŞMELER

RODOS'UN FETHİ

Tarih:1522
Sebep:Rodos'u ellerinde bulunduran St.Jean şövalyeleri Mısır Suriye ve Anadolu arasındaki deniz taşımacılığını devamlı engelliyorlardı.
Sonuç:Rodos fethedildi ve şövalyeler Malta adasına yerleştirildi.

PREVEZE DENİZ SAVAŞI

Tarih: 1538
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Akdeniz'de Osmanlı hakimiyetini sağlamak
Sonuç:1-Şarlken'in Akdeniz'deki üstünlüğü sona erdirildi. 2-Akdeniz bir Türk gölü haline geldi.
Önemi: Preveze Deniz Savaşı'nın tarihi olan 28 Eylül ülkemizde Türk Denizcilik Günü olarak kutlanmaktadır.

HİNT DENİZ SEFERLERİ

Tarih:1538-1553
Taraflar: Osmanlılar X Portekizliler
Sebep: Portekizliler Basra Körfezi'ni kapatarak Baharat yolunu değiştirmişlerdi. Bu durum Osmanlı ekonomisine büyük zarar veriyordu. 2- Portekizliler Müslüman tüccarlara zarar veriyorlardı.
Sonuç:Seferler başarısız olmuştur. Bunun sebebi Osmanlıların okyanuslara dayanıklı büyük gemilerinin olmayışı ve komutanlar arasındaki anlaşmazlıklardır.



II. SELİM DÖNEMİ (SARI SELİM)

KIBRIS'IN FETHİ

Tarih:1571
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Anadolu Suriye Mısır arasındaki deniz yolunun güvenliği ve Doğu Akdeniz'e Osmanlıların tam hakimiyeti için Kıbrıs'ın fethi şarttı.
Sonuç:1-Osmanlılar Doğu Akdeniz'e hakim oldular. 2- Güney kıyılarımızın güvenliği sağlandı.

İNEBAHTI SAVAŞI

Tarih: 1571
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Osmanlıların Kıbrıs'ı fethetmeleri
Sonuç: Haçlı donanması İnebahtı'da demirli bulunan Osmanlı donanmasını yakarak imha etti.

SOKOLLU MEHMET PAŞA'NIN KANAL PROJELERİ

1-Süveyş kanalı ( Bu kanal açılabilseydi Baharat yolu işlerlik kazanacak ve Ümit Burnu yolu önemini kaybedecekti.)
2-Don Volga Kanalı ( Bu kanal açılabilseydi Osmanlılar Karadeniz'den Hazar Denizi'ne geçebilecek ve Orta Asya Türkleri ile yakından ilişkiye girilebilecekti.)
3-İznik-Sapanca kanalı ( Bu kanal açılabilseydi İstanbul Boğazı'nın trafiği rahatlatılabilecekti.)
*II. Selim ordunun başında savaşa gitmeyen ilk padişahtır.
*II.Selim şehzadelerin sancağa gitmeleri usulünü kaldırdı ve şehzadeler için sarayda hapis hayatı başladı.

XVII.yüzyılda göreve gelen bazı padişahların yeteneksiz ve güçsüz kişiler oluşu. 2- Devlet adamlarının da yeteneksiz ve güçsüz kişiler oluşu ve devlet adamlarının göreve iltimas ile getirilmesi. 3- Toprak yönetiminin bozulması. 4-İlmiye teşkilatının bozulması. 5-Medreselerin bozulması. 6- Askeri teşkilatın bozulması. 7- Uzun süren savaşlar sonucu güvenliğin bozulması 8-Maliyenin bozulması 9-Üretimin azalması .10-Tımar sisteminin bozulmasına paralel olarak tarım ve hayvancılığın gerilemesi. 11-Paranın değerinin azalması.12-Avrupa'daki bilim ve teknik gelişmelerine kayıtsız kalınması. 13-Yeterince genişlemişken daha fazla fetih hareketlerine girişilmesi. 14- Avrupalıların Osmanlılara karşı Haçlı birlikleri oluşturması.15- Osmanlı Devleti'nin sömürge kurmaması.16-Sokollu Mehmet Paşa'nın ölümü.

Duraklama dönemi: Sokollu Mehmet Paşa'nın 1579'da ölümünden 1683 II.Viyana Kuşatması'na kadar geçen döneme Osmanlı tarihinde Duraklama dönemi adı verilir.

I.AHMET DÖNEMİ

*I.Ahmet padişahlığın Osmanlı soyunun ekber ve erşed( büyük ve aklı başında olan) olanına geçmesine karar verdi. Böylece padişahların kardeşleri de tahta çıkabildiler.
*I.Ahmet Sedefkar Mehmet Ağa'ya Sultanahmet Cami'ni yaptırtmıştır.

ZİTVATOROK ANTLAŞMASI
Tarih: 1606
Taraflar:Osmanlı-Avusturya
Önemi:1- Osmanlı padişahı ile Avusturya kralı protokol bakımından eşitlendi. 2- Zitvatorok Antlaşması Osmanlı Devleti'nin çöküşünün ilk aşamasıdır.

II. OSMAN DÖNEMİ ( GENÇ OSMAN)
*II.Osman Osmanlı tarihinde ayaklanma sonucu öldürülen ilk padişahtır.
*Yenilik hareketlerine girişen ilk Osmanlı padişahı

HOTİN SEFERİ
Tarih:1621
Taraflar: Osmanlı-Lehistan
Sebep: Lehistan'ın Boğdan'ın iç işlerine karışması
Sonuç: Hotin antlaşması imzalanarak savaş sona erdi. Bu antlaşmayla Boğdan yine Osmanlı egemenliğine girdi.
Önemi: II.Osman Hotin kalesi önünde savaşmayan Yeniçeri Ocağı'nı kaldıracağını açıkladı. Bu kararı onun öldürülmesi ile sonuçlanmıştır.

IV. MURAD DÖNEMİ
* IV. Murad döneminde 1633'te İstanbul'da büyük bir yangın çıktı. İstanbul'un % 20'si yandı. Bu sebeple IV. Murat yangınlara sebep olduğu gerekçesi ile tütün ve içki içilmesini yasakladı. Tebdil-i kıyafet ederek ( kıyafet değiştirerek) İstanbul'u gezer ve yasağa uymayanları cezalandırırdı.

KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI
Tarih: 1639
Taraflar: Osmanlı-İran
Önemi: 1-Bu antlaşma Türk İran sınırının çizilmesinde etkili olmuştur. 2-Antlaşma İran ile Osmanlılar arasında 150 yıl süren savaşları sona erdirmiştir.

I.İBRAHİM DÖNEMİ (DELİ İBRAHİM)
*I.İbrahim Osmanlı tarihinde öldürülen ikinci padişahtır.

IV. MEHMED DÖNEMİ ( AVCI)
*IV.Mehmed döneminin ünlü sadrazamları: Köprülü Mehmet Paşa Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Tarhunca Ahmet Paşa ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa


BUCAŞ ANTLAŞMASI
Tarih:1672
Taraflar: Osmanlı-Lehistan
Önemi: Osmanlıların batıda toprak kazandıkları son antlaşmadır.

II.VİYANA KUŞATMASI (1683)
Sebebi: Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana'yı alırsa Kanuni dönemindeki güçlü duruma dönüleceğine inanıyordu.
Sonuç: Viyana alınamadı.
Viyana'yı alamamamızın sebepleri: 1-Viyana'nın savunmaya müsait oluşu.2- Askerin yiyecek sıkıntısı çekmesi. 3- Askere Viyana'yı yağmalama izni verilmemesi. 4- Kırım Hanı Murat Giray'ın Merzifonlu Kara Mustafa ile arası açık olduğundan Haçlı ordusunun Tuna nehrini geçmesine izin vermesi.
Önemi:1- Viyana bozgunundan sonra Osmanlılar savunmaya çekildiler. Bu savunma 1922 Sakarya Meydan Muharebesi'ne kadar sürdü. 2- Viyana bozgunundan sonra Avrupalı devletler ( Avusturya Venedik Malta Lehistan ve Rusya) Kutsal İttifak'ı kurdular ve Osmanlılara hep beraber saldırmaya başladılar.

I.mahmud DÖnemİ
BELGRAD ANTLAŞMALARI
Tarih: 1739
Taraflar: Osmanlı-Avusturya Osmanlı- Rusya
Önemi: 1-Belgrad antlaşmaları Osmanlıların 18. yüzyılda (Gerileme döneminde) imzaladığı son kazançlı antlaşmalardır. 2-Belgrad antlaşmaları ile Karadeniz'in bir Türk gölü olduğu bir kez daha kabul edildi. 3- Osmanlılar ittifakların önemini kavradı ve ilk kez İsveç ile ittifaka girdi. 4-Anlaşmalarda arabuluculuk yapan Fransa kapitülasyonların daha da genişletilmesini ve süresiz hale gelmesini sağladı (1740).

III.MUSTAFA DÖNEMİ

*Osmanlı tarihinde son cülus bahşişi III.Mustafa tahta çıkınca verilmiştir.

PANSLAVİZM
Rusya'nın Balkanlardaki milletleri Slav ve Ortodoks propagandası ile Osmanlı'dan ayırıp önce bağımsız sonra kendine bağımlı hale getirerek Akdeniz'e inme politikası.
Panslavizm Küçük Kaynarca Antlaşması ile netlik kazandı.
Panslavizm başlangıçta başarılı oldu. Balkan devletleri bağımsızlıklarını kazandı ancak Rusya'yı Akdeniz'e indirmediler.

ÇEŞME BASKINI
Tarih:1770
III.Mustafa döneminde 1768'de başlayan Osmanlı-Rus savaşında Baltık denizinden kalkan bir Rus donanması İngilizlerin yardımıyla Cebelitarık boğazından geçerek Mora kıyılarına geldi. Bunu fırsat bilen Mora Rumları ayaklandılar. Osmanlılar isyanı bastırınca Rus donanması Çeşme'de demirli bulunan Osmanlı donanmasını yaktı.

I.ABDÜLHAMİD DÖNEMİ
*I.Abdülhamid yabancı askeri uzmanların Müslüman olmaları şartı ile kıyafetleri konusundaki kısıtlamaları kaldırdı.

KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI
Tarih:1774
Taraflar:Osmanlı-Rusya
Önemi:
1-Kırım bağımsız oldu. Osmanlılar ilk kez Müslüman-Türk toprağını terketmek zorunda kaldılar. Ayrıca Kırım kaybedilince Karadeniz Türk gölü özelliğini kaybetti.
2-Rus ticaret gemileri Karadeniz ve Akdeniz'de serbest dolaşma hakkı kazandı. Böylece Karadeniz Türk gölü olma özelliğini kaybetti.
3-Ruslar Osmanlı yönetimindeki Ortodoksları koruma hakkını elde etti. Böylece Osmanlıların içişlerine karışmaya başladı. Ayrıca Panslavizmin uygulanması için zemin hazırlamış oldu.
4-Osmanlı devleti ilk kez bir devlete Rusya'ya savaş tazminatı verdi.
5-Rusya kapitülasyonlardan yararlandı.
6-Ruslar İstanbul'da daimi elçi bulunduracaklardı.

OSMANLI TARİHİNİN ÜÇ MEŞUM (UĞURSUZ ANTLAŞMASI)
1-Karlofça Antlaşması
2-Küçük Kaynarca Antlaşması
3-Sevr Antlaşması

III. SELİM DÖNEMİ
*Osmanlı tarihinde isyan sonucu öldürülen 3. padişahtır.

YAŞ ANTLAŞMASI
Tarih:1792
Taraflar: Osmanlı-Rusya
Önemi: Osmanlı Devleti Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu kabul etti. Böylece Karadeniz Türk gölü olma özelliğini kesin olarak kaybetti.


OSMANLI-FRANSIZ İLİŞKİLERİ
1-Osmanlı Fransız ilişkileri Fransa kralı Fransuva'yı Şarlken'den kurtarmak için Osmanlıların yaptığı Mohaç Meydan Muharebesi ile Kanuni döneminde başladı.
2-Kanuni Fransızlara kapitülasyonlar verdi.
3-Belgrad antlaşmalarında arabuluculuk yapan Fransa kapitülasyoların süresiz hale gelmesini sağladı.
4-Osmanlılar Fransız İhtilali'nden sonra kurulan Fransız yönetimini tanıdı.
5-Fransa İngiltere'nin sömürgelerine göz dikti ve sömürgelerine giden yolu kesmek için Osmanlı yönetimindeki Mısır'ı işgal etti. Ancak Napolyon ilk yenilgisini Nizam-ı Cedid askerlerinden Akka'da aldı ve bölgeden çekildi.
6-Fransa kapitülasyonlardan faydalanmakla birlikte Osmanlılar aleyhindeki bütün ittifaklara katıldı.
7-Fransa Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki topraklarına göz dikti ve Cezayir ve Tunus'u işgal etti.
8-Balkan milletlerini Osmanlılar aleyhine kışkırttı.
9-Yahudileri Filistin'de devlet kurmaya davet etti.
10-Bütün bu gelişmeler karşısında Osmanlılar İngilizlere yanaştı ancak İngiltere'nin Mısır'ı işgali üzerine Osmanlılar yeniden Fransız yanlısı bir politika izlediler.
11-I.Dünya Savaşı'nda Fransa İtilaf devletleri saflarında Osmanlılara saldırdı ve savaş sonunda Osmanlı topraklarını paylaşan ve işgal eden devletler arasına katıldı.

KABAKÇI MUSTAFA İSYANI
Tarih:1807
Sebep: 1-III. Selim'in ıslahatlarını (Nizam-ı Cedid hareketi) Yeniçeriler din adamları ve esnaf çıkarlarına uygun bulmadı. 2-III.Selim Yeniçerilere Nizam-ı Cedid askerinin elbisesini giydirmek istiyor ve Yeniçerileri düzenli talime tabi tutmak istiyordu.
Sonuç: 1-III.Selim Nizam-ı Cedid'i kaldırdı.2-Asiler III.Selim'i tahttan indirip yerine IV.Mustafa'yı çıkardılar. 3-İsyanı bastıran Alemdar Mustafa Paşa Kabakçı ve adamlarını öldürttü. 4-IV.Mustafa yeniden tahta çıkma ihtimali olan III.Selim'i öldürttü. 5-Alemdar Mustafa Paşa IV.Mustafa'yı tahttan indirip yerine II.Mahmud'u çıkardı.
Önemi: Kabakçı Mustafa isyanı Nizam-ı Cedid dönemini ortadan kaldırmıştır.

II. MAHMUD DÖNEMİ
*Devlet memurlarının pantolon ceket ve fes giymesini kanunlaştırdı.
*Nizam-ı Cedid ordusunun Kabakçı isyanı ile ortadan kaldırılması üzerine Alemdar Mustafa Paşa Sekban-ı Cedid ordusunu kurdu. Yeniçeriler bir isyan sonucu Alemdar Mustafa Paşa'yı öldürerek bu ocağa son verdiler.

KÜTAHYA ANTLAŞMASI
Tarih:1833
Taraflar: Osmanlı-Mısır valisi Mehmet Ali Paşa
Maddesi: Mehmet Ali Paşa'ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak oğlu İbrahim Paşa'ya Cidde valiliği ile Adana muhassıllığı (vergi toplama hakkı) verildi.

HÜNKAR İSKELESİ ANTLAŞMASI
Tarih:1833
Taraflar: Osmanlı-Rusya
Önemi:Antlaşma ile Boğazlar sorunu ortaya çıkmıştır.

BALTA LİMANI ANT.
Tarih: 1838
Taraflar: Osmanlı-İngiltere
Önemi: Osmanlıların imzaladığı en ağır kapitülasyon antlaşmasıdır.

ABDÜLMECİD DÖNEMİ

LONDRA KONFERANSI
Tarih:1840
Taraflar: İngiltere Rusya Avusturya Prusya
Maddeleri: 1-Mısır hukuki yönden Osmanlılara bağlı kalacak 2-Mısır yönetim olarak Mehmet Ali Paşa ve oğullarına bırakılacak 3-Suriye Girit ve Adana valilikleri Osmanlılara geri verilecek.
*Abdülmecid 1841'de Mısır Fermanı ile Mısır'ın yönetim düzenini belirlemiştir.

LONDRA ANTLAŞMASI-BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ
Tarih:1841
Taraflar: Osmanlı İngiltere Fransa Prusya Avusturya Rusya
Önemi: 1-Boğazlar uluslar arası bir statü kazandı. 2-Boğazlar sorunu ilk kez devletler arası bir konferansta görüşülmüştür.

TANZİMAT FERMANI (GÜLHANE HATT-I HÜMAYUNU) (3 Kasım 1839)
Fermanla:1-Hıristiyan- Müslüman bütün vatandaşların eşitliği can mal ve namus güvenliği sağlandı. 2-Mal edinme ve miras hakkı tanındı. 3-Müsadere usulü kaldırıldı.
Ferman sayesinde Osmanlı Devleti batılı devletlerin desteğini sağladı ve Mısır meselesinin çözümü kolaylaştı.

KIRIM SAVAŞI
Tarih: 1853-1856
Taraflar: Rusya X Osmanlı+İngiltere+Fransa+Piyomente
Sebep: Osmanlı ordusunun modernleştirilme çalışmaları Rus çarı I.Nikola'nın hoşuna gitmemiş ve Osmanlı ordusu güçlenmeden önce saldırmayı düşünmüştü.
Sonuç: Paris Antlaşması ile savaş sona erdi.
Önemi: 1-Avrupalı devletler ilk bir savaşta Osmanlılara yardım ettiler. Çünkü Rusya'nın Osmanlıları yıkarak topraklarına yerleşmesini istemiyorlardı. 2-Bu savaş sırasında Osmanlı Devleti ilk kez dış borç aldı ( İngiltere'den).

PARİS ANTLAŞMASI:
Tarih:1856
Taraflar: Rus- Osmanlı+ İngiltere+Fransa+Avusturya+Sardunya
Önemi: Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayıldı ve toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin garantisi altına alındı.

ISLAHAT FERMANI (1856):
Fermanla: 1- Hıristiyan vatandaşların can ve mal güvenliği sağlanacaktı. 2- Hıristiyanlara din ve eğitim özgürlüğü tanınacaktı. 3- Gayrı müslimlerde devlet memurluğu ve askerlik yapabilecekti. 4- Gayrı müslimler de taşınmaz mallar satın alabileceklerdi (ev gibi). 5-İltizam usulüne son verilecek.
Islahat Fermanı Paris Antlaşması ile güvence altına alınmıştır.

ABDÜLAZİZ DÖNEMİ
*İntihar eden ilk Osmanlı padişahıdır.
*Avrupa'ya giden ilk Osmanlı padişahıdır.
*Yavuz Sultan Selim'den sonra Mısır'a giden ilk Osmanlı padişahıdır.

ŞARK MESELESİ-TÜRK MESELESİ
Şark Meselesi V. Yüzyılda Huğ kavimlerinin Avrupa'ya gelişi ile başlar.
Şark Meselesi 1815 Viyana Kongresi'nde Rus çarı Aleksander tarafından ortaya atılmıştır. Avusturya Rusya Fransa İngiltere arasında Osmanlı topraklarının paylaşılmasıdır.
Şark meselesine göre:
1-Türkler Avrupa'dan atılmalı
2-Türkler Balkanlardan atılmalı
3-Türkler Anadolu'dan atılmalı
4-Mümkünse Orta Asya'ya dönmeleri sağlanmalıdır.

V. MURAT DÖNEMİ
*Abdülaziz'den sonra tahta çıkan V.Murat akıl sağlığı bozulunca tahttan indirildi ve yerine II.Abdülhamit tahta çıktı.

II.ABDÜLHAMİD DÖNEMİ:
*II.Abdülhamit Tanzimat'ın son meşrutiyetin ilk padişahıdır. İslamcı ve Alman yanlısı bir politika izlemiştir.

MEŞRUTİYET (1876-1878) (20 Mart 1877- 14 Şubat 1878)
I.Meşrutiyet Meclisi ikiye ayrılıyordu: 1- Meclis-i Mebusan (Milletvekilleri halk tarafından seçilirlerdi.) 2-Meclis-i ayan (Devletin ileri gelenleri padişah tarafından seçilirlerdi.)
I.Meşrutiyet Meclisi ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasi'yi uygulamıştır. Bu anayasa padişahı yeniden açma şartı ile meclisi kapatma yetkisi veriyordu. II.Abdülhamid 1877-78 Osmanlı-Rus savaşındaki yenilgiyi bahane ederek meclisi kapatmıştır.
I.Meşrutiyet Meclisi'nde 44 Hıristiyan 4 Yahudi 71 Müslüman milletvekili ile padişahın atadığı 26 ayan vardı.

1877-1878 OSMANLI- RUS SAVAŞI (93 HARBİ)
Sebep:Osmanlı Devleti Sırbistan ve Karadağ'a ayrıcalıklar verilmesini kabul etmiyordu.
Sonuç: Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması ile savaş sona erdi.
Önemi: Bu savaş sırasında Kafkaslardan ve Balkanlardan Osmanlı topraklarına en büyük göç yaşanmıştır.

BERLİN ANTLAŞMASI
Tarih:1878
Taraflar: Osmanlı+İngiltere-Rusya
Maddeleri: 1- Sırbistan Karadağ ve Romanya bağımsız oldu. 2- Bulgaristan üçe ayrıldı. A)Bulgar Prensliği B) Makedonya C) Doğu Rumeli 3-Doğu Anadolu'da Ermenilerin oturduğu yerde ıslahat yapılacak. 4-Bosna-Hersek hukuki olarak Osmanlılara bağlandı ve yönetimi bir süre için Avusturya'ya bırakıldı. 5-Kars Ardahan ve Batum Ruslara bırakıldı Doğubeyazıt ise Osmanlılarda kaldı.
Önemi: 1-Rusya ile imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nı geçersiz kılmıştır. 2-Osmanlıların başına Ermeni meselesini açmıştır. (Rusya bundan böyle Akdeniz'e inmek için doğuda bir Ermeni devletinin kurulması için çalışacaktır. İngiltere ise kendisine bağlı bir Ermeni devleti kurdurarak Rusya'nın Akdeniz'e inmesini engellemeye çalışacaktır.) 3-Bu antlaşma Panslavizm akımının bir zaferidir. 4- Berlin Antlaşması'nda arabuluculuk yapan İngiltere bunun karşılığı olarak Kıbrıs adasına yerleşmiştir.

1885 İSTANBUL ANTLAŞMASI
Taraflar: Osmanlı-Mısır
Önemi:İngiltere'nin Mısır'daki varlığı resmiyet kazandı.

DÖMEKE MEYDAN SAVAŞI
Tarih: 1897
Taraflar: Osmanlılar X Yunanlılar
Sebep girit'in Yunanistan'a bağlanmak istemesi
Sonuç: Osmanlılar yendiği halde Batılı devletlerin isteği ile İstanbul'da bir antlaşma yapılarak savaşa son verildi.

1897 İSTANBUL ANTLAŞMASI
Taraflar: Osmanlılar- Yunanlılar
Önemi: Girit özerk hale geldi. (II.Meşrutiyet'in ilan edildiği sıralarda Yunanistan Girit'i işgal etti ve adayı Yunanistan'a bağladı. Balkan savaşları sonunda imzalanan Atina Antlaşması ile Girit Yunanistan'a bağlandı.)

DÜYUN-I UMUMİYE
II.Abdülhamid döneminde Osmanlılar dış borçlarını ödeyemeyince Avrupalı devletler alacaklarına karşılık Düyun-ı Umumiye (Genel Borçlar) idaresini kurdular (1881). Başında alacaklı devletlerin bulunduğu idare tütün ispirto pul tuz ve orman gelirlerine el koydular. Böylece Osmanlılar ekonomik bağımsızlıklarını kaybettiler.

ERMENİ MESELESİ

II.MEŞRUTİYET
II.Meşrutiyet'in I.Meşrutiyet'ten tek farkı II.Meşrutiyet meclisinde siyasi partilerin olmasıdır.
*II.Meşrutiyet'in getirdiği karışıklık ortamında Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Avusturya Bosna-Hersek'i Yunanistan Girit adasını kendi topraklarına kattığını ilan etti. VI.Mehmet 1919'da Meclis-i Mebusan'ı kapattı.

31 MART OLAYI (1909)
Sebep: Meşrutiyet'i ortadan kaldırıp II.Abdülhamid'i tahttan indirmek.
Sonuç: Hareket ordusu isyanı bastırdı. II.Abdülhamid tahttan indirilerek saltanatına son verildi.



11. SINIF TARİH ÖDEV KONULARI

PDF

11.Sınıf T.C. İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük

1- DünyaSavaşı'nda Osmanlı cepheler

2- Mondros Ateşkes Antlaş ve Önemi

3-Milli varlığa dost ve düşman cemiyetlerin çalışmaları

4-Mustafa Kemal Atatürk 'ün hayatı ve kişisel özellikleri

5-Şeyh Sait isyanı ve Musul sorunu

6-Sevr ve Lozan Anlaşmaları karşılaştırılmaları ve önemi

7-Atatürk İlke ve İnkılaplan

8-Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet döneminde Ermeniler

9-Atatürk İlke ve İnkılapları

10-Nutuk (inceleme)

11-M. Kemal döneminde Dış Siyaseti

12-Yunan, Pontus, Ermeni, Yahudi ve diğer grupların derneklerinin faaliyetleri

13- Balkan Savaşının Sebep Ve Sonuçları

14-Çanakkale Savaşları Ve Önemi

15-Erzurum ve Sivas Kongreleri ve önemleri

16-Kurtuluş Savaşında Batı Cephesi

17-İttihat ve Terakki ve Jön Türkler

18-Türkiye'nin Karşılaştığı İç ve Dış Tehditler

19-Düyün-ı Umümiye,

20-Türk Kurtuluş Savaşı Yıllarında Türk-Sovyet İlişkileri,

21-NüfusMübadelesi,

22-Türk Kurtuluş Savaşı ve Devrimi'nin Dünya Üzerindeki Etkileri,

23- 16 Mart 1920 İstanbul 'un İşgali sırasında yaşananlar ve TBMM'nin Açılması



BAŞKANLIK SİSTEMİ

Başkanlık sistemi

Başkanlık sistemi bir yürütme erkinin yasama organından bağımsız bir şekilde yönetimde bulunduğu hükûmet sistemidir. Başkanlık sisteminde yasamanın yürütmeyi fesh etme yetkisi yoktur.



Başkanlık sistemi

Başkanlık sistemininin en tanımlayıcı özelliği yürütmenin nasıl ve ne şekilde seçildiğidir. Başkanlık sistemini parlamenter sistemden ayıran temel özellik, yürütme organının biçimi ve rolü ile ilintilidir ve parlamenter sistemden farklı olarak, başkanlık sisteminde yürütme organı ile yasama organı iç içe geçmemiş durumdadır.

Başkanlık sistemi aşağıdaki özellikleri taşır:

Devlet başkanı yasa önermez fakat yasama organının (parlamento) yaptığı yasaları veto etme hakkına sahiptir. Buna rağmen yasama organından nitelikli bir çoğunluk bu vetoyu iptal edebilir. Bu yöntem İngiliz Monarşi sisteminde herhangi bir yasanın kraliyet onayı olmadan yürürlüğe konamayacağı konseptinden türetilmiştir.

Sabit bir başkanlık süresi vardır. Seçimler planlanmış tarihlerde yapılır. Güvensizlik oyu ile hükümet düşürülüp erken seçimler düzenlenemez. Bazı ülkelerde devlet başkanının kanunları ihlal ettiği durumlarda "Impeachment" denilen meclis soruşturmasıyla erken seçimlere gidilmesi şeklinde istisnalar vardır.

Yürütme erki tektir. Kabine üyeleri devlet başkanıyla birlikte çalışır ve yürütme ile yasama organlarının ilkelerini tatbik etmek zorundadırlar. Başkanlık sisteminde devlet başkanının bakanlar kurulu için önerdiği adaylar ve hakimler yasama organı tarafından onaylanmalıdır. Devlet başkanı; kabine üyeleri, ordu veya yürütme erkinin herhangi bir çalışanını doğrudan yönetme hakkına sahiptir. Fakat hakimleri fesh etme veya emir verme gibi bir yetkisi yoktur.

Yasama ve yürütmenin ayrıldığı yönetimlerde suçtan hüküm giymiş mahkum ve suçluları affetme veya cezalarını hafifletme genelde devlet başkanının elindedir.

"Başkan" terimi yalnızca başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelere has bir ifade değildir. Örneğin popüler olsun veya olmasın, yasal yollarla seçilmiş olsun veya olmasın bir diktatör de başkan olarak isimlendirilir. Aynı şekilde bunun tersi olarak pek çok parlamenter ve demokratik sistemlerde de devlet başkanı makamına büyük ve şatafatlı törenlerle geçer.

Aslî özellikler

Başkanlık sisteminin özetle aslî ayırdedici özellikleri şunlardır:

Devlet başkanı doğrudan halk tarafından seçilir.

Yürütme organı tek kişiden müteşekkildir.

Yürütme yasamanın güvenine dayanmaz.

Tali özellikler

Tali özellikler başkanlık sisteminin olmazsa olmaz şartları değildir. Başkanlık sistemi için yukarıda belirtilen üç asli özelliğin olması yeterlidir. Başkanlık sistemi aşağıda belirtilen tali özelliklerden birini taşımıyorsa başkanlık sistemi olmaktan çıkmaz.[1]

Yürütme yasamayı feshedemez.

Yürütme organında görev alan bir kişi aynı anda yasamada da görev alamaz.

Başkan, yasama organının çalışmasına katılamaz.

Devlet başkanının özellikleri

Bazı ulusal başkanlar monarşilerde olduğu gibi devletin yalnızca sözde başkanı hükmündedirler. Hükümette aktif değildirler. Tamamen başkanlık sistemiyle yönetilen rejimlerde ise başkan halk tarafından yürütmenin başı olarak seçilir.

Bu tür yönetimlerde devlet başkanı ile hükümet başkanı arasında ayrım yoktur. Bazı parlamenter sistemlerde monarşinin gereği olarak sembolik bir devlet başkanı vardır. İrlanda ve Portekiz buna örnektir.

Güney Afrika gibi bazı ülkelerde yasama organı tarafından seçilen güçlü devlet başkanları vardır. Bunlar başbakan gibi aynı yolla seçilirler ve hem hükümet hem de devletin başıdırlar.[2] Botswana, Marshall Adaları ve Nauru buna örnektir.

Yerel yönetimler

Yerel yönetimler başkanlık sistemi gibi şekillendirilebilir. Amerika Birleşik Devletleri'nin bütün eyaletleri başkanlık sistemini kullanır. Japonya'da hükümet parlamenter sistemi kullanır fakat yerel yönetimler yerel kurullarca seçilen vali ve başkanlarca yönetilir.

Başkanlık sisteminin avantajları

Başkanlık sistemini savunanlar bu sistemin dört ana avantajı olduğunu iddia eder:

Doğrudan yetki — başkanlık sisteminde başkan doğrudan halk tarafından seçilir. Bazılarına göre bu; devlet başkanının gücünü dolaylı yollardan göreve getirilen liderlere kıyasla daha meşru kılar. ABD'de devlet başkanı halk oylamasından hemen sonra toplanan Seçiciler kurulu tarafından seçilir.

Kuvvetler ayrılığı — Başkanlık sisteminde başkanlık ve yasama meclisi iki paralel yapı olarak işlev görür. Bu sistemin destekçilerine göre; böylelikle her iki birim birbirini karşılıklı olarak denetleyerek suistimalin ve makamın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur.

Hızlı karar mekanizması — Güçlü yetkilerle donatılmış bir başkan değişiklikleri ivedilikle işleme koyar. Fakat bunun yanında bazılarına göre kuvvetler ayrılığı sistemi yavaşlatır.

İstikrar — Sabit bir görev süresi olan devlet başkanı her an değişebilecek bir başbakana kıyasla daha istikrarlı bir ortam temin edebilir.

Doğrudan yetki

Başbakan genellikle milletvekilleri tarafından, devlet başkanı ise doğrudan halk tarafından seçilir. Buna göre başkanlık sisteminin destekçileri, halk tarafından doğrudan seçilmiş bir liderin herhangi bir yasama organı tarafından dolaylı yollardan seçilmiş bir lidere kıyasla daha demokratik olduğu görüşünü savunurlar.

Başkanlık sisteminde oyverenler birden fazla seçiciler kurulu seçeneği sayesinde politik isteklerini daha net bir şekilde belirtmiş olurlar.

Devlet başkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin onu daha sorumlu kılacağı da belirtilir. Bu argümanın arkasındaki neden olarak da başbakanın devletin aygıtları sayesinde kamuoyundan korunduğu fikri gösterilir. Fakat bunun yanında devlet başkanı kendisini seçen vatandaşların istediği yönde politikalar uygulamazsa şayet yönetimden alınamaz.(ABD'de devlet başkanı yalnızca yasama meclisi soruşturmasıyla görevinden alınabilir.)

Kuvvetler ayrılığı

Başkanlık sisteminde yasama ve yürütmenin birbirinden ayrılması; her iki birimin birbirini karşılıklı denetleyebilmesinden dolayı avantaj olarak kabul edilir. Parlamenter sistemde yürütme ve yasama birlikte hareket ettiğinden karşılıklı olarak birbirlerinin eleştirisini yapmaları çok nadir görülür. Yasamanın yürütmeyi durdurması güvensizlik oyu ile olur. Bu konuda başkanlık sistemini savunanlar "başbakanın yapacağı bir hatanın asla bilinemeyebileceği" görüşündedirler. Watergate skandalı hakkında yazılar yazan eski bir İngiliz politikacı "Böyle bir skandalın İngiltere'de olmayacağını düşünmeyin, olur ama belki hiç duymazsınız." demiştir.

Kritikçiler bu durumun başkanlık sisteminde de benzer şekilde olduğunu söylerler. Buna göre eğer başkanlık sisteminde yasama meclisi başkanın partisindense şayet aynı durum sözkonusu olacaktır. Buna cevaben devlet başkanının görevden alınması gibi bir korkusu olmadığından yasama meclisi üyelerinin eleştirilerini yapıcı olarak addecektir denir. Parlamenter sistemlerde parti disiplini çok önemlidir. Bir parti üyesi açıktan parti başkanını ve politikalarını eleştirirse partiden ihraç edilebilir.

Güvenoyu yoklamasının varlığına rağmen başbakanın veya bakanlar kurulunun karar almasını durdurmak pratikte çok zordur. Parlamenter sistemde güvenoyu yoklaması başbakan ve kabinesince önerilen çok önemli bir yasanın parlamentonun büyük çoğunluğunca kabul edilmemesi gibi durumlarda gerçekleşir. Bu durumda iktidar partisi ya istifa edecektir ya da erken seçimlere gidecektir. İngiltere gibi bazı ülkelerde güvenoyu yoklaması yüzyılda bir kaç kez gerçekleşir. 1931 yılında David Lloyd George seçilmiş bir komiteye: "Parlamentonun yürütme üzerinde hiç kontrolü yok; bu tam bir hikaye." (Schlesinger 1982) demiştir.

Hızlı karar mekanizması

Başkanlık sistemini savunanlar başkanlık sisteminin sorunlara parlamenter sistemden daha hızlı yanıt verip çözüm ürettiğini iddia ederler. Bir başbakan karar alacağı zaman yasama meclisinin desteğine ihtiyaç duyar, fakat başkan daha az bağlıdır.

Başkanlık sistemini savunan farklı bir kesim ise karar verme mekanizmasının başkanlık sistemiyle yavaşladığını ve bunun son kertede sistemin faydasına olduğunu belirtirler.

İstikrar

Başkanlık sisteminde, yürütme organını temsil eden başkanın yasama organını fesh etme yetkisi olmadığı gibi yasama organının da başkanı güvensizlik oyu ile düşürme yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle iki organın da görev süreleri bellidir ve bu anlamda bir istikrardan söz edilebilir.

Pekçok parlamenter hükümetler güvenoyu yoklaması olmaksızın uzun süre yönetimde bulunsalar bile İtalya, İsrail ve Fransa (Dördüncü Cumhuriyet) gibi ülkeler istikrarı sağlama konusunda zorluklar yaşamışlardır. Parlamenter sistemin birden fazla partiden oluştuğu ve hükümetin koalisyon ile kurulmaya zorlandığı durumlarda hükümeti oluşturan herhangi bir parti koalisyonu her an terketmekle tehdit edebilir.

Pekçok kişi başkanlık sisteminin zor durumlarda daha ayakta kalıcı güçte olduğunu iddia eder. Büyük stres ve sorunlar içindeki bir ülkenin dönerli başbakanlıktansa sabit süresi olan bir başkan tarafından yönetilmesinin daha sağlıklı olduğu belirtilir. Fransa Cezayir Bağımsızlık Savaşı esnasında yarı başkanlık sistemine geçti. Aynı şekilde Sri Lanka sivil savaş esnasında yarı başkanlık sistemine geçti. Fransa ve Sri Lanka'da yarı başkanlık sistemine geçişin olumlu sonuçlar verdiği ifade edilir.

Eleştiriler

Başkanlık sistemine getirilen eleştiriler dört ana noktada yoğunlaşır:

Otoriter rejime olan eğilim — bazı siyaset bilimciler başkanlık sisteminin anayasal olarak stabil olmadığını söyler. Fred Riggs gibi bazı siyaset bilimcilere göre başkanlık sistemine geçmeye çalışan hemen hemen her ülkede bu sistem otoriter rejime dönüşmüştür. Dana D. Nelson 2008 yılında yayınlanan Bad for Democracy kitabında ABD'deki başkanlık sisteminin aslında demokratik olmadığını iddia eder.

Kuvvetler ayrılığı — başkanlık sisteminde başkan ve yasama meclisi iki paralel yapı şeklinde çalışır. Eleştirmenler bu durumun istenmeyen siyasi çıkmazlara neden olacağını ve başkan ve yasama meclisinin birbirlerini suçlamalarına sebep olacağını söylerler.

Liderlik değişiminde engeller — devlet başkanı görev süresi dolmadan görevinden alınamaz.[3] Eleştirmenler bunu çok büyük bir sorun olarak görürler.

Ülkelerin siyasi geleneklerine göre farklılıklar — bazı siyaset bilimcilere göre başkanlık sisteminin tamamen kendisine özgü şartları olan ABD dışında, istikrarlı bir demokrasi yarattığı görülmemektedir.[4]

Otoriter rejime olan yönelim

Mecliste çoğunluğu sağlayamayan bir başbakan ya koalisyon yahut azınlık hükümeti (örneğin 1997'de kurulan ANAP-DSP-DTP-Bağımsızlar koalisyonu) kuracaktır. Bir başbakan çoğunluk hükümetini yönetse bile yine de parti üyelerine (yazılı olmayan kurallar) bağımlıdır. Diğer taraftan başkanlık sisteminde devlet başkanı diğer partileri marjinalize etmekle kalmaz, kendi partisi içindeki hizip grupları da etkisiz hale getirebilir. Hatta isterse mensubu olduğu partiyi terk bile edebilir. Bu sebepten görev süresi boyunca herhangi bir grupla ittifak ve işbirliği duymaksızın tek başına başkanlık durumu pekçok sebepten endişe vericidir. Bu konuda Juan Linz şöyle demiştir:

Başkanlık sisteminde tehlike görev süresinin esnek olmamasıdır. Bu süre boyunca kazananlar ve kaybedenler çok net bir şekilde belirlenir ve kaybedenler 4 veya beş yıl yürütmeye veya yönetime en ufak bir müdahaleleri olmadan beklemek zorundadırlar.

Sadece çoğunluğun desteğini gerektiren anayasaların sakıncalı olduğu söylenirken çok büyük yetkilerin tek bir kişiye verilmesi de aynı şekilde sakıncalı kabul edilir.

Bazı siyaset bilimciler daha da ileriye giderek başkanlık sisteminin demokrasinin pratiklerini işletmede ve devam ettirmede zorluklar yaşadığını ifade ederler. Buna başkanlık sistemini uygulamaya koyan bazı ülkelerin daha sonra otoriter rejime kaymalarını örnek gösterirler. Seymour Martin Lipset ve başka siyaset bilimciler bu durumun demokrasiye götürmeyen ve ordunun büyük rol oynadığı politik kültürlerde yaşandığını ifade ederler.

Başkanlık sisteminde yasama meclisi ve başkan halktan eşit yetkiler alır. Hükümetin değişik organları arasındaki çıkan anlaşmazlıkları çözmek çok zordur. Başkan ve meclisin anlaşmazlık içinde olduğu ve hükümetin işlevsiz kaldığı zamanlarda; ek anayasal manevralar yaparak sorunları çözmek için çok güçlü bir insiyak vardır.

Ekvador bu demokratik kayba örnek olarak gösterilir. Ekvador siyasi tarihinde bazı devlet başkanlarının yasama meclisini görmezden geldiği ve hatta bir devlet başkanının Millet Meclisi'ne gözyaşartıcı bomba attırması bu örneklerdendir. Diğer bir başkan meclisin isteklerini onaylasın diye askerlerce kaçırıldı. 1979'dan 1988'e kadar Ekvador, yürütme-yasama çatışması içinde kalıcı bir kriz atmosferi içerisinde kaldı. 1984'te devlet başkanı León Febres Cordero meclis tarafından atanan yargıtay üyelerinin koltuklarına oturmalarını fiziksel olarak engellemeye çalıştı. Brezilya'da devlet başkanları meclisin hiçbir söz hakkı bulunmayan yürütme kolları oluşturup hedeflerine ulaştılar.

Kuvvetler ayrılığı

Eleştirmenler başkanlık sisteminin oyverenlere parlamenter sistemdeki gibi hesap sorma hakkı vermedeğini ifade ederler. Devlet başkanı veya meclis karşılıklı olarak birbirlerini suçlayarak mesuliyetten kaçabilirler. Eski Maliye Sekreteri C. Douglas Dillon ABD'yi tanımlarken: "başkan kongreyi suçluyor, kongre başkanı suçluyor, ve halk kafası karışık halde kalakalıyor" demiştir.

Liderlik değişiminde engeller

Başkanlık sisteminde görülen başka bir problem de devlet başkanını görev süresi dolmadan görevden alamamaktır. Başkan; verimsiz ve halk tarafında sevilmeyen bir hale gelse ve hatta politikaları halkın çoğunluğu tarafından kabul görmese bile görev süresi dolana kadar görevde kalır. Örneğin ABD'nin dokuncu devlet başkanı William Henry Harrison'ın başkanlığının otuzikinci gününde ölmesiyle yerine geçen John Tyler. Tyler başkan olduktan sonra partisinin karşısında durmaya başladı ve önerilen pekçok yasayı veto etti. Bunun sonucu olarak pekçok kabine üyesi istifa etti ve Tyler partiden ihraç edildi. Başkanlık sisteminde bir başkan sırf sevilmediğinden dolayı görevinden alınamasa da pekçok ülkede askeri darbelerce başkan görevden alınmıştır.

Parlamenter sistemlerde beğenilmeyen liderler güvenoyu yoklaması ile kolaylıkla görevden alınabilirler.

Ülkelerin siyasi geleneklerine göre farklılıklar

Bazı siyaset bilimcilere göre başkanlık sisteminin tamamen kendisine özgü şartları olan ABD dışında, istikrarlı bir demokrasi yarattığı görülmemektedir. Aksine, tüm yürütme gücünün başkanın elinde toplanması, demokratik denge unsurlarının yeterince güçlü olmadığı toplumlarda kolayca otoriter rejime yol açabilmektedir.[4]

Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler


Afganistan

Amerika Birleşik Devletleri

Arjantin

Azerbaycan

Belarus

Bolivya

Brezilya

Dominik Cumhuriyeti

Endonezya

Ermenistan

Ekvator

El Salvador

Filipinler

Guatemala

Güney Kore

Haiti

Honduras

İran

Kazakistan

Kenya

Kıbrıs

Kolombiya

Kosta Rika

Liberya

Meksika

Nikaragua

Nijerya

Panama

Paraguay

Peru

Seyşeller

Sierra Leone

Sri Lanka

Sudan

Surinam

Şili

Tanzanya

Türkmenistan

Uganda

Uruguay

Venezuela

Zambiya



BASMACI HAREKETİ

Basmacı Hareketi
Rusya'da Türkistan'ın istiklali için faaliyet gösterenlerin milli ayaklanmalarına verilen genel addır.

"Baskın yapan, hücum eden" manasına gelen bu tabir, Çarlık döneminde Ruslar tarafından Türkmenistan, Başkırdistan ve Kırım'da faaliyet gösteren çeteciler için kullanılmıştır. Basmacılar halka dokunmazlar, sadece Rus memurları soyar, hazine mallarını yağmalar ve aldıkları ganimetleri fakirlere dağıtırlardı.

1917 Bolşevik Ihtilali'nden sonra Türkistan'da faaliyet gösteren silahlı mukavemet kuvvetlerine Basmacı denilmesinin sebebi, bu kuruluşların başına geçenlerin bir kısmının ihtilalden önceki yıllarda da Basmacılık yapmış olmalarıdır. 1917 ihtilalinden önce ve sonra Ruslara karşı silahlı mücadelede bulunan Türkistanlılar, kendilerini hiçbir zaman Ruslar'ın "haydut, çeteci" anlamında kullandıkları ve dünyaya böyle göstermek istedikleri tarzda Basmacı olarak tanıtmamışlar, Islam askerleri, vatan müdafaacılan ve Türkistan azatlığının askerleri olarak göstermişlerdir.

Basmacı hareketlerinin tek gayesi, "Türkistan Türkistanlılarındır" sloganında ifadesini bulan, Türkistan'ı Ruslar'dan kurtararak istiklaline kavuşturmaktı.

Basmacı Hareketi 1918 yılında Korbaşı Ergaş'ın liderliğinde Hokand şehrinde başladı ve kısa zamanda diğer bölgelere de yayıldı. Hokand'da üç gün içinde Ruslar tarafından 10.000'den fazla Türkistanlı öldürüldü. 1918'de kırktan fazla korbaşının (Türkistanlı lider) önderliğinde yapılan mücadelelerde ayaklanmalar Fergana vadisine yayıldı. Bu bölgede Ruslar'la birlikte hareket eden Ermeniler 180 köyü ateşe verdiler ve yaklaşık 20.000 kişiyi öldürdüler. 18 Ağustos 1919'da Rus orduları Türkistan cephesi kumandanlığına getirilen Frunze'nin belirttiği gibi Sovyetler'in amacı bütün Türkistan'ı işgal etmekti. Basmacılar ile Kızıl Ordu arasında çok kanlı savaşlar oldu. Fergana vadisinde Mehmed Emin Beg, Şir Muhammed Beg, Nur Muhammed Beg, Hal Hoca ve Korbaşı Parpi gibi liderlerin emri altındaki mücahidler zaman zaman Sovyet ordusuna kayıplar verdirdiler ve mücadelelerini 1921'e kadar sürdürdüler; hatta bölgenin lideri Mehmed Emin Beg 1919'da geçici bir Fergana hükümeti kurduysa da 7 Mart 1920'de Sovyetler'e teslim olmak zorunda kaldı. Yerine geçen Şir Muhammed Beg de Sovyetler'e boyun eğmedi, 3 Mayıs 1920'de geçici bir Türkistan hükümeti kurarak komşu devletlerle münasebet kurmaya çalıştı. Bu arada 31 Mayıs'ta kardeşi Nur Muhammed'i Afganistan'a elçi olarak gönderdiyse de Kızıl Ordu Hive Hanlığı'nı ve Buhara Emirliği'ni işgal etti. Sovyet Rusya'nın buralarda merkeze bağlı halk cumhuriyetleri kurdurmasına rağmen halk milli mücadeleye devam etti.

Basmacı hareketlen Enver Paşa'nın 8 Kasım 1921'de Türkistan'a gelip başa geçmesiyle daha da şiddetlendi. Onun Türkistan'daki milli mücadelelerin başkumandanı olmasından sonra Ruslar önemli kayıplar verdiler ve 19 Nisan 1922'de barış istemek zorunda kaldılar. Fakat Enver Paşa, "Barış antlaşmasının ancak Türkistan topraklarındaki Sovyet askerlerinin çekilmesinden sonra söz konusu olabileceğini belirterek" bu teklifi reddetti. Bu sıralarda Semerkant şehrinde Türkistan Türk Müstakil Islam Cumhuriyeti kurulmuştu. Yıllardır bütün Türkistan'ı ele geçirmek için savaşan ve Türkistan'dan çekilmek niyetinde olmayan Sovyetler daha şiddetli saldırılara başladılar. 1922'de Sovyetler'in genel bir saldırıya geçmesi üzerine Basmacı liderleri birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldılar ve geçici Türkistan hükümeti dağıldı. Şir Muhammed Beg Afganistan'a geçti, diğer liderlerden Muhyiddin Beg öldürüldü, Canı Beg de teslim oldu. 4 Ağustos 1922'de Belcuvan'a giren bir Sovyet birliğine karşı bizzat yakın muharebeye katılan Enver Paşa on bir Rus'u öldürdü, fakat karşı tarafın makineli tüfek ateşi altında kendisi de şehid oldu.

Enver Paşa'nın Ölümüyle Basmacı hareketleri sona ermedi, fakat genellikle Ruslar'ın üstünlüğü ile devam etti. Kızıl Ordu Basmacılar'a karşı savaşını her yerde sürdürdü. Mücahidlere yardım eden Türkler hapishanelere atıldı. Böylece Basmacılığın birinci devri sona erdi. 1924'te başlayan Basmacılığın ikinci devresinde mücahidler silah buldukça mücadeleye devam ettiler. Bu mücadeleler de 1935'e kadar sürdü ve bu tarihte Ruslar Basmacılık harekatına kesin olarak son verdiler.
Basmacı harekatının başarıya ulaşamamasının başlıca sebepleri arasında korbaşı denen Türkistanlı liderlerin kendi aralarında düzenli bir birlik ve merkezi bir kumandanlık kuramamaları, savaşlarda tank, uçak, top ve zehirli gaz gibi silahlar kullanan Ruslar'a karşı mücahidlerin makineli tüfeklerinin bile olmayışı ve nihayet dışarıdan yardım alamamaları zikredilebilir.
Ruslar Basmacılar'a karşı kazandıkları başarıları tarihlerinin kahramanlık sayfaları olarak kabul ederler. Dışarıya karşı haydutluk olarak tanıttıkları bu hareketlerin birçok Sovyet kumandanı ve aydını tarafından bir milli mücadele olduğu itiraf edilmiştir. Nitekim Sovyet ordularının Türkistan cephesi kumandanı olan Frunze Basmacılığın çetecilik olmadığını, eğer böyle olsaydı onların daha önceden ortadan kaldırılabileceğini ifade ederken Sovyet Rusya komiseri olarak savaşlara katılan Skalov, "Basmacılık Türkistan halkının yabancı hakimiyeti aleyhindeki milli isyanıdır" demektedir. Türkistan'da Sovyet hakimiyetini kuran Valeriy Kuybesev ise bu hareketi sadece bir haydutluk kabul etmenin yanlış olacağını, onun siyasi bir inkılap olduğunu" söyler. Ginzburg ve Vasilewskiy adlı Sovyet komiserleri de, "Basmacılığın gayesi, Türkistan'ı Rusya'dan kurtarmak ve zulümsüz bir Türkistan kurmaktan ibarettir" derler. Sovyet edibi Boris Pilnyak ise, "Basmacılar isim ve şeref sahibidirler" demiştir.

Bununla birlikte Sovyetler Birliği'nde çıkan eserler bu konuda genellikle sübjektiftir. Nitekim Sovyetler Basmacılık meselesiyle ilgili arşiv belgelerinin yayımlanmasına henüz izin vermemiştir.



FAHRETTİN PAŞA ve MEDİNE

Fahrettin Paşa ve MEDİNE MÜDAFASI…

4 sene ago

düşmanın bile saygısını kazanan büyük türk kumandanı, asıl adı ömer olan fahreddin paşa, 1868’de ruscuk’ta doğdu. babası tuna vilayeti posta ve telgraf müdürü mehmed nahid efendi, annesi bali oğullarından fatma adile hanım’dı.
soyadı kanunundan sonra “türkkan” soyadını alan fahreddin paşa, babasının yanında görevli olan fransız mühendislerinden fransızca ve matematik dersi almıştır.
fahrettin paşa
93 harbi”olarak bilinen 1876’daki osmanlı – rus savaş’ından sonra ailesi ile birlikte istanbul’a gelen paşa, 1888’de harb okulu’nu, 1891’de “erkân-ı harbiye’yi “ yani harb akademisi’ni bitirip kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı.
balkan savaşı’nda vazife yaptığı çatalca savunmasında ki başarısıyla edirne’nin bulgarlardan geri alınmasında önemli rol oynadı. birinci dünya savaşı’na girildiği zaman albay rütbesiyle dördüncü ordu’nun 12. kolordu kumandanı olarak musul’da vazife yapan fahreddin paşa, 1914’te tuğgeneralliğe terfi etti. dördüncü ordu komutanlığı vekilliğine getirilen paşa, urfa, zeytun, haçin ve musadağı ermeni isyanlarını bastırmakla görevlendirildi.

türk askeri, birinci dünya savaş’ında galiçya cephesinden, mısır’a ve filistin’e, yani kanal cephesine erzurum – kars cephesinden çanakkale ve irak cephesine kadar imparatorluğun her tarafında silah, teçhizat eksikliğine rağmen kahramanca çarpışıyordu. birinci dünya savaş’ının bu hareketli günlerinde, osmanlının yedi düvelle boğuştuğu sırada ingilizler, arapları çil çil altınlarla satın almış ve ingilizlerle işbirliği yapan araplar, mekke şerifi hüseyin’in komutasında türk ordusunu mehmetçiği, dindaşlarını arkadan kalleşçe vurmaya başladılar. istanbul’a mekke şerifi hüseyin’in isyan ettiği haberi ulaştı. isyan haberi üzerine dördüncü ordu kumandanı cemal paşa, 28 mayıs 1916’da fahreddin paşa’yı medine’ye gönderdi.

fahreddin paşa, medine’ye ulaştıktan sonra şerif hüseyin ve dört oğlu, 3 haziran 1916’da medine çevresindeki demiryolunu ve telgraf hatlarını tahrip edip isyanı başlattılar. 5 ve 6 haziran gecesi medine karakollarına saldıran şerif hüseyin’in güçlerini fahreddin paşa, geri püskürttü. asilerin başlangıçta sayları 50 bin kişiydi, bütün hicaz bölgesindeki türk askerinin sayısı ise 15 bin civarındaydı. biriali ve birimâşi mevkilerindeki asileri yenilgiye uğratan fahreddin paşa, yeni birlikleri takviye edilmiş hicaz kuvve-i seferiyyesi kumandanlığı’na tayin edildi.

medine’de bulunduğu sürece adaletten ayrılmayan ve yerli halkı küstürmemeye çalışan fahreddin paşa, özel bir komite kurmuştu. komitenin müsaadesi olmadan herhangi bina askeri maksatla yıkılmıyor veya istimlâk edilmiyordu. binanın kıymeti takdir edilip mülk sahibine temyiz için sekiz gün süre veriliyordu. binanın bedelleri şerriye mahkemesi ve şehir binalar komisyon’undan alınıyordu. göçmenlerin evleri kilitli tutuluyor ve eşyalarına zarar verilmiyordu. ayrıca halktan ciddi bir vergi alınmıyordu. fahreddin paşa, tarım alanlarına ve medine hurmalıkları’na hiç zarar verdirtmedi. el – ayun ve el – avali bölgelerinde ki tarlalara ve hurmalıklara büyük itina gösterdi, ayrıca 6 ton buğday ektirdi. kısacası yöre halkı ile bütünleşmesini bildi.

mekke valisi galip paşa’nın beceriksizliği yüzünden büyüyen isyan neticesinde asiler, 16 haziran 1916’da cidde’ye,7 temmuz‘da mekke’ye,22 eylül’de tâif’e girdiler. fahreddin paşa’nın savunduğu medine dışındaki bütün şehirler isyancıların eline geçmişti. mısır – filistin cephesinde ki kanal harekâtı devam ediyor, bu sebeple hicaz bölgesinde ki isyan için yeni askeri birlikler gönderilemiyordu. medine ve çevresinde 100 km’lik bir emniyet şeridi oluşturan fahreddin paşa, son derece kısıtlı imkanlarla 2 yıl 7 ay boyunca ingilizler ve onların yerli işbirlikçileri olan çöl bedevilerine karşı medine’yi savunmaya devam etti.

medine’yi suriye’ye bağlıyan demiryolu hattı, ingiliz casusu lawrence’in para karşılığı kandırdığı bedeviler tarafından devamlı tahrip ediliyor, medine’ye askeri mühimmat ve erzakın ulaşması engelleniyordu. fahreddin paşa, ilk iş olarak medine’de bulunan hazreti peygamber’in mukaddes emanetlerini 2000 askerlik bir koruma ile istanbul’a gönderdi. isyancılar kısa zamanda medine’yi kuşatma altına aldılar. istanbul hükümeti kuşatma başlamadan fahreddin paşa’ya şehri tek etme emri gönderdi. bu emre karşı paşa, “ben türk bayrağını indiremem, eğer indirilecekse buraya başka kumandan gönderiniz “dedi. paşa, “ingilizlere ve araplara teslim olmaktansa şehri ve kendimi feda ederim.” diyerek kuşatmaya can başla karşı koydular. bu arada devamlı “ravza –i mutahhara’ya, yani peygamberimizin mezarına giden fahreddin paşa, mezara seslenerek şöyle diyordu” ya resulü, senin için savaşanlarla sana karşı çıkanları gör, allah’ın yardımını bize ulaştır” diye yakarıyordu.

(medine-1917)

etrafı çevrili şehre hiçbir yerden yardım gelmiyordu. hastalık, açlık ve susuzluk hat sahaya ulaşmıştı. ilaç yok sıtma, dizanteri, humma, verem salgındı. fahreddin paşa bunlarla mücadele ederken osmanlı yenilmiş, filistin düşmüştü, osmanlı ordusu kuzeye çekilmeye devam ediyordu. bu arada mağlubiyeti kabul eden ve düşmanları ile mondros mütarekesi’ni imzalamak zorunda kalan osmanlı imparatorluğu son yıllarını yaşıyordu. mütareke şartlarına göre medine şehri şerif hüseyin’e teslim edilmesi gerekmekteydi.

(osmanlı askerleri medine’de)

falih rıfkı atay‘ın o günlere dair aktarımları şu şekildedir;

alıntı
raylar, bombalarla atıldı, bir suikastin tamiri günlerce sürdü,
lokomotifler oduna muhtaçtı. eğer trenler muntazam işlerse, yalnız
suriye’nin bütün ağaçlarını değil, şehirlerin bütün ahşap evlerini, eşyasını
da yakmak lazım gelecekti, trenler gittikçe yavaş yürüdü. üç gün üç gece,
süren yol, bazen bir ay devam etti!
birgün karargahınızdan gelen genç zabitlerden birine “fahri paşa ne
yapıyor?” dedim. “-hiç.. birkaç siper.. bir avuç asker. etrafta faysal’ın
hecin suvarları.. aşiretler, kabileler, fransız ve ingiliz zabitleri var. su
içen, yemek yiyen, bütün faydasız ahaliyi şam’a gönderdik, dedi.
siperlerin kısım kısım haftada bir izinleri vardır. fahri paşa bunları
evvela medine’nin küçük bahçesine götürür ve karagöz seyrettirir. askerlerin
karagöz sevgisini iyi bilen fahri paşa, orduya vereceği tüm emirleri,
karagöz konuşmaları vasıtasıyla verdirir.
eğer bazı sözleri varsa, karagöz vasıtasıyla askerlerine bildirir. zira
anlaşılıyor ki, bu köylüler karagöz’ün sözüne, gazetelerden,
beyannamelerden, nutuklardan ziyade inanıyorlar. eğlence bittikten sonra
paşa, askerlerini alıp, peygamber mezarına götürür, sonra hepsini birer
birer alınlarından öperek siperlerine yerleştirir..”
birgün, zabitlerinden biri bir torba getirdi. o nedir dedim, efendim,
siz çekirge tavası yemediniz mi? hayır? çok lezzetlidir. aç kahramanlarınız
muhakkak üç dört günde afrika’nın bütün çekirgelerini bitirmişlerdir.
siz, en bahtsız günlerde, sultan selim’in astığı bayrağı, bana elimle
indirtmeyiz, dediniz. medine için kaç asker feda edersiniz? bir mi, bin mi,
üç bin mi, bana ne bırakırsanız bırakınız, peygamber mezarının kubbesi
başıma yıkılmadıkça, mezara, hiçbir yabancıyı sokmam, dediniz..
alıntı

fahrettin paşa’nın tarihe geçen meşhur “çekirge talimatnamesi” ise aynen şöyledir;

alıntı
çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var ? yalnız tüyü yok. o da serçe gibi kanatlı ve uçuyor. bitkilerle besleniyor, temiz ve taze şeyler yiyor. hem de tiryaki ve keyif sahibi, tütün ve limondan zevk alıyor. ayrıca hicaz, asir, yemen ve afrika bedevilerinin başlıca gıdası çekirgedir. bedeviler sağlamlıklarını ve zindeliklerini yedikleri çekirgeye borçludurlar. çekirgeyi develerde büyük zevkle yiyorlar. dizlerinin bağı çözülenlere,basurlulara ve romatizmalılara şifadır.
alıntı

4. ordu komutanlığı erkan-ı harp reisliği ali fuat erdem paşa’nın anılarından aktarılanlar ise şöyle;

alıntı
tabiat düşmandı, güneş düşmandı. asıl düşman sinsi dinamit ve taşların
arasına saklanmış dinamitçilerdi. karakollarımız yoksulluk içinde idiler.
demiryolu üzerinde su noktaları çok azdı. karakollara lazım olan su, özel su
vagonları vasıtasıyla haftada bir dağıtılırdı ve depolar içinde saklanırdı.
taze sebze ve taze yemiş nadirdi… yakıcı güneş altında, bazen sabahtan
akşama kadar devam eden çarpışmalarda bu genç subayların dudakları
parçalanır, burunları çatlar…
medine demiryolu binlerce türk askerinin şehit olduğu ve gömüldüğü
yerlerin uzayıp gidişini gösteren bir güzergah oldu. hicaz hattı
şehitlerinin mezarı yoktur.
alıntı

bu esnada düşman da boş durmuyordu.
mekke emiri şerif hüseyin ‘kıble’ adlı bir gazete çıkarttı, yığın yığın dergileri, hindistan’a, mısır’a, sudan’a islam memleketlerine gönderip, türk
askerlerine karşı her cephede savaşa çağırdı.
şerif’in askerleri, medine’nin kırk kilometre batısındaki “biriderviş” bölgesinde vuku bulan savaşta, 15, 20 km. daha gerilemeğe mecbur oldu. sonra bölgede tutunmak istemiş, bir cephe açmak istemişlerse de fahrettin paşa ve emrindeki bir avuç türk evladının kararlılığı karşısında başarılı olamamışlardır.

fahrettin paşa, demiryolunda nöbet tutan askerlerin hergün üçer beşer güneş çarpmasından öldüğünü görür. önce nöbet saatini yarım saate kadar indirir. sonra, her nöbetçi askerin yanına bir (saka) su taşıyıcısı koyar. yani nöbete iki kişi çıkılır, biri saka, diğeri nöbetçi asker, sonra, nöbetçi askerlerin üstünden ağırlık yapan fişek sayılarını da indirir.

fahri paşa, medine ve çevresine mevsiminde sık sık yağan çekirgeden zarar yerine faydalanmanın yolunu buldu. o zamana kadar her yağışında mahsülü
kemirip yok eden çekirgeleri daha mahsüle dokunmadan toplatıp, başta kendisi olmak üzere askerine yedirmeğe koyuldu. çekirgenin tavasını, kavurmasını,
salatasını, karargah tabldotuna koyduran paşa, kıtalara yaptığı emirlerde herkese bu pek lezzetli yemekleri tavsiye eder ve “elinizde fazla kalır da
bana hediye gönderirseniz, memnun olurum” diye askerlerin mümkün olduğu kadar çok çekirge toplamasını teşvik ederdi. aynı zamanda, ingiliz altınlarının adeta oluk gibi aktığını gören ve hele bu alabildiğine yayılıp giden kupkuru çöllerin belli başlı yiyeceği olan pirinç ve unun da ancak ingilizler’in hakim oldukları deniz yollarından bol bol gelebileceğini, gelmekte olduğunu gören bedeviler, başlarında şeyhleri, reisleri olduğu halde, bizden yüz çevirip, kafile kafile şerif kuvvetlerine katılmak suretiyle, sayıca kuvvetleniyorlardı.

fahrettin paşa’nın kendi günlüklerinden medine müdafaası kahramanlarının durumu;

alıntı
-ağız yaralarından diş etleri çürüyor ve dişler dökülüyor. yemekler
layıkı ile öğütülemiyor. mide ve bağırsak hastalıkları, hazımsızlar,
ishaller baş gösteriyor. vücut zayıf düşüyor. bu sebeple aşağıdaki gibi
emrederim: “her hafta bütün erlerin ağızları doktorlar tarafından muayene
edilecek. ağız yaralarının tesirleri erlere akılları ereceği gibi
anlatılacak.. ağızları kirli ve yaralı askerlere günde iki üç defa koku
giderici ilaçlar ile, sulandırılmış tendürdiyot gibi karışımlarla gargaralar
yaptırılacak.
kış, sıtma mevsimi de yaklaşıyor, onun için gelecek ayın onbeşinden itibaren
bütün erlere haftada iki defa ve birer gram hesap edilmek üzere kinin
içirilecek. kinin içirilir içirilmez bir laf söyletmelidir ki, kinini
yutması temin edilsin.

-askerlerin ellerinde, yüzlerinde bacaklarında sebepsiz birçok çıbanlara
tesadüf ediliyor. erlerin her bölgede hiç olmazsa haftada bir yıkanmaları
temin için sabun yoksa, mutfak külünden faydalanmalı.
alıntı

fahrettin paşa, develere yedirilmek üzere, kırkbin kilo hurma çekirdeğini pazardan satın alır ve mukabilinde avuçlar dolusu para öder. zira hurma çekirdeği develer için yem olarak kullanılmaktadır ve çok önemlidir.

alıntı
bizim yere attığımız her hurma çekirdeği hecin veya develerimizi bir
adım daha yürütebilir. bu surette kıymetini bileceğimiz her hurma çekirdeği,
iktisadi muharebede bize zaferi kazandıracak bir mermidir.
develer hurma çekirdeklerinden pek hoşlanıyorlar, seve seve yiyorlar.
bu sebeple bütün zabit arkadaşlarımdan rica ederim, yediğimiz hurmaların
çekirdekleri için birer kutu veya sepet bulunduralım. neferlerimiz yedikleri
hurmaların çekirdeklerini veya şurada burada gördüklerini ceplerinde veya
bir torba içerisinde toplayarak zabitlere teslim etsinler. ben de asker
evlatlarıma buna mukabil, bir okka hurma çekirdeği için yirmi paralık bir
tütün paketi veya iki okka hurma çekirdeği için bir kuruşluk tütün paketi
verilmesini emrettim.
alıntı

hurma ve hurma çekirdeği, birincisi askerin, ikincisi, devenin belli başlı besin maddesi. fahrettin paşa, ekmek bulunmadığı zamanlarda bile yeteri kadar hurma bulmuş, açlıktan ölümün önüne geçmişti. gerçi dört beş tanesi yendiği zaman baygınlık verecek kadar tatlı olan hurmadan bıkkınlık gelir.
fahrettin paşa bizzat kendisi örnek olarak, et gibi çeşitli yemeklerini yaptırır hurmanın, hurmanın haşlaması, fıstıklısı, kızartmasını, hatta salatasını.

fahrettin paşa’nın günlüklerinden aktarıma devam edelim;

alıntı
bugünkü harpte hiçbir şey zayi etmeyerek herşeyden istifade etmek
maksadıyla aşağıdaki hususları emrediyorum: odun, çalı vesaire yakacaklardan
husule gelen kül zaruret halinde sabun gibi kullanılabilir. mahrukattan
husule gelen külliyetli toz, yüzde beş nisbetinde potası havi (havi: içinde)
olduğundan, kül ile çamaşır yıkamak ve karavana temizlemek usulü tatbik
edilecek. kıtalarda yeteri kadar odun külü bulunmadığı takdirde en yakın
şehirlerden kül tedarik edilecek.
kesilen hayvanlarla ölenlerin kemiklerinden yağlı maddeler, tutkal ve
kemik tozu istihsal edileceğine göre, husule gelen kemikler toplanarak ordu
menziline sevkedilecek. kemiklerin yağlı maddeleri, tutkal istihsal
edildikten sonra, yüzde yirmi nisbetinde fosfor havi olan bu kemikler toz
haline getirilerek ziraatte kullanılacak.
alıntı

işte bu şartlar altında peygamber efendimizin şehri medine’yi müdafa eden fahrettin paşa ve bir avuç kahraman neferi bir süre sonra kendilerine tebliğ edilen osmanlı’nın teslim olduğu ve ordunun tüm silah ve mühimmatı ile birlikte düşmana teslim olması gerektiği emri ile yıkılırlar. emre göre medine teslim edilecek, paşa ve kahramanları ingilizler tarafından mısır’a esir kampına götürülecekti.

(medine’ye ulaşan son osmanlı destek kuvvetleri-1917)
işte bu emire karşılık fahrettin paşa kararını verir.
peygamberinin minberini ve kabrini düşmana teslim etmeyecek, direnecektir.

zaman kazanmak için, kendisine bu emri getiren osmanlı subayına medine’nin dini öneme sahip olduğunu bu yüzden padişah emri ve şeyhülislam fetvasının gerektiğini söyeyerek geri yollar.

bir süre sonra hem padişah, hem şeyhülislam fetvası içeren ikinci bir “teslim olun” emri kendisine tebliğ edilir. lakin paşa bu emri de “padişahın ingiliz baskısı altında verdiği” mesnediyle geri çevirir. medine düşmana teslim edilmeyecektir.

bir taraftan ingilizler, diğer taraftan şerif hüseyin’in kuvvetleri, medine’nin bir an önce teslim olması için her şey yaptılarsa da fahreddin paşa, askerlerinin çoğunun hasta olmasına rağmen,cephane,yiyecek, ilaç ve giyecek stoklarının tükenmesine rağmen direnmeyi sürdürüyordu. ingilizlerin “türk kaplanı “ diye adlandırdıkları fahreddin paşa, askerlerinin direnme gücü tamamen bitince teslim olmak zorunda kaldı. teslim şartları gereği hicaz kuvve-i seferiyyesi kumandanı fahreddin paşa, 24 saat zarfında haşimi kuvvetleri karargâhının özel misafiri olacaktı. durumu kabullenemeyen fahreddin paşa, “ravza-i mutahhara” yakınındaki bir medreseye gitti ve burada daha önce hazırlattığı yatağına girip bir yere gitmeyeceğini söyledi.

bu arada kendi subayları arasında görüş ayrılıkları olduğunu görür ve oylama yaptırır, oyalama sonucu ağırlık teslim yönünde görüş bildirince teslim şartlarını görüşme görevini subaylarına bırakır ve kendisi ravza’ya çekilir.

subaylar teslim günü belirler ve ingilizler ile anlaşır.
o gün geldiğinde ravza’da kalan, o mübarek mekanın temizliğini bile kendisi yapan fahrettin paşa teslim olmayı kabul etmez. silahını ve kılıcını yatağının altına koyar ve ben burada kalmaya devam ediyorum der.

gece olunca subaylar bir oyun oynayarak paşa’nın silahlarını alırlar. sabah yeniden gelen osmanlı subayları paşayı omuzlarına alarak bir tören varmış gibi göstererek zorla ravza’dan çıkartırlar.

medine’nin artık teslim edileceğini anlayan paşa:

“hiç utanmaz mısınız? hiç çekinmez misiniz bu şehri teslim etmeye? ben gitmiyorum, zorla götürüyorlar. şahit olun medine sokakları. yollar sokaklar şahittir. peygamber efendimiz (s.a.v) şahittir. ben gitmiyorum, zorla götürüyorlar” diye feryad eder. medine ahalisi ve kahraman türk askeri paşa’nın bu direnişini gözyaşları eşliğinde ve gurur duyarak seyreder.

ve mondros mütarekesinden tam 72 gün sonra osmanlı ordusu’nun son neferi de düşmana teslim edilmiş olur.

işte bu kahraman paşamız ingilizler’e böyle teslim olur ve önce mısır’a, ardından malta’ya götürülür. daha sonra malta’dan tbmm hükümeti’nin girişimleri ile kaçırılarak milli mücadeleye katılır ve vatana hizmet etmeye devam eder.

lakin o her ne hizmet yaparsa yapsın, her daim “medine kahramanı”, “çöl kaplanı” gibi lakaplarla ve kahraman savunmasıyla tanınacak ve anılacaktır.

hatta, şerif hüseyin ve oğulları medine şehrini teslim almalarına rağmen, ve fahrettin paşa esir kampına götürülmesine rağmen ondan korkmaya devam ederler. paşa teslim alındıktan sonra ravza’nın önünde park edili duran paşa’nın makam otomobiline 2 sene boyunca dokunmaya dahi korkarlar. yıllar sonra bile çocuklarını “seni fahri paşa’ya veririm” diye korkuturlar.

fahrettin paşa’nın medine müdafası esnasında durumun gidişatının menfi olacağını tahmin ederek istanbul’a gönderdiği kutsal emanetler listesi ise şu şekildedir;
– hazreti osman’ın ceylan derisine el yazmalı kuran’ı.
– 5 adet eski el yazması kuran ve 4 adet kuran cüzleri.
– değerli taşlarla bezenmiş, altın kaplamalı 5 adet kuran kabı.
– hilye-i şerif (peygamberimizin yazı ile yapılmış portresi). gümüş çerçeveli, yeşil kadife üzerine pırlanta ve incilerle peygamberimizin adı yazılı, gümüşten güneş resimli…
– bir adet som altın üzerine pırlanta ile kelime-i şehadet yazılı levha.
– pırlantalı, incili, mercanlı 7 adet tespih.
– gümüş işlemeli 2 adet rahle.
– sultan abdülaziz’in pırlantalı ve altın işlemeli tuğrası.
– 4 adet sancak başı ve 3 adet değerli kılıç.
– kevkeb-i dürri adlı 4 parça büyük elmas.
altın üzerine oturtulmuş, çevresi elmas ve yakutlarla bezenmiş.
– 14 adet pırlanta ve zümrütlerle bezenmiş altın askı.
– pırlanta, inci, yakut ve zümrütlerle bezenmiş 11 adet altın kandil askısı.
– değerli taşlarla bezenmiş 1 adet altın kandil.
-1 adet altın kahve askısı.
– değerli taşlarla bezenmiş 7 adet altın şamdan. ikisi 1.55 metre boyunda ve 50 kilo ağırlığında. her birinin üzerinde 2.680 pırlanta var.
– 1 adet altın makas.
– değerli taşlarla bezenmiş 8 adet altın gülabdan (gülsuyu kabı) ve 12 adet altın buhurdan (tütsülük).
– pırlanta, zümrüt, yakut ve incilerle bezenmiş 2 adet çelenk, 10 adet yıldız çiçek, bir yaprak. hepsi altın.
– 1 adet pırlanta yüzük.- altın ve gümüş zincirler, altın mücevher kutuları ve çekmeceleri.
– 84 karat inci taneleri, 15 parça zümrüt, 27 parça yakut. 53 parça pırlanta ve elmas.
– ayrıca 3 kilo 985 gram altın.
– 908 kilo gümüş.
– 49 parça şal ve sırma işlemeli perde.
-medine’de sultan mahmut kütüphanesi ve diğerlerindeki değerli eserler.

(kutsal emanetler’i istanbul’a götüren tren)
fahrettin paşa ve kahramanlarından allah razı olsun, ruhları şad olsun…



Sayfaya Git: [1/3] 1 2 3 Sonraki