10.SINIF TARİH KONULARI

TARİH
Toplumların geçmişteki faaliyetlerini toplumlar arasındaki münasebetleri yer ve zaman göstererek sebep sonuç ilişkisi içinde inceleyen bilime tarih denir.

Tarihin gözlemi deneyi ve tekrarı yapılamaz.

BİR OLAYIN TARİH OLABİLMESİNİN ŞARTLARI
1-Zamanı bilinmeli
2-Yeri bilinmeli
3-Sebebi bilinmeli
4-Sonucu bilinmeli
5-Olay zamanda yayılma yapmalı
6- Olay mekanda 'yerde yayılma yapmalı

OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU

Osmanlılar Oğuzların Bozok kolunun Günhan soyunun Kayı boyunun Karakeçili aşiretine mensupturlar.
Kayı Boyu 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya geldi.
Kayı güç ve kudret demektir.
Kayıların damgası iki ok arasında gerilmiş bir yaydır.
Osmanlılar 1299 yılında Osman Bey tarafından Söğüt'te kurulmuştur.

OSMAN BEY DÖNEMİ 1281-1326)

Amacı: Bursa'yı ele geçirmek.

KOYUNHİSAR SAVAŞI (Bafeon Savaşı)

Tarihi: 1302
Tarafları: Osmanlılar X Bizans
Sebep: Bizans'ın Osmanlı ilerleyişini durdurmak istemesi
Sonuç: İzmit yolu Türklere açıldı.
Önem: İlk Osmanlı-Bizans savaşıdır.


ORHAN BEY DÖNEMİ (1326-1362)

Amacı: Balkanlara yayılmak (Orhan Bey babasının Bizans'a karşı yürüttüğü yayılma siyasetini aynen devam ettirdi.)
*Orhan Bey döneminde Bursa fethedildi ve beyliğin merkezi oldu. İpek sanayinin merkezi olan Bursa'nın fethi ile hazineye önemli bir gelir kaydedildi.

MALTEPE ( PELEKANON) SAVAŞI

Tarihi: 1329
Taraflar: Osmanlı X Bizans
Sebep: 1-Bizans'ın Osmanlıların İznik kuşatmasını sonuçsuz bırakmak istemesi. 2- Bizans'ın Türk kuvvetlerinin İstanbul Boğazı'na yaklaşmalarını önlemek istemesi
Sonuç: İznik yolu Türklere açıldı.

OSMANLILARIN RUMELİ'DEKİ İSKAN SİYASETİ (İstimalet politikası)'NİN AMACI: İstimalet sisteminin amacı fethedilen yerlerde Türk nüfusunu arttırmak ve Türk kültürünü yaymaktı.

Osmanlılara kendi isteği ile katılan beylikler: Karesioğulları Germiyanoğulları
Osmanlılara ilk katılan beylik: Karesioğulları
Osmanlılara son katılan beylik:Ramazanoğulları
Osmanlıları en çok uğraştıran beylik: Karamanoğulları

KARESİ BEYLİĞİ'NİN OSMANLILARA KATILMASININ ÖNEMİ

1-Karesi beyliği Osmanlıların aldığı ilk beyliktir.
2-Karesi donanması ve donanma komutanları Osmanlıların emrine girdi.
3-Karesi donanması ile Osmanlılar Rumeli'ye geçtiler.

ÇİMPE KALESİ :

Çimpe kalesi Osmanlıların Rumeli'deki ilk askeri üssüdür. Çimpe Kalesi Bizans'ın Osmanlı yardımlarına karşı Osmanlılara verdiği bir hediyedir. Bizans imp. Çimpe'yi geri almak için para teklif ettiyse de Osmanlılar vermediler.

I.MURAT ( HÜDAVENDİGAR) DÖNEMİ ( 1362-1389)

Amacı: Balkanlara kesin olarak yerleşmek

SIRP SINDIĞI SAVAŞI

Tarih:1364
Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar ( Sırp Bulgar Eflak Bosna Macar beyleri)
Sebep: Filipe ve Edirne'nin Osmanlılara teslim olması.
Sonuç: 1-Balkanlardaki Türk ilerleyişi devam etti. 2-Balkanlardaki Macar etkisi kırıldı.
Önemi: 1-İlk Osmanlı-Haçlı savaşıdır. 2- Savaş sonunda Osmanlılar'ın başkenti Bursa'dan Edirne'ye taşındı.

PLOŞNİK BOZGUNU

1387 yılında Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Ploşnik'te Sırp ve Boşnak kuvvetleri tarafından imha edildi. Ploşnik Bozgunu I.Kosova Savaşı'nın sebebidir.

I.KOSOVA SAVAŞI

Tarihi: 1389
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar (Sırp Boşnak Macar Eflak Arnavut Leh Çek kuvvetleri)
Sebep: Haçlıların Ploşnik bozgununda Osmanlıları yenmesi onlara cesaret vermişti.
Sonuç: Balkanların Türk toprağı olduğu ispatlandı.
Önemi:1-I.Kosova Savaşı Balkanlarda tutunabilmek için yaptığımız savaşların en büyüklerindendir. 2-I.Murat savaş meydanını gezerken bir Sırplı tarafından şehit edildi. 3-I.Murad'ın oğlu Bayezid bu savaşta gösterdiği ustalık ve çabukluk sebebiyle Yıldırım unvanını aldı. 4- Savaş Balkan Yarımadası'nın geleceğini belirlemiştir.


I.BAYEZİD ( YILDIRIM ) DÖNEMİ (1389-1403)

Amacı: Anadolu'da Türk birliğini kurmak

*Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlılar ilk kez İstanbul'u kuşattılar. Yıldırım İstanbul'u 2 kez kuşatmış sonuç alamamıştır.
*Yıldırım Bayezid devleti içinde bulunduğu güç durumdan kurtarmak ve ekonomik gelişmeyi sağlamak için Venedik tüccarlarına imtiyazlar (kapitülasyonlar) verdi. Hayatı boyunca Venedik tüccarlarını himaye etmeyi kabul etti. Ayrıca Venedikliler Osmanlı topraklarında serbestçe ticaret yapacaklar ve vergi vereceklerdi.
*Yıldırım Bayezid savaş meydanında padişah olan ilk ve son Osmanlı padişahıdır.
*Yıldırım Bayezid düşmana esir düşen ilk ve son Osmanlı padişahıdır.

ANADOLU HİSARI (GÜZELCE HİSAR)

1397 tarihinde Yıldırım Bayezid tarafından İstanbul Boğazı'nı denetlemek ve İstanbul kuşatmalarında Bizans'a Karadeniz'den yardım gelmesini engellemek amacı ile yaptırılmıştır

NİĞBOLU SAVAŞI

Tarihi:1396
Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar (Macar kralı komutasındaki Haçlı ordusu)
Sebep: Osmanlıların İstanbul'u kuşatmaları.
Sonuç: Bulgaristan tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.
Önemi: Savaşta çok fazla ganimet elde edildi. Bu ganimetle Osmanlılar bir çok eser inşa ettirdiler. Bursa Ulu Cami bunlardan biridir.

Osmanlı-Karaman rekabetinin ana sebebi:

İki devletin de kendilerini Türkiye Selçuklularının mirasçısı saymaları bu rekabetin ana sebebidir.


ANADOLU'DA SİYASİ BİRLİĞİN KURULMASI İÇİN SAVAŞMADAN YAPILAN ÇALIŞMALAR

1-I.Murat Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızı ile oğlu Yıldırım Bayezid'i evlendirdi. Devlet Hatun çeyiz olarak Kütahya Tavşanlı Emet ve Simav'ı getirdi. 2-I.Murat kızını Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey ile evlendirdi. 3-I.Murat Hamitoğullarından Akşehir Beyşehir Seydişehir Yalvaç ve Isparta'yı 80 bin altın karşılığında satın aldı. 4- Sivas hakimi Kadı Burhanettin ölünce Sivas halkı şehri Osmanlılara teslim etti.

ANKARA SAVAŞI

Tarih: 28 Temmuz 1402
Taraflar: Yıldırım Bayezid X Timur
Sebep: 1-Yıldırım Bayezid ile Timur arasındaki üstünlük mücadelesi 2-Yıldırım Bayezid'in doğuya doğru genişlemesi Timur'un hoşuna gitmemişti.

Sonuç:1-Bizans'ın alınması 50 yıl gecikti. 2-Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyişi durdu. Arnavutluk boşaltıldı. 3-Yıldırım Bayezid tarafından kurulan Anadolu birliği bozuldu. Çünkü Timur Anadolu beyliklerine bağımsızlıklarını geri verdi. 4-Timur Osmanlı topraklarını Yıldırım'ın oğulları arasında paylaştırdı. Böylece Osmanlı Devleti parçalandı.5-Yıldırım Bayezid Timur'a esir düştü. Esarete dayanamayıp kısa sürede öldü.6- Osmanlı Devleti'nin gelişmesi 50 yıl gecikti. 7-Fetret devri başladı.


FETRET DEVRİ ( 1402-1413)

Yıldırım Bayezid'in Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilmesi ile başlayan ve Çelebi Mehmet'in hükümdar olmasına kadar geçen 11 yıllık saltanat karışıklığına Osmanlı tarihinde Fetret devri adı verilir.
Fetret devrine Timur'un Osmanlı ülkesini Yıldırım Bayezid'in oğulları arasında paylaştırması sebep olmuştur.

ÇELEBİ MEHMET DÖNEMİ (1413-1421)

Amacı:Anadolu birliğini yeniden sağlayarak devleti güçlendirmek.
*Çelebi Mehmet Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu sayılır.


II.MURAT DÖNEMİ (1421-1444/ 1446-1451)

Amacı: Balkanlarda Osmanlı aleyhine bozulan dengeyi yeniden sağlamak.
*II.Murat kuruluş döneminin son padişahıdır.
*II.Murat Türkçe'ye çok önem vermiştir. Devletin resmi kayıtları II.Murat'tan itibaren Türkçe tutulmuştur.


EDİRNE-SEGEDİN ANTLAŞMASI

Tarih:1444
Taraflar:Osmanlı- Macar+Sırp
En önemli maddesi: İki taraf birbirleriyle 10 yıl savaşmayacaklar.( II.Murad bu maddeyi antlaşmaya koyarak tahtı 12 yaşındaki oğlu II.Mehmed'e bırakmak istiyordu. 10 sene sonra II.Mehmed savaşacak yaşa gelecekti.)

VARNA SAVAŞI

Tarih:1444
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar (Macar Erdel Eflak Leh Venedik Sırp Alman)
Sebep: Osmanlı tahtına 12 yaşındaki II.Mehmed'in geçmesi.
Sonuç:1-Hıristiyanların Osmanlıları Avrupa'dan atma ümitleri sona erdi. 2- Bizans'ın kaderi belirlendi. 3-Balkanlarda 500 yıl sürecek Osmanlı hakimiyeti başladı Rumeli'de kesin olarak Türk egemenliği sağlandı.



II.KOSAVA SAVAŞI

Tarih:1448
Taraflar:Osmanlı X Haçlılar ( Macar Erdel Eflak Alman)
Sebep: Haçlılar Varna yenilgisinin izlerini silmek istediler. 2- Türk düşmanı Hunyadi Yanoş'un Macar kralı olup Haçlıların yardımı ile Osmanlılara saldırmak istemesi.
Sonuç1-Avrupalı ülkeler saldırıdan savunmaya geçtiler. Haçlılar bir daha Türklere saldırmaya cesaret edemediler. (1683 tarihine kadar) 2-Bu zafer Türklerin kesin olarak Balkanlara yerleşmesini sağlamıştır.3-Eflak yeniden Osmanlılara tabi oldu. 4-Bulgaristan ve Kuzey Yunanistan Osmanlı yönetimine girdi. Bu bölgelere Anadolu'dan getirilen göçmenler yerleştirildi ve özellikle Bulgaristan hızla Türkleşti

Tarih: 1514
Taraflar: Yavuz SS X Şah İsmail (Safeviler)
Sebep:Şah İsmail'in Şii mezhebini Osmanlı topraklarında yaymak istemesi
Sonuç:1-Doğu Anadolu Osmanlı idaresi altına girdi. 2-Dulkadiroğlu beyliğine son verildi ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girdi. 3-Tebriz-Halep Tebriz-Bursa ipek yolu Osmanlı kontrolüne geçti. 3- Şah İsmail hazinesini bırakarak kaçtığı için Osmanlılar büyük ganimet elde ettiler. 4-Şiiliğin Anadolu'da yayılması geçici olarak önlenmiştir.
Önemi:Savaş Osmanlı ateşli silahlarının üstünlüğünü göstermiştir.

MISIR SEFERİ

1-MERCİDABIK SAVAŞI
Tarih:1516
Taraflar:Osmanlılar X Memlukler
Sebep: 1-İslam dünyasının liderliği için Yavuz Sultan Selim halifeliği Memlukler'den almalıydı. 2-Mısır alınırsa Baharat yolu Osmanlıların eline geçecek ve Avrupa ülkeleri ekonomik yönden Osmanlılara bağlanacaktı.
Sonuç: 1-Suriye Filistin ve Lübnan Osmanlıların eline geçti. 2-Mısır yolu Osmanlılara açıldı. 3- Ramazanoğulları Osmanlılara katıldı. 4- Kansu Gavri öldürüldü.

2-RİDANİYE SAVAŞI:
Tarih:1517
Taraflar: Osmanlı X Memlukler
Sebep: Yavuz Sultan Selim'in Memluklere son darbeyi vurmak istemesi
Sonuç: Kahire fethedildi ve Memluk Devleti sona erdi.

MISIR SEFERİ'NİN SONUÇLARI:

1-Mısır Suriye FilistinLübnan ve Hicaz bölgesi Osmanlı topraklarına katıldı. 2- Kutsal emanetler Mekke ve Medine'nin anahtarları Osmanlılara teslim edildi. Halifelik Osmanlılara geçti. (Osmanlı padişahları 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'na kadar bu unvanı kullanmadılar.) 3- Baharat ticaret yolu Osmanlılara geçti. (Ancak coğrafi keşiflerin yapılmasından dolayı Osmanlılar Baharat yolundan istedikleri gibi faydalanamamışlardır.) 4-Mısır seferi sonunda Osmanlı hazinesi tamamiyle doldu. 5-Venedikliler Kıbrıs için Memluklere verecekleri vergiyi bundan sonra Osmanlılara ödemeye başladılar. 6- Mısır'ın fethi ile Kuzey Afrika seferleri için önemli bir üs elde edildi. 7-Yavuz savaştan sonra halife ve akrabalarını idari tedbir olarak alim ve şeyhleri medreselerde yararlanmak üzere İstanbul'a getirdi.
Önemi: 1-Halifelik Osmanlılara geçti. 2- Mısır seferi ile Osmanlı ateşli silahları ile hiçbir devletin boy ölçüşemeyeceği anlaşıldı.

*Yavuz Sultan Selim şir-i pençe (aslan pençesi) adı verilen bir çıban sebebiyle ölmüştür.


I.SÜLEYMAN DÖNEMİ ( KANUNİ)

Amacı: Avrupa krallarını dize getirmek
*Unvanı muhteşem büyüktür.
*Osmanlı tahtında en uzun kalan padişahtır.


BELGRAT'IN FETHİ
Tarih: 1521
II. Murat Belgrat'ı kuşattı ancak alamadı. Fatih Sırbistan seferinde Belgrat hariç bütün Sırbistan'ı fethetti (1459). Kanuni 1521'de Tuna'dan ve karadan kuşattığı Belgrat'ı fethetti.
Önemi: Belgrat Orta Avrupa'ya yapılacak seferler için önemli bir üs olmuştur.



MOHAÇ MEYDAN MUHAREBESİ

Tarih:1526
Taraflar: Osmanlılar X Macarlar
Sebep: Alman İmparatoru Şarlken'e esir düşen Fransız kralı Fransuva'yı kurtarmak. 2- Kanuni Fransuva'yı kurtararak Avrupa'daki Haçlı birliğine Fransa'nın katılmasını engellemek istemiştir.
Sonuç: Macaristan'ın tamamı ele geçirildi ve Avusturya ile Osmanlı Devleti arasında tampon bir Macar krallığı kuruldu.

I.VİYANA KUŞATMASI

Tarih:1529
Taraflar: OsmanlılarX Macarlar
Sebep: Avusturya arşidükü Ferdinad'ın Budapeşte'yi ele geçirmesi
Sonuç: Budapeşte geri alındı ama Ferdinand ordusu ile ortada yoktu. Bu sebeple Osmanlı ordusu Viyana'yı kuşattı. Ancak ordu kuşatma için hazırlıksız gelmişti ve kış mevsimi yaklaşmıştı. Bu sebeplerden dolayı I.Viyana kuşatması başarısız olmuştur.

İSTANBUL BARIŞI

Tarih:1533
Taraflar: Osmanlılar-Avusturya
Önemi: Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacaktır.

ZİGETVAR SEFERİ

Tarih:1566
Taraflar:Osmanlı X Avusturya
Sebep: Avusturya'nın antlaşma şartlarına uymaması
Sonuç: Zigetvar Kalesi fethedildi.
Önemi: Zigetvar seferi Kanuni'nin son seferidir.

FRANSA KAPİTÜLASYONLARI NİÇİN KABUL ETTİ

1-Avrupa'da kendisine karşı oluşturulan cephede sırtını Asya'da Osmanlılar gibi güçlü bir devlete dayamak istiyordu. 2-Fransa Şarlken'e karşı Kanuni'ye güvenmek istiyordu.

OSMANLILAR KAPİTÜLASYONLARI NİÇİN VERDİLER

1-Kanuni Şarlken'in Avrupa'da kendisine karşı kuracağı bir Haçlı ordusunda Fransa'nın bulunmasını engellemeye çalışıyordu. 2-Kanuni Fransızları Akdeniz limanlarına çekerek Akdeniz ticaretini canlandırmak istiyordu.

Kapitülasyonlar Kanuni ile Fransuva'nın yaşadığı sürece geçerliydi. Ancak II.Mahmut döneminde kapitülasyonlar sürekli hale getirildi. Osmanlı Devleti kapitülasyonlar yüzünden Avrupalı tüccarların açık pazarı haline geldi. Her alanda Osmanlıların geri kalmasını sağlayan kapitülasyonlar 1923 Lozan Antlaşması ile kaldırılmıştır.

İRAN SEFERLERİ

Tarih: 1533 1548 15531577
Taraflar: Osmanlı X Safeviler
Sebep: Safevilerin Kanuni'nin batı seferlerini fırsat bilip Anadolu'ya saldırmaları
Sonuç. İran seferleri Amasya Antlaşması ve Ferhat Paşa Antlaşması ile son bulmuştur.

AMASYA ANTLAŞMASI

Tarih:1555
Taraflar: Osmanlılar X Safeviler
Önemi: Osmanlılar ile Safeviler arasındaki ilk antlaşma

FERHAT PAŞA ANTLAŞMASI

Tarih:1590
Taraflar: Osmanlılar 'Safeviler
Önemi: Bu antlaşma ile Osmanlılar doğudaki en geniş sınırlarına ulaşmışlardır.

DENİZLERDE GELİŞMELER

RODOS'UN FETHİ

Tarih:1522
Sebep:Rodos'u ellerinde bulunduran St.Jean şövalyeleri Mısır Suriye ve Anadolu arasındaki deniz taşımacılığını devamlı engelliyorlardı.
Sonuç:Rodos fethedildi ve şövalyeler Malta adasına yerleştirildi.

PREVEZE DENİZ SAVAŞI

Tarih: 1538
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Akdeniz'de Osmanlı hakimiyetini sağlamak
Sonuç:1-Şarlken'in Akdeniz'deki üstünlüğü sona erdirildi. 2-Akdeniz bir Türk gölü haline geldi.
Önemi: Preveze Deniz Savaşı'nın tarihi olan 28 Eylül ülkemizde Türk Denizcilik Günü olarak kutlanmaktadır.

HİNT DENİZ SEFERLERİ

Tarih:1538-1553
Taraflar: Osmanlılar X Portekizliler
Sebep: Portekizliler Basra Körfezi'ni kapatarak Baharat yolunu değiştirmişlerdi. Bu durum Osmanlı ekonomisine büyük zarar veriyordu. 2- Portekizliler Müslüman tüccarlara zarar veriyorlardı.
Sonuç:Seferler başarısız olmuştur. Bunun sebebi Osmanlıların okyanuslara dayanıklı büyük gemilerinin olmayışı ve komutanlar arasındaki anlaşmazlıklardır.



II. SELİM DÖNEMİ (SARI SELİM)

KIBRIS'IN FETHİ

Tarih:1571
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Anadolu Suriye Mısır arasındaki deniz yolunun güvenliği ve Doğu Akdeniz'e Osmanlıların tam hakimiyeti için Kıbrıs'ın fethi şarttı.
Sonuç:1-Osmanlılar Doğu Akdeniz'e hakim oldular. 2- Güney kıyılarımızın güvenliği sağlandı.

İNEBAHTI SAVAŞI

Tarih: 1571
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Osmanlıların Kıbrıs'ı fethetmeleri
Sonuç: Haçlı donanması İnebahtı'da demirli bulunan Osmanlı donanmasını yakarak imha etti.

SOKOLLU MEHMET PAŞA'NIN KANAL PROJELERİ

1-Süveyş kanalı ( Bu kanal açılabilseydi Baharat yolu işlerlik kazanacak ve Ümit Burnu yolu önemini kaybedecekti.)
2-Don Volga Kanalı ( Bu kanal açılabilseydi Osmanlılar Karadeniz'den Hazar Denizi'ne geçebilecek ve Orta Asya Türkleri ile yakından ilişkiye girilebilecekti.)
3-İznik-Sapanca kanalı ( Bu kanal açılabilseydi İstanbul Boğazı'nın trafiği rahatlatılabilecekti.)
*II. Selim ordunun başında savaşa gitmeyen ilk padişahtır.
*II.Selim şehzadelerin sancağa gitmeleri usulünü kaldırdı ve şehzadeler için sarayda hapis hayatı başladı.

XVII.yüzyılda göreve gelen bazı padişahların yeteneksiz ve güçsüz kişiler oluşu. 2- Devlet adamlarının da yeteneksiz ve güçsüz kişiler oluşu ve devlet adamlarının göreve iltimas ile getirilmesi. 3- Toprak yönetiminin bozulması. 4-İlmiye teşkilatının bozulması. 5-Medreselerin bozulması. 6- Askeri teşkilatın bozulması. 7- Uzun süren savaşlar sonucu güvenliğin bozulması 8-Maliyenin bozulması 9-Üretimin azalması .10-Tımar sisteminin bozulmasına paralel olarak tarım ve hayvancılığın gerilemesi. 11-Paranın değerinin azalması.12-Avrupa'daki bilim ve teknik gelişmelerine kayıtsız kalınması. 13-Yeterince genişlemişken daha fazla fetih hareketlerine girişilmesi. 14- Avrupalıların Osmanlılara karşı Haçlı birlikleri oluşturması.15- Osmanlı Devleti'nin sömürge kurmaması.16-Sokollu Mehmet Paşa'nın ölümü.

Duraklama dönemi: Sokollu Mehmet Paşa'nın 1579'da ölümünden 1683 II.Viyana Kuşatması'na kadar geçen döneme Osmanlı tarihinde Duraklama dönemi adı verilir.

I.AHMET DÖNEMİ

*I.Ahmet padişahlığın Osmanlı soyunun ekber ve erşed( büyük ve aklı başında olan) olanına geçmesine karar verdi. Böylece padişahların kardeşleri de tahta çıkabildiler.
*I.Ahmet Sedefkar Mehmet Ağa'ya Sultanahmet Cami'ni yaptırtmıştır.

ZİTVATOROK ANTLAŞMASI
Tarih: 1606
Taraflar:Osmanlı-Avusturya
Önemi:1- Osmanlı padişahı ile Avusturya kralı protokol bakımından eşitlendi. 2- Zitvatorok Antlaşması Osmanlı Devleti'nin çöküşünün ilk aşamasıdır.

II. OSMAN DÖNEMİ ( GENÇ OSMAN)
*II.Osman Osmanlı tarihinde ayaklanma sonucu öldürülen ilk padişahtır.
*Yenilik hareketlerine girişen ilk Osmanlı padişahı

HOTİN SEFERİ
Tarih:1621
Taraflar: Osmanlı-Lehistan
Sebep: Lehistan'ın Boğdan'ın iç işlerine karışması
Sonuç: Hotin antlaşması imzalanarak savaş sona erdi. Bu antlaşmayla Boğdan yine Osmanlı egemenliğine girdi.
Önemi: II.Osman Hotin kalesi önünde savaşmayan Yeniçeri Ocağı'nı kaldıracağını açıkladı. Bu kararı onun öldürülmesi ile sonuçlanmıştır.

IV. MURAD DÖNEMİ
* IV. Murad döneminde 1633'te İstanbul'da büyük bir yangın çıktı. İstanbul'un % 20'si yandı. Bu sebeple IV. Murat yangınlara sebep olduğu gerekçesi ile tütün ve içki içilmesini yasakladı. Tebdil-i kıyafet ederek ( kıyafet değiştirerek) İstanbul'u gezer ve yasağa uymayanları cezalandırırdı.

KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI
Tarih: 1639
Taraflar: Osmanlı-İran
Önemi: 1-Bu antlaşma Türk İran sınırının çizilmesinde etkili olmuştur. 2-Antlaşma İran ile Osmanlılar arasında 150 yıl süren savaşları sona erdirmiştir.

I.İBRAHİM DÖNEMİ (DELİ İBRAHİM)
*I.İbrahim Osmanlı tarihinde öldürülen ikinci padişahtır.

IV. MEHMED DÖNEMİ ( AVCI)
*IV.Mehmed döneminin ünlü sadrazamları: Köprülü Mehmet Paşa Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Tarhunca Ahmet Paşa ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa


BUCAŞ ANTLAŞMASI
Tarih:1672
Taraflar: Osmanlı-Lehistan
Önemi: Osmanlıların batıda toprak kazandıkları son antlaşmadır.

II.VİYANA KUŞATMASI (1683)
Sebebi: Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana'yı alırsa Kanuni dönemindeki güçlü duruma dönüleceğine inanıyordu.
Sonuç: Viyana alınamadı.
Viyana'yı alamamamızın sebepleri: 1-Viyana'nın savunmaya müsait oluşu.2- Askerin yiyecek sıkıntısı çekmesi. 3- Askere Viyana'yı yağmalama izni verilmemesi. 4- Kırım Hanı Murat Giray'ın Merzifonlu Kara Mustafa ile arası açık olduğundan Haçlı ordusunun Tuna nehrini geçmesine izin vermesi.
Önemi:1- Viyana bozgunundan sonra Osmanlılar savunmaya çekildiler. Bu savunma 1922 Sakarya Meydan Muharebesi'ne kadar sürdü. 2- Viyana bozgunundan sonra Avrupalı devletler ( Avusturya Venedik Malta Lehistan ve Rusya) Kutsal İttifak'ı kurdular ve Osmanlılara hep beraber saldırmaya başladılar.

I.mahmud DÖnemİ
BELGRAD ANTLAŞMALARI
Tarih: 1739
Taraflar: Osmanlı-Avusturya Osmanlı- Rusya
Önemi: 1-Belgrad antlaşmaları Osmanlıların 18. yüzyılda (Gerileme döneminde) imzaladığı son kazançlı antlaşmalardır. 2-Belgrad antlaşmaları ile Karadeniz'in bir Türk gölü olduğu bir kez daha kabul edildi. 3- Osmanlılar ittifakların önemini kavradı ve ilk kez İsveç ile ittifaka girdi. 4-Anlaşmalarda arabuluculuk yapan Fransa kapitülasyonların daha da genişletilmesini ve süresiz hale gelmesini sağladı (1740).

III.MUSTAFA DÖNEMİ

*Osmanlı tarihinde son cülus bahşişi III.Mustafa tahta çıkınca verilmiştir.

PANSLAVİZM
Rusya'nın Balkanlardaki milletleri Slav ve Ortodoks propagandası ile Osmanlı'dan ayırıp önce bağımsız sonra kendine bağımlı hale getirerek Akdeniz'e inme politikası.
Panslavizm Küçük Kaynarca Antlaşması ile netlik kazandı.
Panslavizm başlangıçta başarılı oldu. Balkan devletleri bağımsızlıklarını kazandı ancak Rusya'yı Akdeniz'e indirmediler.

ÇEŞME BASKINI
Tarih:1770
III.Mustafa döneminde 1768'de başlayan Osmanlı-Rus savaşında Baltık denizinden kalkan bir Rus donanması İngilizlerin yardımıyla Cebelitarık boğazından geçerek Mora kıyılarına geldi. Bunu fırsat bilen Mora Rumları ayaklandılar. Osmanlılar isyanı bastırınca Rus donanması Çeşme'de demirli bulunan Osmanlı donanmasını yaktı.

I.ABDÜLHAMİD DÖNEMİ
*I.Abdülhamid yabancı askeri uzmanların Müslüman olmaları şartı ile kıyafetleri konusundaki kısıtlamaları kaldırdı.

KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI
Tarih:1774
Taraflar:Osmanlı-Rusya
Önemi:
1-Kırım bağımsız oldu. Osmanlılar ilk kez Müslüman-Türk toprağını terketmek zorunda kaldılar. Ayrıca Kırım kaybedilince Karadeniz Türk gölü özelliğini kaybetti.
2-Rus ticaret gemileri Karadeniz ve Akdeniz'de serbest dolaşma hakkı kazandı. Böylece Karadeniz Türk gölü olma özelliğini kaybetti.
3-Ruslar Osmanlı yönetimindeki Ortodoksları koruma hakkını elde etti. Böylece Osmanlıların içişlerine karışmaya başladı. Ayrıca Panslavizmin uygulanması için zemin hazırlamış oldu.
4-Osmanlı devleti ilk kez bir devlete Rusya'ya savaş tazminatı verdi.
5-Rusya kapitülasyonlardan yararlandı.
6-Ruslar İstanbul'da daimi elçi bulunduracaklardı.

OSMANLI TARİHİNİN ÜÇ MEŞUM (UĞURSUZ ANTLAŞMASI)
1-Karlofça Antlaşması
2-Küçük Kaynarca Antlaşması
3-Sevr Antlaşması

III. SELİM DÖNEMİ
*Osmanlı tarihinde isyan sonucu öldürülen 3. padişahtır.

YAŞ ANTLAŞMASI
Tarih:1792
Taraflar: Osmanlı-Rusya
Önemi: Osmanlı Devleti Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu kabul etti. Böylece Karadeniz Türk gölü olma özelliğini kesin olarak kaybetti.


OSMANLI-FRANSIZ İLİŞKİLERİ
1-Osmanlı Fransız ilişkileri Fransa kralı Fransuva'yı Şarlken'den kurtarmak için Osmanlıların yaptığı Mohaç Meydan Muharebesi ile Kanuni döneminde başladı.
2-Kanuni Fransızlara kapitülasyonlar verdi.
3-Belgrad antlaşmalarında arabuluculuk yapan Fransa kapitülasyoların süresiz hale gelmesini sağladı.
4-Osmanlılar Fransız İhtilali'nden sonra kurulan Fransız yönetimini tanıdı.
5-Fransa İngiltere'nin sömürgelerine göz dikti ve sömürgelerine giden yolu kesmek için Osmanlı yönetimindeki Mısır'ı işgal etti. Ancak Napolyon ilk yenilgisini Nizam-ı Cedid askerlerinden Akka'da aldı ve bölgeden çekildi.
6-Fransa kapitülasyonlardan faydalanmakla birlikte Osmanlılar aleyhindeki bütün ittifaklara katıldı.
7-Fransa Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki topraklarına göz dikti ve Cezayir ve Tunus'u işgal etti.
8-Balkan milletlerini Osmanlılar aleyhine kışkırttı.
9-Yahudileri Filistin'de devlet kurmaya davet etti.
10-Bütün bu gelişmeler karşısında Osmanlılar İngilizlere yanaştı ancak İngiltere'nin Mısır'ı işgali üzerine Osmanlılar yeniden Fransız yanlısı bir politika izlediler.
11-I.Dünya Savaşı'nda Fransa İtilaf devletleri saflarında Osmanlılara saldırdı ve savaş sonunda Osmanlı topraklarını paylaşan ve işgal eden devletler arasına katıldı.

KABAKÇI MUSTAFA İSYANI
Tarih:1807
Sebep: 1-III. Selim'in ıslahatlarını (Nizam-ı Cedid hareketi) Yeniçeriler din adamları ve esnaf çıkarlarına uygun bulmadı. 2-III.Selim Yeniçerilere Nizam-ı Cedid askerinin elbisesini giydirmek istiyor ve Yeniçerileri düzenli talime tabi tutmak istiyordu.
Sonuç: 1-III.Selim Nizam-ı Cedid'i kaldırdı.2-Asiler III.Selim'i tahttan indirip yerine IV.Mustafa'yı çıkardılar. 3-İsyanı bastıran Alemdar Mustafa Paşa Kabakçı ve adamlarını öldürttü. 4-IV.Mustafa yeniden tahta çıkma ihtimali olan III.Selim'i öldürttü. 5-Alemdar Mustafa Paşa IV.Mustafa'yı tahttan indirip yerine II.Mahmud'u çıkardı.
Önemi: Kabakçı Mustafa isyanı Nizam-ı Cedid dönemini ortadan kaldırmıştır.

II. MAHMUD DÖNEMİ
*Devlet memurlarının pantolon ceket ve fes giymesini kanunlaştırdı.
*Nizam-ı Cedid ordusunun Kabakçı isyanı ile ortadan kaldırılması üzerine Alemdar Mustafa Paşa Sekban-ı Cedid ordusunu kurdu. Yeniçeriler bir isyan sonucu Alemdar Mustafa Paşa'yı öldürerek bu ocağa son verdiler.

KÜTAHYA ANTLAŞMASI
Tarih:1833
Taraflar: Osmanlı-Mısır valisi Mehmet Ali Paşa
Maddesi: Mehmet Ali Paşa'ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak oğlu İbrahim Paşa'ya Cidde valiliği ile Adana muhassıllığı (vergi toplama hakkı) verildi.

HÜNKAR İSKELESİ ANTLAŞMASI
Tarih:1833
Taraflar: Osmanlı-Rusya
Önemi:Antlaşma ile Boğazlar sorunu ortaya çıkmıştır.

BALTA LİMANI ANT.
Tarih: 1838
Taraflar: Osmanlı-İngiltere
Önemi: Osmanlıların imzaladığı en ağır kapitülasyon antlaşmasıdır.

ABDÜLMECİD DÖNEMİ

LONDRA KONFERANSI
Tarih:1840
Taraflar: İngiltere Rusya Avusturya Prusya
Maddeleri: 1-Mısır hukuki yönden Osmanlılara bağlı kalacak 2-Mısır yönetim olarak Mehmet Ali Paşa ve oğullarına bırakılacak 3-Suriye Girit ve Adana valilikleri Osmanlılara geri verilecek.
*Abdülmecid 1841'de Mısır Fermanı ile Mısır'ın yönetim düzenini belirlemiştir.

LONDRA ANTLAŞMASI-BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ
Tarih:1841
Taraflar: Osmanlı İngiltere Fransa Prusya Avusturya Rusya
Önemi: 1-Boğazlar uluslar arası bir statü kazandı. 2-Boğazlar sorunu ilk kez devletler arası bir konferansta görüşülmüştür.

TANZİMAT FERMANI (GÜLHANE HATT-I HÜMAYUNU) (3 Kasım 1839)
Fermanla:1-Hıristiyan- Müslüman bütün vatandaşların eşitliği can mal ve namus güvenliği sağlandı. 2-Mal edinme ve miras hakkı tanındı. 3-Müsadere usulü kaldırıldı.
Ferman sayesinde Osmanlı Devleti batılı devletlerin desteğini sağladı ve Mısır meselesinin çözümü kolaylaştı.

KIRIM SAVAŞI
Tarih: 1853-1856
Taraflar: Rusya X Osmanlı+İngiltere+Fransa+Piyomente
Sebep: Osmanlı ordusunun modernleştirilme çalışmaları Rus çarı I.Nikola'nın hoşuna gitmemiş ve Osmanlı ordusu güçlenmeden önce saldırmayı düşünmüştü.
Sonuç: Paris Antlaşması ile savaş sona erdi.
Önemi: 1-Avrupalı devletler ilk bir savaşta Osmanlılara yardım ettiler. Çünkü Rusya'nın Osmanlıları yıkarak topraklarına yerleşmesini istemiyorlardı. 2-Bu savaş sırasında Osmanlı Devleti ilk kez dış borç aldı ( İngiltere'den).

PARİS ANTLAŞMASI:
Tarih:1856
Taraflar: Rus- Osmanlı+ İngiltere+Fransa+Avusturya+Sardunya
Önemi: Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayıldı ve toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin garantisi altına alındı.

ISLAHAT FERMANI (1856):
Fermanla: 1- Hıristiyan vatandaşların can ve mal güvenliği sağlanacaktı. 2- Hıristiyanlara din ve eğitim özgürlüğü tanınacaktı. 3- Gayrı müslimlerde devlet memurluğu ve askerlik yapabilecekti. 4- Gayrı müslimler de taşınmaz mallar satın alabileceklerdi (ev gibi). 5-İltizam usulüne son verilecek.
Islahat Fermanı Paris Antlaşması ile güvence altına alınmıştır.

ABDÜLAZİZ DÖNEMİ
*İntihar eden ilk Osmanlı padişahıdır.
*Avrupa'ya giden ilk Osmanlı padişahıdır.
*Yavuz Sultan Selim'den sonra Mısır'a giden ilk Osmanlı padişahıdır.

ŞARK MESELESİ-TÜRK MESELESİ
Şark Meselesi V. Yüzyılda Huğ kavimlerinin Avrupa'ya gelişi ile başlar.
Şark Meselesi 1815 Viyana Kongresi'nde Rus çarı Aleksander tarafından ortaya atılmıştır. Avusturya Rusya Fransa İngiltere arasında Osmanlı topraklarının paylaşılmasıdır.
Şark meselesine göre:
1-Türkler Avrupa'dan atılmalı
2-Türkler Balkanlardan atılmalı
3-Türkler Anadolu'dan atılmalı
4-Mümkünse Orta Asya'ya dönmeleri sağlanmalıdır.

V. MURAT DÖNEMİ
*Abdülaziz'den sonra tahta çıkan V.Murat akıl sağlığı bozulunca tahttan indirildi ve yerine II.Abdülhamit tahta çıktı.

II.ABDÜLHAMİD DÖNEMİ:
*II.Abdülhamit Tanzimat'ın son meşrutiyetin ilk padişahıdır. İslamcı ve Alman yanlısı bir politika izlemiştir.

MEŞRUTİYET (1876-1878) (20 Mart 1877- 14 Şubat 1878)
I.Meşrutiyet Meclisi ikiye ayrılıyordu: 1- Meclis-i Mebusan (Milletvekilleri halk tarafından seçilirlerdi.) 2-Meclis-i ayan (Devletin ileri gelenleri padişah tarafından seçilirlerdi.)
I.Meşrutiyet Meclisi ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasi'yi uygulamıştır. Bu anayasa padişahı yeniden açma şartı ile meclisi kapatma yetkisi veriyordu. II.Abdülhamid 1877-78 Osmanlı-Rus savaşındaki yenilgiyi bahane ederek meclisi kapatmıştır.
I.Meşrutiyet Meclisi'nde 44 Hıristiyan 4 Yahudi 71 Müslüman milletvekili ile padişahın atadığı 26 ayan vardı.

1877-1878 OSMANLI- RUS SAVAŞI (93 HARBİ)
Sebep:Osmanlı Devleti Sırbistan ve Karadağ'a ayrıcalıklar verilmesini kabul etmiyordu.
Sonuç: Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması ile savaş sona erdi.
Önemi: Bu savaş sırasında Kafkaslardan ve Balkanlardan Osmanlı topraklarına en büyük göç yaşanmıştır.

BERLİN ANTLAŞMASI
Tarih:1878
Taraflar: Osmanlı+İngiltere-Rusya
Maddeleri: 1- Sırbistan Karadağ ve Romanya bağımsız oldu. 2- Bulgaristan üçe ayrıldı. A)Bulgar Prensliği B) Makedonya C) Doğu Rumeli 3-Doğu Anadolu'da Ermenilerin oturduğu yerde ıslahat yapılacak. 4-Bosna-Hersek hukuki olarak Osmanlılara bağlandı ve yönetimi bir süre için Avusturya'ya bırakıldı. 5-Kars Ardahan ve Batum Ruslara bırakıldı Doğubeyazıt ise Osmanlılarda kaldı.
Önemi: 1-Rusya ile imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nı geçersiz kılmıştır. 2-Osmanlıların başına Ermeni meselesini açmıştır. (Rusya bundan böyle Akdeniz'e inmek için doğuda bir Ermeni devletinin kurulması için çalışacaktır. İngiltere ise kendisine bağlı bir Ermeni devleti kurdurarak Rusya'nın Akdeniz'e inmesini engellemeye çalışacaktır.) 3-Bu antlaşma Panslavizm akımının bir zaferidir. 4- Berlin Antlaşması'nda arabuluculuk yapan İngiltere bunun karşılığı olarak Kıbrıs adasına yerleşmiştir.

1885 İSTANBUL ANTLAŞMASI
Taraflar: Osmanlı-Mısır
Önemi:İngiltere'nin Mısır'daki varlığı resmiyet kazandı.

DÖMEKE MEYDAN SAVAŞI
Tarih: 1897
Taraflar: Osmanlılar X Yunanlılar
Sebep girit'in Yunanistan'a bağlanmak istemesi
Sonuç: Osmanlılar yendiği halde Batılı devletlerin isteği ile İstanbul'da bir antlaşma yapılarak savaşa son verildi.

1897 İSTANBUL ANTLAŞMASI
Taraflar: Osmanlılar- Yunanlılar
Önemi: Girit özerk hale geldi. (II.Meşrutiyet'in ilan edildiği sıralarda Yunanistan Girit'i işgal etti ve adayı Yunanistan'a bağladı. Balkan savaşları sonunda imzalanan Atina Antlaşması ile Girit Yunanistan'a bağlandı.)

DÜYUN-I UMUMİYE
II.Abdülhamid döneminde Osmanlılar dış borçlarını ödeyemeyince Avrupalı devletler alacaklarına karşılık Düyun-ı Umumiye (Genel Borçlar) idaresini kurdular (1881). Başında alacaklı devletlerin bulunduğu idare tütün ispirto pul tuz ve orman gelirlerine el koydular. Böylece Osmanlılar ekonomik bağımsızlıklarını kaybettiler.

ERMENİ MESELESİ

II.MEŞRUTİYET
II.Meşrutiyet'in I.Meşrutiyet'ten tek farkı II.Meşrutiyet meclisinde siyasi partilerin olmasıdır.
*II.Meşrutiyet'in getirdiği karışıklık ortamında Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Avusturya Bosna-Hersek'i Yunanistan Girit adasını kendi topraklarına kattığını ilan etti. VI.Mehmet 1919'da Meclis-i Mebusan'ı kapattı.

31 MART OLAYI (1909)
Sebep: Meşrutiyet'i ortadan kaldırıp II.Abdülhamid'i tahttan indirmek.
Sonuç: Hareket ordusu isyanı bastırdı. II.Abdülhamid tahttan indirilerek saltanatına son verildi.



9. SINIF KİMYA DERSİ YILLIK PLAN

ERGÜN ÖNER MEHMET ÖNER ANADOLU L

İSESİ

2012-2013 E

ĞİTİM ÖĞRETİM YILI

 

9. SINIF K

 

İMYA DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

 

 

AY

 

HAFTA

 

DERS SAAT

İ

 

KAZANIMLAR

 

KONULAR

 

Ö

ĞRETME-ÖĞRENME YÖNTEM VE TEKNİKLERİ

 

KULLANILAN E

ĞİTİM TEKNOLOJİLERİ ARAÇ VE GEREÇLERİ

 

DE

ĞERLENDİRME

 

EYLÜL

 

3

 

2

 

1.1. Eski ça

 

ğ insanlarının, sınama-yanılma yoluyla yararını keşfettiği maddelere örnekler verir.

1-ÜN

 

İTE KİMYANIN GELİŞİMİ

1.BÖLÜM S

 

İMYADAN KİMYAYA

Eski Ça

 

ğlarda İnsan

Simya

 

 

Anlat

ım,

Soru- Cevap, Örnekleme, Tümevar

ım, kavram haritası,

beyin f

ırtınası

Ders kitab

ı, Bilgisayar, Projeksiyon,

E

ğitim CD'leri, Yardımcı kaynaklar

 

4

 

2

 

1.2. Antik dönem “element” kavram

 

ı ile erken dönem “kimyasal element” kavramını karşılaştırır.

1.3. Elementi “kendinden daha basit maddelere dönü

 

şmeme” temelinde tanımlamanın sakıncalarına örnekler verir.

1.4. Element kavram

 

ını atomlardaki proton sayısı temelinde açıklar

 

 

 

Simyan

 

ın Kimya Açısından Önemi

Element Kavram

 

ının Tarihsel

Geli

 

şimi

     

EK

İM

 

1

 

2

 

2.1. Kimyasal olaylarda, Kütlenin Korunumu Kanununu aç

 

ıklar.

 

 

 

 

2. BÖLÜM K

 

İMYANIN TEMEL KANUNLARI

Kimyan

 

ın Bilim Olma Süreci . Kütlenin Korunumu Kanunu

6 EK

 

İM İSTANBUL´UN KURTULUŞU

 

Anlat

ım,

Soru- Cevap, Örnekleme, Tümevar

ım, kavram haritası, beyin fırtınası

Ders kitab

ı, Bilgisayar, Projeksiyon,

E

ğitim CD'leri, Yardımcı kaynaklar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AY

 

HAFTA

 

DERS SAAT

İ

 

KAZANIMLAR

 

KONULAR

 

Ö

ĞRETME-ÖĞRENME YÖNTEM VE TEKNİKLERİ

 

KULLANILAN E

ĞİTİM TEKNOLOJİLERİ ARAÇ VE GEREÇLERİ

 

DE

ĞERLENDİRME

 

EK

İM

 

2

 

2

 

2.2. Sabit Oranlar Kanunu ile Dalton Atom Teorisi aras

 

ında ilişki kurar.

2.3. Dalton Atom Teorisinden yola ç

 

ıkarak Katlı Oranlar Kuralının nasıl tahmin edildiğini açıklar.

2.4. Gaz haldeki elementlerin birle

 

şen hacim oranlarını açıklamada Dalton Atom Teorisinin yetersiz kalışına örnekler verir.

2.5. Birle

 

şen hacim oranları ile ilgili hazır denel bulguları kullanarak bazı elementlerin moleküllerden oluştuğu çıkarımını yapar

 

Sabit Oranlar Kanunu ve Dalton Atom Teorisi

Dalton Atom Teorisi ve Katl

 

ı Oranlar Kanunu

Dalton Atom Teorisi ve Gazlar

 

 

Anlat

ım,

Soru- Cevap, Örnekleme, Tümevar

ım, kavram haritası, beyin fırtınası

Ders kitab

ı, Bilgisayar, Projeksiyon,

E

ğitim CD'leri, Yardımcı kaynaklar

 

3

 

2

 

3.1. Maddenin farkl

 

ı hâllerinde atomlar, iyonlar ve moleküller arası bağların varlığını ve sağlamlığını örneklerle açıklar.

3.2. Asal gaz elektron düzeni ile atomlar

 

ın bağ yapma yatkınlıkları arasında ilişki kurar.

 

3.BÖLÜM K

 

İMYASAL BAĞ KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Kimyasal Ba

 

ğ Kavramının Tarihsel Gelişimi

Maddenin Halleri ve Kimyasal Ba

 

ğlar

Baz

 

ı Atomlar Neden Kimyasal Bağ Yapmaz?

Problem Çözme

 

   

4

 

2

 

3.3. Kimyasal ba

 

ğları elektriksel çekme-itme kuvvetleriyle ilişkilendirir.

 

Cumhuriyet sizden fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller isterözdeyişini açıklar

 

Elektriksel Çekme ve

 

İtme Kuvvetleri

KURBAN BAYRAMI

CUMHUR

İYET BAYRAMI

 

Anlat

 

ım,

Soru- Cevap, Örnekleme, Tümevar

 

ım, kavram haritası, beyin fırtınası

Ders kitab

 

ı, Bilgisayar, Projeksiyon,

E

 

ğitim CD'leri, Yardımcı kaynaklar

 

KASIM

 

1

 

2

 

1.1. Periyodik cetvelde verilen elektron dizilimlerini kullanarak, elementlerin elektron alma-verme-ortakla

 

şma eğilimlerini, asal gaz elektron dizilimi üzerinden irdeler.

1.2. Elektron alma/ verme e

 

ğilimi ile metallik/ ametallik özelliklerini ilişkilendirir.

1.3. Ana grup elementlerinin katyon ve anyonlar

 

ının muhtemel yüklerini belirtir.

1.4. Geçi

 

ş elementlerinin ve ametallerin farklı pozitif yüklere sahip olabileceğini fark eder

2.ÜN

 

İTE BİLEŞİKLER

1. BÖLÜM B

 

İLEŞİKLER NASIL OLUŞUR?

Elementlerin Elektron Alma Verme Ortakla

 

şma Eğilimleri

Elementlerin Elektron Alma Verme E

 

ğilimiyle Metalik Özellikleri

Problem Çözme

 

Ders kitab

ı, Bilgisayar, Projeksiyon,

E

ğitim CD'leri, Yardımcı kaynaklar

 

AY

 

HAFTA

 

DERS SAAT

İ

 

KAZANIMLAR

 

KONULAR

 

Ö

ĞRETME-ÖĞRENME YÖNTEM VE TEKNİKLERİ

 

KULLANILAN E

ĞİTİM TEKNOLOJİLERİ ARAÇ VE GEREÇLERİ

 

DE

ĞERLENDİRME

 

KASIM

 

2

 

2

 

2.1.

 

İyonik yapılı bileşiklerin çeşitli tiplerde ve düzenli örgüler oluşturduğunu modeller üzerinde gösterir.

2.2.

 

İyonik bileşiklerin moleküllerinin olmayışını, örgü yapısı ile ilişkilendirir.

2.3.

 

İyonik bileşiklerin neden hep katı olduğunu açıklar.

2.4.

 

İyonik bileşiklerin

suda çözünmelerini örneklerle aç

 

ıklar.

 

3.BÖLÜM

İYONİK

B


9. SINIF TARİH KONULARI

Tarih Bilimine Giriş

TARİH BİLİMİNE GİRİŞ

TARİHİN TANIMI: Tarih, geçmişte yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini yer ve zaman belirterek, sebep sonuç ilişkisi kurarak, belgelere dayalı inceleyen bilimdir.


TARİHİN KONUSU NEDİR? : Geçmişte yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.


TARİH ANLATIMINDA YER VE ZAMANIN ÖNEMİ NEDİR?

1)- Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın gerçek olup olmadığını anlarız.

2)- Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını belirlememizde gereklidir. Çünkü o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu, o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.


SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ NEDİR?

Bütün olaylar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. her olay kendisinden önceki olayın sonucu, kendisinden sonraki olayın sebebidir. Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.


Olay Nedir? Olgu Nedir?

Olay: İnsanları ilgilendiren sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve benzeri alanlarda meydana gelen oluşumlardır.

Olgu: Oluşum süreci içinde ya da başka bir şeyin belirtisi olarak gözlemlenmiş olaylardan ibarettir. Birçok olayın aynı yönde sonuçlar vermesidir. Olgu yüzyıllar boyu meydana gelen olayların ortak sonucudur. Bir anda olmaz, bu olay olur.

Örnek: Anadolu'nun Türkler tarafından fethi olaydır. Miryakefalon Savaşı olaydır. Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu, Anadolu Selçuklu Devleti'nin Kuruluşu, Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Savaşı birer olaydır. Anadolu'nun Türkleşmesi tüm bu olayların ortak sonucudur ve bir Olgu'dur.

Tarih Felsefesi Nedir?

Tarihi tecrübeleri günümüz meselelerinin çözümü için yeniden yorumlamaya Tarih Felsefesi denir.

Dünyada ilk tarih felsefecisi İbn-i Haldun'dur.

Avrupa'da ilk tarih felsefecisi Makyavelli'dir.

Tarihimizi Öğrenmenin Gerekliliği:

Türk milleti tarihin en eski ve en köklü milletlerinden biridir. Türkler; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılan devletler kurmuşlardır. Bu bölgelerde Türk dilinin, Türk sanatının, Türk kültürünün izleri bugün bile sürmektedir.


MÖ III. yüzyılda Hunlarla başlayan Türk Tarihi günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Tarihimizi iyi öğrenmekle;

Vatan, Millet sevgimiz gelişecektir.

Millet olarak geleceğe daha güvenle bakabilecek duruma gelebiliriz.


Tarih Biliminde Yer ve Zamanın Önemi:

Yer ve zamanın belirtilmesiyle olayın gerçek olup olmadığını anlarız.

Olayın geçtiği yer ile olayın meydana geldiği zaman dilimi o olayın sebep ve sonuçlarını belirlememizde gereklidir. Çünkü o yerin iklimi, yaşam şartları, madenleri, o zaman içindeki nüfusu, o zaman içindeki toplumsal değerler olayın meydana geliş sebeplerini oluşturabilirler.


Tarih Biliminde Sebep-Sonuç İlişkisinin Önemi:

Tarihte, bütün olaylar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. Her olay kendisinden önceki olayın sonucu, kendisinden sonraki olayın sebebidir.


Önceki olayı bilmezsek, sonraki olayı kavrayamayız.


Tarih Biliminde Olay ve Olgu Kavramları:

Olay, insanları ilgilendiren, sosyal, siyasal ve dînî alanlarda meydana gelen, başlangıcı ve bitişi beli olan gelişmedir.


Olgu, aynı özellikteki tarihi olayları kapsayan ve belli bir süreci ifade eden genel bir kavramdır. Meselâ:

Olay > Anadolu'nun Türkler tarafından fethi

Olgu > Anadolu'nun Türkleşmesi

Olay > Amerika'nın keşfi

Olgu > Sömürgeciliğin başlaması

TARİHİN TASNİFİ (SINIFLANDIRILMASI)

1)- Zamana Göre Sınıflandırma:

Tarihin çağ veya yüzyıllara bölünerek incelenmesidir.

Çağlara Göre: İlk Çağ Tarihi, Orta Çağ Tarihi, Yeni Çağ Tarihi, Yakın Çağ Tarihi, Bilgi Çağı Tarihi

Yüzyıllara Göre; 15. yy Tarihi, 1. yy Tarihi, 13. yy Tarihi, gibi

2)- Mekana (Yer) Göre sınıflandırma:

Tarihi olayların yani tarihin bir coğrafyayla, bir bölgeyle, bir yerle sınırlandırılmasıdır.

Örnek: Türkiye Tarihi, Avrupa tarihi gibi.

3)- Konuya Göre Sınıflandırma:

Tarihin bir konuyla sınırlandırılmasıdır.

Örnek: Tıp Tarihi, Sanat tarihi gibi

Tarihi Neden Sınıflandırıyoruz?

Tarihi Zamana, Mekâna ve Konuya göre sınıflandırmamızın nedeni öğrenmeyi, öğretmeyi, araştırmayı kolaylaştırmaktır.

Tarih Biliminin Yöntemleri:

Tarihi olayları araştıran bir tarihçi sırasıyla aşağıdaki yöntemleri uygular.

1)- Kaynak Arama (Tarama):

Önce olayla ilgili kaynaklar aranır.

Kaynaklar 2′ye ayrılır:

1- Ana Kaynaklar (Birinci el kaynaklar): Olayın geçtiği döneme ait kaynaklardır.

a- Yazılı Kaynaklar: Kitabeler, fermanlar, kanunlar, mahkeme kayıtları, noterlik yazıları, gazeteler, dergiler vb...

b- Sözlü Kaynaklar: Evler, kaleler, tapınaklar, heykeller, silah, eşyalar, destanlar, efsaneler, fıkralar, atasözleri örf ve adetler vb...

c- Arkeolojik Kalıntılar:

d- Görüntülü-Sesli Kaynaklar:

2- İkinci El Kaynaklar: Ana kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan kaynaklardır. Olaydan çok sonraki bir zamanda 1. Elden kaynaklardan yararlanarak hazırlanan kaynaklardır. Mesela; bir konuyla ilgili yapılan araştırmalar, makale, kaynak kitap, ansiklopedi, belgesel gibi.

2)- Tasnif (Sınıflandırma)

Tasnif (Sınıflandırma): Elde edilen bilgiler zamana, mekâna ve konuya göre tasnif edilir.

Karşılaştırma yapılarak bilgiler bu yönde incelenir.

3- Tahlil

Tahlil (Analiz=İnceleme) : Kaynaklardan elde ettiğimiz bilgiler güvenilir mi?

4- Tenkit

Tenkit (Eleştiri):Elde edilen bilgilerin işe yarayıp yaramadığı, hangi bilgilerin kullanılacağı belirlenir.

5) Sentez (Birleştirme):

Kaynaklardan elde edilen bilgiler düzenlenip yazılması safhasıdır.

Tarih Bilimine Yardımcı Bilimler

4. Tarihin Diğer Bilimlerle İlişkisi

1. Coğrafya: Tarih, olayın geçtiği yerin fizîki ve beşerî özelliklerini Coğrafya'dan öğrenir.

2. Arkeoloji (Kazı Bilimi): Toprağın ve suyun altında kalmış olan tarihi eserleri ortaya çıkarır.

3. Kronoloji (Takvim Bilgisi): Tarihi olayların zamanlarını belirleyerek, meydana geliş sıralarını düzenler.

4. Paleografya: Eski yazıların okunmasını sağlayan bilim dalıdır.

5. Epigrafya (Kitabeler Bilimi): Taş, mermer gibi sert cisimler üzerine yazılan yazıları inceler.

6. Sosyoloji (Toplum Bilimi): Sosyal olayları, insanlar ve toplumlar arası ilişkileri inceler.

7. Antropoloji: Toplumların ırk yapılarını inceler.

8. Filoloji (Dil Bilimi): Dilleri ve diller arasındaki bağları inceler.

9. Etnografya: Örf,adet, gelenek ve görenekleri inceler.

10. Diplomatik: Günümüze kadar gelmiş olan resmi belgeleri, fermanları vb. inceler.

11. Heraldik (Mühür Bilimi): Resmi belgelerdeki mühür, arma ve özel işaretleri inceler.

12. Nümizmatik / Meskûkat (Para Bilimi): Eski paraları inceler.

13. Kimya (Karbon 14 Metodu): Herhangi bir tarihî eserin yaşını hesap eden bilimdir.

14. Onomatoloji: Yer adlarını inceleyen bilim dalıdır.

15. Şecere: Soy kütüğü bilimidir.

16. Sigilografi: Mühürleri inceler.

Bunlardan başka tarihe yardımcı bilimler arasına Felsefe, İstatistik, Psikoloji, Astronomi, Tıp gibi bir çok bilimi katabiliriz.

B. ZAMAN VE TAKVİM

1. Takvimin Ortaya Çıkışı ve Tanımı

Takvim zamanı günlere, aylara, yıllara bölme metodudur.


İnsanlar zamanı ölçerken ölçü aracı olarak Güneşi ve Ay'ı kullanmışlardır.

Güneşi kullananlar dünyanın güneş etrafında bir tam dönüşünü esas almışlardır (365 gün 6 saat). Bu şekilde oluşturulan takvimlere Güneş Takvimi diyoruz.

Ay'ı kullananlar ise Ay'ın Dünya etrafında 12 kez dönmesini (12 x 29.5 =354) esas almışlardır. Bu şekilde oluşturulan takvimlere Ay Takvimi diyoruz.


Tarihte ilk güneş takvimini Mısırlılar, ilk ay takvimini de Sümerler kullanmışlardır.

Her toplum kendi takvimini oluştururken kendileri için önemli saydıkları bir günü başlangıç olarak kullanmışlardır.


Romalılar, Roma'nın kuruluşunu,

Müslümanlar, hicreti,

Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın doğumunu gibi...


2. Türklerin Kullandıkları Takvimler

1. 12 Hayvanlı Türk Takvimi:

Türklerin kullandığı en eski takvimdir. Güneş yılını esas alır . Bu takvimde her yıl bir hayvan adıyla anılıyordu.

2. Celâlî Takvimi:

Büyük Selçuklular zamanında Melikşah tarafından Ömer Hayyam ve ekibine hazırlatılan bu takvim güneş yılına göre hazırlanmıştı.

3. Hicrî Takvim:

Ay yılını esas alır. Başlangıç olarak Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiği 622 yılını alır. Günümüzde Ramazan ayı, kutsal gün ve gecelerde bu takvimi kullanmaktayız.

4. Rûmî Takvim:

Osmanlı Devleti'nde resmî ve mâlî işlerde kullanılmak üzere 19. yüzyıl başlarından itibaren yürürlüğe giren takvimdir. Güneş yılını esas alır.

5. Milâdî Takvim:

1926'dan itibaren kullandığımız takvimdir. Güneş yılını esas alır. Temeli Mısırlılara dayanır. İyon ve Yunanlılar kanalıyla Batı'ya aktarılmıştır. Romalılar Sezar zamanında Jülyen takvimi olarak düzenlemiş ve kullanmışlardır. Yeniçağ'da Papa XII. Gregor tarafından yeniden yapılan düzenlemelerle Gregoryen Takvimi olarak anılmıştır. Miladî takvim Hz. İsa'nın doğuşunu başlangıç olarak kabul eder.

Tarih Bilimine Giriş

TARİH BİLİMİNE GİRİŞ

TARİH: İnsan topluluklarının, geçmişten günümüze kadar olan yaşantılarını, olay ve olguları (siyasi,sosyal, kültürel tüm faaliyetlerini), birbirleri ile olan ilişkilerini, yer ve zaman belirterek, neden-sonuç ilişkisi içinde, belgelere dayanarak objektif olarak inceleyen bir bilimdir.

Tarihi Oluşturan Unsurlar:

* Yer (Mekan) * Zaman * Neden * Sonuç * Belgeler * Objektiflik

TARİHİN KONUSU:

İnsanlığın geçmiş yaşantılarının tümü ve günümüze kadar geçirdiği aşamalardır. İnsan topluluklarının yaşadığı olaylar ve olgulardır.
Olay: İnsanı ilgilendiren siyasi, sosyal, askeri, ekonomik, kültürel alanlarda yaşanan her şey olaydır.


Olgu:Olaylar sonucunda ortaya çıkan ise olgudur.

Alparslan'ın 1071'de Malazgirt'te Bizans'ı yenmesi olay,

Bu olay sonucunda, Anadolu'nun kapılarının Türklere açılması olgu dur.

TARİHİN BİLİM OLARAK ÖZELLİKLERİ:

• İnsan faaliyetlerini incelediği için sosyal bir bilimdir.

• Bir tarihi olay aynısıyla tekrar etmez. Bu yüzden tarih araştırmalarında deney ve gözlem metodu kullanılamaz.

• Temel yasaları ve kuralları bulunmayan tek bilimdir.

*Tunus'ta ekmeğe zam geldi, halk isyan etti.

*Türkiye'de ekmeğe zam geldi, halk isyan edecek diyemeyiz. İsyan çıkabilir de çıkmayabilir de...

• Değişmemezlik kuralı yoktur. Bulunan her yeni belge olayı, ya değiştirebilir ya da netleştirir.

• Tarihi olayların yer ve zamanı belli olmalıdır. Bu durum tarihi masal olmaktan kurtarır.

• Tarihi araştırmalarda belgelere dayanmak da şarttır. Belgeye dayanmayan tarihi bilgi yalan demektir.

• Tarihi olaylar incelenirken neden-sonuç ilişkisi kurulmalıdır. Çünkü her tarihi olay bir sonraki olaya neden olur.

• Tarih araştırmalarında, olayın geçtiği zamanın şartları dikkate alınmalıdır. Bugünün koşulları ile düne bakılmaz.

• Bütün bilimler gibi, incelediği olaylara objektif yaklaşır. (Ortak özellik)


TARİH BİLİMİNİN YÖNTEMİ :

1. Kaynak Arama: Konu ile ilgili tüm malzemeler toplanır.

2. Tasnif (Sınıflandırma) : Yazılı ve yazısız belge olarak, zamana, mekana, konuya göre tasnif yapılır.

3. Tahlil : Verilerin doğruluğu araştırılır.

4. Tenkit (Eleştiri) : Kaynaklar ve içerisindeki bilgiler doğruluk açısından tenkit edilir.

5. Terkip (Sentez) : Tasnifi, tahlili, tenkidi yapılan bilgiler birleştirilir (terkip) ve araştırma tamamlanır.


TARİHİN SINIFLANDIRILMASI

Geniş bir ilgi alanına sahip olan Tarih biliminin ; öğrenilmesini, inceleme ve araştırılmasını kolaylaştırmak için uygulanır. Tarihi olaylar sınıflandırılırken ,tarih bütünü içinde ele alınmalıdır.

Zamana Göre: İlk Çağ , Orta Çağ Tarihi ...

Mekana Göre : Avrupa, Anadolu Tarihi...

Konuya Göre : Tıp , Hukuk Siyasi Tarih...

Tarih Bilimine Giriş

TARİHE YARDIMCI BİLİMLER :

Coğrafya: Yer Bilimi

Kronoloji : Zaman ,Takvim Bilgisi

Arkeoloji: Kazı Bilimi

Paleografya : Eski Yazı Bilimi

Nümizmatik = Meskukat: Para Bilimi

Filoloji : Dil Bilimi

Antropoloji: Irk Bilimi

Epigrafya:Kitabe Bilimi

Etnogratya: Halk ,Kültür Bilimi (Giyim tarzları,süs eşyaları , yemekleri ,mimarileri...)

Sosyoloji: Toplum Bilimi

Diplomatik:Antlaşma, yazışma bilimi

Heraldik : Arma, unvanları

Sicillografya:İmza ve Mühür Bilimi

Arkeometri: Kalıntıların Tarihleri

Kimya (Karbon 14 Yöntemi ):Buluntuların yaşı saptanır.( Bozulan nesnelerdeki Karbon 14 izotopu parçalanır. Kütlesi giderek azalır.

Hesaplamalara göre 5500 yılda kütle yarıya iner.

30 gramlık kütle 5500 yıl sonra 15 grama iner.


ZAMAN VE TAKVİM

Takvim : Zamanı ,yıllara ,aylara ve günlere ayırma metodudur. Güneşin yada ayın hareketlerini ölçüt alarak takvimler geliştirilmiştir.

TAKVİM

Ay Takvimi (Kameri) Güneş Takvimi (Şemsi)

• 1 yıl 354 gündür * 1 yıl 365 gün 6 saat

• Artık yıl yok * Artık yıl var

• Sümerler * Mısır

İslamiyet öncesi Araplar Yunan

Müslüman Araplar İyon

Türk-İslam Devletleri Roma


TÜRKLERİN KULLANDIKLARI TAKVİMLER

1. 12 Hayvanlı Takvim : Türklerin İslamiyet öncesi kullandıkları takvimdir. Güneş yılı esasına dayanır. 12 Güneş yılı 1 yıl kabul edilir. 12 yıllık devirler halinde devam eden takvimin en önemli özelliği her yılın bir hayvan adı ile anılmasıdır.


*2004 yılı pars yılı olsa, 2016 yılı tekrar pars yılı olur.

Hunlar, Göktürkler, Uygur, Kırgızlar kullanmıştır. Bir güneş yılı 365 gün 5 saattir.

2. Hicri Takvim : Türkler İslamiyet'i kabul ettikten sonra (Karahanlılar'dan itibaren) kullanmaya başladılar. Ay yılı esasına dayalıdır. Başlangıcı Hicret tir. Günümüzde , dini ayların,kandillerin ve dini bayramların belirlenmesinde kullanılır. Güneş yılı (Miladi) ile arasında 11 günlük fark vardır.

3. Celali Takvim : Büyük Selçuklu sultanı Melikşah adına düzenlenmiştir.(miladi 1079)güneş yılı esas alınmıştır.

4. Rumi Takvim : Hicri Takvimi kullanan Osmanlı Devleti , güneş ve ay takvimleri arasındaki 11 günlük farkın resmi işlerde getirdiği karışıklığı gidermek için düzenlenmiştir.(Mali Takv.)

5. Miladi Takvim: İlk defa Eski Mısır uygarlığında tarımsal faaliyetlerde karşılaşılan zorluklar sonucu oluşturulmuştur. İyon,Yunan,Roma'nın katkıları ile günümüze ulaşmıştır.

• Miladi Takvim, güneş yılı esasına dayalıdır. Başlangıcı Hz.İsa'nın doğumu "0" kabul edilir.

Yüzyıl (Asır): Tarihte zamanın yüzyıllık dilimlere ayrılan bölümüdür.

Çağ: İnsanlık tarihini çok yönlü etkileyen ve toplumlar üzerinde siyasi,ekonomik yada sosyal değişmelere zemin hazırlayan önemli ve evrensel olaylar arasında kalan bölümdür.


MÖ. MS.


3500 3000 2500 2000 1500 1000 500 0 500 1000 1500 2000 2005

• Milattan Sonraki tarihlerin rakamsal değeri büyüdükçe günümüze yaklaşır.

• Milattan Önceki tarihlerin rakamsal değeri büyüdükçe günümüzden uzaklaşır.

Tarihin Tasnifi (Sınıflandırılması)

Tarih Öğrenimini ve araştırmasını kolaylaştırmak için tarihi olaylar zaman, mekân ve konusuna göre sınıflandırılır.

a) Zamana Göre Sınıflandırma

Zamana göre sınıflandırmada tarihi olaylar çağlara ayrılarak, kronolojik dilimler halinde incelenir. Bu sınıflandırmada tarih, tarih öncesi çağlar ve tarih çağlan olarak iki sınıfa ayrılmış, bu sınıflar da kendi içlerinde alt sınıflara bölünmüştür.

Zamanın yüzyıllara ayrılarak incelenmesi de mümkündür. Onüçüncü yüzyıl (1200-1299) veya on beşinci yüzyıl (1400-1499) gibi tarihi; tarihe damgasını vuran kişilerin isimleri ile anılan bölümlere ayrılarak da değerlendirilir (Mete Han, Attila, Kanuni dönemi gibi).


b) Mekâna Göre Sınıflandırma

Bu yöntemde coğrafî bölgeler önem taşır. Asya tarihi, Avrupa tarihi, Mısır tarihi, Türkiye tarihi, Urfa tarihi, vb. gibi. Coğrafî bölgelerin taşıdıkları özellikler, birbirinden farklı olabilmektedir. Asya'nın coğrafî özellikleri ile Avrupa'nınki arasında benzemeyen taraflar bulunabilmektedir. Ancak, yine de bölgeleri kesin olarak ayırmak zordur. Sınıflandırmaya esas olan mekânlar büyüklük bakımından birbirinden farklı olabilir: Bir kıt'a, bir ülke veya bir şehir gibi.


c. Konuya Göre Sınıflandırma

Toplulukların veya bir topluluğun başlangıcından günümüze kadarki gelişimini bütün olarak inceleyen tarih çeşidine genel tarih denilir. Bu tarih kolunda ayrıntılara girilmez, konuya bütün hâlinde bakılır.


Bunun dışında, tarih araştırmaları, çeşitli konulara göre yapılabilir.

Siyasî Tarih: Toplumların teşkilâtlanmasıile ortaya çıkan devletler, birbirleriyle ilişki içinde yaşarlar. Bu ilişki, devletlerin kendi çıkarlarınıkorumak için belirli bazıhedeflere yönelmelerini gerektirir. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için uygulanan yönteme "siyaset" denilir. Devletlerarası ilişkilerin geçmişini inceleyen tarih dalına ise siyasî tarih adı verilir.

İktisat Tarihi: insanlar ve toplumlar, varlıklarını devam ettirebilmek için maddî değerler üretmek zorundadır. Üretim biçimleri, satış, satın alma, değiş-tokuş gibi faaliyetler iktisadî ilişkileri meydana getirir. Bir toplumun iktisadî geçmişini inceleyen tarih dalına iktisat tarihi denilir.

Sanat Tarihi: İnsanlar, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar sanatla uğraşmışlardır. Bu bakımdan, geçmişteki sanat eserleri, bize tarihî bilgiler de ulaştırır. Onun için, sanat eserlerinin tarihini incelemek önem taşır. Bu bilim dalına sanat tarihi adı verilir.

Dinler Tarihi: Din, insanlığın geçmişinde önemli rol oynayan bir unsurdur. İnsanlar, toplum hayatına geçtikleri zamandan beri çeşitli dinlere sahip olmuşlardır. Tarih içinde, dinî sebeplerle çıkan savaşlar yaşanmıştır. Bu bakımdan dinlerin ortaya çıkışlarını, gelişmelerini ve etkilerini incelemek önem taşır. Bu bilim dalına dinler tarihi denilir.

Hukuk Tarihi: Toplumda düzeni sağlamak için konulmuş kuralların bütününe hukuk denilir. Bu kuralların konulma sebeplerini, geçmişteki uygulamaları ve gelişmeleri inceleyen bilim dalına hukuk tarihi denilir.

Tarihin konulara göre incelenmesinde buna benzer başka sınıflandırmalar da vardır.

Tarih Bilimi

Tarih Yazıcılığının Türleri

TARİH YAZICILIĞININ TÜRLERİ

1. Hikayeci (Rivayetçi) Tarih

Bu tarz ilk olarak eski Yunan'da ortaya çıkmıştır. Başlangıçta ağızdan ağıza dolaşan hatıralar şairler tarafından nazım tarzında söylenmekte ve bunlara "epos" adı verilmekteyken, Logograflar tarafından hikayeleştirilerek nesre çevrilmişler ve arşivlerdeki malzemenin de ilavesiyle içlerine birtakım gerçekler de karışmıştır. Fakat yine de, Strabon'un ifadesiyle bunlar "epos" olmaktan kurtulamamışlardır. Logografların eserleri ne edebi, ne de tarihi eserlerdir. Sadece ilmi araştırma yolunu açan "basit kronikler"dir.

"Tarihin Babası" adıyla bilinen Heredotos her ne kadar Logografların yolundan gitmişse de, insanı merkez haline getirmiş olması ve kavrayış üstünlüğüyle onlardan ayrılır. Herodotos da hikayeci tarih tarzını kullanmıştır. Fakat olayları peş peşe sıralamakla kalmamış, onları bir düzen içinde nakletmiş ve bir kompozisyon örneği vermiştir. Eserinde az da olsa siyasi görüşler vardır. Tenkit düşüncesine sahip olmamakla birlikte, gördükleri ile duydukları arasında bir ayrım yapmıştır.


2. Öğretici (Pragmatik) Tarih

Geçmiş olaylardan ders almak, gelecekteki yolu doğru çizebilmek, okuyucuya ahlaki ve milli duygular aşılayabilmek maksadıyla yazılan bu tarz eserler, öğretici bir mahiyet arz ettiklerinden "öğretici" veya "pragmatik" denilen tarihçilik akımı içinde yer alırlar. Bu tarzın önderliğini yapan kişi Thukydides'tir. Gerçek anlamda tarihçilik, onun "Pelopennesoslular ile Atinalıların Savaşı" adlı eseriyle başlamıştır. Bu eser sadece edebi bakımdan değil, metod ve zihniyet bakımından da daha önceki eserlerden çok farklıdır. Bu fark, eserin gerek konu, gerekse muhtevasında kendini göstermektedir. Eser zaman ve mekan bakımından sınırlandırıldıktan başka, sadece müellifin yaşadığı devrin olaylarına tahsis edilmiş; devlet, tarihi realitenin merkezi olarak görülerek, esas yerine getirilmiştir. Devlet düşüncesinin esasını siyaset teşkil etmesi dolayısıyla da Thukydides bir siyasi tarih yazıcısı olmuştur. Thukydides yetişme tarzı sebebiyle de, araştırmaya yeni bir anlam getirmiştir. Bu da "siyasi öğretim de faydalı olmak"tır. Böylece ilk defa olarak tarih biliminin sosyal bilimler içindeki yeri de tayin edilmiştir.


Burada amaç, faydalı olmak, tarih yoluyla tecrübeyi arttırıp bilgiyi çoğaltarak geliştirmek ve insanı başarılı kılmaktır. Bunun şartları ise: 1) gerçeğe tamamen sadık kalmak, 2) olay ve durumları anlatırken, aralarındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Geçmişi öğrenerek, bu bilgilere dayanarak şu anki durum ve gelecek hakkında hüküm vermek anca bu şekilde mümkündür. Tarih yazıcılığında bu tür, Thukydides'den sonra diğer eski Yunan ve Roma tarihçilerince de benimsenmiş; Polybios, Plutarkhos, Tacitius, Machiavelli gibi yazarlar onun izinden gitmişlerdir. Pragmatik tarih yazıcılığının en belirgin özelliği, tarihte ün yapmış şahsiyetlere geniş yer verilmesi, bu kişilerin idealleştirilmesi, hatta adeta insan üstü varlıklar haline getirilmesidir. İslam tarihçiliğindeki "Siyer" kitapları bu tarza örnek olarak gösterilebilir. Thukydides'in açtığı çığır, tarihi gerçekleri ortaya koymak hedefini güttüğü halde, örnek olmak prensibiyle de hareket ettiğinden, bunu benimseyen müelliflerin eserlerinde hep zaferler ve parlak olayların işlenmesine özen gösterilmiş, başarısızlıklar ve hayal kırıklıkları karşısında sessizlik tercih edilmiştir. Bu da öğretici tarzın en büyük zaafını teşkil etmiştir.

3. Araştırmacı Tarih (Bilimsel Tarih, Neden-Nasılcı Tarih)

XIX. yüzyılda tarih yazıcılığı tarzında ciddi bir hamle yapılmış, olayların sade anlatım ve geleceğe matuf öğreticisi vasfı yanında, çıkış sebepleri, bunları hazırlayan amiller, çeşitli olayların sebep ve sonuç ilişkilerinin araştırılmasına başlanmıştır ki, böylece tarih bir bilim olma kimliğini kazanmıştır.


Dünyada cereyan eden olaylar, sadece yeri ve zamanı bakımından değil, cereyan tarzı, rol oynayan kişiler bakımından da farklılıklar gösterir. Şartların müsait olması halinde "benzer" olaylar cereyan edebilirse de "tarih tekerrür etmez". Yani, tarihi olaylar hiçbir zaman, aynı cins ve miktarda malzemelerin kullanıldığı laboratuvar deneyleri gibi değildir. Her birinin özel şartları, değişik mekanları vardır. Bu olaylara karışan kişilerin karakterleri, olay sırasındaki halet-i ruhiyeleri, dış tesirler birbirinden farklıdır. Şu halde, gerçek manada bir tahlil için, bütün bunların derinliklerine inilip ayrı ayrı araştırılması gerekir.


Olayın oluşuna sebebiyet veren şartların araştırılması da ayrı bir önem taşır. Bir olayı sadece tek bir sebebe bağlamak hatalıdır. Coğrafi, sosyal, siyasi, iktisadi vs. şartların iyi incelenmesi gerekir. Bunların birinin görülüp, diğerlerinin ihmal edilmesi yanlış sonuçlara götürebilir. Yani, tarihin bir bilim sıfatını kazanabilmesi için tarihin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkilerinin her zaman göz önünde bulundurulması, yerine ve zamanına göre onlardan yardım istemesi gerekir.

İlk Çağ Medeniyetleri

Mezopotamya Medeniyeti

Mezopotamya, ilkçağda Dicle ve Fırat Nehirleri arasında kalan bölgedir. Bu bölge Fırat ve Dicle Nehirlerinin suları sayesinde tarımsal üretim yapar. Mezopotamya, iki ırmak arası anlamına gelir.


İlk çağda Mezopotamya'da beş devlet kurulmuştur. Bunlar; Sümerler, Elamlar, Akadlar, Babiller ve Asurlar'dir.

a. Sümerler (Başkenti: Ur, Uruk, Kiş, Lagaş)

- M.Ö.4000′lerde Aşağı Mezopotamya'ya yerleştiler ve diğer Mezopotamya uygarlıklarına öncülük ettiler.

- Sümerler M.Ö 3500 yıllarında ilk yazıyı kullandılar.

- Birbirlerinden bağımsız birçok şehir devletçiklerinden oluşan bir uygarlık kurdular. En önemli şehirleri Ur, Uruk, Kiş, Lagaş, olan Sümer şehir devletlerinin başında Patesi denilen krallar bulunurdu. Bunlar aynı zamanda rahiptiler.

- Bilinen ilk yazılı kanunlar Sümer kralı Urganika tarafından yazılmıştır.

- Sümerler bataklıkları kurutarak tarım arazileri kurmayı başarmışlardır.

- Çok tanrılı dinlere inanırlardı ve kralları rahip-kral olarak bilinirdi. En önemli Tanrıları Enki, Enlil ve Anu'dur.

- Dini amaçla yaptıkları Ziggurat adlı tapınakları aynı zamanda rasathane ve soğuk hava deposu olarak da kullanılmaktaydılar

- Sümerler düzenli orduyu Mezopotamya'da ilk kuran Akatlar tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

- Sümerler bilim alanında ilerlemiş, dört işlemi kullanmış, dairenin alanını hesaplamayı başarmışlardır.

- Edebiyat alanında en önemli eserleri Yaradılış, Tufan ve Gılgamış destanlarıdır.

- Mezopotamya'da Sümerlerden sonra kurulan devletler, Sümer uygarlığını geliştirerek Mezopotamya uygarlığına katkıda bulunmuşlardır.

- Toplumsal sınıflaşma vardır.

b. Akadlar: (Başkenti: Agade)

Paralı ve devamlı orduları sayesinde kısa sürede bütün Mezopotamya'ya egemen olan Akadlar Doğu Anadolu'ya kadar sınırlarını genişlettiler. Akadlar çok tanrılı bir inanışa sahiptiler ve başkentleri akad idi. Agade adı verilen kerpiç ve tuğladan yapılan eserler en önemli mimari eserleridir. Tarihte bilinen ilk imparatorluk ve ilk düzenli orduyu Akadlar kurdular. Sümer uygarlığını Ön Asya'ya yaymayı başardılar.

Akadlar tarihte bilinen ilk büyük imparatorluğu, ilk düzenli ve sürekli orduları kurmuşlardır. Ayrıca Sümer uygarlığını Ön Asya'ya yaymışlardır. Akadça geniş bir alanda diplomasi dili olarak kullanılmıştır.


c. Elamlar: (Başkenti: Sus)

Güneydoğu Mezopotamya Elam olarak adlandırılır. Mezopotamya uygarlığı içinde en sönük dönemini oluşturur. Başkentleri Sus şehridir. Bilim ve teknik, güzel sanatlarda ilerleme göstermişlerdir. Elamlar tarımla ilgilenmiştir. Çok tanrılı bir inanışa sahiptirler.


d. Babil Krallıkları (Başkenti: Babil)

Babil Krallıkları Orta Mezopotamya'da kuruldular ve M.Ö 3000′lerde ortaya çıktılar.

- Babil Kralı Hammurabi ilk anayasa olarak kabul edilen Hammurabi kanunlarını oluşturdu. Hammurabi, daha önce uygulanan kanunların birleşmesinden oluşmaktadır. Hammurabi kanunlarında Urgakina Kanunları'na göre daha sert cezalar yer almaktadır. I. Babil krallığı Hititler'in saldırısı ile yıkılmıştır.

- II. Babil krallarının en önemlisi Nebukadnazar'dır. Onun zamanında Babil'in asma bahçeleri ve Babil kulesi yapıldı. II. Babil krallığını Persler ortadan kaldırdı.

I. Babil Devleti'nin krallarının en önemlisi olan Hammurabi ilk anayasa olarak kabul edilen "Hammurabi Kanunları'nı" yapmıştır. Bu kanunlar yapılırken daha önce uygulanan kanunlardan yararlanılmıştır. Urugakina kanunlarına göre daha sert cezalar vardır. Bazı suçlara kısas cezaları verilmiştir.

Babil Kralı Hammurabi rahip ' kral anlayışını reddederek gücünü dinden değil, askeri kuvvetten almıştır. Mutlak Krallık sistemi Hammurabi ile başlamıştır.


e. Asur Krallığı (Başkenti: Ninova)

Asurlar, yukarı Mezopotamya olarak adlandırılan Güney Doğu anadolu'da kuruldular. Asurlar Toros ve Anadoluya kadar yayıldılar. İbranilerle savaşıp Mısır'a kadar vardılar. Asurlar ticaret kolonileri kurdular ve ticareti geliştirdiler. Asurlar, Anadolu'da kurdukları ticaret kolonileri sayesinde Anadolu'nun tarihi devirlere girmesini ( Anadolu'da yazılı devirlerin başlamasını) sağladılar. Özellikle Kayseri'deki Kültepe'de Asur Tabletleri bulunmaktadır. Asurlar Mezopotamya'nın en geniş devletini kurmayı başardılar. Nemrut Dağı'ndaki heykeller asurlara aittir. Asurlular'ın kanunları Hammurabi kanunlarından daha sert yaptırımlar içerir. Asurlar çok tanrılı bir inanışa sahiptir. Asurlar atlı birlikleri ilk kullanan devlettir. Medler ve Babiller tarafından ortadan kaldırıldılar.

M.Ö. 2000 yıllarında Asurlular, Anadolu'da ticaret kolonileri kurarak hem ticareti geliştirmişler, hem de Anadolu'da yazılı devirleri başlatmışlardır. Kayseri yöresindeki Kültepe'de ticaretle ilgili Asurca birçok tablet bulunmuştur.

Not: Mezopotamya'da şehir devletine Site denir.

Not: Mezopotamya'da çivi yazısı kullanılmıştır.

Not: Mezopotamya'da mimari yapılar kerpiçten yapıldığı için günümüze kadar ulaşamamıştır.

Not: Mezopotamya'da tapınaklara Ziggurat denirdi.

Not: Mezopotamya coğrafi olarak açık bir bölge olduğundan tarihte istilalara sahne olmuş, çok devlet kurulmuştur. Geçiş bölgesidir.

Not: Mezopotamya, yazının ilk kullanıldığı yerdir.

Not: Mezopotamya tarih çağlarına ilk geçen yerdir. Sümerliler, tarih çağına ilk geçen kavimdir.

Not: Ay yılına dayalı takvimi kullanmışlardır.

Mısır Medeniyeti

Mısır, Nil Nehri'nin çevresinde oluşan bir medeniyettir.

Mısır'da tek devlet olmuş ve hanedanlıklar tarafından yönetilmiştir.

Mısır'da devlet yöneticisine Firavun denir.

Mısır'da devlet yöneticisinin mezarına Piramit denir.

Mısır, Hiyeroglif yazıyı (resim yazısını) kullanmıştır.

Mısır'da yazı yazmak için papirüs kullanılmıştır.

Mısır'da şehir devletine nom denirdi.

Mısır, kapalı bir coğrafya olduğundan kurulan devletler uzun ömürlüdür. İstila hareketleri yok denecek kadar azdır.

Mısır'da çok tanrılı inanış vardır.

Mısır'da sosyal sınıflaşma vardır.

Mısır'da güneş yılına dayalı takvim kullanılmıştır.

Mısır Uygarlığı, Nil Nehri ve deltasında kurulmuştur. Mısır'ın etrafının çöllerle kaplı olması diğer uygarlıklarla daha az etkileşimde bulunmasına sebep olmuştur.

İlkçağ Mısır tarihi M.Ö 3000′lerde başlar, Persler'in M.Ö. 525 de Mısır'ı işgal etmeleri ile son bulur. Bu dönem; Eski Krallık, Orta Krallık ve Hiksoslar, Yeni Krallık, Gerileme, Sais Krallığı devirlerine ayrılır.

- Mısır Uygarlığı ilk çağda en gelişmiş uygarlıklardan biriydi.
- Mısır ülkesi Nom (Nomos) denilen eyaletlere ayrılmıştı. Her ilin başında merkezden gönderilen valileler bulunurdu.
- Eski Mısır'ı Firavun denilen krallar yönetirdi. Firavunlara "katip" denilen devlet adamları yardım ederlerdi.
- Firavunların idaresinde arabalı ve yaya olmak üzere sınıflandırılan güçlü ve disiplinli ordular bulunmaktaydı.
- Mısırlıların inançları "Çok Tanrılı" idi.
- Pi sayısını bularak Geometriye önemli katkıda bulunmuşlardır.
- İlk tapu ve kadastro uygulaması Mısır'da görüldü.
- 365 günlük ilk takvimi (güneş yılı takvimi) Mısırlılar geliştirip kullanmışlardır. Bu takvimi daha sonra diğer uygarlıklar geliştirip günümüz Miladi Takvimi'ni bulmuşlardır.
- Mısırlılar kendilerine özgü "Hiyeroglif"i (resim yazısını) geliştirdiler. Bu yazıyı daha çok palmiye liflerinden yapılan papirüs ve taş anıtlara yazarlardı. Bu yazı ilk defa Fransız bilim adamı Şampolyon tarafından okunmuştur.
- Mısır'da hukuk gelişmemiştir. Bunun önemli nedeni Firavun'un ilah olarak görülmesidir. Yüksek mahkemeye "Altı Büyük Ev" denirdi.
- Firavunlar için yapılan piramit denilen mezarlar ile tapınaklar en önemli sanat eserlerini oluşturur. Keops piramidi, Mikerinos piramidi ve Karnak Tapınağı ile Luksor Tapınağı ünlü eserleridir.
- Mısırlılar matematik, geometri, astronomi, kimya, tıp ve eczacılıkta çok gelişmişlerdi.
- Mısır önce Pers istilasına uğradı, ardından M.Ö Makedonyalı Büyük İskender tarafından işgal edildi.

Mısır medeniyeti, Nil nehrinin çevresinde kurulmuştur. Etrafının çöllerle çevrili olması, diğer medeniyetlerle daha az etkileşmesine neden olmuştur.

Mısır'da firavun adı verilen ilah ' kralların sonsuz yetkiye sahip olmaları hukuk alanındaki gelişmeleri engellemiştir.
Mısırlılar öldükten sonra dirilmeye inanmışlar ve bu nedenle diğer yaşamlarında kullanabilmek için bazı eşyalarını mezarlarına koymuşlardır.
Mısır sanatı dini ağırlıklıdır. Mısırlılar yeniden dirileceklerine inandıklarından cesetlerin bozulmamasına dikkat etmişler, bunun sonucunda Mısır'da mumyacılık gelişmiştir. Mumyacılık, insan vücudunun yakından tanınmasını ve Mısır'da tıp biliminin gelişmesini sağlamıştır.
Mısırlılar, resim yazısı denilen hiyeroglif yazısını kullanmışlardır. Gök cisimlerini incelemek için rasathaneler kurmuşlar ve astronomide oldukça ilerlemişlerdir. Bugün kullandığımız Miladi takvimin ilk düzenli şeklini Mısır medeniyeti oluşturmuştur.
Mısır ekonomisinin temelini tarım ürünlerinden sağlanan gelirler oluşturuyordu. Mısır'da ticaret de gelişmiştir.

İran Medeniyeti

M.Ö 3000′lerden itibaren İran'da uygarlık izleri görülmektedir. İran Uygarlığı'nın temelini arya denen kavimler oluşturmuştur. İran Uygarlığı'nın temsilcileri Med ve Persler bu kavimleri oluşturur.

- İlkçağ'da İran'da kurulan iki büyük devlet Medler ve Persler'dir.

- Persler'de ülke sartaplığa (illere, eyaletlere) ayrılmış ve her ile satrap adında bir askeri vali atanmıştır.

- İlk posta ve istihbarat örgütü İran'da kurulmuştur.

- İran'da Zerdüştlük dini yaygındı.

- Eski İran sanatının en önemli ürünleri, krallar adına yapılan büyük saraylar ve türbelerdir. Merkez Persepolis'teki saray ve 1. Daryus'a ait Zafer Kabartması önemlidir.

- Tarım, ticaret ve hayvancılıkla ilgilenen İranlılar Ege'den İran'a kadar uzanan kral yolunu onararak ticareti geliştirmişlerdir.

- Persler M.Ö 330′da Makedonya Kralı İskender tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

Not: İran dış tesirlere karşı kapalı bir coğrafyaya sahiptir.

Hint Medeniyeti

- Hindistan, Asya kıtasının güneyinde bir yarımadadır.

- Hindistan, baharat üretimi ve verimli arazileri ile bilinir.

- Hindistan Baharat Yolu'nun başlangıcıdır.

- Hindistan çok tanrılı inanışlara sahiptir.

- Hindistan'da yaygın dinler; - Hinduizm, - Brahmanizm, - Konfüçyüslük, - Taoizm dir.

- Hindistan'da toplumsal sınıflaşma katıdır ve sınıflararası geçişe izin vermez. Hindistan'da bu sınıflaşmaya Kast denir.

Kast sistemi Hindistan'ın sosyal, siyasal ve kültürel yapısına etkileri olmuştur;

- Sosyal bütünlük, toplumsal dayanışma yoktur.

- Siyasal olarak bütünlük yoktur, dışarıdan yönetilmiştir.

- Kültür birliği, millet bilinci yoktur. Ortak dilleri İngilazcadır.

Not: Hindistan dış tesirlere açık bir coğrafyadır.

Çin Medeniyeti

- Kağıt, matbaa, mürekkep, pusula ve barutun ilk kez kullanıldığı yerdir.

- İpekçilik yaygındır.

- İpek Yolu'nun başlangıcıdır.

- Porselen, çinicilik ve kumaşı ile tarih boyunca ünlüdür.

- Çok tanrılı inanışlar vardır. Yaygın olan dinler; Budizm, Konfüçyüslük, Taoizm, Maniehizm.

- Toplumsal sınıflaşma vardır.

- Çin'de hanedanlık ile yönetilmiştir. Soylular tarafından yönetilmiştir.

Doğu Akdeniz Medeniyeti

Fenikeliler

Fenike Uygarlığı M.Ö 2000 yıllarında Lübnan Dağları ile Akdeniz arasındaki kıyı bölgesinde kurulmuştur.

- Fenikeliler tarihte ilk alfabeyi buldular. Bu alfabe 22 harfli idi.

Bu alfabe Fenikeliler'den sırasıyla İonlar, Yunanlılar, Romalılar alıp geliştirmiştir ve günümüzde kullanılan Latin Alfabesi'ni meydana getirmişlerdir.

İbraniler

İbraniler Filistin Bölgesi'nde İsrail ve Yahudi adında iki devlet kurmuşlardır. (M.Ö VIII ' VI. Yüzyıllar)

- Tarihte tek tanrılı inanış ilk kez İbranilerde görülür. (Musevilik)

- Tanrıları Yahova sadece ibranilerin tanrısıdır. Musevilik sadece ibranilere ait bir din olarak kabul edildiğinden yayılmadı.

Anadolu Medeniyeti

1- Hititler (Başkenti: Hattuşaş)

2- İyonyalılar (Başkenti: Efes, Milet, Foça, İzmir)

3- Urartular (Tuşpa)

4- Frigyalılar (Gordion)

5- Lidyalılar (Başkenti: Sardes)

1- Hititler:

- Orta Anadolu'ya hakim olmuşlardır.

- Anadolu'da ilk şehir devletlerini yani ilk siyasi yapılanmayı oluşturmuşlardır.

- Anadolu'da ilk imparatorluğu kurmuşlardır.

- Anadolu'da yazıyı ilk kez kullanan Hititlerdir. Tarih çağlarına geçiş Hititler zamanında olmuştur.

- Tarihte ilk yazılı anlaşmayı yapmışlardır. Kadeş Anlaşması.

- Hititlerin çok tanrılı inanışları vardı.

- Hititlerde toplumsal sınıflaşma vardır.

- Devlet yönetiminde etkili bir meclisleri vardı; buna pankuş denirdi.

- Devlet yönetiminde yöneticinin karısı tavanna etkili idi.

- Devlet faaliyetlerinin anlatıldığı yıllıklar tutulurdu. Bu yıllıklara anal denir. Böylece Anadolu'da tarih yazıcılığı başlamıştır.

- Hititler yazıyı Asurlu tüccarlardan öğrenmişleridir.

2- İyonyalılar;

- Siyasi birlik kuramadıklarından şehir devletleri halinde yaşamışlardır.

- Özgür düşünce ve bilimde ileri seviyede idiler.

- İzmir ve çevresinde yaşamışlardır.

- Tales, Pisagor, Eflatun, Aristo bu dönemde yaşamıştır.

3- Urartular;

- Van Gölü ve çevresine hakim olmuşlardır.

- Kaya oymacılığı ve kabartmacılıkta ilerlemişlerdir.

4- Frigyalılar;

- Orta Anadolu ve Orta Karadeniz'e hakim olmuşlardır.

- Dokumacılıkta ilerlemişlerdir.

- Edebiyatta fabl örneklerine ilk kez rastlanır.

5- Lidyalılar;

- Kara ticaretine nem vermişler, Kral Yolu'nu yapmışlardır.

- Ticarette parayı kullanmışlardır.

Not: Anadolu'da kurulan devletlerin hepsinde çok tanrılı inanış vardır.

Not: Anadolu'da kurulan devletlerde halk sınıflara ayrılmıştır.

Roma Medeniyeti

- MÖ 753 te İtalya'da kurulmuştur. Kurucusu Romulus'tan adını almıştır.

- Akdeniz ve çevresine hakim olmuştur. Büyük bir imparatorluk kurmuşlardır.

- Bilim ve kültür dili olarak Latinceyi kullanmışlardır.

- Çok tanrılı inanışları vardır.

- Halk sınıflara ayrılır; Patriciler (Soylular), Plepler (Halk), Köleler

- MS 381 de Hristiyanlığı kabul etmiştir.

- Pekçok mimari eserleri günümüze kadar ulaşmıştır.

- Büyük ordu kurmuşlardır.

Helenistik Medeniyet

İskender'in Hindistan'a düzenlediği sefer sonucunda doğu ve batı kültürlerinin karışımıyla ortaya çıkan medeniyete denir. Bu döneme de Helenistik döenm denir.

Tarihte İlkler (.::.)

TARİH ÖNCESİ VE İLKÇAĞ TARİHİ
1.Tarih öncesi ilk devir yontma taş devridir.İlk araçlarda bu devirde yapılmıştır.
2.İlk resim ve heykel yontma taş devrinde yapılmaya başlanmıştır.
3.Ateş ilk defa yontma taş devrinde bulundu.
4.İnsanlar ilk defa yerleşik hayata yeni taş devrinde geçtiler.
5.İnsanlar hayvanları evcilleştirmeyi ilk defa yeni taş devrinde öğrendiler.
8.Saban ve tekerlek ilk defa maden devrinde bulunmuştur.
9.İlk şehir devletleri bakır devrinde kurulmuştur.
12.Tarihte ilk defa Aile Hukuku Hititlerde görülmüştür.
14.İlk tarih yazıcılığını Hititler yapmıştır.
16.Tarihte ilk defa meclisi Hititler kurmuştur.(Pankuş Meclisi)
17.İlk sosyal örgütlenme Maden Devrinde Mezopotamya'daki Sümerler tarafından gerçekleştirilmiştir.
18.Mezopotamya'daki ilk medeniyet Sümerler tarafından kuruldu.
19.Tarihte ilk defa Güneş saatini Sümerler kullanmıştır.
20.İlk yazıyı (Çivi Yazısı ) bulan Sümerlerdir.
21.İlk yazılı kanunlar Sümerlere aittir.(Kral Şulgi ve Urgakina kanunları)
22.İlk ordu Akadlar tarafından kuruldu.
23.Tarihte ilk olarak Asya ile Avrupa arasındaki kültürel etkileşimi meydana getiren olay İskender'in Asya Seferi'ne çıkmasıdır.
24.İlk kez Doğu-Batı Ticaretinin gelişmesine Lidyalılar neden oldu.
25.İlk parayı Lidyalılar kullandı.
26.İlk anayasayı Babiller yapmıştır.
27.İlk kanun kitabını Babiller yazmıştır.
28.Tarihte ilk defa Güneş yılına dayalı takvimi Mısırlılar bulmuş ve gün,yıl ve mevsim olarak ayırmışlardır.
29.Tarihta ilk yazılı anlaşma Kadeş Anlaşmasıdır.(Mısırla Hititler arasında M.Ö. 1280)
30.İlk defa Tıp ve Mumyacılığı Mısırlılar geliştirmiştir.
31.Sulama kanalları ve sulama işi ilk kez maden devrinde Mısırda kullanılmaya başlanmıştır.
32.İlk defa alan ve hacim hesaplarını bulan, daireyi 360 dereceye bölen Mısırlılardır.
35.Tarihte ilk defa ticaret kolonilerini İyonlar kurmuştur.
38.Tarihte ilk Alfabeyi bulanlar Fenikelilerdir.



Atatürk ve Müzik

Atatürk Ve Müzik 1

Atatürk Ve Müzik 1

A. YENİ MÜZİK KURUMLARIMIZIN AÇILMASINDA ATATÜRK’ÜN ÖNDERLİĞİ

Atatürk, her türlü yenilik ve ilerlemede öncü olma görevini üstlenen bir liderdi.Atatürk, yeni müzik kurumlarımızın açılmasında da öncülük etmeyi sürdürmüştür. Onun sayesinde Osmanlı zamanından kalma mevcut müzik aletlerini iyileştirmiş,modernleştirmiş ve gelişmiştir. Bunların yanı sıra, kapatılan kurumların yerine çağdaş uygarlık seviyesine uygun ve ulusal müzik anlayışımıza yakışır yeni müzik kurumları açılmıştır.

 

Atatürk’ün önderliğinde,müzik alanında yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır;

  • Ankara’da ‘’Musiki Muallim Mektebi ‘’kuruldu (1924).
  • ’’Mızıka-i Hümayun’’ Ankara’ya taşınarak ‘’Riyaset –i Musiki heyeti ‘’adını aldı(1924)
  • İstanbul Belediye Konservatuvarı kuruldu(1926).
  • Ankara Devlet Konsevatuvarı kuruldu(1936).
  • Gazi Terbiye Enstitüsü Müzik Bölümü kuruldu(1937)
  • Ankara’da Askeri Müzik Okulu öğretime açıldı(1938)

Bu kurumlar, Atatürk’ün düşünceleri ve direktifleri doğrultusunda günümüze kadar gelişerek gelmiştir.’ün düşünceleri ve direktifleri doğrultusunda günümüze kadar gelişerek gelmiştir.Günümüzde çağdaş Türk müziğinin temeli olan bu kuruma, çeşitli senfoni orkestraları konservatuvarlar, üniversitelerin bünyesinde açılan müzik bölümleri, operalar, güzel sanatlar fakülteleri ve liseleri eklenmiştir.

 

B. MÜZİK SANATCILARININ ATATÜRK’ÜN MÜZİK GÖRÜŞLERİ DOĞRULTUSUNDA YETİŞTİRİLMESİ

Atatürk döneminde, çağdaş Türk müziğinin geliştirilmesi için; ‘’Türk beşleri’’ diye adlandırılan kişilerden oluşan ve müziğimizin bugünkü çağdaş seviyeye ulaşmasında büyük emeği geçen sanatçılardan Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Ahmet Adnan Saygun, Necil kazım Akses Devlet bursu ile müzik eğitimi için yurt dışına gönderilmişlerdir.

 

Ankara’da Musiki Muallim Mektebinin kurulmasından sonra Avrupa’ya başka öğrenciler de gönderilmeye başlandı.Mektebinin kurulmasından sonra Avrupa’ya başka öğrenciler de gönderilmeye başlandı.Mektebinin kurulmasından sonra Avrupa’ya başka öğrenciler de gönderilmeye başlandı. Avrupa’daki eğitimini tamamlayan genç sanatçılar, yurda döndükten sonra hem çağdaş anlamda müzik eserleri bestelemiş hem de çeşitli müzik okullarında öğretmenlik yapmışlardır.

 

1934 yılın da’’ Milli Musiki ve Temsil Akademisi Kuruluş Kanunu’’ çıkarıldı. ‘’Müzik İnkılabı’’nın pıroğramını yapmak için bir kurul oluştuldu. Bu konu için Avrupa’dan getiri,len uzmanlar çalıçmalara abşladılar. Ankara devlet konservatuvarından çağdaş besteci ve yorumcular yetiştirildi. dersimiz. com Ayrıca Paul Hindemith (Paul Hindemit) ve Bela Bartok gibi büyük müzik adamları da Türkiye’de araştırma ve incelemeler yapmış ve müzik alanında kendilerinden yararlanılmıştır.

 

Atatürk’ün sağlığıbda başlatılan müziğimizin geliştirilmesine yönelik çalışmalara ölümünden sonra da devam edilmiştir.

 

1948 yılında, üstün yetenekli çocukların yurt dışına öğrenim görmeleri için özel bir yasa çıkarıldı. Bu yasa doğrultusunda yurt dışına ilk gönderilen sanatçılar, Piyanist İdil Biret ve Kemancı Suna kandır.

 

C. ATATÜRK’ÜN MÜZİK GÖRÜŞMELERİNİ ÇÖZÜMLEYİŞ VE YORUMLAYIŞ

Toplumlardaki değişiklikler ve yenilikler, kendini önce müzikte göstermektir. Bunu fark eden Atatürk, müziğe gereken önemi vermiş ve bu alanda büyük atılımlaer gerçekleştirilmiştir. Atatürk, güzel sanatlar içinden müziğe verdiği önemi, konuşmalarında da dile gelmiştir. Bu konuşmalarının birinde ‘’ bir ulusun musiki eğitiminde önem verilmezse, o ulusu ilerletmenin mümkün olmayacağını ‘’görüşünü belirtmiştir. ‘’diyerek rmüzik konusun da biliçli olarak hareket ettiğini vurgulamıştır.

 

Atatürk, müzikle ilgili düşüncelerini ‘’müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.’’sözü ile belirtmiştir. O, müziğin toplum hayatında çok önemli bir yeri olduğunu ise ‘’Hayatta müziklazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzikileilgiliolmayan varlık insan değildir. Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise, müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat saten mevcut olmaz.’’ Sözleri ilebelirtmiştir.

 

Atatürk; ‘’Her milletin kendisine özgü gelenek ,kendine göre ,milliği özellikleri vardır. Hiçbir millet aynen giğerbirmilletin taklitçisi olmamalıdır... Milliği müziğimizi, modern teknik içinde yükseltme çalışmalarına,daha çok emek verilecektir. Dünyanın her türlü ilminden,buluşundan,gelişmesinden istifade edelim,lakin unutmayalım, asıl temeli kendi çizdiğimizden çıkarmak mecburiyetindeğiz’’sözleriile ulusal müziğin özünü koruyarak geliştirilmesini vurgulamıştır.

 

Atatürk’ün yaptığı türkmüzik inkilabını kısaca; ‘’Türk müziğini kendisine özgü geleneksel yapısı içinde,uslüp ve biçim özelliği değiştirilmeden geliştirilmesi ve çağdaş bir yapıya kavuşturulması’’ sözleri ile ulusal müziğin özünü koruyarak geliştirilmesini vurgulamıştır.

 

Atatürk’ün yaptığı Türk müzik inkilabınınn kısaca; ‘’türk müziğinin kendisine özgü geleneksel yapısı içinde, uslüp ve biçim özelliği değiştirilmeden geliştirilmesi ve çağdaş bir yapıya kavuşturulması’’ diye özetleyebiliriz.

 

Türkiye’miz müzik alanında dünyadaki saygın ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemizin müzikalanında bu kadar ilerlemesinin en büyük nedeni, Atatük’ün belirlediği müzik ilkeleri doğrultusunda Cumhuriyet Döneminde başlatılan çalışmaların günümüze kadar aynı hızla devam etmesidir.

 

Ç. ATATÜRK’ÜN BELİRLEDİĞİ MÜZİK İLKELERİ DOĞRULTUSUNDA YAPILAN ÇALIŞMALAR VE SAĞLANAN GELİŞMELER

Atatürk’ün müzikle ilgili görüşlerini hayata geçirmesinde uyulması gereken temel düşünceler, onun belirlediği müzik ilkelerine dayanmaktadır.

 

Türk müziği, türk müzik inkılabından sonra her yönüyle bir atılım içine girmiştirn. Ulusallıktan çağdaşlığa çağdaşlıktan evrenselliğe ilkesiyle yapılan çalışmalar sonucu, müziğimizde büyük gelişmeler sağlanmıştır. Müzikile ilgili gelişmeler doğrultusunda amaçları gerçekleştirmek için çeşitli müzik kurum ve kuruşları açılmış,burada eğitim gören nöğrenciler, Atatürk’ün belirlediği ilkeler doğrultusunda yetiştirilmiştir. Bu çalışmalar, devam ederek günümüze kadar gelmiştir.

 

Atatürk’ün belirlediği müzik ilkeleri doğrultusunda yapılan çalışmaları ve sağlanan gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz.

  • Türk halk ezgileri derlenmiş, notaya alınmış ve yayımlanmıştır.
  • Bu eserleri seslendirmek ve yorumlamak için orkestıralar ve korolar kurulmuştur.
  • Müziğimizde yeni bir kavram olan çok seslilik kullanılmaya başlanmıştır.
  • Halk ezgilerinin, batı tekniği ile çok seslendirme çalışmaları yapılmıştır.
  • Aynı ezgilerimiz, çağdaş tekniklerle işlenerek özgün eserler bestelenmiştir.
  • İlk türk operası olan “Özsoy Operası “Ahmet Adnan Saygun tarafından bestelenip sahneye koyulmuştur.
  • Türkçe operalar sahneye konulmuştur.
  • Geleneksel Türk halk müziği,geleneksel Türk sanat müziği ve çağdaş çok sesli Türk müziği alanlarında değerli sanatçılar ve öğretmenler yetiştirilmiştir.
  • Çeşitli üniverstelere bağlı fakültelerde müzik bölümleri açılmıştır.
  • Çeşitli müzik guruplarımız yurt dışında düzenlenen festivallere katılarak büyük başarılar elde etmişlerdir.
  • Ülkemizde, uluslar arası özelliğe sahip bir çok müzik festivali düzenlenmektedir.


BAŞKANLIK SİSTEMİ

Başkanlık sistemi

Başkanlık sistemi bir yürütme erkinin yasama organından bağımsız bir şekilde yönetimde bulunduğu hükûmet sistemidir. Başkanlık sisteminde yasamanın yürütmeyi fesh etme yetkisi yoktur.



Başkanlık sistemi

Başkanlık sistemininin en tanımlayıcı özelliği yürütmenin nasıl ve ne şekilde seçildiğidir. Başkanlık sistemini parlamenter sistemden ayıran temel özellik, yürütme organının biçimi ve rolü ile ilintilidir ve parlamenter sistemden farklı olarak, başkanlık sisteminde yürütme organı ile yasama organı iç içe geçmemiş durumdadır.

Başkanlık sistemi aşağıdaki özellikleri taşır:

Devlet başkanı yasa önermez fakat yasama organının (parlamento) yaptığı yasaları veto etme hakkına sahiptir. Buna rağmen yasama organından nitelikli bir çoğunluk bu vetoyu iptal edebilir. Bu yöntem İngiliz Monarşi sisteminde herhangi bir yasanın kraliyet onayı olmadan yürürlüğe konamayacağı konseptinden türetilmiştir.

Sabit bir başkanlık süresi vardır. Seçimler planlanmış tarihlerde yapılır. Güvensizlik oyu ile hükümet düşürülüp erken seçimler düzenlenemez. Bazı ülkelerde devlet başkanının kanunları ihlal ettiği durumlarda "Impeachment" denilen meclis soruşturmasıyla erken seçimlere gidilmesi şeklinde istisnalar vardır.

Yürütme erki tektir. Kabine üyeleri devlet başkanıyla birlikte çalışır ve yürütme ile yasama organlarının ilkelerini tatbik etmek zorundadırlar. Başkanlık sisteminde devlet başkanının bakanlar kurulu için önerdiği adaylar ve hakimler yasama organı tarafından onaylanmalıdır. Devlet başkanı; kabine üyeleri, ordu veya yürütme erkinin herhangi bir çalışanını doğrudan yönetme hakkına sahiptir. Fakat hakimleri fesh etme veya emir verme gibi bir yetkisi yoktur.

Yasama ve yürütmenin ayrıldığı yönetimlerde suçtan hüküm giymiş mahkum ve suçluları affetme veya cezalarını hafifletme genelde devlet başkanının elindedir.

"Başkan" terimi yalnızca başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelere has bir ifade değildir. Örneğin popüler olsun veya olmasın, yasal yollarla seçilmiş olsun veya olmasın bir diktatör de başkan olarak isimlendirilir. Aynı şekilde bunun tersi olarak pek çok parlamenter ve demokratik sistemlerde de devlet başkanı makamına büyük ve şatafatlı törenlerle geçer.

Aslî özellikler

Başkanlık sisteminin özetle aslî ayırdedici özellikleri şunlardır:

Devlet başkanı doğrudan halk tarafından seçilir.

Yürütme organı tek kişiden müteşekkildir.

Yürütme yasamanın güvenine dayanmaz.

Tali özellikler

Tali özellikler başkanlık sisteminin olmazsa olmaz şartları değildir. Başkanlık sistemi için yukarıda belirtilen üç asli özelliğin olması yeterlidir. Başkanlık sistemi aşağıda belirtilen tali özelliklerden birini taşımıyorsa başkanlık sistemi olmaktan çıkmaz.[1]

Yürütme yasamayı feshedemez.

Yürütme organında görev alan bir kişi aynı anda yasamada da görev alamaz.

Başkan, yasama organının çalışmasına katılamaz.

Devlet başkanının özellikleri

Bazı ulusal başkanlar monarşilerde olduğu gibi devletin yalnızca sözde başkanı hükmündedirler. Hükümette aktif değildirler. Tamamen başkanlık sistemiyle yönetilen rejimlerde ise başkan halk tarafından yürütmenin başı olarak seçilir.

Bu tür yönetimlerde devlet başkanı ile hükümet başkanı arasında ayrım yoktur. Bazı parlamenter sistemlerde monarşinin gereği olarak sembolik bir devlet başkanı vardır. İrlanda ve Portekiz buna örnektir.

Güney Afrika gibi bazı ülkelerde yasama organı tarafından seçilen güçlü devlet başkanları vardır. Bunlar başbakan gibi aynı yolla seçilirler ve hem hükümet hem de devletin başıdırlar.[2] Botswana, Marshall Adaları ve Nauru buna örnektir.

Yerel yönetimler

Yerel yönetimler başkanlık sistemi gibi şekillendirilebilir. Amerika Birleşik Devletleri'nin bütün eyaletleri başkanlık sistemini kullanır. Japonya'da hükümet parlamenter sistemi kullanır fakat yerel yönetimler yerel kurullarca seçilen vali ve başkanlarca yönetilir.

Başkanlık sisteminin avantajları

Başkanlık sistemini savunanlar bu sistemin dört ana avantajı olduğunu iddia eder:

Doğrudan yetki — başkanlık sisteminde başkan doğrudan halk tarafından seçilir. Bazılarına göre bu; devlet başkanının gücünü dolaylı yollardan göreve getirilen liderlere kıyasla daha meşru kılar. ABD'de devlet başkanı halk oylamasından hemen sonra toplanan Seçiciler kurulu tarafından seçilir.

Kuvvetler ayrılığı — Başkanlık sisteminde başkanlık ve yasama meclisi iki paralel yapı olarak işlev görür. Bu sistemin destekçilerine göre; böylelikle her iki birim birbirini karşılıklı olarak denetleyerek suistimalin ve makamın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur.

Hızlı karar mekanizması — Güçlü yetkilerle donatılmış bir başkan değişiklikleri ivedilikle işleme koyar. Fakat bunun yanında bazılarına göre kuvvetler ayrılığı sistemi yavaşlatır.

İstikrar — Sabit bir görev süresi olan devlet başkanı her an değişebilecek bir başbakana kıyasla daha istikrarlı bir ortam temin edebilir.

Doğrudan yetki

Başbakan genellikle milletvekilleri tarafından, devlet başkanı ise doğrudan halk tarafından seçilir. Buna göre başkanlık sisteminin destekçileri, halk tarafından doğrudan seçilmiş bir liderin herhangi bir yasama organı tarafından dolaylı yollardan seçilmiş bir lidere kıyasla daha demokratik olduğu görüşünü savunurlar.

Başkanlık sisteminde oyverenler birden fazla seçiciler kurulu seçeneği sayesinde politik isteklerini daha net bir şekilde belirtmiş olurlar.

Devlet başkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin onu daha sorumlu kılacağı da belirtilir. Bu argümanın arkasındaki neden olarak da başbakanın devletin aygıtları sayesinde kamuoyundan korunduğu fikri gösterilir. Fakat bunun yanında devlet başkanı kendisini seçen vatandaşların istediği yönde politikalar uygulamazsa şayet yönetimden alınamaz.(ABD'de devlet başkanı yalnızca yasama meclisi soruşturmasıyla görevinden alınabilir.)

Kuvvetler ayrılığı

Başkanlık sisteminde yasama ve yürütmenin birbirinden ayrılması; her iki birimin birbirini karşılıklı denetleyebilmesinden dolayı avantaj olarak kabul edilir. Parlamenter sistemde yürütme ve yasama birlikte hareket ettiğinden karşılıklı olarak birbirlerinin eleştirisini yapmaları çok nadir görülür. Yasamanın yürütmeyi durdurması güvensizlik oyu ile olur. Bu konuda başkanlık sistemini savunanlar "başbakanın yapacağı bir hatanın asla bilinemeyebileceği" görüşündedirler. Watergate skandalı hakkında yazılar yazan eski bir İngiliz politikacı "Böyle bir skandalın İngiltere'de olmayacağını düşünmeyin, olur ama belki hiç duymazsınız." demiştir.

Kritikçiler bu durumun başkanlık sisteminde de benzer şekilde olduğunu söylerler. Buna göre eğer başkanlık sisteminde yasama meclisi başkanın partisindense şayet aynı durum sözkonusu olacaktır. Buna cevaben devlet başkanının görevden alınması gibi bir korkusu olmadığından yasama meclisi üyelerinin eleştirilerini yapıcı olarak addecektir denir. Parlamenter sistemlerde parti disiplini çok önemlidir. Bir parti üyesi açıktan parti başkanını ve politikalarını eleştirirse partiden ihraç edilebilir.

Güvenoyu yoklamasının varlığına rağmen başbakanın veya bakanlar kurulunun karar almasını durdurmak pratikte çok zordur. Parlamenter sistemde güvenoyu yoklaması başbakan ve kabinesince önerilen çok önemli bir yasanın parlamentonun büyük çoğunluğunca kabul edilmemesi gibi durumlarda gerçekleşir. Bu durumda iktidar partisi ya istifa edecektir ya da erken seçimlere gidecektir. İngiltere gibi bazı ülkelerde güvenoyu yoklaması yüzyılda bir kaç kez gerçekleşir. 1931 yılında David Lloyd George seçilmiş bir komiteye: "Parlamentonun yürütme üzerinde hiç kontrolü yok; bu tam bir hikaye." (Schlesinger 1982) demiştir.

Hızlı karar mekanizması

Başkanlık sistemini savunanlar başkanlık sisteminin sorunlara parlamenter sistemden daha hızlı yanıt verip çözüm ürettiğini iddia ederler. Bir başbakan karar alacağı zaman yasama meclisinin desteğine ihtiyaç duyar, fakat başkan daha az bağlıdır.

Başkanlık sistemini savunan farklı bir kesim ise karar verme mekanizmasının başkanlık sistemiyle yavaşladığını ve bunun son kertede sistemin faydasına olduğunu belirtirler.

İstikrar

Başkanlık sisteminde, yürütme organını temsil eden başkanın yasama organını fesh etme yetkisi olmadığı gibi yasama organının da başkanı güvensizlik oyu ile düşürme yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle iki organın da görev süreleri bellidir ve bu anlamda bir istikrardan söz edilebilir.

Pekçok parlamenter hükümetler güvenoyu yoklaması olmaksızın uzun süre yönetimde bulunsalar bile İtalya, İsrail ve Fransa (Dördüncü Cumhuriyet) gibi ülkeler istikrarı sağlama konusunda zorluklar yaşamışlardır. Parlamenter sistemin birden fazla partiden oluştuğu ve hükümetin koalisyon ile kurulmaya zorlandığı durumlarda hükümeti oluşturan herhangi bir parti koalisyonu her an terketmekle tehdit edebilir.

Pekçok kişi başkanlık sisteminin zor durumlarda daha ayakta kalıcı güçte olduğunu iddia eder. Büyük stres ve sorunlar içindeki bir ülkenin dönerli başbakanlıktansa sabit süresi olan bir başkan tarafından yönetilmesinin daha sağlıklı olduğu belirtilir. Fransa Cezayir Bağımsızlık Savaşı esnasında yarı başkanlık sistemine geçti. Aynı şekilde Sri Lanka sivil savaş esnasında yarı başkanlık sistemine geçti. Fransa ve Sri Lanka'da yarı başkanlık sistemine geçişin olumlu sonuçlar verdiği ifade edilir.

Eleştiriler

Başkanlık sistemine getirilen eleştiriler dört ana noktada yoğunlaşır:

Otoriter rejime olan eğilim — bazı siyaset bilimciler başkanlık sisteminin anayasal olarak stabil olmadığını söyler. Fred Riggs gibi bazı siyaset bilimcilere göre başkanlık sistemine geçmeye çalışan hemen hemen her ülkede bu sistem otoriter rejime dönüşmüştür. Dana D. Nelson 2008 yılında yayınlanan Bad for Democracy kitabında ABD'deki başkanlık sisteminin aslında demokratik olmadığını iddia eder.

Kuvvetler ayrılığı — başkanlık sisteminde başkan ve yasama meclisi iki paralel yapı şeklinde çalışır. Eleştirmenler bu durumun istenmeyen siyasi çıkmazlara neden olacağını ve başkan ve yasama meclisinin birbirlerini suçlamalarına sebep olacağını söylerler.

Liderlik değişiminde engeller — devlet başkanı görev süresi dolmadan görevinden alınamaz.[3] Eleştirmenler bunu çok büyük bir sorun olarak görürler.

Ülkelerin siyasi geleneklerine göre farklılıklar — bazı siyaset bilimcilere göre başkanlık sisteminin tamamen kendisine özgü şartları olan ABD dışında, istikrarlı bir demokrasi yarattığı görülmemektedir.[4]

Otoriter rejime olan yönelim

Mecliste çoğunluğu sağlayamayan bir başbakan ya koalisyon yahut azınlık hükümeti (örneğin 1997'de kurulan ANAP-DSP-DTP-Bağımsızlar koalisyonu) kuracaktır. Bir başbakan çoğunluk hükümetini yönetse bile yine de parti üyelerine (yazılı olmayan kurallar) bağımlıdır. Diğer taraftan başkanlık sisteminde devlet başkanı diğer partileri marjinalize etmekle kalmaz, kendi partisi içindeki hizip grupları da etkisiz hale getirebilir. Hatta isterse mensubu olduğu partiyi terk bile edebilir. Bu sebepten görev süresi boyunca herhangi bir grupla ittifak ve işbirliği duymaksızın tek başına başkanlık durumu pekçok sebepten endişe vericidir. Bu konuda Juan Linz şöyle demiştir:

Başkanlık sisteminde tehlike görev süresinin esnek olmamasıdır. Bu süre boyunca kazananlar ve kaybedenler çok net bir şekilde belirlenir ve kaybedenler 4 veya beş yıl yürütmeye veya yönetime en ufak bir müdahaleleri olmadan beklemek zorundadırlar.

Sadece çoğunluğun desteğini gerektiren anayasaların sakıncalı olduğu söylenirken çok büyük yetkilerin tek bir kişiye verilmesi de aynı şekilde sakıncalı kabul edilir.

Bazı siyaset bilimciler daha da ileriye giderek başkanlık sisteminin demokrasinin pratiklerini işletmede ve devam ettirmede zorluklar yaşadığını ifade ederler. Buna başkanlık sistemini uygulamaya koyan bazı ülkelerin daha sonra otoriter rejime kaymalarını örnek gösterirler. Seymour Martin Lipset ve başka siyaset bilimciler bu durumun demokrasiye götürmeyen ve ordunun büyük rol oynadığı politik kültürlerde yaşandığını ifade ederler.

Başkanlık sisteminde yasama meclisi ve başkan halktan eşit yetkiler alır. Hükümetin değişik organları arasındaki çıkan anlaşmazlıkları çözmek çok zordur. Başkan ve meclisin anlaşmazlık içinde olduğu ve hükümetin işlevsiz kaldığı zamanlarda; ek anayasal manevralar yaparak sorunları çözmek için çok güçlü bir insiyak vardır.

Ekvador bu demokratik kayba örnek olarak gösterilir. Ekvador siyasi tarihinde bazı devlet başkanlarının yasama meclisini görmezden geldiği ve hatta bir devlet başkanının Millet Meclisi'ne gözyaşartıcı bomba attırması bu örneklerdendir. Diğer bir başkan meclisin isteklerini onaylasın diye askerlerce kaçırıldı. 1979'dan 1988'e kadar Ekvador, yürütme-yasama çatışması içinde kalıcı bir kriz atmosferi içerisinde kaldı. 1984'te devlet başkanı León Febres Cordero meclis tarafından atanan yargıtay üyelerinin koltuklarına oturmalarını fiziksel olarak engellemeye çalıştı. Brezilya'da devlet başkanları meclisin hiçbir söz hakkı bulunmayan yürütme kolları oluşturup hedeflerine ulaştılar.

Kuvvetler ayrılığı

Eleştirmenler başkanlık sisteminin oyverenlere parlamenter sistemdeki gibi hesap sorma hakkı vermedeğini ifade ederler. Devlet başkanı veya meclis karşılıklı olarak birbirlerini suçlayarak mesuliyetten kaçabilirler. Eski Maliye Sekreteri C. Douglas Dillon ABD'yi tanımlarken: "başkan kongreyi suçluyor, kongre başkanı suçluyor, ve halk kafası karışık halde kalakalıyor" demiştir.

Liderlik değişiminde engeller

Başkanlık sisteminde görülen başka bir problem de devlet başkanını görev süresi dolmadan görevden alamamaktır. Başkan; verimsiz ve halk tarafında sevilmeyen bir hale gelse ve hatta politikaları halkın çoğunluğu tarafından kabul görmese bile görev süresi dolana kadar görevde kalır. Örneğin ABD'nin dokuncu devlet başkanı William Henry Harrison'ın başkanlığının otuzikinci gününde ölmesiyle yerine geçen John Tyler. Tyler başkan olduktan sonra partisinin karşısında durmaya başladı ve önerilen pekçok yasayı veto etti. Bunun sonucu olarak pekçok kabine üyesi istifa etti ve Tyler partiden ihraç edildi. Başkanlık sisteminde bir başkan sırf sevilmediğinden dolayı görevinden alınamasa da pekçok ülkede askeri darbelerce başkan görevden alınmıştır.

Parlamenter sistemlerde beğenilmeyen liderler güvenoyu yoklaması ile kolaylıkla görevden alınabilirler.

Ülkelerin siyasi geleneklerine göre farklılıklar

Bazı siyaset bilimcilere göre başkanlık sisteminin tamamen kendisine özgü şartları olan ABD dışında, istikrarlı bir demokrasi yarattığı görülmemektedir. Aksine, tüm yürütme gücünün başkanın elinde toplanması, demokratik denge unsurlarının yeterince güçlü olmadığı toplumlarda kolayca otoriter rejime yol açabilmektedir.[4]

Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler


Afganistan

Amerika Birleşik Devletleri

Arjantin

Azerbaycan

Belarus

Bolivya

Brezilya

Dominik Cumhuriyeti

Endonezya

Ermenistan

Ekvator

El Salvador

Filipinler

Guatemala

Güney Kore

Haiti

Honduras

İran

Kazakistan

Kenya

Kıbrıs

Kolombiya

Kosta Rika

Liberya

Meksika

Nikaragua

Nijerya

Panama

Paraguay

Peru

Seyşeller

Sierra Leone

Sri Lanka

Sudan

Surinam

Şili

Tanzanya

Türkmenistan

Uganda

Uruguay

Venezuela

Zambiya



Sayfaya Git: [1/6] 1 2 3 4 5 Sonraki