Osmanlı Padişahlarının Hususiyetleri

1. Osman Gazi' den İkinci Murad' a kadar ilk altı hükümdar Bursa' da ve ondan sonrakiler de İstanbul' da medfundur. Yalnız son padişah altıncı Mehmed Vahideddin' in mezarı Şam' da ve son halife Abdülmecid' in kabri de Medine' dedir.

2. Osmanlı tarihinde en çok yaşayan hükümdar 78 yaşında vefat etmiş olan Orhan Gazi, en çok yaşayan ikinci padişah da 75 sene 4 ay 19 gün yaşadıktan sonra 76 yaşının içinde vefat eden İkinci Abdülhamid' dir. En genç vefat eden padişah da 17 sene 6 ay, 18 gün yaşadıktan sonra 18 yaşının içinde şehit edilmiş olan ikinci ( Genç) Osman' dır.

3. Cülus yaşı bakımından en ihtiyar padişah 65 yaşında tahta çıkmış olan Beşinci Mehmet Reşat, en genci de 7 yaşında tahta çıkan Dördüncü Mehmed' dir.

4. Osmanlı tarihinde 16 hal va' kası vardır. Ama 15 padişah hal' edilmiştir. Bunun sebebi, Birinci Mustafa' nın ikinci defa hal' edilmiş olmasıdır. İkinci Murad' la Üçüncü Ahmed' in hal' leri de " feragat" şeklindedir. Son padişah Altıncı Mehmed Vahidüddin' in hal' i ise saltanatın ilgasından dolayıdır. Hilafetin ilgası hakkındaki kanunda son halife Abdülmecid' in de hal' edilmiş olduğundan bahsedilmekte ise de, onun saltanat sıfatı olmadığı için yekune dahil edilmesi doğru değildir.

5. Osmanlı padişahlarından Murad- ı Hüdavendigar harp meydanında şehit edilmiş. Fatih' te İkinci Bayezid zehirlenmiş, Genç Osman' la Üçüncü Selim ve Sultan Abdülaziz şehit edilmiştir.

6. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi sırasında Sina çölünü ordusu ile 13 günde geçmiştir. Aynı çöl Birinci Dünya Savaşında devrin teknolojisi ile ancak 11 günde geçilebilmiştir.

7.Padişahların 22' si şair, 12' si hattat, 8' i bestekar idi. Biri kuyumcu biri de ok ustası idi.

8. Osman Gazi' den Kanuni' ye kadar ılk on padişah ordu başında ve fiilen Başkumandan olarak bütün seferlere iştirak etmişlerdir. Sarayından ayrılmayan ilk padişah İkinci Selim' dir. Ondan sonra yalnız Üçüncü Mehmet, İkinci Osman, Dördüncü Murat, Dördüncü Mehmet ve İkinci Mustafa harbe gitmiş, diğerlerinden bazıları ordu ile beraber hareket etmişlerse de harp meydanlarına gitmemişlerdir. Bu vaziyete göre fiilen harp etmiş Osmanlı padişahları on beşten ibarettir.

9. Osmanlı tarihinde en uzun saltanat Kanuni' nin miladi takvim hesabı ile 45 yıl, 11 ay, 7 gün süren devri ve en kısa saltanatta Beşinci Murad' ın 93 günden ibaret saltanatıdır.

10. Osmanlı Devleti' nin azami genişleme nisbeti Dördüncü Mehmed devrine rastladığı gibi, küçülmeye başlaması da aynı döneme rastlamaktadır.

11. Osmanlı tarihinde yedi padişahın ölümü bir müddet gizli tutulmuştur. Bunun sebebi, valilikte tecrübe gören halefleri payitahta (başkent) gelip tahta çıkıncaya kadar yeniçerilerin kargaşalık çıkarmalarına meydan bırakmamaktadır. Bu yeni padişahtan Çelebi Sultan Mehmed' in ölümü 41 gün, İkinci Murad' ın 12-16 gün, Fatih' in 1 gün, Yavuz' un 9 gün, Kanuni' nin 48 gün, İkinci Selim' in 7 gün ve nihayet Üçüncü Murad' ın ölümü de 11 gün gizli tutulmuştur.

12.Sultan Üçüncü Mehmed Hazret-i Peygamberin (s.a.v.) adı her anıldığında saygıdan dolayı ayağa kalkardı.

13. Murad Hüdavendigar, Kosova' da şehit olurken son sözleri olarak şöyle demişti:

" Sakın esirleri incitmeyiniz. Ben artık sizleri ve muzaffer ordumuzu Allah' a emanet ediyorum."

14. Cülus denilen taht'a çıkma törenlerinde protokol subayı padişahın yüzüne karşı şöyle bağırdı:

- Mağrur olma padişahım!

Senden büyük Allah var.

15. Ortaçağda Avrupa da soykırıma maruz kalan Museviler, Sultan Beyazıt tarafından İstanbul' a getirilip yerleştirilmiş ve kendilerine iş sağlanmıştır.

16. Sultanahmet Camii temeli atılırken devrin padişahı 1. Ahmet, altın bir kazma ile terleyinceye kadar kendisi bizzat çalışmıştır.

17. Sultan Aziz devri sadrazamlarından Ahmet Esat Efendi (1828-1887) dürüst ve çok kanaatkar bir devlet adamıydı. Yunanca, Almanca, Fransızca ve İngilizce bilen bu büyük insan o kadar kanaatkar ki maaşını 200.000 kuruştan 50.000 kuruşa düşürmüş, diğer devlet adamlarının maaşlarını da aynı oranda indirerek devlet bütçesinde önemli bir tasarruf sağlamıştır.

18. Fatih Sultan Mehmet Han' ın, vefat etmesi üzerine, Osmanlı tahtına çıkan 2. Bayezid' in hükümdarlığını kabullenemeyerek isyan bayrağını açan kardeşi Cem Sultan' ın ağabeyine:

Sen bister-i gülde yatasun şevk ile handan

Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebep ne?

Diye başlayan sitem dolu bir mektup yazması üzerine, ağabeyi Sultan 2. Bayezid' in de:

Çün ruz-ı ezel kısmet olunmuş bize devlet

Takdire rıza vermeyesün böyle sebep ne?

Haccü' l- Harameynüm diye ben davi kılursun

Bu saltanat-ı dünyeviye bunca talep ne?

19. Dünyada ilk standartlar: Sultan İkinci Bayezit tarafından 1502 yılında yürürlüğe konan " Kanunname-i İhtisab-ı Bursa" ( Bursa Belediye Kanunu) dünyanın bilinen ilk standartlarının vesikasıdır.

20. İçi yivli toplar: Yavuz Sultan Selim Han' ın, 1517 senesinde Ridaniye Savaşı' nda, ilerigörüşlü babası Sultan 2. Bayezid' in, icadı olan " içi yivli toplar"ı kullanarak büyük başarılar elde etti.



Şehir İsimlerinin Anlamları

ADANA: Adana' ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk olarak, Anadolu' nun en köklü medeniyeti Hititler 'in Kava Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kabilelerde bulunan bir yazıya göre Uru Adania ( Adana Beldesi) olarak bahsi geçmektedir.

ADAPAZARI: Adapazarlılar bu şehrimize kısaca Ada derler. Çünkü Sakarya ve Çark suyu adeta bir adayı andırır. " Pazar" kelimesinin menşei ise, on yedinci yüzyılda yörede büyük bir pazar alanı olmasıdır. İşte, Adapazarı bu iki sözcüğün " Ada" ve "Pazar" sözcüklerinin birleşimi Adapazarı, Sakarya ilimizin merkezidir.

AFYONKARAHİSAR: Afyon türkülerinde sık sık " Hisar" sözcüğü geçer. "Hisarın bedenleri çevirin gidenleri" gibi hisar sözcüğünün Afyon türkülerinde sık sık yinelenmesi nedensiz değildir. Bu şehri Selçuklular uzun bir süren kuşatmadan sonra ele geçirdiler. "Hisar" kuşatıldı. Acılarla elde edilen yere "Karahisar" dediler ve orada, kara taşlardan bir kale inşa edildi. Daha sonra bölgede afyon yetiştirilmeye başlayınca, Karahisar'ın başına bir de Afyon eklenerek "Afyonkarahisar" adını aldı.

AĞRI: İsmini sınırları içindeki "Ararat" dağından aldığı sanılıyor. Ararat, önce Aran' dan

adını aldı.

AKSARAY: Selçuklu Sultanı İzzettin Kılıçarslan, şehirde cami, medrese, kümbetler ve büyük bir beyaz saray yaptırdı. Şehir "Aksaray" adını işte bu beyaz saraydan aldı.

AMASYA: Amasya şehrini tarihçi Strabon' a göre Amazon kralı Amasis kurdu ve ona Amazon anlamına gelen "Amasesia" ismini verdi.

ANKARA: İslam kaynaklarına göre Ankara'nın adı Enguru olarak geçer. Kimilerine göre Ankara sözü Farsça "Üzüm" anlamına gelen Engür' den, ya da Yunanca' da Koruk anlamına gelen "Aguirada"dan türemiştir. Bazılarına göre Hint- Avrupa dillerindeki "Eğmek" anlamına gelen Ank ya da Sankskritçe de "Kıvrıntı" anlamına gelen Ankaba' dan veya Latince' den çengel anlamına gelen uncus' dan türediği ileri sürülmektedir. Frig dilinde Ank "engebeli , karışık arazi" anlamına gelir. Şehrin diğer isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engürlü, Engürüye, Angare, Angera, Ancora ve son olarak Ankara şeklini almıştır.

ANTAKYA: MÖ 300 yıllarında Makedonya Kralı Seleukoz bu yörede Antakya' yı kurdu ve şehre babasının ismi olan "Antiokhia" adını verdi. Zamanla büyüyen kent, başkent halini aldı.

ANTALYA: MÖ 11. yüzyılda Bergama Kralı 2. Attalos tarafından kuruldu. Şehir önceleri ismini kurucusundan aldı ve Attaleia adıyla anıldı. Daha sonra bu isim Adalia, Antalia ve en son Antalya şekline dönüştü.

ARTVİN: İskitler tarafından kuruldu. Artvin sözü İskitçe' dir.

AYDIN: İlk olarak Argoslar tarafından kuruldu. Anadolu beylerinden Aydınoğlu Mehmet Bey'den aldı. Aydın, Mehmet Bey' in babasının ismidir.

BURSA: Eski çağlardaki Bitinya bölgesinin başkentidir. Buraya kurucusu Bitinya Kralı Prusias' ın adı verildi.

BALIKESİR: Şehrin adının Eski hisar anlamına gelen Paleokastio' dan türediği sanılmaktadır. Halk arasında dolaşan bir söylentiye göre de balı çok anlamına gelir. Çünkü kesir Arapça' da çok anlamına gelir.

BAYBURT: Eldeki kaynaklara göre kasabanın ortaçağdaki adı "Paypert" ya da" "Pepert" idi.Bayburt adı buradan gelmektedir.

BİLECİK: Bizanslılar döneminde burada Bilekoma adlı bir kale vardı. Osman Bey tarafından alındıktan sonra isim bu şekilde değiştirildi.

BİNGÖL: Civarında bir çok göl bulunması sebebiyle bu ismin verildiği sanılıyor.

BİTLİS: Kimi tarihçiler göre, "Bageş" ya da "Pagiş" sözcüklerinden türemiştir. Kimilerine göre de Büyük İskender' in komutanı "Lis" ya da "Badlis" burada bir kale kurmuş. Bitlis sözcüğünün bu komutanın isminden kaynaklandığı sanılıyor.

BOLU: Önceleri Bithynion, Romalılar döneminde ise Claudiopolis adı verildi. Türkler burayı alınca Claudiopolis sözcüğünü kısaltıp sadece polis dediler. Daha sonra bu da halk dilinde değişerek Bolu oldu.

BURDUR: Eski adı Askaniya' dır. İsmini yanında kurulmuş olduğu Burdur gölünden almıştır.

ÇANAKKALE: Marmara ve Ege denizlerini birleştiren Boğaz' daki şehir ve kasabaların en büyüğü ve il merkezidir. Boğazın doğu kıyısında ve en dar yerinde kurulmuştur. Burada denizin şekli tıpkı bir çanağı andırır. Bugünkü ismini buradan alır.

ÇANKIRI: İlkçağda "Gangra" kalesinin eteğinde kuruldu. İsmini Gangra kalesinden alan Çankırı' ya yakın zamana kadar Çangırı ve Çengiri deniliyordu.

ÇORUM: Rivayete göre Çoğurum kelimesinden türetilmiştir. Bu da bölgede zamanında Rumların çoğunluğu oluşturmasından kaynaklanmaktadır.

DENİZLİ: Deniz- ili kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. İl eski Türkçe' de ülke, memleket anlamına gelir. Yani deniz memleketi denilir.

DİYARBAKIR: Bakır ülkesi anlamına gelmektedir. Bu ismin kaynağı Diyar- ı Bekir' dir.Bekir' in memleketi anlamına gelir. Bekir b. Va'il adlı Arap göçebe boyunun buraya yerleşmiş olmasa sebebiyle bu ismin yerleştiği söylenir. Diyarbakır' ın eski adı Amid veya Amed'dir. Gelen veya bizim anlamına gelir. Dede Korkut kitabında Amid'e Hamid de denilmiştir.

EDİRNE: Romalılar döneminde İmparator Hadrianus tarafından kurulduğu için şehir "Hadrianopolis" adını alır. Hadrianus' un şehri anlamına gelen bu sözcük, sonrada değişimlere uğrayarak Edirne halini aldı.

ELAZIĞ: 1834 yılında Mezra denilen yerde kuruldu. 1862 yılında buraya padişah Abdülaziz Han' ın onuruna " Mamuret- ül- aziz" ismi verildi. Daha sonra Elaziz olarak kısaltılan isim, 1937 yılında Elazığ' a çevrildi.

ERZİNCAN: Erzincan ovasından adını alır. Ezirgan diye halk tarafından söylenir. Buranın eski adı Eriza' dır.

ERZURUM: Ard-ı Rum kelimesinden gelir. Yani Rum toprağı demektir. Diğer bir rivayete göre de Selçuklular buraya Erzen- Rum demişlerdir. Erzen darı demektir. Şehir o zamanlar bir tahıl ambarı olarak kullanılmıştır.

ESKİŞEHİR: Eski adı Doylaion'dur. 1080 yılında Türkler burayı ele geçirdi. 1175 yılında burasını Bizans geri aldı. Kılıçarslan bu şehri daha sonra geri alınca, ona " Bizim eski şehrimiz" anlamına gelen Eskişehir adını verdi.

GAZİANTEP: Şehrin eski adı Ayıntab' dır. Kelime anlamı, pınarın gözü demektir. Zamanla Antep olarak değişmiştir. Halk Milli Mücadele döneminde Fransızlara karşı başarılı bir savaş verince 6 Şubat 1921' de çıkartılan bir yasayla Gazi unvanı verildi.

GÜMÜŞHANE: Burada daha önceleri gümüş madenleri olduğundan, bu şehre Gümüşhane denilmiştir.

İSTANBUL: MÖ. 658yılında Megara Kralı Byzas tarafından kurulduğundan bu şehre kurucusundan dolayı Bizantion adı verilmiştir. Roma İmparatoru Marcus Avrelius döneminde imparatorun manevi babasının adıyla "Antion" olarak anıldı. Bizans İmparatoru Konstantin bu şehri yeniden kurunca buraya kendi adını verdi. Şehre " Konstantin" veya " Konstanpolis" adı verildi. Araplar "Konstantiniye", Romalılar " Konstantinopolis" demişlerdir.Daha sonra bu ismin kısaltılmış şekli olan " Stin- Polis" deyimi kullanıldı. Türkler burayı alınca Müslüman şehir anlamında " İslambol" adını verdiler. İstanbul isminin Stin- Polis yahut İslambol kelimelerinden geldiği düşünülmektedir.

İZMİR: Şehrin asıl adı " Smyrna" dır. İzmir kelimesi Smyrna' nın halk arasındaki kullanış şeklidir. Homeros destanlarında bu kent ismini Kıbrıs Kralı Kinyras' ın kızı Smyra' dan alır. Kimi kaynaklara göre de, İzmir şehrini ilk kuran Hititler değil, Amazonlar' dır.( Hititler de buraya Navlühun adını vermişlerdir.)

KAHRAMANMARAŞ: Asıl adı Markasi' dir. Halk dilinde Maraş olarak değişmiştir. Milli Mücadele döneminde Fransızlara karşı şehirlerini kahramanca savunduklarından meclis tarafından 11 Şubat 1922' de kahraman unvanı verildi.

KARAMAN: İlk ismi Laranda' dır. Selçuklu ve Osmanlılardaki ismi Larende idi.Karamanoğullarının başkenti olduğundan buraya daha sonra Karaman adı verildi.

KARS: MÖ. 130 ' 127 yılında buraya yerleşen Karsak oymağından dolayı şehre Kars adı verilmiştir. Kars kelimesinin anlamı ise deve ya da koyun yününden yapılan elbise veya şal kuşağı anlamına gelir.

KASTAMONU: Şehrin eski adı "Tumana" dır. Buraya daha sonra Gas ' Gas isimli bir kavim yerleşti. İşte Kastamonu Gas ve Tuman' ın birleşmesinden meydana gelmiştir.

KAYSERİ: Romalılar Mazaka adlı şehri alınca buraya Kaysarea aını verdiler. Yani İmparator şehri anlamına gelir. Daha sonra Kayseri olarak halk arasında yayıldı.

KIRŞEHİR: Kır ve Şehir kelimesinin birleşmesinden oluşur.

KOCAELİ: Orhan Gazi döneminde bu bölgeyi fetheden Akçakoca isimli komutandan dolayı buraya Kocaeli denildi.

KONYA: Daha önce " İkonyum" olduğu iddia edilen şehrin ismi, Abbasiler tarafından fethedildiğinde Kuniye' ye çevrilmiştir. Türkler bu ismi Konya olarak değiştirdi.

KÜTAHYA: Frigler buraya " Katyasiyum" veya " Katiation" adını vermişlerdir. Daha sonra yöre halkı buraya Kütahya demiştir.

MALATYA: Hititler döneminde buranın adı " Meliddu" dur. Halk tarafından Malatya olarak değişmiştir.

MANİSA: Yunanca Magnesya' dan gelmiştir. Şehri Türkler fethettiğinde ismi Manisa olarak değiştirildi.

MARDİN: Mardin adı Süryanice' de Marde' den geldiği rivayet edilir. Romalılar " Maride" , Araplar ise " Mardin" adını vermişlerdir. Diğer bir rivayete göre ise, Kürtçedeki Mer ' din yani erkek, yiğit ' görmek kelimesinden geldiği söylenmiştir.

MUĞLA: Eski adı " Mobolla" dır. Türkler buraya daha sonra Muğla demişlerdir.

MUŞ: Bir rivayete göre Süryanicedeki suyu bol anlamına gelen Muşa ' dan , diğer bir rivayete göre ise şehrin kurucusu Muşet' ten gelmiştir.

NEVŞEHİR: 18. yüzyıla kadar şehir bir köydü ve adı " Muşkara" idi. Daha sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa köyünü geliştirdi ve yeni şehir anlamında Nevşehir adını verdi.

NİĞDE: İlkçağda bölgede Nagdoslular adlı bir kavim yaşadığından bu şehre isimlerini vermişlerdir. Arap kaynakları şehre " Nekide" veya " Nikde" demişlerdir. Halk ise şehre Niğde adını vermiştir.

ORDU: Eski adı " Kotyora" dır. Halk tarafından bu isim değişikliğe uğramıştır.

RİZE: Kafkas kökenli bir kelime olduğu düşünülmektedir.

SAKARYA: Sınırları içinden geçen Sakarya Nehri şehre ismini vermiştir.

SAMSUN: Eski adı " Amisos" dur. Samsun ismi bu kelimenin halk tarafından değiştirilmesidir.

SİİRT: Siirt adının Keldani aslından geldiği ve şehir anlamında olduğu belirtilir. Diğer rivayet ise Sert kelimesinin bozulmuş şeklidir.

SİVAS: Rivayetlere göre Sivas kurulmadan önce ulu ağaçlar altında kaynayan üç pınar varmış. Bu pınarlar Allah'a şükür, anne ve babaya minnet ve küçüklere şefkat duygularını ifade edermiş. Bu üç pınara " Sipas suyu" denirmiş. Bu üç pınarın etrafında kurulan yerleşim yerine " Sipas" ismi verilmiştir. Diğer bir rivayete göre ise Sivas ismi eski kavimlerden " Sibasipler" den gelmektedir. Sivas ilk çağlarda Talavra, Megalapolis, Karana ve Diyapolis isimleriyle anılmıştır. Şehrin adının Farsça' da " üç değirmen" manasına gelen " Sebast" kelimesinden geldiği de söylenmektedir.

TEKİRDAĞ: Adını, kıyı boyunca uzanan Tekirdağları' ndan almıştır.

TOKAT: Eski adı " Komana Pontika" idi. Tokat adının Pontika adının halk arasında değişmiş şeklidir.

TRABZON: " Trapezus" sözcüğünden gelir. Anlamı dört köşedir.

TUNCELİ: Burada bazı maden yataklarının bulunmasından dolayı şehre Tunceli adı verilmiştir. Yani tunç ülkesi demektir.

URFA: Eski adı " Orhoe" veya " Orhai" dir. Daha sonra Araplar tarafından "R" ya çevrilmiştir. Şehir Babil Hükümdarı Ramis ' Nemrut tarafından kurulmuştur.

UŞAK: Çocuk veya genç adının halk dilinde söylenişidir. Bazı rivayetlere göre ise uşak ( Ayn' la söylenişi) kelimesinin aşık kelimesinden geldiği söylenmiştir.

VAN: Van' ı Asur Kraliçesi Semiramis kurdu. Bundan dolayı şehre " Şahmirankent" adı verildi. Daha sonra Persler döneminde buraya Van adında bir vali geldi ve şehri bayındır hale getirdiğinden şehre onun adı verildi.