10.SINIF TARİH KONULARI

TARİH
Toplumların geçmişteki faaliyetlerini toplumlar arasındaki münasebetleri yer ve zaman göstererek sebep sonuç ilişkisi içinde inceleyen bilime tarih denir.

Tarihin gözlemi deneyi ve tekrarı yapılamaz.

BİR OLAYIN TARİH OLABİLMESİNİN ŞARTLARI
1-Zamanı bilinmeli
2-Yeri bilinmeli
3-Sebebi bilinmeli
4-Sonucu bilinmeli
5-Olay zamanda yayılma yapmalı
6- Olay mekanda 'yerde yayılma yapmalı

OSMANLI DEVLETİ'NİN KURULUŞU

Osmanlılar Oğuzların Bozok kolunun Günhan soyunun Kayı boyunun Karakeçili aşiretine mensupturlar.
Kayı Boyu 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya geldi.
Kayı güç ve kudret demektir.
Kayıların damgası iki ok arasında gerilmiş bir yaydır.
Osmanlılar 1299 yılında Osman Bey tarafından Söğüt'te kurulmuştur.

OSMAN BEY DÖNEMİ 1281-1326)

Amacı: Bursa'yı ele geçirmek.

KOYUNHİSAR SAVAŞI (Bafeon Savaşı)

Tarihi: 1302
Tarafları: Osmanlılar X Bizans
Sebep: Bizans'ın Osmanlı ilerleyişini durdurmak istemesi
Sonuç: İzmit yolu Türklere açıldı.
Önem: İlk Osmanlı-Bizans savaşıdır.


ORHAN BEY DÖNEMİ (1326-1362)

Amacı: Balkanlara yayılmak (Orhan Bey babasının Bizans'a karşı yürüttüğü yayılma siyasetini aynen devam ettirdi.)
*Orhan Bey döneminde Bursa fethedildi ve beyliğin merkezi oldu. İpek sanayinin merkezi olan Bursa'nın fethi ile hazineye önemli bir gelir kaydedildi.

MALTEPE ( PELEKANON) SAVAŞI

Tarihi: 1329
Taraflar: Osmanlı X Bizans
Sebep: 1-Bizans'ın Osmanlıların İznik kuşatmasını sonuçsuz bırakmak istemesi. 2- Bizans'ın Türk kuvvetlerinin İstanbul Boğazı'na yaklaşmalarını önlemek istemesi
Sonuç: İznik yolu Türklere açıldı.

OSMANLILARIN RUMELİ'DEKİ İSKAN SİYASETİ (İstimalet politikası)'NİN AMACI: İstimalet sisteminin amacı fethedilen yerlerde Türk nüfusunu arttırmak ve Türk kültürünü yaymaktı.

Osmanlılara kendi isteği ile katılan beylikler: Karesioğulları Germiyanoğulları
Osmanlılara ilk katılan beylik: Karesioğulları
Osmanlılara son katılan beylik:Ramazanoğulları
Osmanlıları en çok uğraştıran beylik: Karamanoğulları

KARESİ BEYLİĞİ'NİN OSMANLILARA KATILMASININ ÖNEMİ

1-Karesi beyliği Osmanlıların aldığı ilk beyliktir.
2-Karesi donanması ve donanma komutanları Osmanlıların emrine girdi.
3-Karesi donanması ile Osmanlılar Rumeli'ye geçtiler.

ÇİMPE KALESİ :

Çimpe kalesi Osmanlıların Rumeli'deki ilk askeri üssüdür. Çimpe Kalesi Bizans'ın Osmanlı yardımlarına karşı Osmanlılara verdiği bir hediyedir. Bizans imp. Çimpe'yi geri almak için para teklif ettiyse de Osmanlılar vermediler.

I.MURAT ( HÜDAVENDİGAR) DÖNEMİ ( 1362-1389)

Amacı: Balkanlara kesin olarak yerleşmek

SIRP SINDIĞI SAVAŞI

Tarih:1364
Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar ( Sırp Bulgar Eflak Bosna Macar beyleri)
Sebep: Filipe ve Edirne'nin Osmanlılara teslim olması.
Sonuç: 1-Balkanlardaki Türk ilerleyişi devam etti. 2-Balkanlardaki Macar etkisi kırıldı.
Önemi: 1-İlk Osmanlı-Haçlı savaşıdır. 2- Savaş sonunda Osmanlılar'ın başkenti Bursa'dan Edirne'ye taşındı.

PLOŞNİK BOZGUNU

1387 yılında Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Ploşnik'te Sırp ve Boşnak kuvvetleri tarafından imha edildi. Ploşnik Bozgunu I.Kosova Savaşı'nın sebebidir.

I.KOSOVA SAVAŞI

Tarihi: 1389
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar (Sırp Boşnak Macar Eflak Arnavut Leh Çek kuvvetleri)
Sebep: Haçlıların Ploşnik bozgununda Osmanlıları yenmesi onlara cesaret vermişti.
Sonuç: Balkanların Türk toprağı olduğu ispatlandı.
Önemi:1-I.Kosova Savaşı Balkanlarda tutunabilmek için yaptığımız savaşların en büyüklerindendir. 2-I.Murat savaş meydanını gezerken bir Sırplı tarafından şehit edildi. 3-I.Murad'ın oğlu Bayezid bu savaşta gösterdiği ustalık ve çabukluk sebebiyle Yıldırım unvanını aldı. 4- Savaş Balkan Yarımadası'nın geleceğini belirlemiştir.


I.BAYEZİD ( YILDIRIM ) DÖNEMİ (1389-1403)

Amacı: Anadolu'da Türk birliğini kurmak

*Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlılar ilk kez İstanbul'u kuşattılar. Yıldırım İstanbul'u 2 kez kuşatmış sonuç alamamıştır.
*Yıldırım Bayezid devleti içinde bulunduğu güç durumdan kurtarmak ve ekonomik gelişmeyi sağlamak için Venedik tüccarlarına imtiyazlar (kapitülasyonlar) verdi. Hayatı boyunca Venedik tüccarlarını himaye etmeyi kabul etti. Ayrıca Venedikliler Osmanlı topraklarında serbestçe ticaret yapacaklar ve vergi vereceklerdi.
*Yıldırım Bayezid savaş meydanında padişah olan ilk ve son Osmanlı padişahıdır.
*Yıldırım Bayezid düşmana esir düşen ilk ve son Osmanlı padişahıdır.

ANADOLU HİSARI (GÜZELCE HİSAR)

1397 tarihinde Yıldırım Bayezid tarafından İstanbul Boğazı'nı denetlemek ve İstanbul kuşatmalarında Bizans'a Karadeniz'den yardım gelmesini engellemek amacı ile yaptırılmıştır

NİĞBOLU SAVAŞI

Tarihi:1396
Taraflar: Osmanlılar X Haçlılar (Macar kralı komutasındaki Haçlı ordusu)
Sebep: Osmanlıların İstanbul'u kuşatmaları.
Sonuç: Bulgaristan tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.
Önemi: Savaşta çok fazla ganimet elde edildi. Bu ganimetle Osmanlılar bir çok eser inşa ettirdiler. Bursa Ulu Cami bunlardan biridir.

Osmanlı-Karaman rekabetinin ana sebebi:

İki devletin de kendilerini Türkiye Selçuklularının mirasçısı saymaları bu rekabetin ana sebebidir.


ANADOLU'DA SİYASİ BİRLİĞİN KURULMASI İÇİN SAVAŞMADAN YAPILAN ÇALIŞMALAR

1-I.Murat Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızı ile oğlu Yıldırım Bayezid'i evlendirdi. Devlet Hatun çeyiz olarak Kütahya Tavşanlı Emet ve Simav'ı getirdi. 2-I.Murat kızını Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey ile evlendirdi. 3-I.Murat Hamitoğullarından Akşehir Beyşehir Seydişehir Yalvaç ve Isparta'yı 80 bin altın karşılığında satın aldı. 4- Sivas hakimi Kadı Burhanettin ölünce Sivas halkı şehri Osmanlılara teslim etti.

ANKARA SAVAŞI

Tarih: 28 Temmuz 1402
Taraflar: Yıldırım Bayezid X Timur
Sebep: 1-Yıldırım Bayezid ile Timur arasındaki üstünlük mücadelesi 2-Yıldırım Bayezid'in doğuya doğru genişlemesi Timur'un hoşuna gitmemişti.

Sonuç:1-Bizans'ın alınması 50 yıl gecikti. 2-Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyişi durdu. Arnavutluk boşaltıldı. 3-Yıldırım Bayezid tarafından kurulan Anadolu birliği bozuldu. Çünkü Timur Anadolu beyliklerine bağımsızlıklarını geri verdi. 4-Timur Osmanlı topraklarını Yıldırım'ın oğulları arasında paylaştırdı. Böylece Osmanlı Devleti parçalandı.5-Yıldırım Bayezid Timur'a esir düştü. Esarete dayanamayıp kısa sürede öldü.6- Osmanlı Devleti'nin gelişmesi 50 yıl gecikti. 7-Fetret devri başladı.


FETRET DEVRİ ( 1402-1413)

Yıldırım Bayezid'in Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilmesi ile başlayan ve Çelebi Mehmet'in hükümdar olmasına kadar geçen 11 yıllık saltanat karışıklığına Osmanlı tarihinde Fetret devri adı verilir.
Fetret devrine Timur'un Osmanlı ülkesini Yıldırım Bayezid'in oğulları arasında paylaştırması sebep olmuştur.

ÇELEBİ MEHMET DÖNEMİ (1413-1421)

Amacı:Anadolu birliğini yeniden sağlayarak devleti güçlendirmek.
*Çelebi Mehmet Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu sayılır.


II.MURAT DÖNEMİ (1421-1444/ 1446-1451)

Amacı: Balkanlarda Osmanlı aleyhine bozulan dengeyi yeniden sağlamak.
*II.Murat kuruluş döneminin son padişahıdır.
*II.Murat Türkçe'ye çok önem vermiştir. Devletin resmi kayıtları II.Murat'tan itibaren Türkçe tutulmuştur.


EDİRNE-SEGEDİN ANTLAŞMASI

Tarih:1444
Taraflar:Osmanlı- Macar+Sırp
En önemli maddesi: İki taraf birbirleriyle 10 yıl savaşmayacaklar.( II.Murad bu maddeyi antlaşmaya koyarak tahtı 12 yaşındaki oğlu II.Mehmed'e bırakmak istiyordu. 10 sene sonra II.Mehmed savaşacak yaşa gelecekti.)

VARNA SAVAŞI

Tarih:1444
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar (Macar Erdel Eflak Leh Venedik Sırp Alman)
Sebep: Osmanlı tahtına 12 yaşındaki II.Mehmed'in geçmesi.
Sonuç:1-Hıristiyanların Osmanlıları Avrupa'dan atma ümitleri sona erdi. 2- Bizans'ın kaderi belirlendi. 3-Balkanlarda 500 yıl sürecek Osmanlı hakimiyeti başladı Rumeli'de kesin olarak Türk egemenliği sağlandı.



II.KOSAVA SAVAŞI

Tarih:1448
Taraflar:Osmanlı X Haçlılar ( Macar Erdel Eflak Alman)
Sebep: Haçlılar Varna yenilgisinin izlerini silmek istediler. 2- Türk düşmanı Hunyadi Yanoş'un Macar kralı olup Haçlıların yardımı ile Osmanlılara saldırmak istemesi.
Sonuç1-Avrupalı ülkeler saldırıdan savunmaya geçtiler. Haçlılar bir daha Türklere saldırmaya cesaret edemediler. (1683 tarihine kadar) 2-Bu zafer Türklerin kesin olarak Balkanlara yerleşmesini sağlamıştır.3-Eflak yeniden Osmanlılara tabi oldu. 4-Bulgaristan ve Kuzey Yunanistan Osmanlı yönetimine girdi. Bu bölgelere Anadolu'dan getirilen göçmenler yerleştirildi ve özellikle Bulgaristan hızla Türkleşti

Tarih: 1514
Taraflar: Yavuz SS X Şah İsmail (Safeviler)
Sebep:Şah İsmail'in Şii mezhebini Osmanlı topraklarında yaymak istemesi
Sonuç:1-Doğu Anadolu Osmanlı idaresi altına girdi. 2-Dulkadiroğlu beyliğine son verildi ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girdi. 3-Tebriz-Halep Tebriz-Bursa ipek yolu Osmanlı kontrolüne geçti. 3- Şah İsmail hazinesini bırakarak kaçtığı için Osmanlılar büyük ganimet elde ettiler. 4-Şiiliğin Anadolu'da yayılması geçici olarak önlenmiştir.
Önemi:Savaş Osmanlı ateşli silahlarının üstünlüğünü göstermiştir.

MISIR SEFERİ

1-MERCİDABIK SAVAŞI
Tarih:1516
Taraflar:Osmanlılar X Memlukler
Sebep: 1-İslam dünyasının liderliği için Yavuz Sultan Selim halifeliği Memlukler'den almalıydı. 2-Mısır alınırsa Baharat yolu Osmanlıların eline geçecek ve Avrupa ülkeleri ekonomik yönden Osmanlılara bağlanacaktı.
Sonuç: 1-Suriye Filistin ve Lübnan Osmanlıların eline geçti. 2-Mısır yolu Osmanlılara açıldı. 3- Ramazanoğulları Osmanlılara katıldı. 4- Kansu Gavri öldürüldü.

2-RİDANİYE SAVAŞI:
Tarih:1517
Taraflar: Osmanlı X Memlukler
Sebep: Yavuz Sultan Selim'in Memluklere son darbeyi vurmak istemesi
Sonuç: Kahire fethedildi ve Memluk Devleti sona erdi.

MISIR SEFERİ'NİN SONUÇLARI:

1-Mısır Suriye FilistinLübnan ve Hicaz bölgesi Osmanlı topraklarına katıldı. 2- Kutsal emanetler Mekke ve Medine'nin anahtarları Osmanlılara teslim edildi. Halifelik Osmanlılara geçti. (Osmanlı padişahları 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'na kadar bu unvanı kullanmadılar.) 3- Baharat ticaret yolu Osmanlılara geçti. (Ancak coğrafi keşiflerin yapılmasından dolayı Osmanlılar Baharat yolundan istedikleri gibi faydalanamamışlardır.) 4-Mısır seferi sonunda Osmanlı hazinesi tamamiyle doldu. 5-Venedikliler Kıbrıs için Memluklere verecekleri vergiyi bundan sonra Osmanlılara ödemeye başladılar. 6- Mısır'ın fethi ile Kuzey Afrika seferleri için önemli bir üs elde edildi. 7-Yavuz savaştan sonra halife ve akrabalarını idari tedbir olarak alim ve şeyhleri medreselerde yararlanmak üzere İstanbul'a getirdi.
Önemi: 1-Halifelik Osmanlılara geçti. 2- Mısır seferi ile Osmanlı ateşli silahları ile hiçbir devletin boy ölçüşemeyeceği anlaşıldı.

*Yavuz Sultan Selim şir-i pençe (aslan pençesi) adı verilen bir çıban sebebiyle ölmüştür.


I.SÜLEYMAN DÖNEMİ ( KANUNİ)

Amacı: Avrupa krallarını dize getirmek
*Unvanı muhteşem büyüktür.
*Osmanlı tahtında en uzun kalan padişahtır.


BELGRAT'IN FETHİ
Tarih: 1521
II. Murat Belgrat'ı kuşattı ancak alamadı. Fatih Sırbistan seferinde Belgrat hariç bütün Sırbistan'ı fethetti (1459). Kanuni 1521'de Tuna'dan ve karadan kuşattığı Belgrat'ı fethetti.
Önemi: Belgrat Orta Avrupa'ya yapılacak seferler için önemli bir üs olmuştur.



MOHAÇ MEYDAN MUHAREBESİ

Tarih:1526
Taraflar: Osmanlılar X Macarlar
Sebep: Alman İmparatoru Şarlken'e esir düşen Fransız kralı Fransuva'yı kurtarmak. 2- Kanuni Fransuva'yı kurtararak Avrupa'daki Haçlı birliğine Fransa'nın katılmasını engellemek istemiştir.
Sonuç: Macaristan'ın tamamı ele geçirildi ve Avusturya ile Osmanlı Devleti arasında tampon bir Macar krallığı kuruldu.

I.VİYANA KUŞATMASI

Tarih:1529
Taraflar: OsmanlılarX Macarlar
Sebep: Avusturya arşidükü Ferdinad'ın Budapeşte'yi ele geçirmesi
Sonuç: Budapeşte geri alındı ama Ferdinand ordusu ile ortada yoktu. Bu sebeple Osmanlı ordusu Viyana'yı kuşattı. Ancak ordu kuşatma için hazırlıksız gelmişti ve kış mevsimi yaklaşmıştı. Bu sebeplerden dolayı I.Viyana kuşatması başarısız olmuştur.

İSTANBUL BARIŞI

Tarih:1533
Taraflar: Osmanlılar-Avusturya
Önemi: Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacaktır.

ZİGETVAR SEFERİ

Tarih:1566
Taraflar:Osmanlı X Avusturya
Sebep: Avusturya'nın antlaşma şartlarına uymaması
Sonuç: Zigetvar Kalesi fethedildi.
Önemi: Zigetvar seferi Kanuni'nin son seferidir.

FRANSA KAPİTÜLASYONLARI NİÇİN KABUL ETTİ

1-Avrupa'da kendisine karşı oluşturulan cephede sırtını Asya'da Osmanlılar gibi güçlü bir devlete dayamak istiyordu. 2-Fransa Şarlken'e karşı Kanuni'ye güvenmek istiyordu.

OSMANLILAR KAPİTÜLASYONLARI NİÇİN VERDİLER

1-Kanuni Şarlken'in Avrupa'da kendisine karşı kuracağı bir Haçlı ordusunda Fransa'nın bulunmasını engellemeye çalışıyordu. 2-Kanuni Fransızları Akdeniz limanlarına çekerek Akdeniz ticaretini canlandırmak istiyordu.

Kapitülasyonlar Kanuni ile Fransuva'nın yaşadığı sürece geçerliydi. Ancak II.Mahmut döneminde kapitülasyonlar sürekli hale getirildi. Osmanlı Devleti kapitülasyonlar yüzünden Avrupalı tüccarların açık pazarı haline geldi. Her alanda Osmanlıların geri kalmasını sağlayan kapitülasyonlar 1923 Lozan Antlaşması ile kaldırılmıştır.

İRAN SEFERLERİ

Tarih: 1533 1548 15531577
Taraflar: Osmanlı X Safeviler
Sebep: Safevilerin Kanuni'nin batı seferlerini fırsat bilip Anadolu'ya saldırmaları
Sonuç. İran seferleri Amasya Antlaşması ve Ferhat Paşa Antlaşması ile son bulmuştur.

AMASYA ANTLAŞMASI

Tarih:1555
Taraflar: Osmanlılar X Safeviler
Önemi: Osmanlılar ile Safeviler arasındaki ilk antlaşma

FERHAT PAŞA ANTLAŞMASI

Tarih:1590
Taraflar: Osmanlılar 'Safeviler
Önemi: Bu antlaşma ile Osmanlılar doğudaki en geniş sınırlarına ulaşmışlardır.

DENİZLERDE GELİŞMELER

RODOS'UN FETHİ

Tarih:1522
Sebep:Rodos'u ellerinde bulunduran St.Jean şövalyeleri Mısır Suriye ve Anadolu arasındaki deniz taşımacılığını devamlı engelliyorlardı.
Sonuç:Rodos fethedildi ve şövalyeler Malta adasına yerleştirildi.

PREVEZE DENİZ SAVAŞI

Tarih: 1538
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Akdeniz'de Osmanlı hakimiyetini sağlamak
Sonuç:1-Şarlken'in Akdeniz'deki üstünlüğü sona erdirildi. 2-Akdeniz bir Türk gölü haline geldi.
Önemi: Preveze Deniz Savaşı'nın tarihi olan 28 Eylül ülkemizde Türk Denizcilik Günü olarak kutlanmaktadır.

HİNT DENİZ SEFERLERİ

Tarih:1538-1553
Taraflar: Osmanlılar X Portekizliler
Sebep: Portekizliler Basra Körfezi'ni kapatarak Baharat yolunu değiştirmişlerdi. Bu durum Osmanlı ekonomisine büyük zarar veriyordu. 2- Portekizliler Müslüman tüccarlara zarar veriyorlardı.
Sonuç:Seferler başarısız olmuştur. Bunun sebebi Osmanlıların okyanuslara dayanıklı büyük gemilerinin olmayışı ve komutanlar arasındaki anlaşmazlıklardır.



II. SELİM DÖNEMİ (SARI SELİM)

KIBRIS'IN FETHİ

Tarih:1571
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Anadolu Suriye Mısır arasındaki deniz yolunun güvenliği ve Doğu Akdeniz'e Osmanlıların tam hakimiyeti için Kıbrıs'ın fethi şarttı.
Sonuç:1-Osmanlılar Doğu Akdeniz'e hakim oldular. 2- Güney kıyılarımızın güvenliği sağlandı.

İNEBAHTI SAVAŞI

Tarih: 1571
Taraflar: Osmanlı X Haçlılar
Sebep: Osmanlıların Kıbrıs'ı fethetmeleri
Sonuç: Haçlı donanması İnebahtı'da demirli bulunan Osmanlı donanmasını yakarak imha etti.

SOKOLLU MEHMET PAŞA'NIN KANAL PROJELERİ

1-Süveyş kanalı ( Bu kanal açılabilseydi Baharat yolu işlerlik kazanacak ve Ümit Burnu yolu önemini kaybedecekti.)
2-Don Volga Kanalı ( Bu kanal açılabilseydi Osmanlılar Karadeniz'den Hazar Denizi'ne geçebilecek ve Orta Asya Türkleri ile yakından ilişkiye girilebilecekti.)
3-İznik-Sapanca kanalı ( Bu kanal açılabilseydi İstanbul Boğazı'nın trafiği rahatlatılabilecekti.)
*II. Selim ordunun başında savaşa gitmeyen ilk padişahtır.
*II.Selim şehzadelerin sancağa gitmeleri usulünü kaldırdı ve şehzadeler için sarayda hapis hayatı başladı.

XVII.yüzyılda göreve gelen bazı padişahların yeteneksiz ve güçsüz kişiler oluşu. 2- Devlet adamlarının da yeteneksiz ve güçsüz kişiler oluşu ve devlet adamlarının göreve iltimas ile getirilmesi. 3- Toprak yönetiminin bozulması. 4-İlmiye teşkilatının bozulması. 5-Medreselerin bozulması. 6- Askeri teşkilatın bozulması. 7- Uzun süren savaşlar sonucu güvenliğin bozulması 8-Maliyenin bozulması 9-Üretimin azalması .10-Tımar sisteminin bozulmasına paralel olarak tarım ve hayvancılığın gerilemesi. 11-Paranın değerinin azalması.12-Avrupa'daki bilim ve teknik gelişmelerine kayıtsız kalınması. 13-Yeterince genişlemişken daha fazla fetih hareketlerine girişilmesi. 14- Avrupalıların Osmanlılara karşı Haçlı birlikleri oluşturması.15- Osmanlı Devleti'nin sömürge kurmaması.16-Sokollu Mehmet Paşa'nın ölümü.

Duraklama dönemi: Sokollu Mehmet Paşa'nın 1579'da ölümünden 1683 II.Viyana Kuşatması'na kadar geçen döneme Osmanlı tarihinde Duraklama dönemi adı verilir.

I.AHMET DÖNEMİ

*I.Ahmet padişahlığın Osmanlı soyunun ekber ve erşed( büyük ve aklı başında olan) olanına geçmesine karar verdi. Böylece padişahların kardeşleri de tahta çıkabildiler.
*I.Ahmet Sedefkar Mehmet Ağa'ya Sultanahmet Cami'ni yaptırtmıştır.

ZİTVATOROK ANTLAŞMASI
Tarih: 1606
Taraflar:Osmanlı-Avusturya
Önemi:1- Osmanlı padişahı ile Avusturya kralı protokol bakımından eşitlendi. 2- Zitvatorok Antlaşması Osmanlı Devleti'nin çöküşünün ilk aşamasıdır.

II. OSMAN DÖNEMİ ( GENÇ OSMAN)
*II.Osman Osmanlı tarihinde ayaklanma sonucu öldürülen ilk padişahtır.
*Yenilik hareketlerine girişen ilk Osmanlı padişahı

HOTİN SEFERİ
Tarih:1621
Taraflar: Osmanlı-Lehistan
Sebep: Lehistan'ın Boğdan'ın iç işlerine karışması
Sonuç: Hotin antlaşması imzalanarak savaş sona erdi. Bu antlaşmayla Boğdan yine Osmanlı egemenliğine girdi.
Önemi: II.Osman Hotin kalesi önünde savaşmayan Yeniçeri Ocağı'nı kaldıracağını açıkladı. Bu kararı onun öldürülmesi ile sonuçlanmıştır.

IV. MURAD DÖNEMİ
* IV. Murad döneminde 1633'te İstanbul'da büyük bir yangın çıktı. İstanbul'un % 20'si yandı. Bu sebeple IV. Murat yangınlara sebep olduğu gerekçesi ile tütün ve içki içilmesini yasakladı. Tebdil-i kıyafet ederek ( kıyafet değiştirerek) İstanbul'u gezer ve yasağa uymayanları cezalandırırdı.

KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI
Tarih: 1639
Taraflar: Osmanlı-İran
Önemi: 1-Bu antlaşma Türk İran sınırının çizilmesinde etkili olmuştur. 2-Antlaşma İran ile Osmanlılar arasında 150 yıl süren savaşları sona erdirmiştir.

I.İBRAHİM DÖNEMİ (DELİ İBRAHİM)
*I.İbrahim Osmanlı tarihinde öldürülen ikinci padişahtır.

IV. MEHMED DÖNEMİ ( AVCI)
*IV.Mehmed döneminin ünlü sadrazamları: Köprülü Mehmet Paşa Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Tarhunca Ahmet Paşa ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa


BUCAŞ ANTLAŞMASI
Tarih:1672
Taraflar: Osmanlı-Lehistan
Önemi: Osmanlıların batıda toprak kazandıkları son antlaşmadır.

II.VİYANA KUŞATMASI (1683)
Sebebi: Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana'yı alırsa Kanuni dönemindeki güçlü duruma dönüleceğine inanıyordu.
Sonuç: Viyana alınamadı.
Viyana'yı alamamamızın sebepleri: 1-Viyana'nın savunmaya müsait oluşu.2- Askerin yiyecek sıkıntısı çekmesi. 3- Askere Viyana'yı yağmalama izni verilmemesi. 4- Kırım Hanı Murat Giray'ın Merzifonlu Kara Mustafa ile arası açık olduğundan Haçlı ordusunun Tuna nehrini geçmesine izin vermesi.
Önemi:1- Viyana bozgunundan sonra Osmanlılar savunmaya çekildiler. Bu savunma 1922 Sakarya Meydan Muharebesi'ne kadar sürdü. 2- Viyana bozgunundan sonra Avrupalı devletler ( Avusturya Venedik Malta Lehistan ve Rusya) Kutsal İttifak'ı kurdular ve Osmanlılara hep beraber saldırmaya başladılar.

I.mahmud DÖnemİ
BELGRAD ANTLAŞMALARI
Tarih: 1739
Taraflar: Osmanlı-Avusturya Osmanlı- Rusya
Önemi: 1-Belgrad antlaşmaları Osmanlıların 18. yüzyılda (Gerileme döneminde) imzaladığı son kazançlı antlaşmalardır. 2-Belgrad antlaşmaları ile Karadeniz'in bir Türk gölü olduğu bir kez daha kabul edildi. 3- Osmanlılar ittifakların önemini kavradı ve ilk kez İsveç ile ittifaka girdi. 4-Anlaşmalarda arabuluculuk yapan Fransa kapitülasyonların daha da genişletilmesini ve süresiz hale gelmesini sağladı (1740).

III.MUSTAFA DÖNEMİ

*Osmanlı tarihinde son cülus bahşişi III.Mustafa tahta çıkınca verilmiştir.

PANSLAVİZM
Rusya'nın Balkanlardaki milletleri Slav ve Ortodoks propagandası ile Osmanlı'dan ayırıp önce bağımsız sonra kendine bağımlı hale getirerek Akdeniz'e inme politikası.
Panslavizm Küçük Kaynarca Antlaşması ile netlik kazandı.
Panslavizm başlangıçta başarılı oldu. Balkan devletleri bağımsızlıklarını kazandı ancak Rusya'yı Akdeniz'e indirmediler.

ÇEŞME BASKINI
Tarih:1770
III.Mustafa döneminde 1768'de başlayan Osmanlı-Rus savaşında Baltık denizinden kalkan bir Rus donanması İngilizlerin yardımıyla Cebelitarık boğazından geçerek Mora kıyılarına geldi. Bunu fırsat bilen Mora Rumları ayaklandılar. Osmanlılar isyanı bastırınca Rus donanması Çeşme'de demirli bulunan Osmanlı donanmasını yaktı.

I.ABDÜLHAMİD DÖNEMİ
*I.Abdülhamid yabancı askeri uzmanların Müslüman olmaları şartı ile kıyafetleri konusundaki kısıtlamaları kaldırdı.

KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI
Tarih:1774
Taraflar:Osmanlı-Rusya
Önemi:
1-Kırım bağımsız oldu. Osmanlılar ilk kez Müslüman-Türk toprağını terketmek zorunda kaldılar. Ayrıca Kırım kaybedilince Karadeniz Türk gölü özelliğini kaybetti.
2-Rus ticaret gemileri Karadeniz ve Akdeniz'de serbest dolaşma hakkı kazandı. Böylece Karadeniz Türk gölü olma özelliğini kaybetti.
3-Ruslar Osmanlı yönetimindeki Ortodoksları koruma hakkını elde etti. Böylece Osmanlıların içişlerine karışmaya başladı. Ayrıca Panslavizmin uygulanması için zemin hazırlamış oldu.
4-Osmanlı devleti ilk kez bir devlete Rusya'ya savaş tazminatı verdi.
5-Rusya kapitülasyonlardan yararlandı.
6-Ruslar İstanbul'da daimi elçi bulunduracaklardı.

OSMANLI TARİHİNİN ÜÇ MEŞUM (UĞURSUZ ANTLAŞMASI)
1-Karlofça Antlaşması
2-Küçük Kaynarca Antlaşması
3-Sevr Antlaşması

III. SELİM DÖNEMİ
*Osmanlı tarihinde isyan sonucu öldürülen 3. padişahtır.

YAŞ ANTLAŞMASI
Tarih:1792
Taraflar: Osmanlı-Rusya
Önemi: Osmanlı Devleti Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu kabul etti. Böylece Karadeniz Türk gölü olma özelliğini kesin olarak kaybetti.


OSMANLI-FRANSIZ İLİŞKİLERİ
1-Osmanlı Fransız ilişkileri Fransa kralı Fransuva'yı Şarlken'den kurtarmak için Osmanlıların yaptığı Mohaç Meydan Muharebesi ile Kanuni döneminde başladı.
2-Kanuni Fransızlara kapitülasyonlar verdi.
3-Belgrad antlaşmalarında arabuluculuk yapan Fransa kapitülasyoların süresiz hale gelmesini sağladı.
4-Osmanlılar Fransız İhtilali'nden sonra kurulan Fransız yönetimini tanıdı.
5-Fransa İngiltere'nin sömürgelerine göz dikti ve sömürgelerine giden yolu kesmek için Osmanlı yönetimindeki Mısır'ı işgal etti. Ancak Napolyon ilk yenilgisini Nizam-ı Cedid askerlerinden Akka'da aldı ve bölgeden çekildi.
6-Fransa kapitülasyonlardan faydalanmakla birlikte Osmanlılar aleyhindeki bütün ittifaklara katıldı.
7-Fransa Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki topraklarına göz dikti ve Cezayir ve Tunus'u işgal etti.
8-Balkan milletlerini Osmanlılar aleyhine kışkırttı.
9-Yahudileri Filistin'de devlet kurmaya davet etti.
10-Bütün bu gelişmeler karşısında Osmanlılar İngilizlere yanaştı ancak İngiltere'nin Mısır'ı işgali üzerine Osmanlılar yeniden Fransız yanlısı bir politika izlediler.
11-I.Dünya Savaşı'nda Fransa İtilaf devletleri saflarında Osmanlılara saldırdı ve savaş sonunda Osmanlı topraklarını paylaşan ve işgal eden devletler arasına katıldı.

KABAKÇI MUSTAFA İSYANI
Tarih:1807
Sebep: 1-III. Selim'in ıslahatlarını (Nizam-ı Cedid hareketi) Yeniçeriler din adamları ve esnaf çıkarlarına uygun bulmadı. 2-III.Selim Yeniçerilere Nizam-ı Cedid askerinin elbisesini giydirmek istiyor ve Yeniçerileri düzenli talime tabi tutmak istiyordu.
Sonuç: 1-III.Selim Nizam-ı Cedid'i kaldırdı.2-Asiler III.Selim'i tahttan indirip yerine IV.Mustafa'yı çıkardılar. 3-İsyanı bastıran Alemdar Mustafa Paşa Kabakçı ve adamlarını öldürttü. 4-IV.Mustafa yeniden tahta çıkma ihtimali olan III.Selim'i öldürttü. 5-Alemdar Mustafa Paşa IV.Mustafa'yı tahttan indirip yerine II.Mahmud'u çıkardı.
Önemi: Kabakçı Mustafa isyanı Nizam-ı Cedid dönemini ortadan kaldırmıştır.

II. MAHMUD DÖNEMİ
*Devlet memurlarının pantolon ceket ve fes giymesini kanunlaştırdı.
*Nizam-ı Cedid ordusunun Kabakçı isyanı ile ortadan kaldırılması üzerine Alemdar Mustafa Paşa Sekban-ı Cedid ordusunu kurdu. Yeniçeriler bir isyan sonucu Alemdar Mustafa Paşa'yı öldürerek bu ocağa son verdiler.

KÜTAHYA ANTLAŞMASI
Tarih:1833
Taraflar: Osmanlı-Mısır valisi Mehmet Ali Paşa
Maddesi: Mehmet Ali Paşa'ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak oğlu İbrahim Paşa'ya Cidde valiliği ile Adana muhassıllığı (vergi toplama hakkı) verildi.

HÜNKAR İSKELESİ ANTLAŞMASI
Tarih:1833
Taraflar: Osmanlı-Rusya
Önemi:Antlaşma ile Boğazlar sorunu ortaya çıkmıştır.

BALTA LİMANI ANT.
Tarih: 1838
Taraflar: Osmanlı-İngiltere
Önemi: Osmanlıların imzaladığı en ağır kapitülasyon antlaşmasıdır.

ABDÜLMECİD DÖNEMİ

LONDRA KONFERANSI
Tarih:1840
Taraflar: İngiltere Rusya Avusturya Prusya
Maddeleri: 1-Mısır hukuki yönden Osmanlılara bağlı kalacak 2-Mısır yönetim olarak Mehmet Ali Paşa ve oğullarına bırakılacak 3-Suriye Girit ve Adana valilikleri Osmanlılara geri verilecek.
*Abdülmecid 1841'de Mısır Fermanı ile Mısır'ın yönetim düzenini belirlemiştir.

LONDRA ANTLAŞMASI-BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ
Tarih:1841
Taraflar: Osmanlı İngiltere Fransa Prusya Avusturya Rusya
Önemi: 1-Boğazlar uluslar arası bir statü kazandı. 2-Boğazlar sorunu ilk kez devletler arası bir konferansta görüşülmüştür.

TANZİMAT FERMANI (GÜLHANE HATT-I HÜMAYUNU) (3 Kasım 1839)
Fermanla:1-Hıristiyan- Müslüman bütün vatandaşların eşitliği can mal ve namus güvenliği sağlandı. 2-Mal edinme ve miras hakkı tanındı. 3-Müsadere usulü kaldırıldı.
Ferman sayesinde Osmanlı Devleti batılı devletlerin desteğini sağladı ve Mısır meselesinin çözümü kolaylaştı.

KIRIM SAVAŞI
Tarih: 1853-1856
Taraflar: Rusya X Osmanlı+İngiltere+Fransa+Piyomente
Sebep: Osmanlı ordusunun modernleştirilme çalışmaları Rus çarı I.Nikola'nın hoşuna gitmemiş ve Osmanlı ordusu güçlenmeden önce saldırmayı düşünmüştü.
Sonuç: Paris Antlaşması ile savaş sona erdi.
Önemi: 1-Avrupalı devletler ilk bir savaşta Osmanlılara yardım ettiler. Çünkü Rusya'nın Osmanlıları yıkarak topraklarına yerleşmesini istemiyorlardı. 2-Bu savaş sırasında Osmanlı Devleti ilk kez dış borç aldı ( İngiltere'den).

PARİS ANTLAŞMASI:
Tarih:1856
Taraflar: Rus- Osmanlı+ İngiltere+Fransa+Avusturya+Sardunya
Önemi: Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayıldı ve toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin garantisi altına alındı.

ISLAHAT FERMANI (1856):
Fermanla: 1- Hıristiyan vatandaşların can ve mal güvenliği sağlanacaktı. 2- Hıristiyanlara din ve eğitim özgürlüğü tanınacaktı. 3- Gayrı müslimlerde devlet memurluğu ve askerlik yapabilecekti. 4- Gayrı müslimler de taşınmaz mallar satın alabileceklerdi (ev gibi). 5-İltizam usulüne son verilecek.
Islahat Fermanı Paris Antlaşması ile güvence altına alınmıştır.

ABDÜLAZİZ DÖNEMİ
*İntihar eden ilk Osmanlı padişahıdır.
*Avrupa'ya giden ilk Osmanlı padişahıdır.
*Yavuz Sultan Selim'den sonra Mısır'a giden ilk Osmanlı padişahıdır.

ŞARK MESELESİ-TÜRK MESELESİ
Şark Meselesi V. Yüzyılda Huğ kavimlerinin Avrupa'ya gelişi ile başlar.
Şark Meselesi 1815 Viyana Kongresi'nde Rus çarı Aleksander tarafından ortaya atılmıştır. Avusturya Rusya Fransa İngiltere arasında Osmanlı topraklarının paylaşılmasıdır.
Şark meselesine göre:
1-Türkler Avrupa'dan atılmalı
2-Türkler Balkanlardan atılmalı
3-Türkler Anadolu'dan atılmalı
4-Mümkünse Orta Asya'ya dönmeleri sağlanmalıdır.

V. MURAT DÖNEMİ
*Abdülaziz'den sonra tahta çıkan V.Murat akıl sağlığı bozulunca tahttan indirildi ve yerine II.Abdülhamit tahta çıktı.

II.ABDÜLHAMİD DÖNEMİ:
*II.Abdülhamit Tanzimat'ın son meşrutiyetin ilk padişahıdır. İslamcı ve Alman yanlısı bir politika izlemiştir.

MEŞRUTİYET (1876-1878) (20 Mart 1877- 14 Şubat 1878)
I.Meşrutiyet Meclisi ikiye ayrılıyordu: 1- Meclis-i Mebusan (Milletvekilleri halk tarafından seçilirlerdi.) 2-Meclis-i ayan (Devletin ileri gelenleri padişah tarafından seçilirlerdi.)
I.Meşrutiyet Meclisi ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasi'yi uygulamıştır. Bu anayasa padişahı yeniden açma şartı ile meclisi kapatma yetkisi veriyordu. II.Abdülhamid 1877-78 Osmanlı-Rus savaşındaki yenilgiyi bahane ederek meclisi kapatmıştır.
I.Meşrutiyet Meclisi'nde 44 Hıristiyan 4 Yahudi 71 Müslüman milletvekili ile padişahın atadığı 26 ayan vardı.

1877-1878 OSMANLI- RUS SAVAŞI (93 HARBİ)
Sebep:Osmanlı Devleti Sırbistan ve Karadağ'a ayrıcalıklar verilmesini kabul etmiyordu.
Sonuç: Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması ile savaş sona erdi.
Önemi: Bu savaş sırasında Kafkaslardan ve Balkanlardan Osmanlı topraklarına en büyük göç yaşanmıştır.

BERLİN ANTLAŞMASI
Tarih:1878
Taraflar: Osmanlı+İngiltere-Rusya
Maddeleri: 1- Sırbistan Karadağ ve Romanya bağımsız oldu. 2- Bulgaristan üçe ayrıldı. A)Bulgar Prensliği B) Makedonya C) Doğu Rumeli 3-Doğu Anadolu'da Ermenilerin oturduğu yerde ıslahat yapılacak. 4-Bosna-Hersek hukuki olarak Osmanlılara bağlandı ve yönetimi bir süre için Avusturya'ya bırakıldı. 5-Kars Ardahan ve Batum Ruslara bırakıldı Doğubeyazıt ise Osmanlılarda kaldı.
Önemi: 1-Rusya ile imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nı geçersiz kılmıştır. 2-Osmanlıların başına Ermeni meselesini açmıştır. (Rusya bundan böyle Akdeniz'e inmek için doğuda bir Ermeni devletinin kurulması için çalışacaktır. İngiltere ise kendisine bağlı bir Ermeni devleti kurdurarak Rusya'nın Akdeniz'e inmesini engellemeye çalışacaktır.) 3-Bu antlaşma Panslavizm akımının bir zaferidir. 4- Berlin Antlaşması'nda arabuluculuk yapan İngiltere bunun karşılığı olarak Kıbrıs adasına yerleşmiştir.

1885 İSTANBUL ANTLAŞMASI
Taraflar: Osmanlı-Mısır
Önemi:İngiltere'nin Mısır'daki varlığı resmiyet kazandı.

DÖMEKE MEYDAN SAVAŞI
Tarih: 1897
Taraflar: Osmanlılar X Yunanlılar
Sebep girit'in Yunanistan'a bağlanmak istemesi
Sonuç: Osmanlılar yendiği halde Batılı devletlerin isteği ile İstanbul'da bir antlaşma yapılarak savaşa son verildi.

1897 İSTANBUL ANTLAŞMASI
Taraflar: Osmanlılar- Yunanlılar
Önemi: Girit özerk hale geldi. (II.Meşrutiyet'in ilan edildiği sıralarda Yunanistan Girit'i işgal etti ve adayı Yunanistan'a bağladı. Balkan savaşları sonunda imzalanan Atina Antlaşması ile Girit Yunanistan'a bağlandı.)

DÜYUN-I UMUMİYE
II.Abdülhamid döneminde Osmanlılar dış borçlarını ödeyemeyince Avrupalı devletler alacaklarına karşılık Düyun-ı Umumiye (Genel Borçlar) idaresini kurdular (1881). Başında alacaklı devletlerin bulunduğu idare tütün ispirto pul tuz ve orman gelirlerine el koydular. Böylece Osmanlılar ekonomik bağımsızlıklarını kaybettiler.

ERMENİ MESELESİ

II.MEŞRUTİYET
II.Meşrutiyet'in I.Meşrutiyet'ten tek farkı II.Meşrutiyet meclisinde siyasi partilerin olmasıdır.
*II.Meşrutiyet'in getirdiği karışıklık ortamında Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Avusturya Bosna-Hersek'i Yunanistan Girit adasını kendi topraklarına kattığını ilan etti. VI.Mehmet 1919'da Meclis-i Mebusan'ı kapattı.

31 MART OLAYI (1909)
Sebep: Meşrutiyet'i ortadan kaldırıp II.Abdülhamid'i tahttan indirmek.
Sonuç: Hareket ordusu isyanı bastırdı. II.Abdülhamid tahttan indirilerek saltanatına son verildi.



BEYLERBEYİ ve EYALET İDARESİ

   BEYLERBEYİ VE EYALET İDARESİ;

Beylerbeyi veya diğer adıyla melikü'l-ümera Anadolu Selçuklularında ordunun baş komutanı demekti. O, hükumet merkezinde veya merkeze yakın olan kendi ikta bölgesinde oturur ve savaş çıktığında cepheye giderdi. Selçuklu beylerbeyisinin nüfuzu çok büyüktü. Hükümdarlar bile kendisinden çekinirlerdi.

Osmanlı devletinin ilk dönemlerinde bir tane beylerbeyi vardı ve bütün ordu işlerinden sorumlu idi. Padişahtan sonra sözü en çok geçen kişiydi. Bu haliyle ilk Osmanlı beylerbeyisinin Anadolu Selçukluları'ndaki melikü'l-iimera ve çok benzediği ve diğer birçok müessesede gibi bunun da Selçuklular'dan alındığı anlaşılmaktadır

Orhan Gazi'nin oğlu şehzade Süleyman Osmanlılar'ın ilk beylerbeyi idi. Onun ölümünden sonra bu makama Lala Şahin Paşa getirilmiştir. Fakat bir süre sonra I. Murad zamanında, vezir Çandarlı Halil Paşa'nın ordu kumandanlığını da üzerine almasıyla beylerbeyilerin ehemmiyetleri biraz azalmışsa da nüfuzları devam etmiştir.

Zamanla Rumeli'de fetihlerin genişlemesi ile bir beylerbeyinin hem Anadolu'daki hem de Rumeli'deki askeri meselelere bakması mahzurlu görüldüğünden beylerbeyilik makamı Anadolu ve Rumeli olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Daha sonra beylerbeyilerin sayısı artmış, fakat salahiyetleri sınırlandırma yoluna gidilmiştir.

Başlangıçta beylerbeyileri eyaletin askeri işlerinden sorumlu idiler. Zamanla hem askeri, hem de mülki amir durumuna geldiler. Fakat XIX. yüzyıla kadar askeri yönleri daima ön planda kaldı. Mali ve adli meselelerde yetkileri oldukça sınırlıdır. Bu konular eyalet defterdan ve kadısının yetkisindeydi. Beylerbeyi kadı ve defterdarı kanun ve usule aykırı bir iş yaptırmaya zorlayamazdı. Doğrudan merkez tarafından atanan ve Divan-ı hümayün’a karşı sorumlu olan sancakbeyileri üzerindeki beylerbeyinin yetkisi sadece teftişten ibaretti. Fakat sefer zamanında sancakbeyileri beylerbeyinin emrine girerdi. Çünkü beylerbeyi eyaleti içeresindeki tımarlı sipahilerin en üst amiri durumundaydı. Bu sebeple kendi kapı halkı ve sefere memur bütün sipahiler ile savaşa katılırdı.

Osmanlı'da eyalet ve sancak idaresi

Ayrıca eyaletindeki halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması da beylerbeyinin görevi idi.Beylerbeyi, eyaletin merkez sancağında otururdu. Buna Paşa Sancağı denirdi. Onun başkanlığında toplanan ve timar anlaşmazlıklarını, reaya ile sipahiler arasındaki meseleleri kısacası eyalet içerisindeki çeşitli meseleleri görüşen Divan-ı hümayunbenzeri bir beylerbeyilik divanı vardı.

Klasik dönemde beylerbeyiler umumiyetle kul kenli, enderun'da yetişmiş kişilerden oluşuyordu. Taşrada görev alan kapıkulları subaşılık ve sancakbeyiliği gibi çeşitli görevlerde bulunduktan sonra beylerbeyiliğe terfi ederlerdi.

Beylerbeyi atandığı eyaletin beylerbeyileri için tahsis edilmiş olan defterde yazılı haslarını tasarruf ederdi. Mesela, XVI. yüzyılın sonlarında Rumeli beylerbeyisinin hasları 1.100 bin akça, Anadolu beylerbeyisinin ki 1 milyon akça, Bosna beylerbeyisinin 650 bin akça idi. Beylerbeyileri sefere giderken haslarının her 5 bin akçası için bir mükemmel cebelü götürürdü.

Beylerbeyi, Paşa unvanını taşıyordu ve önemli eyaletlere vezir rütbesinde beylerbeyiler tayin ediliyordu. Vezaret rütbesine sahip beylerbeyilerin yargı yetkileri olduğundan eyaletine giderken ve mazülen dönerken yollarda dava dinlerler ve hüküm verirlerdi. Yalnız kendisi gibi vezir rütbesini haiz bir beylerbeyinin eyaletinden geçerken bunu yapamazdı.

Rütbe farkı hesaba katılmazsa beylerbeyiler arasındaki teşrifat başında bulunduğu eyaletin fethinin önceliğine göre düzenlenmişti . Hangi eyalet önce feth edilmişse teşrifatta o eyaletin beylerbeyi üste yer alıyordu. Rumeli beylerbeyisi en yüksek rütbeye sahipti. Onu Anadolu beylerbeyisi takip ederdi.

Beylerbeyileri, muhtelif eyaletlerde hizmet gördükten sonra terfi ederek kubbe veziri ve zamanla veziriazam dahi olabilirlerdi.

Fatih kanunarnesinde beylerbeyilerin elkabı şu şekilde belirtilmiştir: "Emi'l-ümera'ilt-kiramkebirü'l-kübera'i'l-fiham zul- kadr-i ue'l-ihtiramsahi'l-izz-i ue'l-ihtişam el-muhtass-ı bi-mezid-i inayeti'l-melikül-allam.

XVII. yüzyılda eyalet yöneticisi olan beylerbeyinin nüfuz ve otoritesi ile gelirleri arttı. Bu durum, onlara, merkezi otoriteye karşı daha rahat hareket etme imkanı sağladı.

Eyalet İdaresi

Yukarıda temas edildiği üzere beylerbeyileri askeri amiri bulundukları eyaletin zamanla idari-mülki amiri durumuna gelince eyalete tabi sancakların da en üst yöneticisi oldular. Bu değişme gelişmeler sonunda XVI. yüzyıla doğru eyalet teşkilatı klasik şeklini aldı.

Bu arada Fatih'ten sonra eyalet sayısında da artış oldu. XVI. yüzyılın sonlarında eyalet adedi 40' a yaklaşmıştı. Osmanlı idari teşkilatı içerisinde eyaletler vergi düzeni esas alınarak iki gruba ayrılmıştır: Salyaneli eyaletler ve salyanesiz eyaletler.

a) Salyaneli eyaletler

Salyane, yıllık demektir. Salyaneli eyaletlerde tımar sistemi uygulanmıyordu. Yani tahrir (sayım) yapılmıyor, tımar ve zeamet gibi dirlikler bulunmuyordu. Eyaletirı gelirleri öncelikle eyaletteki beylerbeyi, sancakbeyi ve diğer görevillerin maaşları çıktıktan sonra merkeze alınıyordu. Buralarda güvenliği sağlamak için yeniçeri garnizonları, kadı ve defterdar vardı. Bu eyaletler Mısır, Bağdad, Şehr-i zor, Yemen, Habeş, Lahsa, Cezayir, Trablusgarb ve Tunus eyaletleri idi.

b) Salyanesiz eyaletler

Salyanesiz eyaletler ise tımar sisteminin uygulandığı eyaletlerdi. Buralarda tahrir yapılıyor ve tahrir sırasında eyaletin geliri has, zeamet ve tımar şeklinde dirliklere ayrılıyordu. Eyalet geliri içerisinden mühim bir kısmı da padişah hasları adı altında merkez hazinesine tahsis ediliyordu. Ayrıca, bu eyaletIerden mahallinde yapılan harcamalardan sonra artan para merkezi hazineye her yıl irsaliye olarak gönderiliyordu. Bu eyaletler: Anadolu, Rumeli, Karaman, Diyarbekir, Erzurum, Dulkadriye, Şam, Budin, Van, Temeşvar vs. eyaletleri idi. Salyanasiz eyaletlerirı merkezi otoriteye olan bağlılıkları daha sıkıydı. Çünkü tımar sistemi uygulandığından dolayı devlet, tahrir yapmak, tımarları teftiş etmek gibi sebeplerle daha fazla müdahale imkanı buluyordu. Osmanlı eyaletleri oldukça genişti. Mesela merkezi Kütahya olan Anadolu eyaleti, Muğla' dan Sinop' a kadar bütün Batı Anadolu ve Marmara bölgesini içerisine alıyordu. Keza bugünkü Türkiye'den daha geniş olan Mısır, tek bir eyaletti.

Sancak taksimatı pek değişmemişse de eyalet teşkilatı devletin sona ermesine kadar sık sık değişikliğe uğramıştır. En esaslı değişme, Sultan II. Mahmud zamanında oldu. Bu dönemde merkezi otorite güçlendi ve XVIII. yüzyılın uzantısı olan ayanlar ile güçlü valiler, XIX. yüzyılın başlarında da bir süre etkili oldularsa da, Mısır eyaleti dışında bütün eyaletler merkezi otoritenin mutlak kontrolü altına alındılar.

1864 yılında kabul edilen Vilayet Nizamnamesi ile taşra yönetimi vilayet, sancak, kaza ve köy şeklinde idari birimlere ayrıldı. Vilayet yöneticisi vali, sancak yöneticisi mutasarrıf, kaza yöneticisi kaymakam idi. Bunların hepsi sivil amirler idi. Daha sonra kaza'dan sonra bir alt birim olarak nahiye oluşturuldu. Bunun yöneticisine de Nahiye Müdürü deniyordu.

e) İmtiyazlı Eyaletler

Salyaneli ve Salyanesiz eyaletlerin dışında özel statüleri olan bazı eyaletler de vardı. Bunlar Eflak, Boğdan, Erdel, Mekke Şerifliği ve Kırım hanlığı idi.

1. Eflak, Boğdan ve Erdel Voyvodalıkları

Bugünkü Romanya ve Moldavya'yı içine alan ve halkı Romence konuşan Eflak ve Boğdan, fetihten sonra doğrudan merkeze bağlanmamış, Hıristiyan aslından gelen bazı prensler voyvoda unvanıyla buralara hususi atanmıştı. Bu prensleri yerli toprak asilzadesi olan bayarlar seçerlerdi. Voyvodaların XVIII. yüzyıldan itibaren Ruslar'a temayül göstermesi üzerine Osmanlı idaresi Eflak ve Boğdan'a İstanbul'daki Fener Rum aristokrat ailelerinden voyvodalar tayin etmeye başladı. 1821 yılında tekrar yerli
zadegandan aileler tayin etmeye başladıysa da Rus nüfuzunun buralarda yayılmasını önleyemedi. 1861 yılında her iki eyalet birleştirilerek Romanya Prensliği haline getirildi. 1878 Berlin antlaşması ile de müstakil bir krallık oldu.

Avrupa'daki diğer bir imtiyazlı eyalet olan Erdel, bugünkü Romanya ile Macaristan arasında kalmaktadır. Transilvanya denilen bu bölge Mohaç zaferinden sonra (1526) Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Osmanlı idaresi buraya Macar krallık hanedanından birini voyvoda olarak atamıştır. Erdel beyleri de Eflak ve Boğdan voyvodaları gibi sadrazamla yazışmalar yapabilirlerdi. 1683 yılındaki Viyana bozgunundan sonra Erdel üzerinde Osmanlı nüfuzu azalmış, 1699 Karlofça antlaşması ile de Macaristan'a terk edilmiştir.

Voyvodalar iç işlerine muhtariyete sahip idiler. Fakat Osmanlı ordularıyla beraber seferlere katılırlar ve her yıl hazine-i hümayuna haraç öderlerdi. Esasen Osmanlı vergi sistemi bu imtiyazlı eyaletlerde de büyük ölçüde tatbik edilmiştir. Ödenen haraç da toplanan vergilerden başka bir şey değildir. Ayrıca, hububat, koyun, yağ, peynir vs. gibi ordunun iaşe işlerine katılırlardı.

Osmanlı gücünün zayıfladığı zamanlarda Eflak ve Boğdan . voyvodaları sık sık Avusturya başta olmak üzere Avrupa devletleri ile işbirliği yapmışlardır.

2. Kırım Hanlığı

Kırım Hanlığı, Fatih zamanında Gedik Ahmed Paşa'nın 1475'teki seferi ile Osmanlı devletine bağlanmıştı. Osmanlı idaresi Cengiz Han soyundan gelen Kırım hanlarını ortadan kaldırmamış ve Divan-ı hümayuna tabi olarak varlığını sürdürmesine izin verilmiştir. Giray unvanıyla anılan Kırım Hanları'nı Diuan-ı hümayunseçerdi. Merkezi otoriteye karşı direniş halinde aile içi rekabetten istifade edilirdi. Doğrudan divan'a bağlı olan Kefe sancakbeyilerinin asli görevlerinden birisi de Kırım Hanlarını göz altında bulundurmaktı.

Kırım'ın süvari ordusu XVIII. yüzyılın ikinci yarısına kadar Osmanlı ordusunun doğudaki ve batıdaki birçok seferlerine katılmışlar büyük hizmet görmüşlerdir.

3. Mekke-i Mükerreme Emirliği

Mısır'ın fethinden hemen sonra Mekke emiri Yavuz Sultan Selim henüz Kahire'de iken, Mekke'nin anahtarlarını göndererek itaatini arz etmişti. Mekke emirleri Hz. Peygamberin soyundan geliyorlardı. Bu sebeple Osmanlı idaresi onlara büyük hürmet ve itibar gösterdi. Emirlikleri ibka edildiği gibi, para yardımı da yapıldı. Hicaz bölgesinin inzibatı için burada askeri bir garnizon kurularak bedevil kabileler zabtu rabt altına alınmıştır. Mühim bir liman olan Cidde, merkezi sancaklara dahil edildiği gibi güneydeki Yemen'de de hakimiyet sağlanmış fakat Mekke ve Medine'nin yönetimi değiştirilmemiştir.

Osmanlı eyaletleri

Osmanlı hükumeti, İslam'ın savunmasını üstlendiği için Müslümanlarca kutsal kabul edilen Hicaz'a özel bir ehemmiyet vermiştir. Hac yollarını güvenlik altına aldığı gibi, Mekke ve Medine fukarasının geçimi için Anadolu ve Rumeli'nin dört bir yanında vakıflar kurulmuştur. Ayrıca her yıl törenle Surre Alayı denilen ve Kabe örtüsü ile, Mekke ve Medine sakinlerine yardım amacıyla büyük meblağlar tutan paraları taşıyan kervanlar gönderilmiştir .

 



Deli İbrahim Paşa'nın Hayatı

İbrahim Paşa, ilk iş olarak sefer görevi bahanesiyle yol azığı adı altında halktan vergi toplamaya başladı. Aslında seferin Topkapı Sarayı' na yapıldığı ve fethedilecek olanın sultanın kalbi olduğu herkesçe malumdu. Ama korkudan kimse sesini çıkaramıyordu. Parmaklarını çıtlatsalar emirleri altına en az dört- beş bin kişilik kuvvetler toplayabilecek aşiret reisleri dahi boyun eğmiş, değerli hediyeler ve yüklü haraçlar yollayarak paşanın gönlünü kazanmaya çalışıyorlardı. Sultana layık seçme mücevherler, kese kese altınlar, murassa hançer ve kılıçlar, altın ve sim işlemeli seraser kumaşlar, ipek halılar ve sair eşyadan, her biri iki yıllık Mısır hazinesine bedel, asumana ser çeker pesendi de cariyelerden mürekkep hediye kervanını hazırlayan İbrahim Paşa, Mart ayının sonlarında Diyarbekir' den ayrılarak mutad seferine başladı.

Ramazan ayının hemen öncesinde İstanbul' a ulaşan İbrahim Paşa, vakit kaybetmeksizin sultanın huzuruna çıktı.Etek öpüp el kavuşturarak hediyelerini takdim etti. Cömert hediyelerden ziyadesiyle memnun olan Sultan 3. Murat, İbrahim Paşa' nın sadakatinden artık hiçbir şüphe duymuyordu. Kendi eliyle hilat donatarak paşayı taltif etti. Büyük bir mansıbı garantilemenin gönül rahatlığı ile saraydan ayrılan İbrahim Paşa, günlerini hangi görevi isteyeceğini düşünmekle geçiriyordu. Hodpesentliği öyle artmıştı ki, hiçbir sefere iştirak etmediği, hiçbir devlet görevini layıkıyla yerine getiremediği halde sadrazamlık hayalleri bile kurmaya başlamıştı. Bir yandan da ablasını teşvik ederek daha üst düzey bir görev için zemin hazırlamaya çalışıyordu. Ama kardeşinin Diyarbekir ve Sivas' ta sergilediği dalalet ve başınabuyruk tavırlar, Canfeda Kadın' ı, bile canından bezdirmişti. Bu doğrultuda ocak ağaları da, kan davası güttükleri paşaya komplo hazırlığı içine girmiş, en az İbrahim Paşa kadar fitneci olan ve onun kendi makamına göz koyduğunu öğrenen Sadrazam Koca Sinan Paşa' dan da destur almışlardı. Haris dimağını kimbilir hangi hayallerle eğlendiren İbrahim Paşa ise, düştüğü kibir bataklığı içinde bu tertibi görecek durumda değildi. Ama kanlı bir komploya gerek kalmadan, sadrazamın ve ocaklıların tazyiki ile harekete geçen şeyhü' l- islam ve kazasker efendilerinin telkinleri ile ipliği pazara çıkarılan İbrahim Paşa için, Kasım ayında sultanın emri ile yeniden tutuklama kararı çıkarıldı.

Ancak adamları vasıtasıyla bunu haber alan Canfeda Kadın, kardeşini uyarmak için bir kethüdasını süratle yola koydu.Sadrazamlık hayalleri kurarken, birdenbire zanlı durumuna düşen İbrahim Paşa, gece karanlığında apar topar konağından çıkıp kapıcısından sandalcısına yüklü bahşişler verip Üsküdar'a can attı. Ama karaya bastığı anda kendini yeniçerilerin kucağında buldu. Yeniçeriler, üzerindeki değerli eşyayı talan ettikten sonra hakaretler ve küfürler ederek yaptıklarının hesabını ve katledilen arkadaşlarının diyetini sordular. Ellerine ayaklarına bukağılar bağlayıp Üsküdar Çarşısı'nda alay ettiler.Sonra yetişen bostancılara teslim edilen İbrahim Paşa, bir sandala konup Beşiktaş'a geçirildi. Buradan Rumeli Hisarı'na kadar, baş açık, yalın ayak yürütülüp teşhir edilmekle, dalaletinin ve yaptığı zulmün kat be kat fazlasını yine halktan buldu.

Ancak halkın zevk aldığı bu alay etme olayından sonra Rumeli Hisarı'na kapatılan paşanın hemen oracıktaidam edilmemesi yeni şüphelerin oluşmasına vesile oldu. Canfeda Kadın'ın araya girerek kardeşini kurtardığı, serbest kaldığında kendisine yapılan zulmün hesabını sormaya and içtiği söylentileri ayyuka çıkmıştı. Ancak kısa süre sonra, sultanın hasta olduğu haberinin yarattığı tedirginlik ortamı içinde Deli İbrahim Paşa unutuldu.Ama babasının ölümünden on bir gün sonra tahtı devralan Sultan 3. Mehmet, bu sapkın devletliyi unutmadı. İlk icraat olarak taht varisi kardeşlerinden kurtulan ve babasının haremini Eski Saray'a göç ettiren sultan, yaklaşık yirmi yıldır haremin kontrolünü elinde tutan Canfeda Kadın' ı da kafileye katarak tasfiye etti. Bu gelişme ile İbrahim Paşa' yı cellatlardan ayıran tüm engeller ortadan kalkmıştı. Nihayet ferman-ı padişahi yazılıp Çavuşbaşı Çoban Süleyman Ağa'ya verildi. Subaşı Rıdvan Ağa ve dört nefer dilaver celladı yanına alarak Rumeli Hisarı'na varan çavuşbaşı, rıhletine vasıta olup yaptığı onca zulmün hakkını verdi. Sonra cesedini kaldırıp Narlıkapı'dan deryaya bıraktılar.



İLGİNÇ BİLGİLER

Eski zamanlarda Fatih ve Bayezid Camilerinin avlusunda sergi kurulur ve bu avlular yiyecek v.s. satan küçük dükkanlarlar dolardı.
Maxicep.com - Tarihte Bilinmeyen Küçük ve İlginç Olaylar- Topkapı Sarayı bu ismini Eski Sarayın sahilindeki toplu kapısından almıştır. Bu sarayın, Fatih zamanındaki adı Yeni Saray idi.
- Çadıri Osmanlıların ilk hanesi, ilk sarayı, ilk taht evidir. Osmanlı sarayı, pek muhteşem ve öok odalı idi. Hele havaya dayanıklılığı ve ihtişamı pek meşhurdu.
- II. Sğleyman kadınlarla meşgul olmazdı. Saraylılar harem ağalarıyla rezalete başladılar. Bu yüzden hizmeti olmayan ağaların içeri girmesi men edildi.
- Sultan Orhan zamanında Bizans'ta taht kavgaları oluyordu. Kantakuzinus'un yardımına giden Türkler, Bizans'ta büyük bir itibar kazanmışlardı. Saraya serbestçe girip çıkabiliyor, Bizanslılara hakim sıfatını takınıyorlardı.
- Osmanlı şehzadeleri babaları ile beraber harbe giderlerse ihtiyat kuvvetlerini kumanda ederlerdi.
- Osmanlılarda, yeniçerilere silah yapan ve tedarik eden ve bunları nakil vasıtasıyla orduya yetiştiren askeri sınıfa "cebeci" denirdi.
- Eski İstanbul sandal ve kayıklarının cidden nefis biçimli birçok nevileri vardı. Hele "Hanım İğnesi" denen ince uzun kayıkları birer sanat bediası idi.
- Osmanlıların kemal devrinde şehzadeler sancaklara gönderilerek oraların başında yetirştirilir ve divana da riyaset ettirilirdi. Eğer şehzadeler pek gençse bu divana onların mürebbileri olan lalaları vekaleten riyaset ederdi.
- Kanuni, Cerbe zaferinden dönen Piyale Paşa kumandasındaki donanmanın muhteşem alayını Yalı Köşkünden seyrederken, yanındaki Avusturya sefirine şöyle demişti: "İnsan bütün bu muzafferiyetlerin Allah'ın inayetiyle kazanıldığını düşünmeli de asla gurura kapılmamalı."
- Osmanlılar, Venediklilerle İspanyollar gibi gemilerini çektirmek için "forsa" denilen ve gemilere zincirle çakılı esirler kullanırlardı. Bunlar daha ziyade, Karadeniz sahillerini vururken tutulan Dinyeper Kazakları ile Akdeniz korsanları idi. Kürek cezası bu adetten kalmadır.
- Mürevvih İbni Batuta, Orhan Gazi zamanındaki Tütk kadınlarından bahsederken şöyle demektedir: " Türk kadınları yüzlerini örtmezler. Erkekleri onlara hürmet gösterir ki, görenler onların hüddamı sanır."
- Türk ünlülerinin hayatlarını anlatan "Sicilli Osmani" yazarı Süreyya Bey, ömrünü kitaplıklarda ve mezarlıklarda dolaşarak not almakla geçirmiştir. Torbalara attığı bu dağınık kağıt parçacıklarından büyük eserini ortaya koyduğu zaman herkes hayret etmiştir.
- Padişahların mutlak vekaletlerine delalet eden "möhri hümayun" geleneği Abbasi halifeleri zamanından kalmadır. Önceleri möhri hümaun yüzükte olup sadrazamlar parmaklarına takarlardı. Sonraları inci zincire bağlı altın keseler içinde boyunlara takılıp cepte taşımak adet olmuştu. Sadrıazamlar, mührü yatakta bile yanlarından ayırmazlardı. Hatta Ali Paşa hamama giderken bile yanında bulundururmuş.
- Sokollu Mehmet Paşa'nın oğlu Hasan Paşa, Osmanlı tarihinin kaydettiği en zengin vezirlerden bir arşı milyarder idi. 1601'de Diyarbekir'den gelirken Tokat civarında ağırlığı ünlü eşkıyalardan Deli Hasan tarafından basıldı. Hazinesi yağma edildi. Öyle ki, çete efradı kıymetli kumaşları arşınlayarak ve mücevherleri kalkanlarıyla ölçerek paylaştılar. Paşa'nın "cennet bağı" adını verdiği altın kaplama ve murassa taht gibi bir sediri vardı. Onun da altın mücevherli çiçeklerini bozarak yağma ettiler.
- Evliya Çelebi'ye göre; Süleymaniye Camisi yapılırken İran Şahı, Kanuni'ye, parası yetmezse satıp tamamlasın diye, bir çekmece elmaz yollamış. Padişah ise o elmasları küçük minarelerden sağdakinin taşları arasına koydurtmuş. BUna da cevahir minaresi denmiştir.
- At kestanesi ağaçları Fransa'ya 1615'te İstanbul'dan götürülmüştür. Paris bulvarları bunlarla süslüdür.
- Üniversite kütüpanesinde bulunan Fatma Sultan'ın murassa ciltli Kur'an'ının sayfaları gümüştendir.
- 19. y.y. başlarında İstanbul kibar gençleri başlarına üç arşın şal sararlar, fakat göğüs, kol ve bacaklar açık, çıplak gezer, ayaklarına da yalnız altı bulunan kırmızı yemeni giyerlerdi.
- Sokollu'nun, şehit edildiği zamanki kanlı gömleğini ailesi iki buçuk asır sakladı. Her sene mevlüdü okunup ziyaret edildi. Sonra Karaağaç'taki yalılarıyla birlikte andı.
- Pehlivan Kara Ahmet, Yeşiltulumbada bir kahvede ansızın ölmüştü. Ölürken sarıldığı demir parmaklığın dokuz çubuğu birbirine geçmiştir.
- İlk satın aldığımız buharlı geminin adı "Svift" idi. Bu zat, "Gülliver Seyahatnameleri"nde yazan meşhur İngiliz muharrirdir.



İLK TÜRK DEVLETLERİNDE DEVLET ANLAYIŞI

A. İLK TÜRK DEVLETLERİNDE DEVLET TEŞKİLATI
1. İlk Türk Devletlerinde Devlet Anlayışı
Türklerde devlete İl (el) adı verilirdi. İl aynı zamanda barış anlamında kullanılmıştır. Devleti yöneten hükümdar yönetme yetkisini Gök tanrı dan alır ve yaptığı tüm işlerden de Gök Tanrı ya karşı sorumludur. Ancak Hükümdar devleti keyfi yönetemez, hükümdarın yetkilerini Töre ve Gök tanrı dini kısıtlardı. Türkler Devlete baba, Vatana (ülke) ana demişlerdir.
Türk Cihan Hâkimiyeti Anlayışı: Türklerin dünyayı yönetme ve dünyaya hâkim olma fikridir.
Türklerde Devleti Oluşturan Unsurlar: a- Bağımsızlık(Oksızlık) b- Halk(Millet)
c-Ülke(Vatan-Toprak) d- Teşkilatlanma

2. Türklerde Ordu
Türklerin tarih boyunca birçok büyük devlet kurmalarının temel etkenlerinden birisi güçlü ordulara sahip olmalarıdır. Bozkır göçebe hayatının zorlukları Türklerin mücadeleci ve disiplinli bir yapıya sahip olmalarına neden olmuştur.
Türk Ordusunun genel özellikleri şunlardır.
a- Türk ordusunda ücretli askerlik yoktur. Halk kadın erkek ayırt edilmeksizin her an savaşa hazır durumda olduğu için Türk milleti için ordu-millet deyimi kullanılmıştır.
b- Sürekli ordunun bulunduğu Türk devletlerinde ordunun temeli atlı askerlere dayanır.
c- İlk düzenli orduyu Hun hükümdarı Mete 10 luk askeri sisteme göre oluşturmuştur.
d- Ordunun başında savaşlara kağan gider, diğer hanedan üyeleri komutan olarak orduya Komuta ederlerdi.
e- Türk ordusunun temel silahları ok-yay ve kılıçtır.
f- Savaşlarda Turan taktiği (Hilal Taktiği' Kurt kapanı-Sahte Ricat) tekniği kullanılır.
NOT: İlk Türk devletlerinde Kağanı koruyan seçme muhafız birliklerine Böri, Keşifler yapan akıncı birliklerine de Yelme denir.

3. Devlet Yönetimi
a- Kağan: Türk devletlerinde devletin başı, hakimiyeti Tanrıdan alan hükümdardı. Hükümdar kutsal sayılır ve ona tanrı tarafından bazı güçler verildiğine inanılırdı. Tanrı tarafından verilen bu güçler
Kut ( Siyasi iktidar-Yönetme gücü, becerisi)
Ülüg-Ülüş(İktisadi güç-Hükümdarın ülkeyi zenginleştirmesi ve halka bu bolluğu adil şekilde üleştirme paylaştırma gücü)
Küç( savaş Yeteneği- Savaş kazanma becerisi) tür.
Kağan olabilmek için hükümdar ailesinden gelmek ve erkek olmak şartı vardı.
Töreye göre hükümdar 2 şekilde tespit edilirdi.
1- Kurultay tarafından seçilen 2- Baş hatunun en büyük oğlu.
İlk Türk devletlerinde hükümdarın unvanları; Kağan, Han, Yabgu, İl-teber, Şanyü ve İdikut
Hükümdarlık Sembolleri; Otağ, Taht, Sancak, Davul, Sorguç, Kemer, Kılıç ve Kamçı
Kağanın görevleri: 1- Ülkeyi düşmanlardan korumak 2- Ülkede birlik be barışı sağlayıp boyları bir arada toplamak 3- Töre kurallarını uygulamak 4- halkı adaletli ve eşit yönetmek 5- Halkı giydirip doyurmak, refah seviyesini artırmak 6- ordunu başında sefere gitmek 7- Devlet görevlilerini atamak 8-Savaşa ve barışa karar vermek 9- Elçileri göndermek ve kabul etmektir.
Kağanın eşine hatun ya da katun denirdi. Hatunlar kendine has tahtına oturur, kurultay katılır, elçileri kabul eder, savaşa katılır ve hükümdar öldüğünde çocuklar küçük ise bir müddet devleti hatun yönetirdi.
Kağanın erkek çocuklarına Tigin denirdi. Tiginler küçük yaştan itibaren Ataman(İnal-İnanç) adı verilen öğretmenler gözetiminde şehirlere yönetici olurlardı.
Hunlar Orta-Doğu-Batı olmak üzere üç kısma ayrılmış olup buna üçlü sistem denirdi. Ortayı hükümdar doğuyu veliaht Tiginler batıyı ise hanedan üyeleri yönetirdi. Göktürk ve Uygurlar da ise ülke doğu-batı olarak ikili teşkilatla yönetilirdi. Doğuda kağan batıda ise hanedan üyeleri vardı.

b- Hükümet: İlk Türk devletlerinde hükümete ayukı denirdi. Ayukının başında aygucı ve üge adı verilen vezir vardı. Ayukı halk arasında sevilen ve hanedan üyesi olmayan kişilerden seçilirdi. Hükümette birçok görevliler vardı. Bu görevlilere buyruk(Bakan) adı verilirdi. Bu görevliler; Erkin(İlteber devlet memuru) ' buyruk (bakan) - Tudun(Vergi memurları) - Tutuk(Vali) Bitikçi(kâtip)-Otacı(Hekim)-subaşı-(ordu komutanı9- Agıçı (Hazine görevlisi) - Tamgacı(Mühürdar)

c- Kurultay: İlk Türk devletlerinde devleti ilgilendiren konuların görüşülüp karar bağlandığı meclislere Kurultay yada Toy denirdi. Kurultay üyelerine Toygun denilmekte olup Kağan-Hatun-Vezirler-Devlet memurları-Boy Beyleri-Komutanlar ve halkın ileri gelenleri kurultaya katılırdı. Hunlarda Kurultay yılda 3 defa toplanırdı. I. Kurultay; Kışın toplanır ve Dini mahiyette konular görüşülür. II. Kurultay; İlkbaharda toplanır ve kağana bağlılık kurultayıdır. II. Kurultay; Sonbaharda toplanır Savaş ve sayım kurultayı da denir. Halk ve hayvanlar sayılırdı. Ayrıca Kağanı da genellikle Kurultay tespit ederdi. Kurultayın bulunması Türklerde demokratik bir devlet yapısı olduğunu gösterir. Her boyun küçük kurultayları da vardı. Kurultay sonrası Toy denilen şenlikler tertip edilirdi.
B. TÜRK-İSLAM DEVLETLERİNDE DEVLET TEŞKİLATI

1- Türk-İslam Devletlerinde Devlet Anlayışı
Orta Asya da kurulan ilk Türk-İslam devleti Karahanlılar dır. İlk Türk devletlerindeki anlayışlar Türk-İslam devletlerinde de devam etti. Türk-İslam devletlerinde Devlet anlayışının dayandığı temel esaslar ; a- Töre b-İslam dini c- Türk-Cihan hakimiyeti d- Cihat anlayışı şeklindedir. Ancak Türk-İslam devletlerinde Din ve devlet işlerinin ayrıldığı Laiklik ilkesi görülür.

2- Merkez teşkilatı
a-Hükümdar: İlk Türk devletlerindeki Kut inancı (Tanrı tarafından Kutsanma-Tanrı tarafından verilen güçler) İslamiyetin kabulüyle İslami anlam kazanarak Allahın takdiri ve nasibi olarak değiştirildi. Tahta geçme konusunda aynı şartlar devam etti. Bu da taht kavgalarına ve iç karışıklıklara neden oldu. İlk Türk-İslam devletlerinde Kurultay benzeri yapılar olmadığı için hükümdarın yetkileri çok genişti. Hükümdar Saray-hükümet-ordu ve adaletin başı olduğundan tüm güçleri (Yasama-Yürütme-Yargı) elinde toplamıştı.
Türk-İslam Devletlerinde hükümdarın kullandığı unvanlar; İlig , Hakan , Han , Sultan dır. Gazneli Mahmut sultan ünvanını kullanan ilk Türk hükümdarıdır.
Türk-İslam devletlerinde hükümdarlık sembolleri, İlk Türk devletlerindeki sembollere ilave olarak Hutbe ve Hilat te eklendi.
Sultanın erkek çocuklarına melik yada şehzade denilmekte olup Selçuklularda hükümdarın erkek çocukları şehirlere vali olarak gönderilirdi. Buna Atabeylik sistemi denir. Melik-Şehzade öğretmenlerine Atabey denir.

b-Saray : Türk-İslam devletlerinde saray 3 kısımdan oluşurdu. 1- Harem (Hükümdar ve ailesinin oturduğu bölüm)
2- Selamlık (devletin idare edildiği bölüm) 3- Enderun(Memurların yetiştirildiği okul bölümü)
Karahanlılarda saraya Kapu, Selçuklularda Dergâh ya da Bargâh denirdi. Sarayda birçok görevli bulunurdu. Bunların başında ise Hacip bulunurdu. Hacip Sultan ve Vezirden sonra en yetkili üçüncü görevli idi. Sarayda diğer görevliler ise
Hares Emiri (saray güvenlikçisi) , silahtar (Hükümdarın silahlarını korur) , Abdar(Hükümdarın Temizlik işleri) , Çaşnigir(Hükümdarın Yiyecek işleri) , Şarabdar(Hükümdarın içecekleri) , Camedar (Hükümdarın Elbiseleri) Candar (sarayı dışarıdan gelen sadırlara karşı korur) , Alemdar(Bayrak ve sancakları korur savaşa götürür.) , Emir-i Ahur(Sarayın atlarına bakar) , emir-i Şikar(Hükümdarın av işleri)

c-Hükümet: Hükümetin başında Karahanlılarda Yuğruş Gaznelilerde Hace-i Buzurg Selçuklularda ise Vezir vardı. Vezir Sultan dan sonra en yetkili kişidir. Karahanlı, Gazneli ve Selçuklularda hükümet işleri Divan adı verilen dairelerde görülürdü. Türk-İslam devletlerinde belli başlı divanlar, görevleri ve en büyük görevlileri şunlardır.
1- Divan-ı Saltanat (Karahanlılarda Divan-ı Ali, Gaznelilerde Divan-ı Vezaret): Başkanı vezir olup devletle ilgili tüm işler burada görüşülür. Diğer divanların başkanları katılır.
2- Divan-ı Tuğra (Karahanlılarda Divan-ı Tuğra- Gaznelilerde Divan-ı Risalet) : Başkanı Tuğrai olup devletin tüm iç ve dış yazışmalarını yapar.
3- Divan-ı İstifa (Karahanlılarda Divan-ı İstifa- Gaznelilerde Divan-ı Vekâlet) : Başında Müstevfi olup Devletin her türlü mali işleriyle ilgilenir.
4- Divan-ı İşraf (Karahanlılarda Divan- ı İşraf ' Gaznelilerde Divan-ı İşraf) Başında Müşrif olup Teftiş divanıdır.
5- Divan-ı Arz ( Karahanlı-Gazneli de aynı): Başında Emir-i Arız olup Askeri işlerle ilgilenir.

3- Taşra Teşkilatı
Karahanlılarda eski Türk ikili idare sistemi bir müddet devam etmiştir. Ancak Karahanlı, Gazneli ve Selçuklularda ülke Eyalet-Şehir-kasaba-Köy olarak idari birimlere ayrılmıştır. Eyaletleri Şıhne denilen askeri vali ile Melik adı verilen Hanedan üyeleri valiler yönetirdi. Askeri işlerden ise subaşı, Mali işlerden Amil yada imga, Adli işlerden Kadı yada Kadil Kudat, belediye işlerinden ise muhtesipler sorumlu idi. Şehirleri Amid adı verilen askeri valiler yönetirdi. Diğer yöneticiler Eyaletler ile aynı idi. Türk-İslam devletlerinde posta teşkilatına da önem verilmiş, ayrıca Berid adı verilen görevliler Taşradaki görevlileri kontrol eder, raporları merkeze gönderirdi.

4- Ordu Teşkilatı
Türk-İslam Ordusunun genel özelikleri
a- İlk Türk devletlerinde onlu askeri sistem uygulanmamıştır. b-Ordunun aslı yine Türklerden oluşmasına rağmen Türk İslam devletlerinde başka unsurlarda orduya alınmaya başlamıştır. c-Atlı birliklerin yanı sıra yayalarda kullanılmaya başlanmıştır.
d-Ok yay kılıç önemli silahlardır. e-Hükümdarlar ordu komutanıdır. F-Turan taktiği uygulanmıştır.
Karahanlılarda Ordu; a-Saray Muhafızları(Hükümdarı koruyan maaşlı askerler) b-Hassa ordusu (Asıl savaşan ordu olup maaşlıdırlar) c-Eyalet ordusu(Şehzade ve valilerin orduları) d-Gönüllü Türkmenlerden oluşurdu.
Gaznelilerde ordu; a-Gulaman-ı saray (Sarayı ve sultanı koruyan maaşlı askerler) b- Hassa ordusu (Türklerden oluşan asıl savaşan ordu olup maaşlıdır.) c- Eyalet Ordusu (Şehzade ve valilerin orduları) d- Ücretli askerler e-Gönüllülerden oluşurdu.
Selçuklularda Ordu ; a-Gulaman-ı Saray(Sarayı ve sultanı koruyan maaşlı askerler) b- Hassa ordusu(Süvari olup asıl savaşan ordudur.) c- İkta askerleri(İkta sistemiyle yetiştirilen askerler) d-Türkmenler(Akıncı birlikleridir) e-Bağlı devletlerin askerleri
f- Yardımcı Hizmet sınıfı(Mancınıkçı-Neftçi-lağımcı) oluşur.



C- OSMANLI KLASİK DÖNEM DEVLET TEŞKİLATI
1. Osmanlı Devlet Anlayışı
Osmanlı devlet anlayışı genel olarak Selçukluları örnek alarak oluşturulmuştur. Osmanlı devlet anlayışı 3 esas üzerine kurulmuştur. Bunlar ; a- Devlet-i Ebed Müddet (Devletin sonsuza kadar yaşatılması) b- Nizam-ı Alem(Dünya düzeninin sağlanması adalet ve barışın sağlanması) c- kanun-ı Kadim (Kamu hukuk kurallarının üstünlüğü , büyük kanunlar) dir.
Osmanlı devletinde tüm yönetim ve kanunlar Töre ve İslam dinine uygun olarak düzenlenmiştir. Bunun yanında bazı hükümdarlar kanunlarda yapmışlardır. Fatih Sultan Mehmet (Fatih kanunnameleri ya da kanunname-i Ali Osman) ve kanuni Sultan Süleyman buna örnektir.

2. Merkez Teşkilatı
Osmanlı merkez teşkilatı Hükümdar-Saray ve Divan-ı Hümayun olarak sıralanmıştır.
a- Hükümdar: Osmanlı hükümdarları bey , Gazi , Hüdavendigar , Sultan, Han ve padişah unvanlarını kullanmışlardır. Osmanlı sülalesine Ali Osman denilmiştir. Ancak tahta çıkarken belli bir kural olmadığı için taht kavgaları yaşanmıştır. Bunu önlemek için Osmanlı Hükümdarları Veraset sistemine bazı yenilikler getirmişlerdir. Bunlar
1- I. Murat ''Ülke hanedanın ortak malıdır'' anlayışının yerine ''Ülke padişahın oğullarının malıdır'' anlayışını getirdi.
2- Fatih Kardeş Katli ilkesini getirdi.
3- I. Ahmet Kardeş Katli ilkesini kaldırarak Ekber ve Erşet(yaşı en büyük hanedan üyesinin tahta geçmesi) getirdi.
Padişahlar Cülus töreni ile tahta çıkar, Eyüp Sultan da kılıç kuşanırdı. Padişah Yasama-Yürütme-Yargı güçlerini elinde toplamıştır.
Padişahın erkek çocuklarına Şehzade denirdi. Şehzadeler 12 yaşlarında Lala(Padişah öğretmeni) adı verilen öğretmenler gözetiminde devlet tecrübesi kazanmak için illere(Sancak) vali olarak gönderilirdi. Bu sisteme Sancağa çıkma denir. Sancağa çıkma III. Mehmet döneminde kaldırılınca devlet yönetimi tecrübesi olmayan padişahlar başa geçti.

b- Saray: Saray hem padişahın devleti yönettiği hem de devlet işlerini yürüttüğü merkezdir. Osmanlı sarayı 1- Birun(Dış saray) 2-Enderun(İç saray ve devşirmelerin yetiştirildiği okul) ve 3-Harem(Hükümdarın özel hayatını geçirdiği bölüm)
Enderun da devşirmelerin yetiştirildiği Enderun mektebi bulunur. Devşirme; Hristiyan kökenli çocukların Türkleştirilip Müslümanlaştırılması demektir. Küçük yaşta alınan Hıristiyan kökenli çocuklar Anadolu da Türk ailelerin yanına verilir orada bir Müddet kaldıktan sonra çok zeki olanları Enderun mektebine alınırdı. Burada padişahın özel hizmetinde bulunan çocuklar daha sonra çeşitli görevler alarak saraydan çıkarlardı. Devşirmeler Vezir-i azamlığa kadar yükselmişlerdir. Özellikle Fatih devrinden itibaren devşirme kökenli devlet görevlisi sayısı artmış ve Türk kökenli devlet adamları ile devşirme kökenli devlet adamları arasında çekişmeler yaşanmıştır.
Enderun ayrıca her türlü devlet işlerinin görüşüldüğü yerdir. Hükümdar elçileri kabul eder, Divan toplantıları burada (Babüssaade) yapılırdı. Osmanlıda saraylar Topkapı , Edirne ve İbrahim Paşa sarayları önemli saraylardır.

c- Divan-ı Hümayun: Osmanlıda her türlü devlet işlerinin görüşüldüğü meclise divan-ı Hümayun denir. Osmanlılarda diğer Türk-İslam devletlerinden farklı olarak tek divan vardır. Divan-ı Hümayun Orhan Bey döneminde kurulmuştur. Fatih dönemine kadar Divana Padişah başkanlık ederken fatihten sonra Vezir-i azamlar başkanlık etmeye başladılar. Divan-ı Hümayun a en yüksek devlet görevlileri katılırdı. Divanda İlmiye, Kalemiye ve Seyfiye sınıfına mensup görevliler vardı.
1- Seyfiye: Asker kökenli Divan üyeleri olup Vezir-i Azam (Padişahın mutlak vekili, Padişahtan sonra en yetkili kişi günümüz başbakan benzeri) Vezirler (Veziri azamın verdiği görevleri yerine getirir. Günümüz Bakan benzeri) Yeniçeri Ağası (Yeniçeri askerinin komutanı, günümüz Kara kuvvetleri komutanı benzeri) kaptan-ı Derya (Donama komutanı günümüz Deniz kuvvetleri komutanı)
2- İlmiye: Medrese kökenli Divan üyeleri olup Yargı ,İfta(Fetva verme) ve Eğitim işleri ile uğraşırlardı. Kazasker (Yargı işerinden sorumlu en büyük hakim-yargıç idi günümüz Adalet Bakanı) Şeyhülislam (fetva verir , medreseleri yönetirdi.)
3- Kalemiye : Bürokrasi yani memur kökenli devlet adamları olup devletin mali ve yazışma işerlini yürütürdü. Defterdar (Tüm ekonomik-mali işlerden sorumlu idi. Günümüz Maliye bakanı) Nişancı (Devletin tüm yazışmalarını hazırlar padişahın Tuğrasını çekerdi.)

3- Taşra Teşkilatı
Osmanlı devletinde ülke Eyaletler(İllerin birleşmesi ile oluşur) sancak (il) Kaza (İlçe) ve köy şeklinde idari birimlere ayrılmıştır. Eyaletler; Saliyaneli(Yıllıklı olup Tımar sistemi uygulanmayan fakir Arap eyaletleridir.) saliyanesiz(Tımar sisteminin uygulandığı eyaletler) Bağlı hükümetler(Kırım-Eflak-Boğdan) ve Özel yönetimli eyaletler diye 4 ana gruba ayrılırdı. Eyaletlerin başında Beylerbeyi vardı. Eyaletlere bağlı Sancakları Sancak beyi, Kazaları kadılar Köyleri de Kethüda yönetirdi.
Tımar sistemi: Osmanlı devletinde bazı asker ve memurlar maaş verilmez, bunun yerine kişinin rütbesine göre toprak verilirdi. Sahib-i Arz denilen bu kimse toprakları çiftçiye kiralar elde edilen gelirler ile kendi ve yanında çalışanların maaşlarının ayırdıktan sonra geri kalanı ile asker beslerdi. Bu sisteme tımar veya Dirlik sistemi denir. Dirlik sistemi 3 gruba ayrılır. 1-Has: gelirleri 100000 akçeden fazla olan topraklar olup yüksek dereceli memur ve askerlere verilir. 2-Zeamet: Gelirleri 20000 ila 100000 akçe arası olan topraklar olup orta dereceli memur ve askerlere verilir. 3- Tımar: gelirleri 20000 akçeden az olan topraklardır. Düşük dereceli memur ve askerlere verilir.

4- Ordu teşkilatı
Osmanlı Ordusu 3 ana kısma ayrılır. a- Kapıkulu askerleri b- Eyalet askerleri c- Donanma
a-Kapıkulu askerleri . bunlar devşirme kökenli olup saray da yaşarlar 3 ayda bir Ulufe adı verilen maaş ve cülus bahşişi alırlar evlenmezler askerlik dışına başka meslekle uğraşmazlardı. Yayalar ve Süvariler olarak 2 kısımdırlar. Yaya ocakları şunlardır. 1- acemi Ocağı (devşirmelerin ilk geldiği ve diğer ocaklara asker yetiştiren ocaktır.) 2- yeniçeri Ocağı(Savaşlarda padişahı diğer zamanlarda sarayı koruyan askerlerdir.) 3-cebeci Ocağı(Silahların yapım ve onarımıyla görevli ocaktır.) 4- topçu Ocağı (Top döken ve savaşlarda kullanan ocaktır.) 5- Top arabacıları ocağı(Topları cepheye taşıyan ocaktır.) 6- Humbaracı Ocağı(El bombası havan topu yapan ocaktır.) 7-Lağımcı Ocağı (kale kuşatmalarında kalenin altına tüneller kazan ocaktır.) Süvariler ise şunlardır. Sipahiler-Silahtarlar-Sağ Garipler-Sol Garipler-Sağ Ulufeciler-Sol Ulufeciler
b-Eyalet askerleri: Osmanlı ordusunun en kalabalık ve en savaşçı bölümüdür. Taşlarda otururlar. Meslekle uğraşabilirler evlenebilirler kendi evlerinde yaşarlar. Eyalet askerleri, tımarlı sipahiler-Akıncılar-Gönüllüler-Beşliler-Azaplar-Yayalar-Müsellemler-Deliler şeklinde teşkilatlanmıştır.
c-Donanma:Deniz kuvvetleridir. Başında Kaptan-ı derya ulunur. Deniz askerlerine levent denir. Barbaros-Piri reis-Turgut reis-Kılıç Ali Paşa-Seydi Ali reis-Burak reis önemli denizcilerdir. İstanbul-Süveyş-Rusçuk-Gelibolu-Sinop-İzmit-Basra önemli tersanelerdir.

Ç- 17. ve 18. YÜZYIL OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

1- XVIII. Yüzyılda Osmanlı Devletinde meydana gelen değişmeler
Bu yüzyıllarda meydana gelen önemli değişmeler şunlardır.
a-Osmanlı devletinde 18. yüzyılda sadrazamın güçlenmesiyle Divan Toplantıları Bab-ıali de(sadrazam konağı) toplanmaya başladı.
b-Kalemiye sınıfı ve Reisülküttab önem kazandı. Önceki dönemlerde Nişancı ya bağlı bir memur olan Reisülküttab zamanla Hariciye(Dışişleri bakanı) haline geldi.
c- Lale devrinde ilk önemli ıslahatlar yapıldı.
d- 18. yy ıslahatları asıl III. Selim döneminde hız kazandı. Bu dönemde ilk daimi dış elçilikler açıldı. Nizam-ı Cedit ıslahatları adı verilen III. Selim ıslahatları, III. Selim in tahttan indirilmesi ile son buldu.

2-XIX. yy Islahatları
a- Bu dönemde en çok ıslahat yapan hükümdar II. Mahmut tur. II. Mahmut 1808 de Anadolu ve Rumeli ayanları ile Sened-i İttifak ı imzaladı. Böylece ilk kez Osmanlı padişahının yetkileri kısıtlandı.
b- II. Mahmut Yeniçeri ocağını kaldırarak yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli Batı tarzında bir ordu kurdu.
c- İlk kez Seraskerlik makamı(Genelkurmay başkanlığı)kuruldu.
d- En önemli devlet görevlileri Sadrazam-Serasker-Şeyhülislam oldu.
e- Divan-ı Hümayun kaldırılarak yerine heyeti vükela (Bakanlıklar) kuruldu. Vezirlere Nazır, Kazaskere Adliye Nazırı, Reisülküttaba Hariciye Nazırı(Dış işleri bakanı) , Defterdara maliye Nazırı denilmeye başlandı.
f- Devlet memurlarının maaşları aylık olarak hazineden ödenmeye başlandı.

II. MAHMUT DÖNEMİ ISLAHATLARI
1-Sened-i İttifak: 1808 de II. Mahmut döneminde Vezir-i azam Alemdar Mustafa paşa nın katkıları ile Anadolu ve Rumeli ayanları ile Padişah II. Mahmut un imzaladığı bir anlaşma olup bu anlaşma ile Osmanlı da padişahın yetkileri ilk defa sınırlandırılmıştır.

2-II. Mahmut 1826 yılında Yeniçeri Ocağını kaldırarak yerine Batı tarzında Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında bir ordu kurdu. Tarihte Yeniçeri ocağının kaldırılması olayına Vakay-ı Hayriye denir.

3- Günümüz genelkurmay Başkanlığı yetkileri sahip Seraskerlik makamı kuruldu.

4- Divan-ı Hümayun ve Bab-ı ali kaldırılarak yerine Heyet-i Vükela yada Nezaretler(nazırlık yani günümüz manasında bakanlıklar) kuruldu. Kubbealtı vezirliği tamamen kaldırıldı.Divan üyeleri; Sadrazama başvekil(başbakan) Kazasker (adliye nezreti=Adalet bakanı) , Reisülküttab (Hariciye nezareti=Dışişleri bakanı) Yeniçeri ağası(yeniçeri ocağı kaldırıldığı için yerine seraskerlik=Genelkurmay) , Sadaret Kethüdası(Dahiliye Nazırı=İçişleri Bakanı) , Defterdar (Maliye nazırı=Maliye Bakanı) oldu.Vezirlere (Nazır=Bakan) ,Kaptan-ı Derya (Bahriye Nazırı-Deniz Kuvvetleri komutanı) , Şeyhülislam ise Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar aynı adla devam etmiştir.

5-Devlet işlerinin kolaylaştırılması için yeni meclisler kuruldu. Askeri işler için Dar-ı Şuray-ı Askeri, Adalet işleri ve kanun yapmak için Meclis-i Ahkâmı Adliye ve yönetim işleri için Dar-ı Şuray-ı Bab-ı Ali meclisleri oluşturuldu.

6- Taşra teşkilatında ise tımar sistemi kaldırıldı ve tüm asker ve memurlara maaş bağlandı. Mahalle ve köy muhtarlıkları kuruldu. İç güvenliği sağlamak için redif adı verilen ordu kuruldu.
TANZİMAT DÖNEMİ ISLAHATLARI
1- Tanzimat Fermanı: 1839 da Abdülmecit in hükümdarlığı döneminde sadrazam Mustafa reşit Paşa nın katkıları ile ilan edilen bir fermandır. Gülhane Parkına okunup ilan edildiği için Gülhane Hatt-ı Hümayun da denir. Bu fermanla Osmanlı halkına bazı haklar verilmiştir. Tüm Osmanlı tebaası(Halk) eşit sayılmıştır. Tanzimat fermanı ile Osmanlı hızlı bir batılılaşma sürecine girmiş ve bu dönemde yapılan ıslahatlara Tanzimat ıslahatları denir.

2- Islahat Fermanı: 1856 da Kırım savaşı sonrası Batılı ülkelerin Azınlıkları bahane ederek içişlerimize karışmalarını engellemek için Abdülmecit in hükümdarlığı döneminde yayımlanan bir fermandır. Bu fermanla azınlıklar geniş haklara kavuşmuştur.

3-Tanzimat döneminde Padişahtan sonra en yetkili devlet görevlileri Serasker, Sadrazam ve şeyhülislam olmuşlardır.

4- 1868 de Şura-yı Devlet (Danıştay) ve Divan-ı Ahkâm-ı adliye(Yargıtay kuruldu.)

5- Taşra teşkilatında 1840 Nizamnamesi çıkarıldı. Bu nizamname ile ülke Eyalet (yöneticisi Müşir) , Sancak(yöneticisi kaymakam) , Kaza(yöneticisi seçimle Kaza Müdürü) ve köy(Yöneticisi Muhtar) olarak bölümlere ayrıldı. İlk kez Eyalet ve sancak genel meclisleri açıldı. Daha sonra 1867 ve 1871 Nizamnameleri çıkarıldı. Nahiye(Bucak) adı verilen yeni bir taşra yönetim birimi Oluşturuldu

MEŞRUTİYET DÖNEMİ YENİLİKLERİ
1- Meşrutiyet: Hükümdarın yanında meclis açılarak halkın kısmen yönetime katıldığı devlet idare şekline meşrutiyet denir. Osmanlı devletinde 1876 da II. Abdülhamit in hükümdarlığı döneminde Mithat paşa nın katkıları ile I. Meşrutiyet ilan edildi. Meşrutiyetle birlikte Kanun-ı Esasi (ilk Anayasamız) ilan edildi ve 1877 de seçimler yapılarak Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan adında 2 meclis açıldı. Mebusan ve Ayan Meclisleri Şuray-ı Devlet tarafından hazırlanan kanunları görüşür ve padişahın onayı ile kanunlar yürürlüğe girerdi. Hükümeti ve Bakanları da bu iki meclis seçer, padişahın onayı ile de hükümet kurulurdu.
KANUN-I ESASİ
1876 de ilan edilen anayasadır. Bu anayasanın amacı özgürlükleri artırarak Osmanlı devletinin dağılmasının önlenmek istenmesidir. Kanun-ı Esasi yi Mithat Paşa önderliğinde Şura-yı Devlet hazırlamıştır. Toplam 119 maddeden oluşmuştur.

MECLİS-İ MEBUSAN
Üyeleri halk tarafından seçilen meclistir.4 yıllığına seçilir. Çalışmalarını açık oturumlarla yapar. Padişah meclisi kapatabilirdi. Toplam 115 mebus(vekil vardır.)

MECLİS-İ AYAN
Üyeleri Padişah tarafından ömür boyu seçilir. Asker, bürokrat ve ulema sınıfından oluşur. Çalışmalarını kapalı oturumda yapardı. Toplam 26 ayan vardır.






ŞURA-YI DEVLET
Padişahın ataması ile oluşan 28 Kişilik bir kurul olup Meclislerin teklifi ile kanun-ı Esasiye aykırı olmamak kaydıyla Kanun hazırlar, kanunlar önce Meclis-i Mebusan daha sonra Meclis-i Ayan da görüşülür ve Padişahın onayı ile yürürlüğe girerdi.

2- 1877'78 Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi) sebebiyle II. Abdülhamit Kanun-ı Esasinin kendisine verdiği yetki ile 1878 de Kanun-ı esasi yi
Yürürlükten kaldırdı ve Meclis-i Ayan ve Meclis-i mebusanı kapattı.
Meşrutiyet isteyen Osmanlı aydınlar Genç Osmanlılar (Jön Türkler) adı
Verilen bir örgüt kurarak II. Abdülhamit e karşı muhalefete geçtiler. Bu
Örgüt zamanla İttihat ve Terakki Partisi adını aldı.

3- 1908 yılına kadar II. Abdülhamit ülkeyi saltanatla yönetti. Ancak İttihat ve
Terakkinin başlattığı muhalefet zamanla isyana dönüştü. 1908 de Niyazi
Bey ve arkadaşları meşrutiyet isteyerek ayaklandı ve 1908 de II. Abdülhamit
Kanun-ı esasiyi tekrar yürürlüğe koydu. Meclisler tekrar açıldı. 1908 de
İttihat ve Terakki partisi yapılan seçimleri kazanarak mecliste çoğunluğu elde etti. Ancak II. Abdülhamit 1909 da tarihimizde 31 Marta olayı denilen bir isyan hareketiyle tahttan indirildi ve yerine Mehmet Reşat Padişah yapıldı. 1913 te Enver Paşa önderliğinde İttihatçılar Bab-ı ali Baskını adı verilen olayla Meclis-i Mebusan ı basarak muhalefeti yok ederek idareyi ele aldı. Bab-ı Ali Baskınından sonra Padişahların hiçbir yetkisi kalmadı. Talat Paşa-Enver Paşa ve Cemal Paşa devleti 1918 I. Dünya savaşı sonrasına kadar yönetti. Savaştan sonra İttihatçılar öldürüldü ya da sürüldü. 1918'1922 arası Hürriyet ve İtilaf Fırkası ülkeyi yönetti. (En meşhur Hürriyet ve İtilaf partili Damat Ferit Paşa dır.). II. Meşrutiyet döneminde 1908'1912'1914 ve 1919 da olmak üzere 4 tane seçim yapılmıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ

I. Dünya savaşı sonrası Osmanlı Devleti 1918 de İmzalanan Mondros Ateşkes anlaşması ile fiilen tarihi karışmıştır. Ancak Osmanlı devletinin resmen yıkıldığı tarih 1 kasım 1922 de saltanatın Kaldırılması iledir.
19 Mayıs 1919 da Atatürk ün Samsun a çıkmasıyla Türkiye Devletinin temelleri atıldı. Amasya genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile bu gidişat hızlandı. Cumhuriyet döneminde başlıca gelişmeler şunlardır.

1- 23 Nisan 1920 de TBMM açılarak Milli Egemenliğe ilk adım atıldı.

2- 1921 de Teşkilatı Esasiye (1921 anayasası ) kabul edildi. (Türkiye devletinin ilk anayasası olup, sırasıyla 1921'1924'1961 ve 1982 anayasalarını kullandık). 1921 Anayasasının genel özellikleri şunlardır.
A- savaş dönemi anayasasıdır. B- 24 maddelik kısa bir anayasadır. C-Meclis hükümeti sistemi vardır. Yani hükümet üyelerini meclis seçer herhangi bir parti yoktur. (Ancak Mustafa Kemal in önderliğindeki Müdafaa-i Hukuk grubu vardır.) D- Güçler Birliği esası vardır. Yani devletin temelini oluşturan Yasama(Kanunları yapma)-Yürütme(Yapılan Kanunları uygulama) ve yargı(Yasalara uymayanların cezalandırılması) gücünün tek elde toplanması TBMM de toplanması demektir. Güçler Ayrılığı ise Yasama-Yürütme ve Yargının ayrı kurumlarda toplanmasıdır. Güçler birliği sadece 1921 Anayasasında vardı. 1924'1961'1982 anayasalarında ise Güçler ayrılığı esası vardır. Günümüzde Yasama-Yürütme ve yargı birbirinden ayrıdır. Yasamayı TBMM, Yürütmeyi Cumhurbaşkanı-Başbakan-Bakanlar Kurulu ver tüm bürokrasi, Yargıyı ise bağımsız mahkemeler yerine getirir.

3- 1924 Anayasası kabul edildi.(Bu anayasada Güçler ayrılığı esası var , İlke ve İnkılap anayasasıdır.)

4- 1928 de Anayasamızda bulunan ''Türkiye nin dini İslam'dır.'' Maddesi anayasadan çıkarıldı.

5'1937 de Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, İnkılapçılık ve Laiklik temel Atatürk ilkeleri anayasamıza girmiştir.

6- Cumhuriyet döneminde ilk siyasi partilerde kuruldu. TBMM de Atatürk başkanlığındaki Müdafaa-i Hukuk grubu Cumhuriyet Halk Fırkası adını alarak Türkiye nin ilk siyasi partisi oldu. Daha sonra 1924 te Kazım Karabekir ve arkadaşları Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdular ancak bu parti Şeyh Sait İsyanı ile kapatıldı. 1930 da Ali Fethi Okyar tarafından kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası da Menemen Olayı Dolayısıyla kapatıldı. Bundan sonra 1945 ya kadar Türkiye de tek parti CHP iktidarı yaşandı. 1945 den sonra tekrar çok partili rejime geçildi.
7- 1934 te kadınlara da Seçme ve seçilme hakkı verilerek kadınlarında siyasal hayata katılmaları sağlandı.



Sayfaya Git: [1/3] 1 2 3 Sonraki