AKHUN(EFTALİT) DEVLETİ

Bahaddin ÖGEL

e-PostaYazdırPDF

Ak Hun-Eftalit Devleti

 

 

Büyük kısmı Volga'dan batıya geçen Huıı'lardan Güney İran'a ve Batı Afga­nistan'a inen bir bölük olduğu talimin edilen Orta Doğu Hunları'nın, hiç olmazsa, Ak Hun-Eftalit devleti hanedan ailesi ile hâkim zümresini teşkil ettikleri ileri sürülmüş; veya bu devlet, Töles' lerden Chao-ch'e (Kao-kü=Uygur'ların ataları) lere bağlı Hua kolu mensuplarının Cungarya bozkırlarından Horasan bölgesine geçerek 5.asrın ortalarına doğru bir siyâsî teşekkül hâline gelmesi ile ilgili görülmüştür. Hun tarihinin bu noktası oldukça karanlık bir manzara taşımaktadır. Hâkimiyetini Hazar kıyılarından Kuzey Hindistan'a, Afganistan'a, iç Asya'ya kadar genişleten bu kavmin veya kavimler topluluğunun çeşitli vesikalarda birbirinden farklı adlarla anılması durumu daha da karıştırmakta gibidir. Vaktiyle Ed. Chavannes ' Ye-ta'ların neş'et ettiği Hua (Hoa) topluluk adı ile "Hun" kelime­sinin yakın ilgisi bulunduğunu düşünmüş ve J.Marquart türlü adlarla zikredi­len bu kavmin, Priskos'daki Kidarita (Sâsânî imparatorluğu hududunda, Kafkaslar­da oturan Hunlar)'lardan ibaret olduğunu ileri sürmüştü. Bizans'tı tarihçi Theophanes (8. asrın 2. yarısı)'e göre, "Ephtalit" adı, Sâsânî imparatoru Peroz (Fîrûz. 459-484)'u mağlûp eden Hun hükümdarı Ephtalanos'tan alınmıştır. Bu adın aslında, Eftalit paraları üzerinde görülen Hephthal-khion olduğu ve birinci kelimenin sülâle adını, ikincisinin de kavim ismini gösterebileceği bildirilmiştir. Diğer taraftan iskenderiyeli Kosmas İndikopleustes (545-549 arası) ile Bizans tarihçisi Prokopios (545-550 arası)'un eserlerinde ve eski Hind vesikalarında aynı kavimden Ak Hun'lar (Bizans: Devkhoi Ounni ; Hind: Şveta-Huna) diye bahsedilmiştir. 520 yılında Ak Hun-Eftalit hükümdarını ziyaret eden Çinli seyyah Song Yün'ün notlarından bu kavmin Hun'larla akrabalığı anlaşılıyordu. 5. asrın ilk yarısın­da Sâsânî'lerle çarpışan Ak Hun hükümdarı "Khakan" unvanını taşıyordu ve Af­ganistan bölgesindeki Ak Hun prensinin unvanı da "Tegin" idi. Bölge yerli halkının iranî asıldan olduğu şüphesizdir.

Ak Hun-Eftalit meselesi son zamanlarda bilhassa K.Czegledy'nin geniş araştır­ması ile oldukça açıklık kazanmış görünüyor. Buna göre, tarihî gelişme m. 350 yıllarında Altay'lar havalisinden batıya doğru cereyan eden büyük göç hareketi ile ilgilidir, iç Asya'da Hun idaresinden sonra iktidara gelen Sien-pi'lerin yerine kurulan büyük Juan-juan devleti 'nde Uar ve Hun adlarında iki kabile grupu 350'lilerde bilinmiyen bir sebeble o devletten ayrılarak bugünkü güney Kazakistan bozkırına gelmiş, buranın eski Hun halkını Volga'ya doğru ittikten (Avrupa Hunları) az sonra güneye yönelerek Afganistan'ın Toharistan bölgesine inmişti. 367'ye doğru, buradaki eski Kuşan (Büyük Yüe-çi) ülkesine hükmeden "Kidarita" hanedanı (ihtimal iran asıllı)'nı da Baktria (Belh havalisi)'ya süren bu İç Asyalı kütle, söylen­diği gibi, Uar (= Avar) ve Hun kabileler birliği idi. Bu birlik daha sonra Kang-kü (Çu-Mâveraünnehir) ve Sogd (Semerkand ve havalisi)'nun hâ­kimleri olarak (Çincedeki Hiung-nu ve Avrupa dillerindeki Hun şekilleri arasında mahallî söylenişlere göre bazı ufak değişiklikler gösteren) yukarıda sıraladığımız adlar altında anılmıştır. Hâkimiyetini batıda Hirkania (Gurgan. Hazar denizi­nin giineyj)'ya kadar genişleten bu devlet 5. asır ortalarından itibaren Heftal adında yeni bir hükümdar âilesine sahip olmuş (bu ad ilk defa 457'de görülüyor) ve yıkıl­dığı 557 yılına kadar hem sülâle, hem kavim olarak-öteki adlar ve Ak Hun adı ile birlikte- bu adı da taşımıştır. Yapılan tesbitlere göre, devlette rol oynayan kabileler­den bazıları şunlardı: Kadis-hun (Herat civarında. Pers kaynaklarında Hvon. Proko- pios'da Eftalit diye zikredilen bu kabile sonra İran'ın batısına göçmüştür;"Kadisiya" yer adının menşei), Zavul (Zabul; bundan Zâbulistan), Çol (Çöl ? Gurgan =Curcani- ye, havalisinde), Kermikhion (Karmir-hyon=Kızıl? Hun), Askil-Eskil . Bun­lardan hiç olmazsa bir kısmının yerli olduğu aşikârdır.

 

Sogd bölgesini ele geçirdikten sonra İran üzerine baskı yapan Uar-hun'ların 9 yıl kadar süren (358'e doğru) şiddetli hücumları karşısında yıkılma tehlikesi ge­çiren Sâsânî imparatorluğu Şapur ll'nin gayretleri ile kartuldu. Hattâ iki taraf arasında ittifaka varan bir aniaşma oldu ve bu durum üç nesilden fazla bir süre devam etti (bu arada, Şapur'un, 359'da Amida (Diyarbakır)'yı kuşatmasında yardımcı ola­rak Hun kuvvetleri de bulunmuştu). Fakat Bahram Gor zamanında (420-438) başla­yan yeni taarruzlar (427'den itibaren), Sâsânî'leri sarstı. Sogd bölgesinden Ceyhun’un güneyine doğru gelişen istilâ hareketinin Bahram Gor tarafından başarı ile durdu­rulması onun en şöhretli ("kurtarıcı") iran imparatorlarından sayılmasına vesile ol­du. Halefi Yazdgird II zamanının (438-457) sonlarına doğru Uar-Hun(AkHun)'ların başında büyük hükümdar, Eftal (Abdel) hanedanından, Kün-han (Kun-kan), Priskos'da Kougkhas, iran iç işlerine karışa­rak, himayesine aldığı velîahd Peroz (Fîrûz)'u Sâsânî tahtına çıkarmış (459-484), hâkimiyetini Kuzey Hindistan'a doğru genişleterek orada, başında Skandagupta'mn bulunduğu Gupta devletini dağıtmıştı (470'e doğru). 484 yılında Ceyhun kıyıla­rında Ak Hun-Eftalit'ler tarafından mağlûp edilerek Herat bölgesini kaybeden ve yıllık vergiye bağlanan Sâsânîler (195) 'in bu sırada geçirdiği dinî-içtimaî bir sar­sıntı ülkelerini ihtilâle sürükledi. Bu, Mazdek isyanı idi. Mazdek, Mani inancındaki "ikili" telâkki (ışık-karanlık, iyilik-kötülük mücadelesi) üzerine sosyal huzursuzluk âmillerini de ekliyerek, o tarihlerde yorulan ve iktisadî darlık içine düşen topluluğu kurtarmak iddiası ile, düşüncelerini yaymağa başlamıştı. Buna göre, insanların saade­tini bozan iki unsur vardı. Biri servet, diğeri kadın. Bunların her ikisi de herkesin or­tak malı olduğu takdirde yeryüzünden kötülük kalkacaktı. Bu tipik komünist propa­ganda neticesinde arazi ve servet sahipleri ile âile müessesesine karşı kışkırtılan halk, Mazdek ve müridleri tarafından ayaklandırıldı. Din adamları ve asiller öldürüldü, kadınlar tecavüze uğradı, evler ve konaklar yağmalandı, tahrip edildi. Devletin sıh­hat kazanacağı hususunda Mazdek'e inanmak gafletini gösteren Şah Kavad (veya Kubad, 488-496 ve 498-531) da hapsedilmişti; fakat o kurtulmak imkânını bularak komşu Ak-Hun'lara sığındı (496). İran'da olup bitenleri yakından takip eten Ak-Hun hükümdarı, insanlık yararına hiçbir şey göremediği Mazdek hareketini kırıp yok etmek için, Kavad'ı 30 bin kişilik Hun süvari birliği başında iran'a gönderdi. Bu suretle Şah, ihtilâli bastırdı (498-499) ve hâdiselerin gelişmesinden felâketin derecesini kavrayan halkın da yardımı ile Mazdek ve taraftarları yakalanarak idam edildi. Tabiatiyle temizlik ve ülkenin sükûnete kavuşturulması uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiğinden, Sâsânî imparatorluğunda hak, adalet ve mülkiyet esasında normal nizam, daha ziyâde, Kavad'ın oğlu Husrev l.Anûşîrvân (531-579) devrinde kurulmuştur ki, bu şehinşah tarihte "Âdil" lâkabı ile anılır .

Çin kaynaklarına göre, iç Asya'da Hoten, Kuça, Aksu, Kâşgar ve etrafını hâkimiyetlerine alan Ak Hun-Eftalit'ler, bu arada Kuzey Hindistan'ı da zap­tetmelerdi. Bu harekât "Tegin" unvanını taşıyan ve Kâbil'de oturan Toramana adındaki başbuğ tarafından idare edilmişti. 6 yüzyılın ilk yarısında ise Toramana'nın oğlu Mihiragula (Gollas, 515-545) imparatorluk güney kanadının en azametli hükümdarı görünmektedir. Ordusunda daima 700 savaş filinin bulunduğu rivayet edilir. Fakat budist rahipler (Song Yün ve ondan bir asır sonra buraya gelen Hiuen-tsang) bu "Huna kıralı"ndan hoşlanmamışlardır. Çünkü Mihiragula budizmi ülkesi halkı için tehlikeli sayıyor ve budistleri kontrol altında tutuyordu, Buna karşılık, iskenderiye'den Hindistan'a giden tüccar (sonra keşiş) Kosmas tarafından ve 530 tarihli Gvvalior kitâbesi ile sanskrit yazılı "Keşmir vakayinâmesi"nde Mihira­gula Hindistan'ın en büyük hükümdarı olarak tasvir edilmektedir.

İran'da Anûşîrvân büyük bir devlet adamı olarak belirdikçe Ak Hun- Eftalit'ler sönükleşti. 552 yılında Orta Asya'da Gök-Türk hâkanlığı kurulup İstemi Yabgu Mâveraünnehir bölgesinde faaliyete geçtiği zaman ise, iki büyük imparatorluk ara­sında sıkışan Ak Hun-Eftalit devletinin, Gök-Türklerin mücadeleye giriştikleri Juan-Juan'larla olan siyâsî ve sihri rabıtaları da fayda vermedi. Anûşîrvân ile İstemi­nin ortaklaşa hareketleri neticesinde Ak-Hun iktidarı yıkıldı ve ülke Gök-Türklerle Iran'ltlar arasında paylaşıldı (557)

Üç kol hâlinde gelişmiş olan Hun siyâsî hâkimiyeti-Kafkasya'daki (Derbend kuzeyi-Hazar denizi arasında) Hunların Hazar Hâkanlığı idaresine girinceye kadar süren kısa hâkimiyetleri dışında- bu suretle tarihe karışmakla beraber, Hunlara mensup Türk soyundan çeşitli kütleler, büyük Hun çağında şahsiyetini bulan zengin kültürleri ile, göreceğimiz gibi, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında, Tabgaç, Gök- Türk, Türgiş, Karluk, Uygur, Oğuz, Bulgar, Sabar, Hazar, Kuman, Peçenek vb. gibi türlü adlar altında ve yeni, güçlü devletler, imparatorluklar kurarak yaşamağa devam etmişlerdir. Türk milleti denilen büyük âilenin çocukları olan bu kütleler, aynı za­manda Rus, Macar, İslâv-Bulgar, Romen, Gürcü devletlerinin kuruluş ve gelişmele­rinde başlıca rol oynamışlar ve daha sonraki bütün İslâm-Türk siyâsî teşekküllerine askerî, hukukî ve sosyal yönlerden anakaynak vazifesini görmüşlerdir.

 

 



BASMACI HAREKETİ

Basmacı Hareketi
Rusya'da Türkistan'ın istiklali için faaliyet gösterenlerin milli ayaklanmalarına verilen genel addır.

"Baskın yapan, hücum eden" manasına gelen bu tabir, Çarlık döneminde Ruslar tarafından Türkmenistan, Başkırdistan ve Kırım'da faaliyet gösteren çeteciler için kullanılmıştır. Basmacılar halka dokunmazlar, sadece Rus memurları soyar, hazine mallarını yağmalar ve aldıkları ganimetleri fakirlere dağıtırlardı.

1917 Bolşevik Ihtilali'nden sonra Türkistan'da faaliyet gösteren silahlı mukavemet kuvvetlerine Basmacı denilmesinin sebebi, bu kuruluşların başına geçenlerin bir kısmının ihtilalden önceki yıllarda da Basmacılık yapmış olmalarıdır. 1917 ihtilalinden önce ve sonra Ruslara karşı silahlı mücadelede bulunan Türkistanlılar, kendilerini hiçbir zaman Ruslar'ın "haydut, çeteci" anlamında kullandıkları ve dünyaya böyle göstermek istedikleri tarzda Basmacı olarak tanıtmamışlar, Islam askerleri, vatan müdafaacılan ve Türkistan azatlığının askerleri olarak göstermişlerdir.

Basmacı hareketlerinin tek gayesi, "Türkistan Türkistanlılarındır" sloganında ifadesini bulan, Türkistan'ı Ruslar'dan kurtararak istiklaline kavuşturmaktı.

Basmacı Hareketi 1918 yılında Korbaşı Ergaş'ın liderliğinde Hokand şehrinde başladı ve kısa zamanda diğer bölgelere de yayıldı. Hokand'da üç gün içinde Ruslar tarafından 10.000'den fazla Türkistanlı öldürüldü. 1918'de kırktan fazla korbaşının (Türkistanlı lider) önderliğinde yapılan mücadelelerde ayaklanmalar Fergana vadisine yayıldı. Bu bölgede Ruslar'la birlikte hareket eden Ermeniler 180 köyü ateşe verdiler ve yaklaşık 20.000 kişiyi öldürdüler. 18 Ağustos 1919'da Rus orduları Türkistan cephesi kumandanlığına getirilen Frunze'nin belirttiği gibi Sovyetler'in amacı bütün Türkistan'ı işgal etmekti. Basmacılar ile Kızıl Ordu arasında çok kanlı savaşlar oldu. Fergana vadisinde Mehmed Emin Beg, Şir Muhammed Beg, Nur Muhammed Beg, Hal Hoca ve Korbaşı Parpi gibi liderlerin emri altındaki mücahidler zaman zaman Sovyet ordusuna kayıplar verdirdiler ve mücadelelerini 1921'e kadar sürdürdüler; hatta bölgenin lideri Mehmed Emin Beg 1919'da geçici bir Fergana hükümeti kurduysa da 7 Mart 1920'de Sovyetler'e teslim olmak zorunda kaldı. Yerine geçen Şir Muhammed Beg de Sovyetler'e boyun eğmedi, 3 Mayıs 1920'de geçici bir Türkistan hükümeti kurarak komşu devletlerle münasebet kurmaya çalıştı. Bu arada 31 Mayıs'ta kardeşi Nur Muhammed'i Afganistan'a elçi olarak gönderdiyse de Kızıl Ordu Hive Hanlığı'nı ve Buhara Emirliği'ni işgal etti. Sovyet Rusya'nın buralarda merkeze bağlı halk cumhuriyetleri kurdurmasına rağmen halk milli mücadeleye devam etti.

Basmacı hareketlen Enver Paşa'nın 8 Kasım 1921'de Türkistan'a gelip başa geçmesiyle daha da şiddetlendi. Onun Türkistan'daki milli mücadelelerin başkumandanı olmasından sonra Ruslar önemli kayıplar verdiler ve 19 Nisan 1922'de barış istemek zorunda kaldılar. Fakat Enver Paşa, "Barış antlaşmasının ancak Türkistan topraklarındaki Sovyet askerlerinin çekilmesinden sonra söz konusu olabileceğini belirterek" bu teklifi reddetti. Bu sıralarda Semerkant şehrinde Türkistan Türk Müstakil Islam Cumhuriyeti kurulmuştu. Yıllardır bütün Türkistan'ı ele geçirmek için savaşan ve Türkistan'dan çekilmek niyetinde olmayan Sovyetler daha şiddetli saldırılara başladılar. 1922'de Sovyetler'in genel bir saldırıya geçmesi üzerine Basmacı liderleri birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldılar ve geçici Türkistan hükümeti dağıldı. Şir Muhammed Beg Afganistan'a geçti, diğer liderlerden Muhyiddin Beg öldürüldü, Canı Beg de teslim oldu. 4 Ağustos 1922'de Belcuvan'a giren bir Sovyet birliğine karşı bizzat yakın muharebeye katılan Enver Paşa on bir Rus'u öldürdü, fakat karşı tarafın makineli tüfek ateşi altında kendisi de şehid oldu.

Enver Paşa'nın Ölümüyle Basmacı hareketleri sona ermedi, fakat genellikle Ruslar'ın üstünlüğü ile devam etti. Kızıl Ordu Basmacılar'a karşı savaşını her yerde sürdürdü. Mücahidlere yardım eden Türkler hapishanelere atıldı. Böylece Basmacılığın birinci devri sona erdi. 1924'te başlayan Basmacılığın ikinci devresinde mücahidler silah buldukça mücadeleye devam ettiler. Bu mücadeleler de 1935'e kadar sürdü ve bu tarihte Ruslar Basmacılık harekatına kesin olarak son verdiler.
Basmacı harekatının başarıya ulaşamamasının başlıca sebepleri arasında korbaşı denen Türkistanlı liderlerin kendi aralarında düzenli bir birlik ve merkezi bir kumandanlık kuramamaları, savaşlarda tank, uçak, top ve zehirli gaz gibi silahlar kullanan Ruslar'a karşı mücahidlerin makineli tüfeklerinin bile olmayışı ve nihayet dışarıdan yardım alamamaları zikredilebilir.
Ruslar Basmacılar'a karşı kazandıkları başarıları tarihlerinin kahramanlık sayfaları olarak kabul ederler. Dışarıya karşı haydutluk olarak tanıttıkları bu hareketlerin birçok Sovyet kumandanı ve aydını tarafından bir milli mücadele olduğu itiraf edilmiştir. Nitekim Sovyet ordularının Türkistan cephesi kumandanı olan Frunze Basmacılığın çetecilik olmadığını, eğer böyle olsaydı onların daha önceden ortadan kaldırılabileceğini ifade ederken Sovyet Rusya komiseri olarak savaşlara katılan Skalov, "Basmacılık Türkistan halkının yabancı hakimiyeti aleyhindeki milli isyanıdır" demektedir. Türkistan'da Sovyet hakimiyetini kuran Valeriy Kuybesev ise bu hareketi sadece bir haydutluk kabul etmenin yanlış olacağını, onun siyasi bir inkılap olduğunu" söyler. Ginzburg ve Vasilewskiy adlı Sovyet komiserleri de, "Basmacılığın gayesi, Türkistan'ı Rusya'dan kurtarmak ve zulümsüz bir Türkistan kurmaktan ibarettir" derler. Sovyet edibi Boris Pilnyak ise, "Basmacılar isim ve şeref sahibidirler" demiştir.

Bununla birlikte Sovyetler Birliği'nde çıkan eserler bu konuda genellikle sübjektiftir. Nitekim Sovyetler Basmacılık meselesiyle ilgili arşiv belgelerinin yayımlanmasına henüz izin vermemiştir.



ÇANAKKALE' DE RAKAMLARIN KANLI DİLİ

Çanakkale'de Rakamların Kanlı Dili

Canakkale Harbi, fiilen 3 Kasım 1914 tarihinde başlayıp 9 Ocak 1916 tarihinde Itilaf Devletleri'nin çekilmesiyle sona erdi. Çarpışmalar toplam 8.5 ay boyunca devam etti.

Çanakklae Savaşı Haritaları

Rakamlara bakıldığında Çanakkale Harbi’nin ne kadar şiddetli ve kanlı geçtiği görülmektedir. Bu özelliğiyle dünyadaki eşsiz savaşlardan biridir. Ancak bir özellik daha vardır ki bu özellik zaferi getirmiştir. O da Mehmetçiğin imanı ve vatan severliğidir. Zira dünyada hiçbir asker komutanlarından ölme emri aldıklarında, bu emri on binlerce şehid ile yerine getiremezdi.

Ilk Şehitler

Düşman 3 Kasım 1914 yılında Boğazın girişindeki tabyaları imha etmek için yapılan saldırıya iki adet denizaltıyla birlikte 28 adet irili ufaklı gemi 68 topla katıldı. 17 dakika süren bu saldırıda bir top mermisi Seddülbahir Kalesi' ndeki cephaneliğe düşerken 5 subay ile 83 er şehit oldu. Bunlara "Ilk Şehitler" denmektedir.
18 Mart 1915 günü Itilaf Devletlerinin toplam irili ufaklı 231 adet gemi ve 1155 top ile hazır bulunuyordu. 18 büyük zırhlıdaki top sayısı 712 idi. Bu toplardan 279'u 18 Mart savaşına katılarak 7 saatlik bombardımanda bulunmuşlardı.
Türklerin boğazda toplam 13 tabyası, 230 adet topu var iken, bu toplardan ancak 82'si kullanılabildiği gibi, bunların da 44'ü hasar gördü ve 8 top da kullanılamaz hale geldi.


Mayın Döşendi

Müstahkem Mevkii Komutanlığı tarafından boğaza dik olarak 11 mayın hattı döşendi. Bu hatlardaki toplam mayın sayısı 403'tür. Donanma bu mayın hatlarına kadar gelemedi, ancak ilk hattan 8 kadar mayın sökebildi. Geri kalan 395 mayın döküldükleri yerde durmaktaydı.

8 Mart 1915 gecesi Nusret mayın gemisi de elde kalan son 26 mayını bu defa kıyıya paralel olarak ağırlığında, poyraz-lodos istikametinde iki sıra halinde ve 4.5 metre derinliğe döşedi. Ilk mayın hattı Selanik adlı gemi tarafından 4 Ağustos 19l4'te 22 adet olarak döküldü. Ayrıca diğer mayın hatlarının dördünü 159 mayınla Nusret; dördünü 114 mayınla Intibah, ikisini 48 mayınla Selanik, birini de 37 mayınla Samsun gemileri döşediler.

Ilk Galibiyet

18 Mart 1915 günü, boğaza giren 40 kadar gemiden 3'ü batırıldı, sekizi de ağır hasar aldı. Ingiliz ile Fransızların kaybı 800, Türklerin; Türk ve Alman kaybı ise 90 kişidir. O gün Türk tabyalarına atılan yaklaşık 6.000 top mermisine karşı bu kayıp çok çok azdır. 200 yıl boyunca hiç yenilmeyen Ingiliz Donanması, ilk defa 18 Mart'ta mağlubiyet acısını tattı. Yine o gün Türk askerlerinin etrafına toplam 1.500 kilo top mermisi düşmüştür.
Itilaf Kuvvetleri Donanmasına ait denizaltılar boğazı tam 27 kez geçti. Daha çok Karadeniz girişini kontrol eden ve Almanlardan satın alıdığını açıkladığımız Yavuz (Goben) ve Midilli (Breslau) gemileri Çanakkale Savaşı boyunca Çanakkale Boğazı' na gelmediler.

Kara Savaşları

Kara Savaşı ise 25 Nisan 1915'te başladı. Itilaf Devletleri toplam sekiz yere birden çıkarma yaptılar. Asıl çıkarma yerleri üç olup diğerleri gösteriş çıkarmasıdır... Çıkarmanın ilk başlarında Gelibolu Yarımadası'nın neredeyse tamamını 9.Tümen Komutanı Halil Sami Bey'in birlikleri savundu (bir tümendeki asker sayısı 2430 kişi, bir tümen 3 Alaydan ibarettir). Bu alan 35 km uzunluğunda olup 200 km2 lik bir yer kaplamaktadır. Karaya çıkmak için gemilerde bekleşen Itilaf askerlerinin sayısı ise 15.000'dir (Toplanan asker sayısı ise 75.000'dir.)

2. Tümenin bazı alaylarının yer aldığı cephe uzunluğu 600 m. olup her 15 cm'ye bir asker düşmektedir. Her bir askerimize 95 adet mermi isabet etmektedir. Karşılıklı siperlerin en yakın mesafesi 5-10 metredir.

Türk ordusunun düşmandan 4-5 kat daha fazla taarruz yaptığı ortalama 5-10 bin askerimiz şehit oldu. Itilaf devletleri, kara savaşları için 84 gemi, 75056 asker, 22.771 hayvan, 3.081 araba ayırmışlardı. Toplam 8.5 ay boyunca top ve tüfek ustaları 70 adet top, 80 bin adet tüfek tamir ettiler.
Istanbul'dan Uzunköprü'ye kadar gelen askerler buradan Gelibolu ve dolayısıyla cepheye dek yürüdüler. Bu uzun yürüyüş 8 gün sürdü. Bugün bu mesafe otobüsle 4-5 saatte alınmaktadır.

Tarihî Bir Direniş

Sadece Seddülbahir'deki Ertuğrul Koyu'na 2.500 asker çıkarılmak istenir (Bu askerlerin 2.000'ni eski bir Kömür gemisi olan River Clyde'nin içindedir). Ertuğrul Koyu'nu savunmakta olan Ezineli Yahya Çavuş 63 arkadaşı ile 3.000 kadar düşman askerine tam 12 saat boyunca karşı koydu. Gece yarısı Harapkale'deki bölüğüne çekildiği vakit sadece üç kişi kaldılar. Yine Ertuğrul Koyu'na düşman toplam 4.650 top mermisi attı (Bu sayı, Türklerin 18 Martta attığı toplam top mermisinin iki katıdır).

Mermiler Havada Çarpıştı

Kanlısırt'a 3 saat boyunca yapılan bombardımanda ise 17.000 top mermisi düştü. Kara savaşları sırasında karşılıklı hücumlar yapılırken, on milyonda bir ihtimal olan mermilerin havada çarpışması vuku buldu. Yine kara savaşlarının en şiddetli anında yere düşen mermi sayısı 1.500 adet olup metrekareye ise 6.000 mermi düşmektedir. 19 Mayıs saldırısında 10.000 kayıp (3.000 şehit, 6.000 yaralı) olmasına rağmen Anzaklarda ise 160 ölü, 468 yaralı vardı. Anzakların o saldırıda makineli tüfeklerle attığı mermi sayısı 948.000'dir.


215 Okkalık Top

Rumeli Mecidiyesi'nde görev yapmakta olan 3. Top numara eri Seyit, bir bombardıman sonrasında 14 şehit, 24 yaralı veren tabyasında, kısa bir süre baygınlık geçirdikten sonra kendine gelip, 215 okkalık top mermisini (275 kg, 600 gr) 6 basamaklı bir merdivenden çıkararak, namluya sürdü ve Ocean zırhlısını vurdu (Dünya Halter Şampiyonumuz Naim Süleymanoğlu'nun kaldırdığı son ağırlık 165 kg.dır).

Okullar Mezun Vermedi

Bu savaşta Istanbul Tıp Fakültesi öğrencileri (100 öğrenci) ile Istanbul Lisesi (50 öğrenci) öğrencileri de katıldı ve 3 saat içinde şehit oldular. Yaralara merhem sürecek, dertlere derman olacak doktor ve doktor adayları vatanın bu onulmaz yarasına canlarıyla merhem, vatanın büyük derdine yine canlarıyla derman oldular. Bu sebeple Istanbul Tıp Fakültesi 6 yıl sonra 1921'de hiç mezun veremedi. O zamanın 1895 doğumlu aydınları ile okumuş ve nitelikli insanımız Çanakkale' de şehid oldular.
Çanakkale'de Savaşan Liseliler Resimleri
Zaferler

Çanakkale Harbi bir muharebeler silsilesidir. 18 Mart'ta Çanakkale Deniz Zaferi, 25-27 Nisan'da Anburnunda, Seddülbahir'de, Kumkale'de, Beşiğe' de çıkarmalar başarıyla durduruldu. Ayrıca 1. Kirte (28 Nisan), 2.Kirte (6-8 Mayıs), 3.Kirte {4-6 Haziran), 1. Kerevizdere (21-22 Haziran), Zığındere (28 Haziran), 2.Kerevizdere (12 Temmuz), 1 Anafartalar (9 Ağustos), 2. Anafartalar (21 Ağustos) muharabeleri zaferle sonuçlandı. Toplam on üçe yakın muharebe başarı ile yapıldı.

Dünyada Ilk Defa

Ingilizlerin uçak sayısı 55-60 iken Türklerin ise 22'dir. Bozcaada ve Seddülbahir'de birer uçak pisti inşaa edildi. Ingilizler bu savaşta üç adet balon gemisi, bir uçak gemisi (Arc Royal) kullandılar. Dünyada ilk defa modern (kara, deniz, hava, denizaltı) savaş yapıldı.

Geri Çekilme

Itilaf Devletleri Gelibolu'dan çekilirken 40.000 ile 20.000 arasında asker kaybı düşünmelerine rağmen bir kişi bile kayıp vermediler. Ancak çekilme esnasında 9.000 at, katır, eşek; 2.000 taşıt arabası, 200 ağır top alınmış, Gelibolu Yarımadası'nı 8-9 Ocak 1916 günü tamamen boşaltmışlardır.

Rakamların Dili

Yaklaşık bir sene süren Çanakkale Savaşı'nda her iki tarafın kaybı 500.000'dir. Türklerin o gün için toplam 700.000 askeri bulunuyordu. 259 günü karada geçen bu savaşa, toplam 21 Türk Tümeni katıldı. Ingiltere'den bu savaşa 469.000 asker katıldı. Bunlardan 328.000'ni bizzat cephede savaştı ve 141.000'ni ise savaşan askerlere destek verdi.
Itilaf Devletlerinin kaybı 252.000'dir. Ingilizlerin kaybı= 205.000 (Sömürge askerleri de dahil¬dir) Fransızların kaybı 47.000 Toplam 252.000 'dir

Çanakkale Savaşı'nda En Çok Şehit Veren Iller
1-Bursa=3274
2-Balıkesir=3003
3-Konya=2683
4-Kastamonu=2 527
5-Denizli=2258
6-Ankara=1926
7-Istanbul=1908
8-Çanakkale=1876

En Fazla Şehit Veren Köy
Kastamonu'nun Güzlük Köyü en fazla şehid veren köyü olup, bu kahraman köyümüzden 25 kişi şehit düşmüştür.



GENEL TÜRK TARİHİ

GENEL TÜRK TARİHİ
1- İslamiyet'inin Hindistan'a yayılmasında etkili olan Türk-İslam devleti Gaznelilerdir.
2- İslamiyet'ten Önceki Türk Devletlerinde, ölen kişinin silahı ve eşyalarıyla birlikte gömülmesi, ölümden sonra da hayat olduğuna inandıklarını göstermektedir.
3- Macaristan'da yapılan kazılarda Avarlar'a ait pek çok tunç, gümüş ve altın ziynet eşyası bulunmuştur. Bu bilgiye bakılarak Avarlar'ın değerli madenleri tanıdıkları söylenebilir.
4- İslamiyet'ten Önce kurulan Türk Devletlerinde, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı yere Kurultay denir.
5- Türklerin Orta Asya'dan göç etmelerinin en önemli nedeni, Kuraklık nedeniyle ekonomik sıkıntı içinde olmalarıdır.
6- Orta Asya'da Türklerin takvim düzenlemiş olmaları, Gökbilim ile ilgilendiklerini göstermektedir.
7- Türkler önceleri göçebe bir yaşam sürdükleri için, yaptıkları sanat eserleri taşınabilir nitelikteydi. Sanat eserleri arasında halıların yaygın olması buna bir kanıt olarak gösterilebilir.
8- Anadolu Selçuklu paralarını, Osmanlı paralarından ayıran özelik; paralarının üzerinde Sultanların portreleri ve aslan resimleri bulunmasıdır.
9- Uygurların Budizm ve Maniheizm dinlerini kabul etmeleri, sanat alanında gelişmelerinde etkili olmuştur.
10- Türk Devletlerinde, önceki dönemlerde ekonomik etkinlikler yalnız hayvancılığa dayanıyordu. Daha sonra bu durum değişmiş, tarım önem kazanmıştır. Tarım Uygurlar zamanında önem kazanmaya başlamıştır.
11- Karahanlılar Devletinin Türk tarihindeki önemi; İlk Müslüman Türk devleti olmasıdır.
12- Anadolu Selçuklu döneminde esnaflar, Ahi topluluğu olarak örgütlenmiştir.
13- Selçuklular bölge veya eyaletlerin başına idareci olarak atadıkları şehzadelerin yanına ''Atabey'' ünvanlı kişileri de verirlerdi. Bu uygulamadaki temel amaç şehzadeleri devlet yönetimiyle ilgili konularda yetiştirmek.
14- Türk Denizciliğinin Anadolu Selçukluları Dönemine kadar gelişmemesinde başlıca etken, Ülke topraklarının coğrafi konumudur.
15- Çin'den başlayarak Ön Asya'ya ulaşan İpek Yolu'nun geçtiği yerler zaman zaman değişmiştir. Güçlü devlet ve kabilelerin tutumlarında değişme olması bu durumun oluşmasında etkili olmuştur.
16- Türk adının millet olarak geçtiği, Türk Edebiyatı ve Tarihinin ilk yazılı örnekleri olan edebi metinler, Orhun Anıtlarıdır.
17- İslamiyet öncesi Türklerde her türlü devlet işlerinin görüşülüp, karara bağlandığı kuruma Toy (Kurultay) denir.
18- Malazgirt savaşından sonra Anadolu'da kurulan ilk Türk Beyliklerin, Artukoğulları, Saltukoğulları, Danişmentliler, Mengücekoğulları dır.
19- Selçuklularda ve Osmanlılarda gelişemeyen sanat dalı heykelciliktir.
20- Türkiye Selçuklu devletinde İznik ve Konya başkentlik yapmış şehirlerimizdir.
21- İslâmiyet öncesi Türk tarihinin ve edebiyatının en önemli Türkçe kaynaklarından biri olan Orhun Yazıtları, Kutluk (II. Göktürk) devleti dönemine aittir.
22- Türk devlet yöneticileri İslâmiyet öncesi dönemde, Kağan ünvanını kullanmışlardır.
23- Uygurlara ait destanlar, Türeyiş ve Göç destanlarıdır.
24- Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Kelam, İslami bilimlerdir.
25- Öğrenimin vakıflar sayesinde ücretsiz olarak sürdürülmesi ve İslâm dünyasına yayılması, Selçuklular döneminde gerçekleşmiştir.
26- Nizamülmülk, Alparslan'dan aldığı yetki ile hangi kurumun açılmasında Türk İslâm tarihinde ilk olmuştur? Bağdat Nizamiye Medresesi
27- Anadolu Selçuklu Devletinde ticareti geliştirmek için gerekli ana yollar üzerinde, Kervansaraylar inşa edilmiştir.
28- Edirne ilinde, Anadolu Selçuklu devletinden kalma eser bulunmaz.
29- Türk İslam devletlerin de Sultanın Müslüman halkının gözünde meşru bir egemen güç olarak kabul edilmesi, Hutbe ile sağlanırdı.
30- Orta Asya Türklerinde varlığı sürekli olmayan toplumsal ve siyasal birime Budun denir.
31- Yenisey Yazıtları ve Manas Destanı, Kırgızlara aittir.
32- İslamiyet öncesi Türk Devletlerinin ortak özellikleri; Devlet boyların birleşmesiyle kurulur, Temel ekonomik yapı hayvancılığa dayalıdır, Önemli kararlar Kurultay tarafından alınır, Yerleşik yaşam biçimi yaygın değildir
33- İslamiyet öncesi kurulan Türk devletlerinden Uygurlar bir çok yönüyle diğerlerinden farklı özelliklere sahiptir.
34- Orta Asya Türklerinde ceza infaz sisteminde uzun süreli hapis cezalarının uygulanmamış olmasının temel nedeni, Göçebe yaşam biçiminin egemen olmasıdır.
35- Malazgirt Savaşı'ndan sonra başlayan Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinin başlarını araştıran bir kişi dönemin mimari eserlerini öncelikle, Erzurum yöresinde araştırması gerekir.
36. Anadolu Selçuklularında yer alan mimari yapılardan kervansaray ve Bedesten doğrudan ticari faaliyetlerle ilgilidir.
37- Anadolu Selçuklu plastik sanatında en çok işlenen konu, İnsan-Hayvan-bitki
38- İslam öncesi Türk Devletlerinde; I. Önemli kararlarda Kurultaya danışırlar II. Yönetimde öncelik hanedana aittir.III. Hakanların yetkileri töre tarafından sınırlandırılmıştır.IV. Hakanların önemli dini törenleri doğrudan yönetmeleri istenirdi.
39-Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda birçok hizmeti bir arada vermek için inşa edilen külliyelerin ana yapısı Camidir.
40- Anadolu Selçuklu dönemine ait eserler; Sivas Gök Medrese - Eşrefoğlu Camii - Sultan Han
41-Anadolu Selçuklularında dini, sosyal, kültürel etkinliği bir arada verilmesini sağlayan mimari yapılara Külliye denir.
42- Türk-İslam devletlerinde Saltanatın Müslüman halk tarafından meşru görülmesi için Sultan adına hutbe okutulur, Para bastırılırdı.
43- İslam öncesi Orta Asya'da heykel sanatının geliştiğini söyleyen biri Orhun Anıtlarını görüşlerine kanıt olarak gösterebilir.
44- Orhun yazıtlarının özellikleri; Türk adının geçmesi, Türkçe yazılmış olması, İlk Türk alfabesinin kullanılması, İlk milli yazılı kaynak olması, Göktürkler Hakkında bilgi vermesi.
45- Gök-Medrese, Sultan Han, Gevher Nesibe Külliyesi, Keykavus Şifahanesi Anadolu Selçuklu dönemine aittir.
46- İslam Öncesi Türk devletlerinde boy beylerinden oluşan Kurultay, hakanın seçiminde etkili rol oynardı. Kurultay başarılı olamayan halkına refah sağlayamayan töreye aykırı hareket eden hakanı görevden alabilirdi. Bu bilgilere dayanarak; Hükümdarlar yasalara uymak zorundadır, Hakanların halka karşı sorumlulukları vardır, Hükümdarların yetkileri sınırlıdır, Kurultay devlet yönetiminde etkilidir. Yargılarına ulaşabiliriz.
47- Uygurlarda; I. Ticaret ve tarımın gelişmesi II. Şehir kültürünün yaygınlık kazanması III. Kütüphanelerin açılması Uygurların yerleşik yaşama geçtiklerinin kanıtlarıdır.
48- İslam Öncesi Türk Devletlerinden,
- Büyük Hun İmparatorluğu döneminden kalan kurganlarda bulunan taşınabilir malzemeden yapılmış silahlar, eyerler ve elbiselerin hayvan resimleriyle süslendiği görülmüştür.
- Göktürkler döneminden kalan kurganlarda ise, altın ve gümüşten yapılmış süs eşyaları, demirden yapılmış kılıç ve mızrak gibi silahlara rastlanmıştır.
Bu bilgilere dayanarak Türklerle ilgili olarak Savaşçı özellik taşıdıklarının, Madenlerden yararlandıklarının, Ölümden sonraki yaşama inandıklarının, Sanatı yaşam biçimine göre geliştirdiklerinin göstergesi olarak değerlendirilebilir.
49- -Atabeyler Selçuklular döneminde Şehzadeleri eğitmekle görevlidir. - Bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle Selçuklu Devletinin yıkılışını hızlandırmışlardır.
50- Sivas'ta bulunan Keykavus Şifahanesi Anadolu Selçuklu döneminde yapılmıştır.
51- Orta Asya devlet ve toplum hayatını düzenleyen törenin en temel özelliği yazısız olmasıdır.
52- II.Göktürk Devleti bazı özellikleri; İlk Türk alfabesini yaratmışlardır.Sosyal devlet anlayışını sürdürmüşlerdir. Uygurlar tarafından varlıklarına son verilmiştir.
53- Uygurların Budizm ve Maniheizm dinlerini kabul etmeleri Sanat alanında gelişmelerinde etkili olmuştur.
54- Karahanlılar; Devletin resmi dili Türkçe'dir, Kutadgu Bilig bu dönemde yazılmıştır, Devlet ailenin ortak malıdır, İlk Türk-İslam devletidir.
55- Selçuklu Devletinde, din ve ırk ayrımı yapmadan halka boş araziler üretim artışına ulaşmaya çalışılmıştır.
56- Anadolu Selçukluları, Kervansaraylar ve Loncalar ile üretim ve ticaret hayatını düzenlemeyi ve geliştirmeyi amaçlamışlardır
57- Türkler tarihte pek çok devlet kurmuşlardır. Bu devletler belli bir zaman sonra yıkılmışlardır. Büyük Selçukluların yıkılma nedenlerinden en önemlisi; Ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaşılmasıdır.
58- Orta Asyada kurulan Türk Devletlerinin kısa sürede parçalanıp yıkılmasında Ülkenin hanedana ait olması etkili olmuştur.
59- Orta Asya'da Uygurlara ait şehirlerde Kervansarayların yanında Hristiyan, Budist ve Maniheist mabetlerinin kalıntılarının yan yana bulunmuş olması;
İnanç özgürlüğünün olduğunun, Ticari faaliyetlerin yaygın olduğunun, Hoşgörülü bir toplumun yaşadığının, Yerleşik yaşama geçildiğinin göstergesidir.
60- Karahanlılar İslamiyeti kabul ettikten sonra da ülkeyi eski Türk geleneklerine göre doğu-batı olarak ikiye ayrılmışlardır. Bu durum Geleneklere bağlılığın devam ettiğinin göstergesidir.
61- Anadolu Selçukluları tarafından Karadeniz'de Sinop, Akdeniz'de Alanya alındıktan sonra tersaneler kurulmuştur. Bu uygulamanın temel amacı öncelikle deniz ticaretini geliştirmektir.
62- Anadolu Selçuklularında Ahi örgütlenmesi içinde zanaatkarlar yer almıştır.
63- Uygurlardan önce Türk Tarihinde tapınak ve saray gibi yapılar azdı. Bu durum Türklerin yerleşik yaşama geçmemelerinden kaynaklanmaktadır.
64- Göktürk anıtları Türkçe yazılan ilk belgelerdir. Uygurlarda dinsel metinlerinde Türkçe'yi kullanmışlardır. Karahanlılarda edebi dil Türkçedir. Bu durum Eski Türklerin Milli bilinci koruduklarının göstergesidir.
65-İslamiyetten önce Türk Sanatında daha çok metal, ahşap ve deri gibi malzemeler ve taşınabilir küçük boyutta eserler yapılmıştır. Göçebe yaşam sürdüklerinden malzeme ve sanat eserleri bu şekilde yapılmıştır.
66- Türk-İslam edebiyatının ilk örnekleri Karahanlılar zamanında ortaya konulmuştur.
67- Gaznelilerin İslam tarihindeki en önemli özelliği Hindistanı İslamlaştırmalarıdır.
68- Selçuklular ve Harzemşahlar İkta sistemini kullanmışlardır.
69- İlk Türk Devletlerinden Uygurlar Şehirler kurarak, günümüze kadar gelen evler, tapınaklar, saraylar inşa etmişlerdir.
70- Türklerin göçebe bir hayat tarzından yerleşik toplum düzenine geçmeleri, beraberinde pek çok değişiklik getirmiştir. Ekip biçme aletlerine sahip olmaları bu değişiklikten biri olduğu savunulabilir.
71- İslamiyetten Önce Türk Devletlerinde Kağanın eşine ''Hatun'' denirdi. Elçileri kabul etme yetkisinin olması, kağanı temsil etme yetkisinin olduğunu gösterir.
72- İslamiyetten Önceki Türk Devletlerinin gelenekleri arasında; Siyasi, ekonomik, kültürel işlerin kurultayda görüşülüp karara bağlanması ve kimin kağan olacağının belirlenmesinde bazı özelliklerin ölçüt alınması ''demokratik'' yönetim özellikleri ile bağdaşmaktadır.
73- İlk Türk Devletlerinde hükümdarlar devleti yönetmenin kutsal bir görev olduğuna ve bu görevin kendilerine Tanrı tarafından verildiğine inanırlardı. Devleti yönetirken töreye uygun davranmak zorundaydılar. Töre ise Türk gelenek ve göreneklerinden meydana geliyordu. Bu bilgilere dayanarak hükümdarların yetkilerinin sınırsız olmadığı sonucuna varılabilir.
74-Orta Asya'da Türklerin yaşadıkları bölgelerde yapılan arkeolojik kazılarda sulama kanallarına rastlanmıştır. Hunlar ve Göktürkler devrine ait tahıl ambarları bulunmuştur. Göktürklerin, Çinlilerden ziraat aletleri ve tohumluk tahıl istedikleri bilinmektedir. Uygurların kurduğu sebze ve meyve bahçeleri hakkında Çin kaynaklarında bilgiler mevcuttur. Bu bilgilere göre Orta Asya Türkleri Tarımsal Faaliyetlerde bulunmuşlardır.
75- Orhon alfabesi Türklere özgü alfabedir.
76-Anadolu Selçukluları mimari yapıların iç ve dış süslemelerinde çini, taş, ahşap kullanmışlardır.
77-Batman Yakınlarındaki Hasankeyf'te Artuklular'a ait eserler bulunmaktadır.
78-Uygurların, hayvan ve toprak vergisi almaları onların yerleşik hayata geçtiklerinin kanıtıdır.
79- Eski Türk Devletlerinde,Devlet meselelerinin karara bağlandığı yer Kurultay (İl veya Toy) denir.
80-Orhun kitabeleri, Göktürkler dönemine aittir.
81-Orta Asya'da Hunlarla ilgili yapılan kazı çalışmalarında mumyalanmış cesetler, at iskeletleri ve halılar bulunmuştur. Bu bilgiler Hunları'nn Ahiret hayatının vargına inandıklarını göstermektedir.
82-Orhun abideleri ;I- İlk siyasi yapıtımızdır., II- Türk tarihi ile ilgili bilgi vermektedir. II- İlk yazılı Türk kaynaklarıdır.
83-Orta Asya Türk devletlerinde sosyal hayatı düzenleyen ve yazılı olmayan kurallara Töre denir.
84-Türk-İslam dünyasında pozitif bilimler Farabi ile başlamıştır.
85-Kayseride bulunan Gevher Nesibe Şifahanesi Anadolu Selçukluları dönemine aittir.
86-İslamiyet'ten önceki Türk Devletlerinde hükümdarın egemenlik hakkı ile ilgili olarak hangisine inanılırdı? Tanrı tarafından verildiğine
87- Orhun kitabelerinin tarih açısından önemini belirleyen özellikler ; a) Türk adının geçmesi ve Türkçe yazılmış olması Göktürkler ile ilgili ayrıntılı bilgi vermesi) Türk yazısının en eski alfabesi ile yazılması d) Siyasi bir beyanname olması e) VIII. yüzyılda yazılmış olması
88-Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah döneminde; :Bağdat'a Nizamiye medresesinin kurulması, .Medreselerde din bilimlerinin yanında pozitif bilimlerinde okutulması Yeni bir takvim düzenlenmesi sosyal hayatı olumlu yönde etkilemiştir.
89- Anadolu Selçuklu Devletinde 1. Mesut zamanında ilk kez basılan para bakır, 2. Kılıçarslan zamanında basılan para gümüş, 13. yüzyılda basılan para ise altındır. Bu duruma dayanılarak, Anadolu Selçuklu Devleti ekonomik ve siyasal gücü giderek artmıştır yargılarına varılır.
90-Orta Asya'da belirli tarihlerde kurulan Türk Devletlerinin kısa sürede yıkılmalarının sebebi nedir? Birçok boyun birleşmesinden meydana geldiği için
91-İslamiyet Öncesi Türk Devlet Geleneklerinde, hükümdar eşleri hükümdarın yanında Kurultay'a katılırlar ve elçi kabullerinde bulunurlardı. Bu durum kadınların da devlet yönetiminde söz sahibi olduğunu gösterir.
92-Orta Asya Türk Birliğini İlk defa Büyük Hun İmparatoru Mete Han Kurmuştur.
93-İslamiyetten Önceki Türk devletlerinde ordu tamamen Türklerden oluşturulurdu.
94-İslamiyetten Önceki Türk Devletlerinde inanış olarak genelde Göktanrı dini esastır.
95-Göktürkler ; 552 tarihinde Ötüken'de kuruldular. Devlet sorunlarının çözüm yeri Kurultay'dı. Devlet düzeni ve toplum ilişkileri Törelere göre düzenlenirdi. Ordu, Onlu sisteme göre kurulmuştur.
96-Eski Türk Devletlerinde en büyük yetki hükümdara aitti.
97-İslamiyet'ten Önce Orta Asya'da kurulan Türk Devletlerinde ekonomik hayatın temeli hayvancılığa dayalıdır. Uygurlar'da ise ekonomik hayatta tarım ve ticaret ön plana çıkmıştır.
98-Asya'da birbirlerinden ayrı yaşayan Türk Boylarını Birleştirip tek bayrak altında toplayan İlk Türk Kağanı Mete Handır.
99-Selçuklularda resmi yazışmalar Farsça idi. Medreselerde eğitim Arapça yapılıyordu. Halk ve Ordu kesimi ise Türkçe konuşuyordu. Bu durum Selçuklularda Türk dilindeki gelişmenin yavaşlamasına sebep olmuştur.
100-Anadolu Selçuklularının, Anadolu'nun imarına özen göstererek özellikle yollar, hanlar, kervansaraylar ve karakollar yapmalarının amacı, Ticareti geliştirmek ve güvence altına almak.
101-Türk-İslam uygarlığında Resim ve Heykelciliğin yasaklanması,. Oymacılık, kakmacılık, ve nakkaşlık gibi süsleme sanatlarının gelişmesini engellemiştir.
102-Günümüzde de kullanılmakta olan Orduda Onlu sistemi Hunlar günümüze kazandırmışlardır.
103-Türk İslam Devletlerinde, köyde yaşayanlar ile ilgili olarak; ürün üzerinden vergi verme, elindeki toprağa ona işleyebildiği sürece sahip olma,, ölüm halinde, erkek evlada toprağı işleme olanağı tanıma gibi uygulamalar yapılmıştır.
104-Türkler'in İslamiyet'e hizmetleri Abbasiler döneminde önem kazanmıştır.
105-Uygurlar, Orta Asya'daki diğer Türk Devletlerine göre Tarım, Resim ve Heykel alanlarında daha başarılı olmuşlardır.
106-Türklerin Orta Asya'da dış tehlikelerle karşı karşıya kalmaları ve topraklarının doğal sınırlarla korunmamış olması, Askerlik alanında yeteneklerinin gelişmesine neden olmuştur.
107-Yazıyı kullanan İlk Türk Devleti Göktürkler'dir.
108-Türklerin geleneksel dini olan Şamanizm'in diğer dinlerin etkilerine açık olması, Türkler arasında çeşitli dinlerin yayılmasına ortam hazırlamıştır.
109-Türk-İslam sanatında, çeşitli amaçlara hizmet eden yapı topluluğuna Külliye denir.
110-Türk r11;İslam devletlerinde kişiler, bahçe yapabilme hakkına sahipti
113-Orta Asya'da kurulan Türk Devletlerinde yönetimin özellikleri; Ülke bölümler halinde yönetilirdi, Devlet Yönetiminde ''töre'' lere uyma zorunluluğu vardı, Hatun (hükümdarın eşi) kurultay'a katılırdı, Devlet yönetme yetkisinin hükümdara Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı.
114- Türklerin tarih boyunca değişik ülkelerde yerleşmeleri, çeşitli alanlarda farklı boyutlarda gelişmeler göstermelerine neden olmuştur. Türkler askerlik alanında diğer ülkelerden en az etkilenmiştir.
115- Türk devletinin başında bulunan kimselere "Tanhu, Kağan, Han, Yabgu, İlteber" gibi çeşitli isimler verilmiştir.
116-Orhun Yazıtlarında; Göktürkler'de devlet adamlarının millete hesap vermesi, devlet ve halkın karşılıklı olarak görevlerinin belirtilmesi konuları belirtilmektedir.
117-İslamiyet'ten Önceki Türk devletlerinin dini anlayışları; Gök Tanrıya inanılması, Ölümden Sonra yaşama inanılması, Dinsel İnançlara saygı gösterilmesi, Ölen kişinin mezarının yanına, öldürdüğü düşman sayısı kadar balbal (heykel) dikilmesi.
118-Hunlar ve Avarlar, Orta Asya'da teşkilatlı devlet kurmuşlardır.
119-Türk devletinin resmî adı olarak ilk defa kullanan, yedi ve sekizinci yüzyıllarda hüküm süren (681-745) Göktürk Devletiydi.
120-Eski Türklerde, Boylar birleşerek siyasî bir birlik haline gelirse, buna "budun" denirdi. Budunun başına geçen kimseye "han" adı verilirdi.
121-Talas Savaşı (751) ; Türk ve İslam orduları ile Çin ordusu arasında yapılan meydan savaşıdır. Bu savaşın en önemli sonuçları Araplarla Türklerin arasındaki düşmanlığın azalması 2. Çin'in batıya doğru ilerleyişi durdu.
122-Dandanakan Savaşı (1040), Selçuklular ile Gazneliler arasında yapılan, Selçukluların başarısıyla sonuçlanan savaş (1040). Dandanakan Savaşıdır. Dandanakan Savaşı, İki Türk devleti arasında yapılmıştır. Bu savaş,Büyük Selçuklu İmparatorluğu 'nun kuruluşuna temel oldu.
123-Malazgir Savaşı (1071) , Türklere Anadolu'yu kazandıran, Selçuklu-Bizans Savaşıdır. 1071 yılında yapılmıştır. Malazgirt Savaşı Haçlı Seferlerinin Temel Nedenidir.
124-Miryokefalon Savaşı (1174) , Anadolu Salçukluları ile Bizans arasında yapılan savaştır. Miryokefalon savaşı, Selçuk ve Bizans tarihinin dönüm noktalarından biridir. Türklerin, Malazgirt Savaşından sonra Bizans İmparatorluğuna karşı kazandıkları ikinci savaştır. Bizans, Anadolu'da üstünlüğünü kaybetti.
125-Kösedağ Savaşı (1241), Anadolu Selçuklularının, Moğollara yenilmesiyle sonuçlanan ve 1 Temmuz 1243 tarihinde meydana gelen savaş. Türk-İslâm tarihinde, önemli bir dönüm noktası teşkil eden bu savaş, Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılmasına sebep olmuştur.
126-İslamiyetten Önce Alfabeyi Kullanan Türk Devletleri Göktürler ve Uygurlardır, Göktürk Alfabesi ve Uygur Alfabesini kullanmışlardır.
127 Anadolu Selçuklu Devletinde, Devletin, hanedan mensupları arasında bölüşülmesinin; bölünmeye ve saltanat mücadelesine sebep olduğu görüldü.
128-Anadolu Selçukluların Ticareti Geliştirmek için yaptıkları faaliyetler: Türkiye Selçukluları, Anadolu'yu Müslüman ve gayrimüslim kavimler arasında bir köprü haline getirdiler. Dünya ticaret yollarını açıp, tedbirler aldılar. Ticarî ilişkileri zorlaştıran engelleri kaldırıp, ülkenin bir çok yerinde kervansaraylar yaptırdılar. Yolcuların, buralarda hayvanları ile birlikte üç gün ücretsiz kalma ve yemek yeme hakları vardı. Buralara gelen Müslüman ve gayrimüslim, zengin-fakir, hür-köle bütün misafirlere aynı yemeğin verilmesi ve eşit muamele yapılması esastı. Kervansaraylar ve hanlar külliye halinde olup, hepsinin cami ve kütüphanesi vardı.
129-Anadolu Selçuklularında Medreseler, eğitim amacı ile oluşturulmuştur.
130-Hakan; Eski Türk ve Moğol imparatorlarına verilen unvan
131-Büyük Selçuklu İmparatorluğu , İslamî ilimlerin eğitim ve öğretiminin yapıldığı ve zamanın fen bilimlerinin öğretildiği çeşitli fakültelere sahip, üniversite mahiyetinde büyük medreseler yaptırdılar. En büyüğü, Bağdat'taki Nizamiye Medresesidir.
132- Orta Asya Türklerinde Kurultaya katılanlara, Toygun denir.
133-Türk Tarihinde denizcilik çalışmaları ilk kez Anadolu Selçuklu Devleti döneminde başlamıştır. Bunun temel nedeni Kurulduğu yerin üç tarafının denizlerle çevrili olmasıdır.
134- 375 Kavimler Göçü sonunda Roma İmparatorluğunun gücünü yitirmesi, merkezi otoritenin bozulması ili Feodalite Rejimi ortayı çıkmıştır.
135-Orta Asya'da kurulan Türk Devletlerinde Ülkenin hükümdar ailesinin ortak malı sayılması ve hanedan üyeleri arasında paylaştırılması, Taht kavgaları sonucu devletlerin kısa sürede yıkılmasına sebep olmuştur.
136-Orta Asya Türk Devletlerinde din adamlarına, Şaman (Kam) denir.
137-İslamiyet Öncesi Orta Asya Türk Devletlerinde, İlk Düzenli Ordu teşkilatı Hunlar tarafından kurulmuştur.
138-Türk adını devlet adı olarak ilk kez Göktürkler kullanmıştır.
139-İlk Yerleşik hayat Uygurlar tarafından benimsenmiştir.
140-Anadolu Selçukluları ticari geliştirmek için, Kervansaraylar yapmışlardır.
141- Göktürklerin Türk Tarihindeki Önemi Nedir? Türk Adıyla Kurulan ilk devlettir. Orta Asya'da bulunan en geniş topraklara sahip olan Türk devleti olarak tarihe geçmiştir.
142-Oğuz Kağan Destanı-Hunlar , Alp Er Tonga Destanı- Sakalar, Türeyiş ve Göç Destanları- Uygurlar, Ergenekon ve Bozkurt Destanları-Göktürkler, Manas Destanı-Kırgızlar
143-Konya Karatay Medresesi, Anadolu Selçukluları zamanında yapılmıştır.
144- Anadolu Selçukluları 1075-1308 tarihleri arasında Anadolu'da hüküm süren müslüman bir Türk devletidir.
145-Anadolu Selçukluları'nda tümüyle devletin mali olan topraklar dirlik,vakif ve mülk olarak üçe ayrilirdi.Dirlik sultanin,kendisi için asker besleyip yetiştirmeleri koşuluyla Türkmen beylerine ve komutanlarına verdiği topraklardı.Mülk denen topraklar üstün hizmetlerde bulunanlara sultan tarafindan verilirdi.Vakıf ise han,hamam,medrese gibi kurumların giderlerini karşılaması için ayrılmış topraklardı
146-Büyük Selçuklular Döneminde Yetenekli öğrencilerin okutulmasının ve topluma kazandırılması için Selçuklu sultanları, medreseleri kurup yaygınlaştırmışlardır.
147-Konya'da bulunan; İnce Minareli Medresesi , Karatay Medresesi, Sırçalı Medrese Türk sanatının hangi dönemine aittir? Anadolu Selçukluları Dönemine aittir.
148-Kuraklık, şiddetli kış, hayvanlar arasında bulaşıcı hastalıkların yayılması ve kendi aralarındaki iç mücadeleler nedeniyle Asya (Büyük) Hun Devleti yıkılmıştır. Buna rağmen çeşitli yönlere göç eden Türkler gittikleri yerlerde birçok yeni Türk devleti kurmuşlardır. Buna göre, Türklerin gittikleri yerlerde yeni Türk devletleri kurmaları Türklerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir? Teşkilatçı bir özelliğe sahip olunduğunun
149- Uygurlar ; I. Bugünkü matbaanın temeli olan hareketli matbaayı kurup kitap basmışlardır.II. Mani dinini kabul ettikten sonra birçok tapınak yapmışlardır. III. Buğday, arpa, darı gibi tarım ürünleri yetiştirmişlerdir. IV. Basmil ve Karluklarla anlaşarak Kutluk (II.Göktürk) Devletini yıkmışlardır.
150- Uygurlar; Mani dinini kabul ettikten sonra birçok tapınak yapmaları ve Buğday, arpa darı gibi tarım ürünlerini yetiştirmeleri, yerleşik yaşama geçtiklerinin kanıtıdır.
151- İlk Türk devletleri merkeziyetçi özelliğe sahip değillerdi. Türk töresine göre "ülke, hanedan üyelerinin ortak malıdır" anlayışı benimsenmişti. Bundan dolayı devlet doğu - batı olarak ikiye ayrılarak idare edilir ve hanedan üyeleri arasında paylaştırılırdı. Türk devletlerinde hükümdarın bütün erkek çocuklarının tahta çıkma hakkı vardı. Türk devlet yönetimindeki bu durumun Devletlerin kısa sürede zayıflayıp dağılmasına neden olduğu söylenebilir.
152- İlk Türk devletlerinin sanatında,- Hayvanların birbirleriyle mücadelelerini konu alan motiflere yer verilmesi
- Sosyal ve ekonomik yaşamda atın binek ve taşıma hayvanı olarak kullanılması - Daha çok eyer, çadır, halı, kilim gibi kolaylıkla taşınabilir ürünlere yer verilmesi durumu hangisinin kanıtı olarak gösterilebilir? Göçebe yaşam biçiminin benimsendiğinin
153- Uygurlar ve Göktürkler yaşamları boyunca farklı topluluklarla karşılaştıkları halde milli benliklerini yitirmemişler ve Türkçe'yi kullanmaya devam etmişlerdir.Yukarıda verilen bilgilere göre hangisine ulaşılabilir? Ulusal kültürün korunduğuna
154- İlk Türk devletlerine ilişkin bazı bilgiler şunlardır;.1. Yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir.(Uygurlar) 2. Alfabeyi kullanan ilk Türk devletidir.(Göktürkler)
155- Hazar ülkesinde Musevi, Şamanist, Müslüman ve Hristiyanların ibadetlerini serbestçe yapabilmeleri - Uygurlarda Mani dinine, Hristiyanlığa ve Budizme ait tapınakların yanyana bulunmaları durumları göz önüne alındığında ilk Türk devletleri için? Farklı görüşlere hoşgörü ile yaklaştığı
156- İlk Türk devletlerinde, Halı, kilim ve çadır dokumacılığına önem verilmesi, Koyun, kuzu, sığır ve tilki derisinden giyim eşyaları yapılması, Yaz kuraklığı başladığında hayvanlara su bulabilmek için göç edilmesi durumlarını destekleyen en önemli yargının hangisi olduğu söylenebilir? İklim ve çevre koşulları yaşam biçiminde etkili olmuştur.
156-Göktürkler; I. Orta Asya'daki Türkleri bir çatı altında toplamışlardır.II. Tarihte "Türk" adıyla bilinen ilk devletin kurmuşlardır. III. Halı, kilim ve çadır dokumacılığında ileri gitmişlerdir.IV. Kurgan adı verilen mezar mimarisinin gelişmiştir.
157- Tarihte "Türk" adıyla bilinen ilk devleti kurmaları ve Orta Asya'daki Türkleri bir çatı altında toplamaları Göktürklerin ulusal özellik taşıyan bir devlet kurduklarının kanıtıdır.
158- Uygurların,- 18 harften oluşan bir alfabe geliştirmeleri- Çinlilerden aldıkları kağıdı kullanmaları- Bugünkü matbaanın esası olan hareketli harflerle matbaayı kurup, kitap basmaları gelişmeleri daha çok alanlardan hangisinde ilerlenmiş olduğunun kanıtıdır? Kültürel yapıda
159- Ülkenin ileri gelenleri ve boy beylerinden oluşan bir meclis olan Kurultay, yönetim işlerinde etkili olup hükümdara yardımcı olmuştur.
Orta Asya Türk devletlerine ilişkin verilen bilgiler demokratik bir özellik taşıdığı söylenebilir.
160- Türkler İslamiyet'ten önce On iki Hayvanlı Türk Takvimi'ni kullanırken, İslam dinine girdikten sonra sırasıyla Hicri Takvim, Celali Takvim, Rumi Takvim ve Miladi Takvimi kullanmışlardır.
161- İslamiyet öncesi Türk devletlerinde Kurultay adı verilen ülkenin ileri gelen boy temsilcilerinden oluşan bir meclis vardı. Kurultay'da ülkenin kaderini etkileyen, savaş, barış gibi konularda kararlar alınırdı. Kurultay'da herkes sözünü açıkça söyler, gerektiğinde hakanın uygulamaları eleştirilirdi. Fakat tüm bunlara rağmen yine de son karar Türk hakanına aitti.Bu bilgilere göre, ilk Türk devlet anlayışıyla ilgili olarak, Kurultayın kararlarının tavsiye niteliği taşıdığı, Demokratik bir yönetim anlayışının var olduğu, Kurultay'ın danışma meclisi niteliğinde olduğu
162- Ahilik, Türkiye Selçuklu Devleti döneminde (XIII. yüzyılda) ortaya çıkmış, esnaf ve zanaatkarların ticari hayatını şekillendiren sosyal bir teşkilattır. Bu teşkilat Esnaflar arasında dayanışmayı sağlamıştır, Mesleki eğitim sonucunda çırak, kalfa ve usta yetiştirerek bunlara diploma vermiştir.
163-Orta Asya Hun Türklerinin Kültürel Özellikleri göz önüne alındığında yaşadıkları bölgede yapılacak kazılarda tapınak kalıntılarının bulunması beklenmez.
164-Kavimler Göçü sonunda Vizigotlar İspanya'ya, Franklar Fransa'ya, Slavlar Balkanlara, Saksonlar'da İngiltere'ye yerleşmişlerdir. Bu durum Avrupa'da bugünkü milletler topluluğunun oluşmasına yol açmıştır.
165-Anadolu Selçukluları döneminde, Anadolu kentlerinin gelişerek han, hamam,cami ve kervansaraylarla donandığı ve zenginleştiği görülür.Bu eserler, Ticaret yolları üzerinde bulunan kentlerde daha çok yapılmıştır.
166-Hun Türkleriyle Çinliler arasındaki çatışmalar Mete Hanın ölümünden sonrada devam etti. Çinliler, Türkleri savaşlarla yenemeyeceklerini anlamışlardı. Bunun üzerine Türkleri birbirine düşürmek için propaganda yaptılar, Sonunda Büyük Hun Devleti ikiye ayrıldı. Bir süre sonra da varlıkları sona erdi. Parçaya göre bir devletin devamlılığı öncelikle Toplumda dayanışmanın güçlü olmasına bağlıdır.
167-Anadolu Selçuklularında ''Atabey'' adı verilen devlet adamlarının görevleri, Melikleri devlet yönetimine hazırlamaktı.
168-Büyük Selçuklularda eyaletlerdeki adalet işlerine kadılar bakardı.
169-Türklerin İslamiyeti Kabul etmeden önce kullanmış oldukları Takvim, 12 Hayvanlı Türk Takvimidir.
170- Hunların Avrupa topraklarına ilerlemesi, M.S. 375 yılında Kavimler Göçünün başlamasına neden olmuştur.
171-Türk Tarihinin ve Edebiyatının bilinen ilk yazılı belgesi, Orhun kitabeleridir.
172-Orta Asya Türk Kültürü ile İslam Kültürünün birleştirilerek, Türk-İslam Kültür ve Medeniyetinin kurulması Karahanlılar ile başlamıştır.
173-Tarihte İlk kez bütün Türkleri bir bayrak altında toplayan Türk topluluğu Hunlardır.
174-Türklerin, Abbasiler döneminde ilk hizmetleri daha çok askerlik alanında olmuştur.
175-Gaznelilerin Türk-İslam tarihindeki en önemli özelliği, Hindistan'a İslamiyeti götürmeleridir.
176-Anadolu Selçuklularında İkta toprakları gelirleri hizmet ve maaş karşılığı olarak komutanlara, askere ve devlet adamlarına verilen topraklardır, Bu sistemle hazineden para harcamadan ordu oluşturma amaçlanmıştır.
177-Türklerin Avrupa içlerine kadar ilerlemelerinin başlangıcı olan Kavimler Göçü Büyük Hun devletinin, dağılmasından sonra başlamıştır.
178-Anadolu Selçuklu devletinde eyaletlerdeki askerlik işlerinden Subaşı sorumluydu.
179- Orta Asya'da Avar egemenliğinin sona ermesinden sonra 552 yılında kurulmuş olan devlet aşağıdakilerden hangisidir? Göktürkler
180- Anadolu Selçukluları döneminde çiftçilere işleyebilecekleri kadar toprak verilir, topraklar ekilip biçildikleri sürece babadan oğula kalırdı.Bu durumun aşağıdakilerden hangisine karşı bir önlem niteliği taşıdığı savunulabilir? Toprakların devletin denetimi dışında el değiştirmesine
181- Asya Hunları ile Çinliler arasında yaşanan en büyük sorun aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmıştır? Hunlarla Çinliler arasında İpek Yoluna egemen olma mücadelesi
182- İslam dünyasında önemli bir eğitim öğretim kurumu olan Nizamiye Medresesi'ni hangi Türk devleti kurmuştur? Selçuklular
183- Büyük Selçuklularda, fethedilen toprağın fethedenin malı olması, hangisinde etkili olmuştur? Feodal beyliklerin ortaya çıkmasında
184- Anadolu Selçuklularımda ikta adı verilen toprak yönetim sistemi Osmanlılarda geliştirilerek düzenli bir şekilde uygulanmıştır.Osmanlılarda uygulanan bu toprak yönetim sistemi hangisidir? Dirlik
185- Karahanlılar Devleti, hangi özellikleri ile Göktürk Devleti'nden ayrılır? İslam dinini kabul etmesi.
186- İlk Türk devletlerinde Kurultayın savaş, barış gibi önemli konularda aldığı kararlar kağanı bağlamazdı.Buna göre, Kurultay Danışma meclisine benzemektedir.
187- İslamiyet'ten önceki Türklerde, savaştan dönen yiğitlerin ağırlandığı, yoksulların donatıldığı, dini ve milli bakımdan önemli günlerin hep birlikte kutlandığı şölenler yapılırdı.Bu şölenlerin hangisini sağladığı savunulabilir? Toplumsal Dayanışmayı
188- İslamiyet'ten önce Türk devletlerinde kağanın eşine "hatun" unvanı verilirdi.Hatunun, elçileri kabul etmesi kağanı temsil etme yetkisinin olduğunu gösterir.



Kahraman Hanımlar

Tarihimize dönüp baktığımız taktirde kadınların her daim fedakarlık örnekleriyle karşılaşıyoruz. Hem evlerinde çocukların terbiyesi ile meşgul olurlar, ev işlerinden arta kalan zamanlarını kendilerini eğitmeye ayırır, kitap okurlardı.

Anadolu' nun fedakarlıkta sınır tanımayan kadınlarının tümünü burada ele almak ne yazık ki, mümkün olmadığından onlardan sadece birkaçını hatırlayalım.

1. MUDURNULU FATMA KADIN:

Askerdeki birliğinden firar ederek kar fırtınalarının şiddetle devam ettiği soğuk bir gecede ( 3 Şubat 1921) dönen oğlu İsmail' i, asker kaçağı olduğu için evine kabul etmemiş, oğlunun bütün yalvarmalarına karşı, onu aile ocağına kabul etmekle vicdanına ihanet edemeyeceğini ve memleketin hizmet beklediği bir zamanda askerden kaçtığı için kendisini evlat olarak kabul etmeyeceğini söylemiş ve hükümete teslim etmişti.

2. TAYYAR RAHMİYE:

Adana' nın Osmaniye ilçesi Kaypak Bucağının Raziyeler Köyünden olan Rahmiye Hanım, bu bölge düşman işgaline uğrayınca Hüseyin ağanın milli kuvvetlerine katıldı.

" Bak bu er işidir, sen cephe gerisinde belki daha yararlı olursun" diyen Hüseyin ağaya Rahmiye Hanım şu cevabı verdi:

" Vatanın savunmasında hepimiz eriz, düşman toprağımıza basmış, elim silah tutuyor, ben nasıl savaşmam."

Hasanbeyli civarındaki Fransız kuvvetleri ile yapılan savaşa Rahmiye Hanım da katılmış ve çarpışmada Fransızlardan 80 tüfek ile iki makineli tüfek alıınmıştı.

Bu arada şehit düşen ve düşmanın hakim olduğu yerde kalan şehitlerin düşmanlar tarafından çiğnenmemesi için siperden uçar gibi fırlayan Rahmiye Hanım, şehitlerin birini sırtına alıp geri getirdi. Onun bu cesareti silah arkadaşlarını coşturdu, onlar da siperden fırlayıp öteki şehidi aldılar. Bu olaydan sonra Rahmiye Hanım'a Uçan Rahmiye anlamına gelen Tayyar Rahmiye dediler. Daha sonra 1920 Temmuzunda Osmaniyedeki Fransız karargahına düzenlenen saldırı da arkadaşlarının tereddüt ettiğini gören Rahmiye:

" Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da, siz erkek olduğunuz halde yerlerde sürünmekten ve saklanmaktan utanmıyor musunuz?" diye bağırarak arkadaşlarını hücuma teşvik etmiş. Fransız karargahı önünde alnından vurularak şehit düşmüştür. Sayıları az, cephanesi tükenmek üzere olan Hasan Ağa' nın " Tayyar Rahmiye' nin öcünü kor muyuz?" diye saldırmış ve düşmanı sürüp çıkarmıştır.

3. KARA FATMA (FATMA SEHER):

Belindeki fişekleri, ayağındaki çizmeleri ve elindeki kamçısıyla tam bir İstiklal Harbi akıncısı olan Erzurumlu bir ailenin kızı olan Kara Fatma, önce doğu cephesinde Ermeniler' e karşı yapılan savaşlara katılmış, daha sonra batıya geçerek İzmit' in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine arkadaşları ile 15 kişilik bir çete kurmuş, hepsi köylü kıyafeti giyerek Haydarpaşa' da trene binip İzmit' e inmişler, Erzurum muhaciri olarak iş bulmak için geldiklerini söyleyerek gizlice çalışmaya başlamışlar ve çete sayısı doksan altıya çıkmıştır.

Üsküdarlı Albay Neşet Bey' in emrinde savaşarak askeri bakımdan mühim olan Fındıktepe' yi düşmandan temizleyerek buraya Türk Bayrağını dikmişlerdir.

Anadolu' nun bu kahraman evladı, Sakarya savaşında bulunmuş, müfrezesi ile Büyük Taarruza katılmış. Bursa' nın düşman işgalinden kurtulmasında büyük hizmetleri geçmiştir.

Doğu ve batı cephelerindeki savaşların çoğuna katılan, dört defa yaralanan, düşmana esir düşerek esaretin acılarını çeken ve yaptıklarının karşılığı olarak üsteğmen rütbesi ile mükafatlandırılan bu İstiklal kahramanı, hizmetlerini bir menfaat karşılığı yapmadığını söylemiş ve aylığını Kızılay' a bırakmıştır.

Daha nice isimsiz kahraman hanımlar vardır. Dünya tarihinde en büyük fedakarlığı onlar göstermişlerdir.

Cepheye kağnılarla savaş malzemeleri ve silahları taşıyanların çoğu kadınlar idi.

Mustafa Necati anlatıyor:

Çerkeş önlerinde kağnılarla cephane taşıyan bir kadın kafilesine rastladık.

Bu kafileye yaklaşınca bazen sessizliği yırtan bir çocuk sesi yükseliyordu. Kafileye yaklaşıp selamlaştık. Biz soğuktan yamçılar altında bile titrerken, tek yorganını da arabaya örten bir ninenin çıplak ayaklarla karları çiğnediğini görünce, içimde takdirle karışık bir merhamet sızladı. Arkasına sardığı peştemali içinde arasıra hıçkıran bir çocuğun üzerini bile örtmeden yorganını niçin arabaya serdiğini sormak fikrini duydum.

" Üşümez misin sen, nine?.. Bak çocuk donacak, yorganı örtsene! " diye arabanın üstünü işaret ettim. O, bu sözü garip bir tarzda karşıladı; mukaddes bir şeye yönelir gibi kağnıya doğru koştu ve:

" Kar sepeliyor, millet malıdır, nem kapmasın evladım! " dedi. O zaman anladım ki cephaneleri ıslatmamak için bu fedakarlığı yapıyor. O vakit demin ki merhametimden utandım bile."

1912 yılında Edirne' yi kahramanca müdafaa eden Şükrü Paşa, müstahkem mevki kumandanı idi. Edirne' yi düşmana mezar etmiş bu Paşanın çok sevdiği teğmeni Sadık şehit olmuştu.

Sadık Teğmen' in eşine şehadet haberi verilince doğruca Şükrü Paşa' nın yanına gelmişti:

Posta eri kucağında bir çocuğu olan genç bir kadının kumandan paşa ile konuşmak istediğini söyledi. Sürüp giden kuşatmadan bıkıp usanan halk ve özelikle kadınlar hemen hemen hergün karargaha başvuruyorlar, türlü isteklerde bulunuyorlardı. Ancak bunlardan hiçbiri kumandanın odasına girmezler, dertlerini karargah subaylarına söylerlerdi. Kiminin askerde evladı vardı, kimi başka bir cephede dövüşen kocasından veya babasından haber sorardı. Herhalde bu genç kadın da onlardan biri olacaktı, kurmaybaşkanına:

- Sorun bakalım, dedi, ne istiyormuş, beni ne için görecekmiş?

Kurmaybaşkanı posta ile birlikte dışarıya çıktı ve iki üç dakika sonra odaya döndü, gelen çocuklu genç kadının, şehit Sadık' ın dul zevcesi, kucağındaki çocukta yetim yavrusu idi. Henüz on aylıktı. Kurmaybaşkanı:

- Sizinle görüşmek istiyor ve bu hususta ısrar ediyor. Bir şehit karısının buna hakkı olduğunu söylüyor.

Şükrü Paşa, yerinden kalktı, kapıyı bizzat açtı.

- Gel kızım, gel. Buyur içeri.

İçeriye belki on altı belki on yedi yaşlarında ana olmuş ve nurtopu gibi bir çocuk doğurmuş olan şehit Teğmen Sadık' ın ailesi girdi. Metin ve vakarlı idi, ağlamıyordu. Paşa köşedeki sandalyelerden birini gösterdi.

- Otur yavrum.

Genç kadın oturmadı.

- Paşa, dedi, sizi fazla rahatsız edecek değilim. Bir tek dileğim var, yalnız onu söyleyeceğim. Sadık' ım şehit olmuş. Allah' ına kavuşmuş. Şimdi onun yeri boş kaldı. Onun boş kalan safını ben doldurmak istiyorum. Ben de bu vatan için ölmeye hazırım. Sizden izin istemeye ve orduya katılmaya geldim.



Sayfaya Git: [1/2] 1 2 Sonraki