BASMACI HAREKETİ

Basmacı Hareketi
Rusya'da Türkistan'ın istiklali için faaliyet gösterenlerin milli ayaklanmalarına verilen genel addır.

"Baskın yapan, hücum eden" manasına gelen bu tabir, Çarlık döneminde Ruslar tarafından Türkmenistan, Başkırdistan ve Kırım'da faaliyet gösteren çeteciler için kullanılmıştır. Basmacılar halka dokunmazlar, sadece Rus memurları soyar, hazine mallarını yağmalar ve aldıkları ganimetleri fakirlere dağıtırlardı.

1917 Bolşevik Ihtilali'nden sonra Türkistan'da faaliyet gösteren silahlı mukavemet kuvvetlerine Basmacı denilmesinin sebebi, bu kuruluşların başına geçenlerin bir kısmının ihtilalden önceki yıllarda da Basmacılık yapmış olmalarıdır. 1917 ihtilalinden önce ve sonra Ruslara karşı silahlı mücadelede bulunan Türkistanlılar, kendilerini hiçbir zaman Ruslar'ın "haydut, çeteci" anlamında kullandıkları ve dünyaya böyle göstermek istedikleri tarzda Basmacı olarak tanıtmamışlar, Islam askerleri, vatan müdafaacılan ve Türkistan azatlığının askerleri olarak göstermişlerdir.

Basmacı hareketlerinin tek gayesi, "Türkistan Türkistanlılarındır" sloganında ifadesini bulan, Türkistan'ı Ruslar'dan kurtararak istiklaline kavuşturmaktı.

Basmacı Hareketi 1918 yılında Korbaşı Ergaş'ın liderliğinde Hokand şehrinde başladı ve kısa zamanda diğer bölgelere de yayıldı. Hokand'da üç gün içinde Ruslar tarafından 10.000'den fazla Türkistanlı öldürüldü. 1918'de kırktan fazla korbaşının (Türkistanlı lider) önderliğinde yapılan mücadelelerde ayaklanmalar Fergana vadisine yayıldı. Bu bölgede Ruslar'la birlikte hareket eden Ermeniler 180 köyü ateşe verdiler ve yaklaşık 20.000 kişiyi öldürdüler. 18 Ağustos 1919'da Rus orduları Türkistan cephesi kumandanlığına getirilen Frunze'nin belirttiği gibi Sovyetler'in amacı bütün Türkistan'ı işgal etmekti. Basmacılar ile Kızıl Ordu arasında çok kanlı savaşlar oldu. Fergana vadisinde Mehmed Emin Beg, Şir Muhammed Beg, Nur Muhammed Beg, Hal Hoca ve Korbaşı Parpi gibi liderlerin emri altındaki mücahidler zaman zaman Sovyet ordusuna kayıplar verdirdiler ve mücadelelerini 1921'e kadar sürdürdüler; hatta bölgenin lideri Mehmed Emin Beg 1919'da geçici bir Fergana hükümeti kurduysa da 7 Mart 1920'de Sovyetler'e teslim olmak zorunda kaldı. Yerine geçen Şir Muhammed Beg de Sovyetler'e boyun eğmedi, 3 Mayıs 1920'de geçici bir Türkistan hükümeti kurarak komşu devletlerle münasebet kurmaya çalıştı. Bu arada 31 Mayıs'ta kardeşi Nur Muhammed'i Afganistan'a elçi olarak gönderdiyse de Kızıl Ordu Hive Hanlığı'nı ve Buhara Emirliği'ni işgal etti. Sovyet Rusya'nın buralarda merkeze bağlı halk cumhuriyetleri kurdurmasına rağmen halk milli mücadeleye devam etti.

Basmacı hareketlen Enver Paşa'nın 8 Kasım 1921'de Türkistan'a gelip başa geçmesiyle daha da şiddetlendi. Onun Türkistan'daki milli mücadelelerin başkumandanı olmasından sonra Ruslar önemli kayıplar verdiler ve 19 Nisan 1922'de barış istemek zorunda kaldılar. Fakat Enver Paşa, "Barış antlaşmasının ancak Türkistan topraklarındaki Sovyet askerlerinin çekilmesinden sonra söz konusu olabileceğini belirterek" bu teklifi reddetti. Bu sıralarda Semerkant şehrinde Türkistan Türk Müstakil Islam Cumhuriyeti kurulmuştu. Yıllardır bütün Türkistan'ı ele geçirmek için savaşan ve Türkistan'dan çekilmek niyetinde olmayan Sovyetler daha şiddetli saldırılara başladılar. 1922'de Sovyetler'in genel bir saldırıya geçmesi üzerine Basmacı liderleri birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldılar ve geçici Türkistan hükümeti dağıldı. Şir Muhammed Beg Afganistan'a geçti, diğer liderlerden Muhyiddin Beg öldürüldü, Canı Beg de teslim oldu. 4 Ağustos 1922'de Belcuvan'a giren bir Sovyet birliğine karşı bizzat yakın muharebeye katılan Enver Paşa on bir Rus'u öldürdü, fakat karşı tarafın makineli tüfek ateşi altında kendisi de şehid oldu.

Enver Paşa'nın Ölümüyle Basmacı hareketleri sona ermedi, fakat genellikle Ruslar'ın üstünlüğü ile devam etti. Kızıl Ordu Basmacılar'a karşı savaşını her yerde sürdürdü. Mücahidlere yardım eden Türkler hapishanelere atıldı. Böylece Basmacılığın birinci devri sona erdi. 1924'te başlayan Basmacılığın ikinci devresinde mücahidler silah buldukça mücadeleye devam ettiler. Bu mücadeleler de 1935'e kadar sürdü ve bu tarihte Ruslar Basmacılık harekatına kesin olarak son verdiler.
Basmacı harekatının başarıya ulaşamamasının başlıca sebepleri arasında korbaşı denen Türkistanlı liderlerin kendi aralarında düzenli bir birlik ve merkezi bir kumandanlık kuramamaları, savaşlarda tank, uçak, top ve zehirli gaz gibi silahlar kullanan Ruslar'a karşı mücahidlerin makineli tüfeklerinin bile olmayışı ve nihayet dışarıdan yardım alamamaları zikredilebilir.
Ruslar Basmacılar'a karşı kazandıkları başarıları tarihlerinin kahramanlık sayfaları olarak kabul ederler. Dışarıya karşı haydutluk olarak tanıttıkları bu hareketlerin birçok Sovyet kumandanı ve aydını tarafından bir milli mücadele olduğu itiraf edilmiştir. Nitekim Sovyet ordularının Türkistan cephesi kumandanı olan Frunze Basmacılığın çetecilik olmadığını, eğer böyle olsaydı onların daha önceden ortadan kaldırılabileceğini ifade ederken Sovyet Rusya komiseri olarak savaşlara katılan Skalov, "Basmacılık Türkistan halkının yabancı hakimiyeti aleyhindeki milli isyanıdır" demektedir. Türkistan'da Sovyet hakimiyetini kuran Valeriy Kuybesev ise bu hareketi sadece bir haydutluk kabul etmenin yanlış olacağını, onun siyasi bir inkılap olduğunu" söyler. Ginzburg ve Vasilewskiy adlı Sovyet komiserleri de, "Basmacılığın gayesi, Türkistan'ı Rusya'dan kurtarmak ve zulümsüz bir Türkistan kurmaktan ibarettir" derler. Sovyet edibi Boris Pilnyak ise, "Basmacılar isim ve şeref sahibidirler" demiştir.

Bununla birlikte Sovyetler Birliği'nde çıkan eserler bu konuda genellikle sübjektiftir. Nitekim Sovyetler Basmacılık meselesiyle ilgili arşiv belgelerinin yayımlanmasına henüz izin vermemiştir.



KÖSEM SULTAN

17.y.y.da Yunan veya Bosna kıyılarında sıradan bir Osmanlı kızı olarak dünyaya gelen Mahpeyker Kösem Sultan da bu insanlardan biri.7 yaşında saraya gireceğini14 yaşında cihan hakimi ile evlenip yaklaşık yarım asır boyunca teşkilatlanmış bir devleti kendi kuralları ile yönetebileceğini ne kadar düşünmüştü acaba.
Bakımlıyız.Com - Mahpeyker Kösem Sultan (Ö.1651)
Topkapı'nın karmaşık hiyerarşisinin en üst basamağına çıkışında sadece doğru
zaman doğru yer faktörü değil keskin zeka ve anlayış kabiliyeti ile şartları en doğru şekilde kullanması şüphesiz rol oynamıştır.Dillere destan güzelliği ise ayırdedici olarak kabul görmemelidir.Zaten Osmanlı Saray Haremi'nde güzelden geçilmez çirkin kadının buraya girmesi düşünülemezdi.

Padişah I.Ahmet öldüğünde arkasında Kösem Sultan'dan doğma üç şehzade ve iki sultan bırakmıştı.Padişahın ölümüne
kadar bu üç şehzadenin rakibi olabilecek üvey kardeşler valideleri tarafından saf dışı bırakılmış durumdaydı.

Büyük şehzade Murad'ın IV.Murad namıyla Osmanlı tahtına oturması Kösem Sultan'a Harem-i Hümayun'un tüm yetkilerini sadece resmen almasını sağlamıştır.

'Aydınlığın Karanlık Yüzü Görülmeye Başlanmıştır Artık.'

Murad Han'ın çocuk yaşta olması siyasi hırslarını tatmin edebilmesi için uygun ortamı sağlamıştı zaten.Devlet erkanının ordu ile denge kurmasını sağlamak onun üstün kabiliyet alanına giriyordu.Osmanlı Tarihi'nin hiç bir döneminde10 Eylül 1623'te Valide Sultan olduğunda başka bir kadın
onun nüfuz ve kudretine erişebilmiş değildi.Çünkü sadece Valide Sultan değil aynı zaman
da naibe-i saltanat da olmuştu.Yani göğsünde taşıdığı saltanat mührü sayesinde devletin karar mekanizmasını avuçlarına almış oluyordu.

IV.Murad'ın delikanlılık ve olgunlukçağları malum: Doğuda Safevi İran'a haddini bildiren Batının elçilerinin verdiği raporlar yüzünden telaşlı tedbirler almasına yolaçan Yavuz'dan sonra en endişe verici Türk sultanı.Bu ulu sultanın anasının da yüksek anlayış kabiliyeti…

İç çekişmeleri dış siyaseti artık sadece büyü
k bir dikkatle izliyor.Ne zaman ki aslan oğlu yüce Han cihan padişahı IV.Murad son nefesini verip 'tahta geçmem' diye tutturan veliaht şehzade oğlu İbrahim'in saltanatı başladı…Kösem de o zaman
rahat nefes aldı.

'Valide Sultan da Hata Yapar.'

Yıllarca Harem'de kendisine ayrılan veliaht dairesinde ölüm
ü bekleyerek heyecanlar içinde yaşayan yeni sultanın devlet yöneticisinden beklenen vasıflara sahip olmadığı düşünülüyordu.Doğrusu kızkardeşlerini kendi kadınlarına hizmet etmeye zorlaması tuhaf alışkanlıkları onları pek de haksız çıkartacak gibi değildi.bu sayede Kösem iktidarı yeniden ele geçirebileceğini ummuş bazı detayları bu heyecan içinde atlamıştı: Küçümsediği oğlunun her zaman ki gelip geçici heveslerinden biri olarak düşündüğü Hatice Tarhan'ı hesap dışı bırakması tarihin başka şekilde yazılmasına ve artık kaderinin onun iplerini ele geçirmesine tanıklık etmemize sebep olmuştur.Herkes hata yapabilir.

Osmanlı Devleti; başarıyı gücü17.yy.da bile fetihle ölçtüğü için Sultan İbrahim'in ilk yılları bu anlamda beklenenin fazlasını vermiştir.Ağabeyi zaman
ından kalan devlet erkanını muhafaza etmesi memnuniyet yarattığı gibi sanıldığı gibi akılsız olmadığını da göstermiştir.Padişah oğlunun herkesçe kabul görmeye başlaması sıradan bir valide gibi köşesinde oturmak zorunda kalan Kösem'i elbette çile
den çıkarıyordu.Üstüne üstlük geleneğe uymayan kendini bilmez bazı hasekilerin türemesi de onun harekete geçmesini zorunlu kılıyordu adeta.

'İktidardan Yoksun Güç Güç Sayılır mı? '

Saraydan ayrılıp sur dışındaki yazlığını karargah olarak kullanmaya başladı.Hedef belli idi: Kendisini yönetimden uzaklaştıran öz oğlunu yönetimden hal etmek.Torunu Mehmet'i başa geçirip yeniden saltanat naibesi olmak.Bu gerçekleşirse bulundukları mevkii ve servetin ötesine geçebilecekleri vaadiyle ordu ulema ve vezirlerin bir kısmını kendi yanına çekmeyi başardı.

Herşey yazılmış gibi okunur gibi oldu.1648'de tahttan indirildikten sonra İbrahim Han'ın tüm ömrü boyunca korktuğu başına geldi.

Öz be öz anasının emri ile hapis tutulduğu odada ibrişimle öldürüldü.

Yeniden saltanat naibesi olup (IV.Mehmet henüz 6 yaşındadır) servetine servet katmaya devam ederken hayır işleri yapmayı da ihmal etmiyordu elbette.Başkentte yükselen minareler şifahaneler onun girişimi ve yatırımlarıyla vücut buluyordu.58 yaşına gelmiş olmasına rağmen 'Valide-i Muazzama' ünvanı ile dahi yetinecek bir kadın
değildi hala.

Küçümsediği Valide Sultan Hatice Tarhan İbrahim Han'ın Kösem tarafından öldürtüldüğü gerçeğiyle yeniçeri ağalarını yanına çekmeyi başarmıştı.Çocuk padişahı zehirletme girişimi de öğrenilince sonun başlangıcı için bütün düzen hazırlanmış oluyordu.1651 yılının 2 Eylül'ünü 3 Eylül'e bağlayan gece
Kösem bir perde kordonuyla boğularak öldürüldü.61 yaşındaydı.

Kösem Türk Tarihi'nin en büyük
kadın
larından değildi belki ama en ünlülerindendi.Yaşamı Osmanlı taht sisteminde facialara yol açsa da Osmanlı Devleti yıkılıncaya kadar onun soyundan gelen padişahların yönetime geçmesini sağlamıştır.

O sadece Bosnalı bir kadın
olarak aile kütüğünde isim olarak kalmamış insanlığın hafızasının bir parçası haline de gelmiştir.



KÖSEM SULTAN ve TURHAN SULTAN

Kaynana Kösem Sultan gelini Turhan Sultan'a karşı

Kaynana Kösem Sultan gelini Turhan Sultan'a karşı
 

 

Kösem Sultan, Osmanlı’da kadınlar Saltanatı denilen dönemin en etkili saray kadınıdır. IV. Murad’ın annesi. Aynı dönemde etkinliği artan diğer bir Padişahiçe’de Turhan Sultan’dır. Turhan Sultan, Kösem Sultan’ın gelini olup, diğer oğlu Sultan İbrahim’in eşidir. Osmanlı Devleti, üzerinden Kösem Sultan etkisini atamadan bir de Turhan Sultan’ın dönemini yaşamıştır.

Osmanlıda Padişah anneleri yaşıyorsa “ Valide Sultan” ünvanı ile protokolde ikincidir. Kösem Sultan’ın oğulları IV. Murad ve İbrahim dönemlerinde Valide Sultanlığı elinde bulundurmuştur. Torunu 6 yaşındaki IV. Mehmed tahta çıktığında normalde Valide Sultanlık Turhan Sultan’a verilmesi gerekirken Padişah küçük olduğu için devlet işlerini onun adına yürütmesi gereken kurum olan “Saltanat Naibliği” tekrar ninesi Kösem Sultan’a verilmiştir. Kösem Sultan böylelikle Valide Sultanlığı’da elinde bulundurmuş oluyordu, bu durum tabiî ki gelinini çok memnun etmiyordu.

Gelin Turhan Sultan, kaynanası Kösem Sultan yüzünden bir türlü yükselemiyordu. Kösem Sultan'ın, IV. Mehmed’in yaşı büyüdükçe naibliği asıl sahibi Turhan Sultan’a kaptırma tehlikesine karşı, gelinini saf dışı bırakması gerekiyordu. Bunun tek yolu onun oğlunu yani torununu tahttan indirmesiydi. Ve torunu IV. Mehmed’i öldürtmeye karar verdi.

İki Sultan arasındaki güç mücadelesi artık ayyuka çıkmıştı. Kösem korkusu birçok Turhan Sultan yanlısını sindirmişti. Ocak Ağaları, muhaliflerin Turhan Sultan’ı kışkırttığını öğrenince, gelinini ve adamlarını öldürtmesi için Kösem Sultan’a baskı yapıyorlardı. Ama Kösem Sultan buna yanaşmadı. Onları öldürtmek muhalifleri arttırabilirdi. Ona göre bu işi halletmenin tek yolu, torunu Padişah IV. Mehmed’i öldürmekti.

Kösem Sultan iki kavanoz zehirli şerbet hazırlattı. Sadık adamlarından Üveys Ağa’ya bu şerbetleri Padişahın içecekleri arasına koyması talimatını verdi. Ancak yüksek rütbeli cariyelerden Meleki Kalfa, bu olaya şahit oldu ve bu cinayet girişimini Turhan Sultan’a haber verdi. Turhan Sultan 18 yüksek rütbeli Ağasını topladı. Bazıları Padişahın hocaları idi. Bu Ağalar, Padişahı korumak için Kösem Sultan’ı öldürmeye yemin ettiler.

3 Eylül 1651 gecesi 62 yaşındaki Kösem Sultan’ın dairesi basıldı. Ve bir kordonla boğuldu. Turhan Sultan, Saltanat Naibi olarak Padişahın vekili oldu. Ertesi gün tüm Kösem sultan yanlıları idam edildi.

Bir gelin kaynana mücadelesi daha tarihin sayfalarında sona ermişti. Valide Sultanlığı sonunda ele geçiren Turhan Sultan, danışmanlarını ilim-irfan sahibi ama politikacı olmayan kişilerden seçti. Bunlarla gizlice görüşüyor, çoğu zaman bu danışmanların kim olduğunu kimse bilmiyordu.

Turhan Sultan, tüm görevlere uygun adamlar bulmuş fakat Sadrazamlığa bir türlü iyi birini bulamamıştı. 5 yıl içinde, Damad Siyavuş Paşa, Gürcü Mehmed Paşa, Tarhuncu Ahmed Paşa, Derviş Mehmed Paşa, Damat İbşir Mustafa Paşa, Kara Murad Paşa, Damad Süleyman Paşa, Deli Hüseyin Paşa, Zurnazen Mustafa Paşa, Boynueğri Mehmed Paşa Sadrazamlığa getirildi.

En sonunda Mimar Kasım Ağa’nın önerisiyle ancak bazı şartlarla bu görevi kabul eden ve Osmanlıyı biraz toparlayan Köprülü Mehmed Paşa Sadrazam olarak, bu görevdeki boşluğu doldurmuş oldu.

Köprülü sayesinde, Turhan Sultan sevmediği devlet işlerinden elini eteğini çekti. Naibliği de 15 yaşına gelen oğlunu “reşid” ilan ederek bıraktı. Yine de gizli danışmanları sayesinde devleti kollamaya devam ediyordu. Edirne sarayında oturuyor, ilim adamaları ile sohbet ederek vakit geçiriyordu.

Tarihçiler, Turhan Sultan’ın en önemli hizmeti olarak kadınların Osmanlı yönetimindeki saltanatına son vermesini gösterirler. 1683 Temmuzunda 56 yaşında ölen Turhan Sultan, 34 yıl, 10 ay, 28 gün süre ile en uzun Valide Sultanlık yapmış Padişah annesidir.



Osmanlı Padişahlarının Hususiyetleri

1. Osman Gazi' den İkinci Murad' a kadar ilk altı hükümdar Bursa' da ve ondan sonrakiler de İstanbul' da medfundur. Yalnız son padişah altıncı Mehmed Vahideddin' in mezarı Şam' da ve son halife Abdülmecid' in kabri de Medine' dedir.

2. Osmanlı tarihinde en çok yaşayan hükümdar 78 yaşında vefat etmiş olan Orhan Gazi, en çok yaşayan ikinci padişah da 75 sene 4 ay 19 gün yaşadıktan sonra 76 yaşının içinde vefat eden İkinci Abdülhamid' dir. En genç vefat eden padişah da 17 sene 6 ay, 18 gün yaşadıktan sonra 18 yaşının içinde şehit edilmiş olan ikinci ( Genç) Osman' dır.

3. Cülus yaşı bakımından en ihtiyar padişah 65 yaşında tahta çıkmış olan Beşinci Mehmet Reşat, en genci de 7 yaşında tahta çıkan Dördüncü Mehmed' dir.

4. Osmanlı tarihinde 16 hal va' kası vardır. Ama 15 padişah hal' edilmiştir. Bunun sebebi, Birinci Mustafa' nın ikinci defa hal' edilmiş olmasıdır. İkinci Murad' la Üçüncü Ahmed' in hal' leri de " feragat" şeklindedir. Son padişah Altıncı Mehmed Vahidüddin' in hal' i ise saltanatın ilgasından dolayıdır. Hilafetin ilgası hakkındaki kanunda son halife Abdülmecid' in de hal' edilmiş olduğundan bahsedilmekte ise de, onun saltanat sıfatı olmadığı için yekune dahil edilmesi doğru değildir.

5. Osmanlı padişahlarından Murad- ı Hüdavendigar harp meydanında şehit edilmiş. Fatih' te İkinci Bayezid zehirlenmiş, Genç Osman' la Üçüncü Selim ve Sultan Abdülaziz şehit edilmiştir.

6. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi sırasında Sina çölünü ordusu ile 13 günde geçmiştir. Aynı çöl Birinci Dünya Savaşında devrin teknolojisi ile ancak 11 günde geçilebilmiştir.

7.Padişahların 22' si şair, 12' si hattat, 8' i bestekar idi. Biri kuyumcu biri de ok ustası idi.

8. Osman Gazi' den Kanuni' ye kadar ılk on padişah ordu başında ve fiilen Başkumandan olarak bütün seferlere iştirak etmişlerdir. Sarayından ayrılmayan ilk padişah İkinci Selim' dir. Ondan sonra yalnız Üçüncü Mehmet, İkinci Osman, Dördüncü Murat, Dördüncü Mehmet ve İkinci Mustafa harbe gitmiş, diğerlerinden bazıları ordu ile beraber hareket etmişlerse de harp meydanlarına gitmemişlerdir. Bu vaziyete göre fiilen harp etmiş Osmanlı padişahları on beşten ibarettir.

9. Osmanlı tarihinde en uzun saltanat Kanuni' nin miladi takvim hesabı ile 45 yıl, 11 ay, 7 gün süren devri ve en kısa saltanatta Beşinci Murad' ın 93 günden ibaret saltanatıdır.

10. Osmanlı Devleti' nin azami genişleme nisbeti Dördüncü Mehmed devrine rastladığı gibi, küçülmeye başlaması da aynı döneme rastlamaktadır.

11. Osmanlı tarihinde yedi padişahın ölümü bir müddet gizli tutulmuştur. Bunun sebebi, valilikte tecrübe gören halefleri payitahta (başkent) gelip tahta çıkıncaya kadar yeniçerilerin kargaşalık çıkarmalarına meydan bırakmamaktadır. Bu yeni padişahtan Çelebi Sultan Mehmed' in ölümü 41 gün, İkinci Murad' ın 12-16 gün, Fatih' in 1 gün, Yavuz' un 9 gün, Kanuni' nin 48 gün, İkinci Selim' in 7 gün ve nihayet Üçüncü Murad' ın ölümü de 11 gün gizli tutulmuştur.

12.Sultan Üçüncü Mehmed Hazret-i Peygamberin (s.a.v.) adı her anıldığında saygıdan dolayı ayağa kalkardı.

13. Murad Hüdavendigar, Kosova' da şehit olurken son sözleri olarak şöyle demişti:

" Sakın esirleri incitmeyiniz. Ben artık sizleri ve muzaffer ordumuzu Allah' a emanet ediyorum."

14. Cülus denilen taht'a çıkma törenlerinde protokol subayı padişahın yüzüne karşı şöyle bağırdı:

- Mağrur olma padişahım!

Senden büyük Allah var.

15. Ortaçağda Avrupa da soykırıma maruz kalan Museviler, Sultan Beyazıt tarafından İstanbul' a getirilip yerleştirilmiş ve kendilerine iş sağlanmıştır.

16. Sultanahmet Camii temeli atılırken devrin padişahı 1. Ahmet, altın bir kazma ile terleyinceye kadar kendisi bizzat çalışmıştır.

17. Sultan Aziz devri sadrazamlarından Ahmet Esat Efendi (1828-1887) dürüst ve çok kanaatkar bir devlet adamıydı. Yunanca, Almanca, Fransızca ve İngilizce bilen bu büyük insan o kadar kanaatkar ki maaşını 200.000 kuruştan 50.000 kuruşa düşürmüş, diğer devlet adamlarının maaşlarını da aynı oranda indirerek devlet bütçesinde önemli bir tasarruf sağlamıştır.

18. Fatih Sultan Mehmet Han' ın, vefat etmesi üzerine, Osmanlı tahtına çıkan 2. Bayezid' in hükümdarlığını kabullenemeyerek isyan bayrağını açan kardeşi Cem Sultan' ın ağabeyine:

Sen bister-i gülde yatasun şevk ile handan

Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebep ne?

Diye başlayan sitem dolu bir mektup yazması üzerine, ağabeyi Sultan 2. Bayezid' in de:

Çün ruz-ı ezel kısmet olunmuş bize devlet

Takdire rıza vermeyesün böyle sebep ne?

Haccü' l- Harameynüm diye ben davi kılursun

Bu saltanat-ı dünyeviye bunca talep ne?

19. Dünyada ilk standartlar: Sultan İkinci Bayezit tarafından 1502 yılında yürürlüğe konan " Kanunname-i İhtisab-ı Bursa" ( Bursa Belediye Kanunu) dünyanın bilinen ilk standartlarının vesikasıdır.

20. İçi yivli toplar: Yavuz Sultan Selim Han' ın, 1517 senesinde Ridaniye Savaşı' nda, ilerigörüşlü babası Sultan 2. Bayezid' in, icadı olan " içi yivli toplar"ı kullanarak büyük başarılar elde etti.



Osmanlı Padişahlarının Ölüm Nedenleri

ORHAN GAZİ: 82 yaşındayken felç yüzünden 1362' de öldü.

2. MURAT: Şiddetli bir baş ağrısı sebebiyle yatağa düştü ve üç gün sonra 1451' de öldü. Ölüm sebebi beyin kanaması veya beyindeki bir tümördür.

YAVUZ SULTAN SELİM: 21 Eylül 1520' yi 22 Eylül' e bağlayan gece kanserden vefat etti.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN: 1566' da Zigetvar Kuşatması' nın son günü 6-7 Eylül gecesi beyin kanamasından öldü.

2. SELİM: 1574' te göğüs boşluğunda meydana gelen kanama yüzünden öldü. İddialara göre bir hamam alemi sırasında düşüp yaralanmıştı.

3. MURAT: 17 Ocak 1595' te prostat kanserinden öldü.

3. MEHMET: Bir gün saraya dönerken yolda karşılaştığı bir meczub " 56 gün sonra gelecek kazadan kurtulamazsın. Gafil olma padişahım." Bu olay 3. Mehmet' i derinden etkilemişti. Padişah yemeden içmeden kesildi ve 22 Aralık 1603' te kalp krizi geçirerek öldü.

1. MUSTAFA: Osmanlı tarihinde tek "Deli" padişahı olan Sultan Mustafa 1623' te tahttan indirildikten sonra 20 Ocak 1639' da bir sara nöbeti sırasında öldü.

4. MURAT: Osmanlı Devleti' ne eski parlak günlerine döndüren 4. Murat gençlik döneminde çektiği sıkıntılar ve çevresinin de etkisiyle aşırı derece de içkiye düşkündü. 8 Şubat 1640 gecesi sirozdan öldü.

4. MEHMET: 1687' de tahttan indirildikten sonra dört yıl hapis hayatı yaşadı. Yakalandığı zatürrenin ilerlemesi sonucu 6 Ocak 1693' te öldü.

2. MUSTAFA: 1703' te bir isyan sonucu tahttan indirildi. Bu olayın üzüntüsünü üzerinden atamadan 29 Aralık 1703' te prostat kanserinden öldü.

3. AHMET: Patrona İsyanı sonucu tahttan indirildi.Yıllarca Topkapı Sarayı' nda hapis hayatı yaşadıktan sonra şeker hastalığının vücudunda meydana getirdiği tahribatın sonucunda 24 Haziran 1736' da öldü.

1. MAHMUT: 21 yıl padişahlık yaptıktan sonra, 13 Aralık 1754' te bir cuma namazı dönüşünde saraya dönerken attan düşüp beyin kanaması geçirip öldü.

1. ABDÜLHAMİT: 1787-1791 Osm- Rus savaşı sırasında Anapa Kalesi' nin Ruslar' ın eline geçtiği haberi üzerine beyin kanaması geçirdi ve bir süre sonra 7 Nisan 1789' da öldü.

2. MAHMUT: Osmanlı modernleşmesinin başlatıcısı olan İkinci Mahmut aşırı derecede içki içerdi. 28 Haziran 1839' da veremden öldü.

SULTAN ABDÜLMECİT: Tanzimat Dönemini başlatan sultan 25 Haziran 1861' de babası 2. Mahmut gibi veremden öldü.

5. MURAT: Tahtta en kısa süre duran Osmanlı padişahıdır. Müzmin şeker hastası idi. Bu hastalığın vücudunda meydana getirdiği tahribatın neticesinde 29 Ağustos 1904' te öldü.

2. Abdülhamit: 10 Şubat 1918' de Beylerbeyi Sarayı' nda 76 yaşındayken yakalandığı zatürrenin ilerlemesi sonucu veremden öldü.

5. MEHMET REŞAT: Müzmin şeker hastası idi. Şekerin vücudunda yaptığı tahribat sonucunda 3 Temmuz 1918' de öldü.

6. MEHMET VAHİDEDDİN: Son Osmanlı padişahı olan Vahdettin San- Remo' da 16 Mayıs 1926' da kalp krizinden öldü.

FATİH SULTAN MEHMET: Fatih Sultan Mehmet Mayıs 1481' de Mısır Memlük Devleti üzerine sefere çıktı. Gebze yakınlarında hastalanınca Başhekimi Lori müdahale etti ancak sultanı tedavi edemeyince eski Başhekim Yakup Paşa, sultanı iyileştirmekle görevlendirildi.Yakup Paşa bazı ilaçlar vererek padişahın sancısını azaltmak istedi fakat ilaçların faydası olmadı. Fatih kısa bir komadan sonra 31 Mayıs 1481' de Gebze' de Hünkar Çayırı' nda öldü. Fatih dönemi uzmanı Franz Babinger, sultanın zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etti. Bu görüş ilim çevrelerinde günümüze kadar süren tartışmalara sebep oldu.

SULTAN ABDÜLAZİZ: 1861 ile 1876 yılları arasında Osmanlı tahtında bulunan Sultan Abdülaziz de Fatih' ten sonra en fazla tartışılan padişahtır. Tahttan indirildikten birkaç gün sonra 1876' da Feriye Sarayı' nda bilekleri kesilmiş bir halde bulunan padişahın tahttan indirilmesinin üzüntüsü ile intihar ettiği söylenir. Ancak öldürülmüş olma ihtimali daha yüksektir.

YILDIRIM BAYEZİT: En büyük Osmanlı komutanlarından olan Yıldırım Bayezit 1402' de Ankara Muharebesi' nde Timur' a esir düşmüştü. İçine düştüğü durumu hazmedemeyen padişah yüzüğündeki zehiri içerek 1403' te Akşehir' de intihar etti. Zehirle ölen bir diğer Osmanlı padişahı da aynı ismi taşır. Fatih' in oğlu İkinci Bayezit, Nisan 1512' de askerin isyanı sonucunda oğlu Yavuz Sultan Selim lehine tahttan çekildikten sonra ömrünün kalanını geçireceği Dimetoka' ya doğru yola çıktı. Ancak buraya varmadan 21 Mayıs 1512' de öldü. Muhtemelen Yavuz ileride bir taht kavgasının çıkmasını önlemek için babasını zehirlemişti.

1. MURAT: Harp sahasında şehit olan tek Osmanlı padişahıdır. 15 Haziran 1389' da Sırplar' ın büyük bir bozguna uğratıldığı Birinci Kosova Savaşı' nın sonunda Sırp Kralı Lazar' ın damadı Miloş Obroneviç padişahın huzuruna çıktığı sırada göğsünde sakladığı hançeri Birinci Murat' a saplayarak sultanı şehit etti.

GENÇ OSMAN: Osmanlı tarihinde bir isyan sonucu öldürtülen ilk padişah 2. Osman' dır. İkinci Osman, çevresindekilerin yanlış yönlendirmesi ve kendisinin de gençliğin verdiği tecrübesizlikle askerin isyanına sebep oldu. Sadrazam Davut Paşa ve yanındakiler Yedikule' de genç padişahı bir kementle yakalayıp boğdular.

2. SÜLEYMAN: 40 yıl sarayda hapis hayatı yaşadıktan sonra 1691' de tahta çıktı. Viyana Bozgunu yıllarında sıkıntılı geçen dört yıllık bir padişahlığın ardından 6 Şubat 1695' te böbrek yetmezliğinden öldü.

SULTAN İBRAHİM: Öldürülen bir diğer Osmanlı padişahı Sultan İbrahim' dir. Sultan İbrahim 7 Ağustos 1648' de tahttan indirilip, yerine küçük yaştaki oğlu Mehmet geçirilmiştir. Ancak tahttan indirilen padişah kapatıldığı yerde 10 gün kalabildi. Feryatları bütün saray halkını etkiliyordu. Sultan İbrahim' i yeniden tahta çıkarmak isteyenlerin sayısı artınca Kösem Sultan ve devlet ileri gelenleri sultanı 18 Ağustos 1648' de boğdurttular.

3. SELİM: Osmanlı tarihinde adı yeniliklerle anılan Sultan 3. Selim, Kabakçı İsyanı' yla Mayıs 1807' de tahttan indirilip, yerine 4. Mustafa geçirilmişti. Sarayda hapsedilen padişahı tekrar tahta çıkarmak için Nizam- ı Cedit taraftarları Rusçuk' ta örgütlendiler. Alemdar Mustafa Paşa bir orduyla İstanbul' a gelerek Sultan Selim' i tekrar tahta çıkarmak istediler. Ancak tedbirli davranmadığı için Dördüncü Mustafa taraftarları 28 Temmuz 1808' de Üçüncü Selim' i öldürdüler.

4. MUSTAFA: Üçüncü Selim' i öldürten Dördüncü Mustafa' da aynı akıbete uğradı. Askerlerin dördüncü Mustafa' yı tekrar tahta çıkarmaya teşebbüs etmesi üzerine tahtını emniyete almak isteyen 2. Mahmut onu 17 Kasım 1808' de boğdurttu.



Sayfaya Git: [1/2] 1 2 Sonraki