Millet Mekteplerinin Önemi

MİLLET MEKTEPLERİ

Millet mektepleri, yeni Türk harflerinin kabulünden sonra, halka okuma yazma öğretmek amacıyla kurulan okullar (1928).

1927’de açılan halk dershaneleri, hiç okuyamamış ya da istediği öğretim düze­yine erişememiş olanları, bir cumhuriyet yurttaşının bilmesi gereken temel yurttaş­lık bilgileriyle donatmak, ulusal kültür ve ülküyü yurt çapında güçlendirmek ama­cını taşıyordu.

3 Kasım 1928’de yürürlü­ğe giren yasayla yeni Türk harflerinin ka­bulünden sonra halk dershaneleri, Türk abecesinin hızla öğretilmesi için Maarif Vekâleti’nin 21 Kasım 1928 tarihli yönetmeli­ği ile “Millet Mektepleri” adıyla yeniden örgütlendi ve geniş bir halk eğitimi hare­keti başlatıldı. Gazi Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), “Başöğretmen” kimliğiyle kara tahta başında halka okuma yazma öğret­tiği gibi, tüm milletvekillerini, devlet görev­lilerini ve öğretmenleri bu yolda seferber etti.

Millet mektepleri, 16-45 yaş arasında binlerce kadın ve erkeği çatısı altında top­ladı. İki dönem olarak örgütlendirilen bu okulların her iki dönemi de dörder ay sü­reliydi. Birinci dönemde daha çok okuma yazma öğretimi üzerinde duruluyor, ikin­ci dönemde ise aritmetik, sağlık bilgisi, yurt bilgisi derslerine ağırlık veriliyordu. Bu okulları bitirenlere Atatürk tarafından bir Anayasa metni armağan ediliyordu.

Bu seferberlik ruhunun verdiği coşku ve ye­ni harflerin sağladığı kolaylıkla ilk beş yılda bir buçuk milyon kişiye okuma yazma öğretildi. Besleyici yayımlardan yoksun te­mel eğitim görmüşlerin zamanla okurya­zarlıklarını yitirebilecekleri düşüncesiyle, 1930’da Halk okuma odaları açıldı. 1936’da okuma odalarının sayısı 500’e yükseldi. Bu gelişme, giderek yavaşladı; 1950-1951 öğretim yılında okuma yazma öğretilenlerin sayısı 1.424’e düştü.

Millet mektepleri uygulaması 1953-1954 ders yılında yeniden ele alınarak Halk Dershane­leri adı altında örgütlendirildi. Bu kurslar­dan diploma alanların sayısı 1950’li yıllar­da 10.000 – 15.000 arasında değişti ve etkinlik yığınsal bir nitelik alamadı. Halk eğitimi örgütü kurulduktan (1960) sonra, 1960-1961’de 78.901’e yükselen okurya­zarlık belgesi alanların sayısı, 1965 -1966’da 25.021’e düştü.

İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda (1968-1972) tüm kamu kuruluşları ve gönüllü derneklerin işbirli­ği ile beş milyon kişiye okuma yazma öğ­retilmesi öngörüldü. Buna karşılık 1968 -1970 arası ancak 917.000 kişiye okuma yazma öğretilebildi. 1981’de yeni ve bü­yük bir kampanya ile okuryazarlık oranını yükseltme girişiminde bulunuldu ve tüm ülkede 55 000 kursta 1.200.000 dolayın­da kişiye okuma yazma öğretildi.

Bu uy­gulamalar, günümüzde, Halk eğitim merkezleri tarafından A ve B adlı iki aşamalı kurslar halinde yürütülmektedir. A aşamasında okuma yazma öğretimi yapılmakta, B aşamasında ise ilkokul dü­zeyinde temel eğitim verilmektedir.

kaynak:Büyük Larousse Ansiklopedisi-Milliyet Yayınları


Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
E-Mail:
Mesajınız:
Doğrulama: Güvenlik Kodu