TÜRK DEVLETLERİNDE SOSYAL YAPI

                                              SOSYAL YAPI

 

Eski Türk topluluğunun sosyal yapısı hakkında şimdiye kadar ileri sürülen tas­nifler hem bünye, hem de isimlendirmeler bakımından birbirini tutmamaktadır . Türklerin çeşitli devirlerde, çeşitli bölgelerde bazı bünye değişikliklerine uğradıkları ve bununla ilgili olarak başka başka tâbirler kullandıkları şüphesizdir. Bununla bera­ber, Bozkır kültürü dediğimiz aslına en yakın Türk kültürü içinde cemiyet şeklini ortaya koyabilmek için bazı imkânlara da sahibiz. Bu hususu Gök-Türk topluluğu sosyal bünyesi herhâlde hareket noktası vazifesini görebilecektir. Ana kaynağımız Orhun kitâbelerinde geçen, konu ile ilgili tâbirler meseleye ışık tutacak durumda­dır.

 

Orhun kitabelerine göre Türk bozkır cemiyetinin yapısını şöyle tesbit etmek mümkündür;

 

Oguş = âile

 

Urug=aileler birliği

 

Bod - boy, kabile (Ok= kabile. Bir siyâsî teşkilâta bağlı)

 

Bodun = boylar birliği (siyâsî yönden müstakil veya değil)

 

il (el) = müstakil topluluk, devlet, imparatorluk.

 

A) Eski Türk cemiyetinde ilk sosyal birlik olan âile bütün içtimaî bünyenin çekirdeği durumunda idi. Kan akrabalığı esasına dayanıyordu. Türkle­rin, dünyanın dört bucağına dağılmalarına rağmen varlıklarını korumaları, âile yapısına verdikleri büyük ehemmiyetten ileri gelir ki, bunun bir delili de Türk dilin­de, başka milletlerde rastlanmayan zenginlikte mevcut olan akrabalık nüanslarını belirleyici kelimelerdir.

 

12 Hayvanlı Türk takvimi

Eski Türk âilesi "Geniş âile" şeklinde görünmekte ise de, aslında "Küçük âile" tipinde kurulu bulunması akla daha yakın gelmektedir. Çünkü Türk âilesi; âile reisinin, âdeta mülk sayılan âile efradı üzerinde kesin söz hakkına sahip eski Yunan'daki "genose" ve Roma'daki "gens" (geniş aileler) den çok farklı olduğu gibi islav'lardaki, âile büyüğünün bütün âile halkına köleleri gibi hükmettiği, kollektif mülkiyete dayalı, tipik "geniş âile" olan "zadruea"ya da benzemez. Bu tip âilelerde evlâtlar, anlaşılacağı üzere, mülk ve söz hakkından yoksunluğun baskısı altındadır.Gelişmiş çoban âilesinde ise ortaklık yalnız otlaklar ve hayvan sürülerinde görülür. Türkçe'de izdivaç için kullanılan "evlenme" veya "evlendirme" tâbirleri, evlenen erkek veya kızın baba ocağından ayrılarak ayrı bir ev (âile) meydana getirdiğinin ifadesidir. Umumiyetle, bilindiği gibi, dıştan evlenme (exo- gamie)'nin esas olduğu ve "sulta" (zor, cebir)'ya değil,"velâyet" (dost,yardımcı)'e dayanan baba hukuku'nun geçerli bulunduğu Türk âilesinde evlenen oğullar, hisselerini alıp yeni âile kurmak üzere çıkarlar, baba evi ise en küçük oğula kalırdı. Esasen dağınık çobanlık hayatı "Büyük âile" kuruluşuna elverişli değildi. Onlar belirli toprak üzerinde kümelenip bir arada oturamazlardı. Böylece "Küçük âile" nizamında yaşayan eski Türkler daha hür fertler yetiştirmek imkânına sahip idiler . Türklerde "leviratus" (ölen erkek kardeşin dul kalan zevcesi ile, veya dul fakat genç ve çocuksuz üvey anne ile evlenme şekli) mevcuttur ve umumi­yetle tek zevceli'lik (monogamie) görülür . Eski Türk topluluğunda hür olan ve Asya Hunlarından beri ata binip ok attığı , top oynama, güreş gibi ağır spor yaptığı, savaşlara katıldığı tesbit edilen, namus ve iffetine düşkünlüğü yabancı kaynaklarda (İbn Fadlan, Gardîzî vb.) bilhassa belirtilen Türk kadını itibar sahibi olup, muharebede düşman eline geçmesi büyük zillet sayılırdı.

 

Eski Türklerce kullanılan kanğ (baba) ve ög (anne) kelimelerinin 9. yüzyıldan itibaren ata ve ana olarak değiştiği anlaşılıyor. Türklerde ailede akraba adları­nın zenginliği aileye verilen önemi gösterir.

 

Her cemiyetin kendi âile nizamı üzerine kurulu olduğu, âile içi münasebet­lerin sosyal ve hukukî yönlerden cemiyetin türlü cephelerinde müşahede edildiği bilinir (âile tipinin değişmesi bütün sosyal yapıyı da değiştirebilir). Bu bakımdan Türk âilesi dikkate değer hususiyetler taşımaktadır. Türk âile sisteminin esasları eski Türk siyasî, sosyal hemen bütün kuruluşlarına ve fertlerin davranışlarına yansı­mıştır. ileride tafsilâtı ile açıklanacağı üzere, eski Türk cemiyetindeki hususî mülki­yette, ferdî hukukta, hürriyet ve istiklâl tutkunluğunda, insanları himayeye yönelik sosyal davranışlarda, adalet, dinî tolerans anlayışlarında ve bütün bu saydıklarımızı gerçekleştirmek ve korumakla görevli olan devlet'in "baba" telâkki edilmesinde Türk âilesinin -ana, baba, evlât münasebetlerinde temellenen- prensiplerini görmek mümkündür. Esasen eski Türk devleti iki sosyal birliğe dayanmaktadır: âile ve ordu.

 

B) Urug tâbirinin sosyal bünyede neyi ifade ettiği sarih değildir Herhâlde "âileler birliği" mânasında alınması icap etmektedir.

 

C) Aileler veya uruglar bir araya geldiği zaman "Boy" (eski Türkçe aslı:"bod") teşekkül ediyordu ve başında, boydaki iç dayanışmayı muhafaza etmek, hak ve adaleti düzenlemek ve gerektiğinde silâhla boyun menfaatlerini korumak ile vazifeli bey (bâg, beğ, bî) bulunuyordu. Buna göre boy, siyâsi mahiyette bir birlik idi. Belirli arazisi ve savaş gücü vardı; mülkü ve hayvan sürüleri başka zümrelerinkin- den ayırt edilmekte idi. Moğol'larda, Roma'da, Eski Yunan'da ve Câhiliye devri Arapları'nda, benzer kuruluşlar başındaki sorumlu şahıslar aynı zamanda dinî reis oldukları hâlde, bey'in böyle bir fonksiyonu yoktu. Bir siyâsî birliğe dahil ol­muş boy'a "ok" deniyordu.

 

Eski Türklerde bir hediye

Eski Türk boylarının adları boyun bu siyâsî ve sosyal hususiyetlerini meydana koymaktadır. Bu adlar şöyle sınıflandırılmıştır:

 

a- Askerî teşkilât ve unvanlarla ilgili olanlar (Çor, Yula, Kapan, Külbey, Yabaku, Yeney, Çepni, Taryan, iğdir, Buku, Tarduş vb.).

 

b- Askerî-siyâsî hâdiselerin tesirinde meydana gelenler (Hazar =Kazar, Uygur, Sabar, Kabar, Kesi, Bulgar vb.).

 

c- Büyük, şöhretli, zengin mânalarında olanlar (Bayındır, Bayat, Çavuldur, Tabgaç vb.).

 

ç- Adam veya insan mânasını verenler (Hun, Agaçeri, Kumeri, Mogeri -Magyeri=Magyar vb.).

 

d- Hal ve tavır veya hava hâdisesini bildirenler (Argu, Argın, Çuvaş, Karluk, Boran, Kürt vb.).

 

e- Kuvvet, sağlamlık, cesaret, fazilet ifade edenler (Türk, Kayı, Kangar, Karan, Gyormati, Ertim = Erdem, Kınık vb.).

 

f- Boylar birliğine katılanların sayısına göre adlandırmalar (On-ok, Dokuz- oğuz, On-Uygur, Üç-Karluk, Utur-gur =30 Ogur, vb.).

 

Oğuz ( Oğuz) adı da (Ok+uz = Ok'lar, ) birbirlerine bağlanarak belirli bir siyâsî teşkilât kurmuş Türk boyları mânasındadır.

Görüldüğü üzere, Türk boyları ve umumiyetle Türk siyâsî kuruluşları şahıs adları ile anılmamışlardır

Boy beyleri cesareti, malî kudreti ve doğruluğu ile tanınmış kimseler arasın­dan seçim yolu ile iş başına gelirlerdi. Seçici hey'et herhalde boy'u meydana getiren âile ve soyların temsilcilerinden kurulu olmalıdır. Bu hey'et, eski Türk dev­letlerinde mevcut "meclis" (Toy)'lerin küçük çapta bir ilk tipi olarak görünmekte­dir. Müstakil olan veya daha yüksek siyâsî birliğe katılmış bulunan boy'lar, yaylak­larda hayvanlarını, göçlerde kendi mülklerini ayırt edebilmek için özel damgalarını kullanırlardı. Boy'un bu "sosyo-politik" karakteri, bodun'a ve özellikle Türk devle­tine bünyevî yapı verdiği için devletin kuruluşunda, çözülmesi ve yeniden kurulma­sında başlıca manivela durumundadır. Bu sebeple çok önemlidir.

D) Boylar birliğine "Bodun" deniyordu. Başında umumiyetle, arazisinin genişliğine ve halkının çokluğuna göre yabgu, şad, ilteber vb. gibi unvanlar taşıyan idarecilerin bulunduğu "bodun" müstakil veya bir "İl"e tâbi olabilirdi. Boylar ço­ğunlukla soy ve dil birliğine sahip oldukları hâlde, Bodun'ların daha ziyade, boy­ların sadece sıkı işbirliğinin meydana getirdiği siyâsî topluluklar olduğu anlaşılı­yor. Bugünkü "halk" tâbirinin eski Türkçe'de karşılığı ise "kün" (>gün) idi Fakat "ulu;" sözü kavim veya herhângi bir topluluk değil, yer, memleket, ülk* mânasında idi.

Bunlara göre, Bozkır Türk topluluğunun siyâsî teşkilâtlanma gelişmesinde şöyle bir yol tesbit edilebilmektedir: ilk siyâsî birlik olan boy'un bünyesi sağlam- laşıp, askerî gücü artıp, arazisi genişledikçe birliğin sosyal, ekonomik statüsünde istikrarı koruyabilmek için, Bey'in âilesi "sülâle" vasfı kazanmakta ve seçime ancak -il’de görülen hallerde olduğu gibi- müstesna durumlarda müracaat edilmektedir (ilk devir Uygur, Karluk, Türgiş toplulukları; Peçenekler, Kıpçaklar; islami devirde Türkmen Beylik'leri böyledir). Bodun'larda "beylik" selâhiyetlerinin bodun'un başkanı lehine kısıtlandığı âşikârdır, fakat henüz il bütün hususiyetleri ile mevcut değildir. Eski Türk topluluğunda siyâsî teşkilâtlanmanın en üst kademesi olan il (devlet), hukukî, askerî, idarî yapıda büyük değişiklik meydana getirmektedir.

 

 


Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
E-Mail:
Mesajınız:
Doğrulama: Güvenlik Kodu